Son kitabımız Laniakea çıktı

Gelin gibi süzülerek beş aydır sessizce bekleyen kitabımız birden bire bugün çıkıverdi! Anayurt Lemurya üçlemesinin ilk kitabı LANİAKEA şu andan itibaren tüm internet kitapçılarında ve D&R’ larda satışı sunuldu.
Okuyucuyla buluşmak için Hıdrellez gününü seçen (Bu konuda hiç bir dahlim olmadı) Laniakea’mızı anneler günü münasebetiyle kendi anneciğime ve tüm annelere armağan ediyorum. Bereketi bol ve açık olsun, keyif ve sevinç versin dilerim.

İçinde hiç savaş olmayan bir Bilimkurgu (interstellar gibi) nasıl olur acaba diye merak edenler için bir öneridir Laniakea.

Laniakea’nın hazırlık ve yazım sürecinde yaklaşık iki yıl boyunca, fikirleri, onay ve geri bildirimleri ile teknik ve manevi desteklerini esigemeyen tüm arkadaşlarıma ve özellikle çok yakınımdaki Rezzan, Hanife, Ahmet, Feryal,Berrin, Ayten ve Josu‘ya teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca beş aylık güzellik uykusunda bize coşku ve sevgiyle eşlik eden çarşamba sohbetleri katılımcılarına minnetarım. Özellikle gövdenin oluştuğu 2015 yazında çektiklerime şahit olmak durumunda kalan annem ve çınar ağacına kendimi affetireceğime söz veriyorum.  Aloha

13177659_1187862597902157_5478664591882855699_n                                                  Ve işte Annem hediyesini inceliyor:)

Yapısı itibariyle heyecanlı bir fantastik-Bilimkurgu olan Laniakea, içinden Lemurya bilgeliği olan Huna Bilgisini geçiriyor, yani urban shaman rüyası görüyor. Hayrolsun diyoruz

İç Konuşma Hakkında

Bu konuyu uzun yıllar içinde sıkça ele aldık ve şimdi adresini verdiğim araştırma bana bunu yeniden hatırlatmış oldu:

https://curiosity.com/paths/what-causes-the-voice-in-your-head-thoughty2/?ref=shv

Burada bahsedilen “içsel konuşma” Castaneda öğretisinde aynen bu isimle en sık anılan ve üstesinden gelinmeye çalışılan bir insan edimi. Biz gezginlerin gayet iyi bildiği İKE prensibini çalıştıran iç rüyanın en büyük aracı; iç konuşmadır ve kişinin çevresindeki dünyayı yani öznel gerçekliğini sabitlemesinin tek yoludur.
İçsel konuşma yalnızca duygusal tepkiler, ya da sosyal kısıtlar sebebiyle yüksek sesle söyleyemediklerimizden oluşmaz, ertesi sabah ve sonraki tüm sabahlar yeniden doğduğumuzda kendi gerçekliğimizin halen aynı kalması için LONOmuzun bilgisi haricinde KU’muz tarafından yapılır çünkü bunu yapmaya programlanmıştır.
Nagual Don Juan, Castaneda’nın iç söyleşisini durdurmak adına pek çok alıştırma yaptırır çünkü bu programı değiştiremezse Castaneda’nın talep ettiği değişim ve dönüşümün yapılamayacağını bilir.
Kolayca anlaşılacağı gibi “İç konuşma”, insanın deneyimlerini KU’ya (beden hafızası) kaydetmek ve hatırlatmak için bir yöntemdir. Basitçe bize durmaksızın EZBER yaptırır. Son derece kullanışlı bir insan yöntemi olmasına karşın, değişim ve dönüşümün önünde duran en etkili engeldir de! Hep böyle değil midir zaten, zehir/ panzehir.
İç konuşmanın ne zamanlar durduğu ile ilgili kendinizi gözlemlemenizi öneririm. Bu size onu kontrol etmek için bazı ip uçları sunacaktır. Örneğin ben oyun oynarken (iskambil, satranç vs), etkili bir kitap okurken ve özellikle BAK uygulamasında “Bilmiyorum” konumunda iken içsel sesimin kesildiğini fark ederim. İnsana o boşluk tuhaf gelir çünkü alışık değilizdir. Doğu öğretilerindeki meditasyon ve benzeri her türlü faaliyetin kökeninde içsel konuşmanın durdurulması hedefi vardır.

Geçmişin Hipnozunu Bozmak

Dünyanın en büyük hipnozcuları anneler ve babalardır. Büyürken biz bu hipnozu pekiştirerek ilerleriz.

Dr. Bulent Uran, bilinçaltini bizim KU kavramimızla cok benzer biçimde kullaniyor ve bilici de LONO olarak algilayabilirsiniz. Zaten kitap (Gecmisim hipnozunu bozmak) giris bolumleriyle nerdeyse urban shaman konseptinin bizim dile en yakin bir baska ifadesi gibi, bu anlamda pireshamanlar bu kitabi edinirlerse kavramlari iclerinde yerli yerine oturtmak kolaylasacaktir.

“Yerine daha iyisinin konacağına ikna olmadan bilinçaltı eski programı silmez” GHB
KU’nun bilinenin aksine ne kadar mantıklı olduğunu hatırlayınız. Aynı zamanda KU yeni kayıtlar veya eskisinin iptali için “deneyimin yoğunluğunu” dikkate alır. Ne kadar duygusal, kimyasal ve kassal reaksiyon oluştuğuna bakar; Deneyim ne kadar gerçektir?!
KU ile iletişim bana Kane ile iletişimden hep daha incelikli gelmiştir. Herkes Kane ile (yüksek benlik, tanrısal benlik veya Ben’im bilinci) iletişime girme heveslisidir fakat günlük hayatı yöneten KU (beden hafızası) nı küçümser. Ah bu büyüme arzumuz 🙂
Onbinlerce yılın hesabını tutan devasa bir işletim sistemi KU. Tabi ki bizzat insan deneyimlerinden çıkarsadığı her bilgiyi bizi güvende tutmak adına disiplinle azimle uyguluyor kendisi. Olağanüstü bir asistan, dipsizkuyu. Fakat biz ondan hiç haberli değiliz, eğitilmedik, ne yazık! Üstelik hayvansı yanımız, reptilyan beyni vs gibi aşağılamalarla bir an önce terk edilmesi beklenen bişey gibi sunuldu bizlere
İlk olayı bulmadan sorun kökünden halledilemez. GHB
Bilincin önceliği, önem sırası ile bilinçaltının önceliği çok farklı olabiliyor, belki bu sebeple bilincin oluşturduğu filtreyi aşmadan yapılabilecek tahminlerin çoğu boşa gitmekte.
Kendi uyguladığım; Rüya görüşmeciliği, BAK Birleşik alan kullanımı ve Urban Shaman  yöntemleri hep bu eksikliği gidermeyi hedefler; ilk olayı bulmak. Ve böylece şifalanmayı mümkün kılabiliriz. Hipnoz yöntemi de çok önemli bir yoludur bunun fakat nedense kilo verdirmek, sigara bıraktırmak gibi çok kısıtlı alanlarda kullanılagelmiştir.
*

Scıo diye bir frekans cihazı. Bedene 12 bin ayrı frekans göndererek geri dönen tepkilere göre hastalıkları, genetik yatkınlıkları, alerjileri, asit-baz dengesini, hormonal bozuklukları ve hastanın ruh halini analiz ediyor. Bu cihazın ilk prototipi NASA’da geliştirilmiş. Uzayda hastalanırlarsa diye astronotların kullanması için. Şimdi çok geliştirilmiş. Tüm dünyada kullanılıyor ancak ilaç tröstlerinin baskısından dolayı genele yayılamıyor maalesef. Sadece Güney Amerika ve Avustralya’da genel sağlık sistemi kapsamına alınmış durumda.

Bu yöntemle sadece sinekleri öldürmüyoruz bataklığı kurutuyoruz diyor Dr. Sarıyıldız. Ben de yıllardır bu konuya dikkat çekmeye çalışıyorum. Gerçi bu tür aletlerle de bataklığı kalıcı olarak yok etmek mümkün değil, süreçleri onbeşyıl önce yerinde bilfiil gözlemledim çünkü bünye aynı tür duygu ve düşüncelerle yeniden bir bataklık oluşturabiliyor, kesin çözüm ancak sebeple uğraşarak elde edilebilir bu da bence terapi, hipnoz gibi yöntemlerin sağlıklı ve yaygın bilimsel kullanımlarını gerektiriyor. Eğitim sistemlerinin revizesi gerekiyor, placebo üzerine daha derin düşünen, denemekten korkmayan, gerçekten dinleyebilen tıp mensupları gerekiyor.

Not. “Geçmişin Hipnozunu Bozmak” Kitabını öylesine yararlı gördüm ki, hemen okuduğumun üçüncü haftasında Bülent beyin, İstanbul’da, 7Path Oto Hipnoz Yöntemini öğrettiği eğitim çalışmasına katıldım. Çok yoğun geçen ve kalabalık bir eğitimdi. Bülent beye, bu çalışmada maksimum yarar sağlamamız için gösterdiği samimi çaba ve alçakgönüllülük için teşekkür etmek isterim. Ayrıca eğitimin verildiği Park City’yi de misafir ağırlama konusundaki titizliği için  kutlarım.

Bildiğini aramak Handikabı

“İnsan sadece aradığını görür; sadece bildiğini arar” demiş Goethe, işte bu sebepledir ki Bir Kadını Öldürmek kitabında oyunların başlangıcı ve bitişi kaza/şans faktörü ile izah edilmiştir.
Kaza ise adını bile duymak istemediğimiz bir şeydir doğal olarak 🙂 Bu insanlık handikabını aşmak için olsa gerek, bizleri geçici sürelerle de olsa birinci dikkat alnımızdan uzaklaştıracak yöntemler geliştirilmiştir, meditasyon, hipnoz, uyku, meditatif madde kullanımı vs gibi. Bu yöntemlerden biri de BAK sistemimizdir ki orada karşımıza cevap olarak çıkan şeyler çoğu kez katılımcıları da mederasyonu yapan beni de hayrete düşürmüştür.
*
Geleceği tahmin etmenin en güzel yolu onu yaratmaktır diyor X-files dizisinde, doğrudur ve fakat eksik çünkü geleceği uyanık bilincimiz LONO ile kontrol edemeyiz. Gelecek; ilk kuralımız İKE gereği iç rüyamızın dışa yansıması ile -sonsuz şimdide-oluşur. İç rüyamızı, bir nevi -bilmediğimiz niyetimiz olarak da tanımlayabiliriz çünkü onu ortaya çıkaran milyarlarca kararımızın/yargımızın bilinmedik bir bileşenidir o ve bu haliyle muhteşemdir, insanın hayal edebileceği en mükemmel sistemdir.
*
İyi bir matematikçi olan hastasının migren ataklarını rahatlatmak için ilaçlardan yararlanan Dr. Sacks süreç hakkında şöyle söylüyor: “Bu hastamın migrenini tedavi ettiğimde, aynı zamanda kendisinin matematikçiliğini de tedavi(!) etmiştim”… Patolojiyle birlikte yaratıcılık da ortadan kaybolmuştu.(Kaplanı uyandırmak-Travmayı İyileştirmek kitabından)
Bizler gerçekten gizemli yaratıklarız, bütünlüğümüzün iç rüyasını bilinçli zihnimizle anlayabilmemiz belki de hiç mümkün olmayacak, neden? Bunu ümitsizlikten değil, bilinmeyenin bilme hızımızdan daha yüksek bir hızda büyümesiyle ilgili fark edişimizden dolayı söylüyorum.

Hailona’nın sırrı

Hailona, kehanet için rollerin sanatı anlamına gelen, iç seziye uyumlanmayı ifade eden çok eski bir sözcüktür.
Herkes bu sanatı icra etmek ya da daha doğrusu bu sanatı kullanabilenlerden tavsiye/öneri almak ister. Günümüzde bile geçerliliğini yitirmemiş bir çok hailona yöntemi vardır, en basiti de kahve falıdır muhtemelen.
Şamanlar sezgiyi, geçmiş/gelecek ve şimdi hakkında, şifalandırma için bilgi toplama amaçlı kullanırlar. Oysa biz biliyoruz ki Gezgin şamanın yolunda geçmiş ve gelecek yoktur, biz sadece sonsuz bir şimdinin üyeleriyiz. O halde Hailona ile alınan cevapların hepsi -soru nasıl sorulmuş olursa olsun- şimdiye aittir. Bu biraz karışık gibi mi görünüyor?
Eğer “ben” dediğinizde bunun milyonlarca minör enerji kalıbının bizce yöntemi çözülemeyen muazzam bir armoniyle oluşmuş majör bir enerji kalıbı olduğunu biliyorsak, bilmenin ötesine geçip deneyimlerimizin içinde izini sürüyorsak, hailonayı ve amacını anlamak o kadar da karmaşık değil. 🙂

Size bu konuyu Urban shaman konseptinin ikinci seviyesinde anlatıyorum, belki açıklaması ve örnekleri ancak üç dört saat sürüyor ama derinliğine anlamak ve uygulayıcısı olmak; bu konudaki sarsılmaz niyetiniz ve dikkatinizle doğru orantılı gelişecektir.
Günaydın sevgili preshamanlar ve dikkatim nerede?

*

Bu gece uykusuz kaldım, kendi uydurduğum deyimle yine indirme oldu; serinin ikinci kitabını baştan aldı detaylarıyla çekilmiş filmini gösterdi. Bir yandan bu kadar önde gitmesine içerliyorum diğer yandan gönderilen hediyeyi geri çevirmenin uygunsuzluğunu görüp teşekkür ediyorum. Bu indirme her nereden yapılıyorsa (bütünlüğümün bir yanından) açık olan şu ki yönetmen yanım, yazar yanımın en az yarım bazen bir kitap önünde gidiyor. Bu durumda yazılmamış bir senaryoyu çeken yönetmene hayranlık ve şaşkınlıkla bakıyorum. Fakat yönetmenin bu iştahına pek de uyum gösteremeyen yazar rolüm, her indirmede kendini yetersiz hissediyor. Şu çok sevdiğim mühendis gençler bir an önce, “indirmeyi” doğrudan zapt edecek bir düzenek bulsunlar da biz aradan çekilelim, bu ne yaa dilimiz dışarda koş koş, nereye kadar?
Not: Mekanizmayı anlıyorum da, ne fark eder! Lono’muzun durumu budur.

Geçen gün hücrelerimden pineal bezimde kireçlenme filan varsa çözmelerini rica etmiştim, yanlış mı yaptım acaba 🙂 ben yine de arzu/enerji formunda mana talep edeyim daha iyi hahahahaha

Lono’muzun, KU’nun işletim sisteminin seviyesine ulaşması için daha 114 fırın ekmek gerekiyor, meali DNA’mızın kullanım oranının seksenlere filan çıkması, bu sebeple kısıtlı lonomuzla hücrelerimize spesifik talimatlar vermek bazı bedeller getirebilir, bunu her zaman söylüyorum. Ne ki talimatı değiştirmek de hemen şimdi mümkün ama bağlantıları nasıl bileceksin? Mesele budur. Üçüncü farkındalık düzeyinde işlem yapabiliyor olmak gerek