Yeniden Yaratım

Nedir bu olan biten? Niye varolduk, niye yaşıyoruz? Birşeylere tutunup devam

ediyoruz? Nasıl bir döngünün içindeyiz? ve başka bir sürü soru.

Tanrıya inanmıyorum. Tanrının olmadığı bir evrende anlam bireyseldir. Bireyin

kendini yönelik çabasıdır anlamı. Bu anlam ise kişinin kendi tarihinde gizlidir.

Doğum ile başlayan bu süreçte şu an içinde olduğumuz durumu, kendimiz

dediğimiz şeyi anlayabilmek için geçmişimize doğru gitmeliyiz. Bebeklikten

itibaren kurduğumuz yapıların ‘nasıllarına ve niyelerine’ bakabilmeliyiz.

Dünyaya atılmışız ve bizi izleyen, cezanladıran ya da ödüllendiren ve bu haliyle

yaşamımıza anlam olanağı sağlayan bir varlık olmadığına göre çok boktan bir

dünyada yaşadığımızı kabul etmekle işe başlasak iyi olur. Dünyaya geliş

sebebimiz iki insanın anlam sorunun birleşmesinin bir ürünüdür. Kendi hayatında

bu anlamı yaratamayış taptaze bir yaşam ile bunu yeniden yaratma olanağıymış

gibi durur bu iki insanın karşısında. Tabi bunun farkında değilledir. Daha bilinçsiz

bir dışavurumdur bu. Bu haliyle bir çocuğa ihtiyaç duymak tamamen psikolojik

bir durumdur. Ne neslin devamı ile ilgilidir ne de kadının annelik güdüsü ile ilgilidir.

Haliyle çocuk yapmak yanlıştır. Ama bu yanlışın farkına varabilecek ve bunu

kabullenebilecek insan azdır.

Dünyaya geliş böyle bir nokta ile başladığından yenik başlarız. Yenik başladığının

farkına varmak bir çok kavramı alt üst eder. Aile, ilişkiler, sorumluluklar yani

düzenin toptan kendisi. Tüm bunlar çeşitli kurgular üzerinden anlamlandırılmıştır

ve bir çoğu yanlış içeriklerle doludur. İşte bu yüzden birey kendi yaşamından

kalkarak tüm içi doldurulmuş kavramları sorgulayıp birşeylere ulaşabilir. Diğer

türlüsü ezbere yaşamaktır. İnsanın kendini bu anlamda yeniden yaratımı kendi

anlamına denk düşer. Bu zorlu ve çok gerçekçi bir süreçtir. Asıl ve güzel olan;

İnsanın belki yıllarca farkına varamadığı sebepler zincirini görebilmeye başlaması

ve bunu bir ucundan yakaladıktan sonra dahası için çabalayışıdır.

Acımak: Sevgi noksanlığı

Acımaya gerek mi vardı,
Kimseyi fakir yapmasak;
Ve Merhamet de gereksizdi,
Herkes bizceleyin mutluyken;

William Blake

**

Bir yerinden bişey koparsa acır; çünkü sen sevginin ta kendisisin. Sevginin kaybı acı verir.

**

Dikkatinize dikkat edin frekanslar. Bunu ikibin yılından beri yazarım. Belki tuzağa düşmemek için kendime hatırlatmalar yapıyorum; çünkü dünya ortamında kendimizi tuzağa düşürecek öyle şahane senaryolar var  ki! Üçünden beşinden sıyırsanız altıncının tuzağına kolayca düşebilirsiniz. Şimdi ve burada yaşamanın ne demek olduğunun otuz yıldır lafı edildiği halde ne demek olduğunun anlaşılamaması bile bir yönümüzün buna şiddetle karşı çıktığının göstergesi. İnsanlar basit şey istemiyorlar, karışık ve karmaşık şeyler içinde kaybolup gitmek onlara DEĞİŞMEMEK için büyük bi garanti sunuyor. Aman dönüşülemesin de ne olursa olsun! Gerçekten insan frekanslarım durumu abartmadım. Gelin bu döngülerden çıkalım, korkacak bi şey yok bunda.(Tıklayınız)

**

Kryon’dan benden ortaya karışık holografik esintiler

Birlikte, yalnız olduğumuzdan daha zekiyiz. Ve her birimiz, kendi dönüşümümüzden sorumluyuz.

*

Bir nesil ölür,bir diğeri doğar ve hepsi,anne ve babalarının nefret ettiği insanlardan,şeylerden nefret ederler.Sonuçta hiçbişey değişmez.

*

Tek gereken yalnızca BİR İNSANın bir adım atması ve nefretii sürekli kılmayacak bir bilinç yaratmasıdır.Daha önce yapıld, yine yapılabilir!

*

Bir ben var benden içeri, benden iyi; geçmişten gelen geleceğin temsilcisi.

*

Sen bi yol inşa edersen ve bazı insanlar o yolda yürürlerse, onları sen mi yürütmüş olursun? Hayır sen sadece yolu yaptın, üzerinde yürüme kararını onlar verirler.
“Peki ya üzerinde bir kişi bile yürümezse, ne hissedersin?”
“Bilmem sanırım başıma hiç gelmedi, er ya da geç bi kişi yürümüştür. Aslında bu olasılığı hiç düşünmemiştim! Başıma gelmeden bilemem, sanki şu an farketmez gibi geliyor; çünkü ben yol inşa etmekten zevk alıyorum.”

*

Zaman içinde merhamet duygusu hızla artar, bu değişmekte olan bilincin bir parçasıdır. Geçmişteki üstadların ortak özelliği merhametti.

*

Bazen potansiyeller öyle barizdir ki kendilerini yanıtlar gelmeden önce belli ederler! (soruyu kim sordu? Ona bunu sormasını kim söyledi ya da hangi şey gerektirdi, ona iyi bakın!)

*

Şiddet, şiddete karşı çare değil körük olur ancak. Ülkemize ve gezegenimize daha çok merhamet gerekiyor.

*

2012 Bilmecesine Astrolojik Bakış

Karşıt konumdaki gezegenlerin enerjilerinin, birbirlerine taban tabana zıt olması, diğer gezegenlerin karşıtlıklara göre daha zorlaştırıcı bir durumdur. İşte Satürn-Uranüs karşıtlığında durum tam da böyledir. Ama şunu da unutmamalıdır ki, hangi enerjiler karşıt durumda olursa olsun, dengesizlik ve çatışma yoluyla da olsa değişimi beraberinde getirirler.

Satürn-Uranüs karşıtlığı, bilim ve teknoloji alanında realite olarak görülen kalıpların yıkılmaya başlayacağı, insanoğlunun aydınlanmasını tetikleyecek, bilinç düzeyini yükseltecek gelişmelerin ortaya çıkacağı zamanlarda olduğumuzu gösteriyor. 2009-2011 yılları süresince insanoğlu, özellikle bilim dünyasında yaşanacak gelişmelerle, varoluşunun nasıllığını ve evrendeki yerini idrak edebilmek için tüm sınırlarını zorlayacaktır. Bilim ve teknik alanında önemli gelişmelerin yaşanacağı, eskimiş ve bilindik kalıpların yıkılacağı bir sürece doğru ilerliyoruz!

Satürn-Uranüs karşıtlığının ardından, Satürn-Plüton karesinin ve ardından da Uranüs-Plüton karesinin yaşanacak olması; 2009-2018 yılları arasında çok büyük sağlık sorunlarıyla karşılaşabileceğimizi gösteriyor. Astrolojide Satürn ciltle ilgilidir. Satürn-Uranüs ve Satürn-Plüton sert açıları, ciltte lekeler oluşmasına yol açabilir, cilt kanseri vakalarını arttırabilir. Bu sert açılar aynı zamanda şiddetli depresyona da sebep olabilir. Buna ilaveten, şiddetli spazmlara, vücudun bazı biyolojik ritimlerinde değişikliklere yol açabilir, bunlar vücutsal olabileceği gibi zihinsel olabilirler. Uranüs aura ile de ilişkilidir. Uranüs’ün şok edici ve değiştirici etkisi, Plüton’un dönüştürücü etkisiyle birleştiğinde, hilkat garibesi gibi görünümlere, bu tür doğumların artmasına sebep olabilir.

Dönüşüm Zamanı-Öner Döşer

özetleyen S.Atasoy

-devam edecek-