Bir programcının en eski dualarından biri şudur: Burada çalıştıysa orada da çalışsın. Kulağa teknik bir istek gibi gelir; oysa içinde küçük bir uygarlık tasarımı saklıdır. Kodun taşınabilirliği, yalnızca bir uygulamanın Windows’tan Linux’a, telefondan buluta, yerel makineden uzak sunucuya nazlanmadan geçmesi değildir. Daha derinde, bir fikrin coğrafyadan, donanımdan, işletim sisteminden ve hatta bazen kültürden bağımsız biçimde var olabilmesi arzusudur.
Bu yüzden portability, yazılım dünyasının küreselleşme felsefesidir. Nasıl ki bir para birimi, bir dil ya da bir ölçü standardı sınırları aşmayı kolaylaştırıyorsa; taşınabilir kod da fikrin gümrükte takılmadan dolaşmasını sağlar. Fakat burada romantizme fazla kapılmayalım: Her yerde çalışan kod, kendiliğinden ortaya çıkan büyülü bir varlık değildir. O, disiplinli soyutlama, dikkatli bağımlılık yönetimi, standartlara saygı ve çevresel farklara karşı paranoyak bir uyanıklık ister.