Yıllardan 2004…

Bir yazımı Ggllarken karşıma 2004 ten bir röportaj çıktı, heyecanımızı ve onu nasıl Türkiye’ye bulaştırdığımızın resmidir bu belki 🙂 o zamanlar çok sayıda gazete, dergi ve tv kanalları bu heyecanımızı hissedip bize yer ayırmıştılar 🙂
Ölümsüz Öyküler Kulübü fantastik edebiyata gönül veren yazarları bir araya getirdi. Ve yayınevlerinin basmadığı Türk fantastik edebiyatı ürünlerinin raflarda yerini almasını sağladı
Bütün dünyada yükselen fantastik edebiyat, Türkiye’de de okuyucuların gözdesi. Kitapçı raflarını artık daha çok fantastik edebiyat ürünü doldururken yıllardan beri yabancı yazarlarla idare eden okuyucular artık Türk yazarların eserleriyle de besleniyor. Fantastik edebiyat dergiler, internet siteleri, filmler ve FRP oyunlarıyla beslenen farklı bir dünyanın parçası olarak her geçen gün gelişiyor…
Uzun bir yazı, ilginizi çektiyse okursunuz:
http://arsiv.sabah.com.tr/2004/02/26/cpsabah/gnc106-20040207-101.html

Peşin sıra iz sürüyorum

Hep merak ederim, bazı yazarlar nasıl kitap okurlar, nasıl hazırlanırlar ve nasıl yazarlar?

İşte takip ettiğim bu yazarlardan birisi de Sibel Atasoy’dur.
Yeni çıkan “LANIAKEA” adlı bilim kurgu kitabının söyleşisine katıldığımda bu bilgileri alıyorum Sevgili Sibel’den. Söyleşi sonrası aklımda ilham perileri ile dönüyorum eve. Kitap yazım öncesi, sırası, sonrası paylaştığı kendi iç akışı ile aklımın karanlık köşelerine ışık tutuyor…

“Benim yazmak için başka sebeplerim var” diye söze başlıyor Sibel… Kara deliğe girerek, bulup getirdiklerini, aldığı vizyonlar eşliğinde kaleme almış son kitabında.

Laniakea’da bir zaman yolculuğu var. Bir kaç defa okunacak kitaplardan. Birincisi macera hissi ile okunuyor; “E, sonra n’olmuş?” tadında… 2. Dikkat de okunduğunda ise kitapla birlikte sen de o zamanlara giriyorsun, yaşıyorsun.

İlk defa yazmaya niyet ettiği bu bilim kurgu kitabı için iyi bir bilim, ilim, teknik tarayıcısıyken günde16 saat bilimdeki yenilikleri yeniden taramış. Genelde 7 ayda bitirirken bu kitabını İki yılda bitirmiş.

Söyleşisinde aldığım sihirli anlatımını satırlarında da buluyorum.
Seni iyi ki tanıdım Sibel Atasoy, peşin sıra iz sürüyorum 🙂

Buyurun siz de tanıyın.

https://www.facebook.com/Laniakeakitap/

Laniakea’yı internetten temin edebilirsiniz.

Güler Pınarbaşı

3.GÖZ Dergisi Yayın Yönetmeni 01.06.2016

Laniakea okurken bunu derinden hissettim…

5 Haziran Pazar Saat 16:00’da Sibel Sibel Atasoy‘un yepyeni kitabı LANİAKEA’nın da imza günü

LANİAKEA’yı ara ara paylaşacağım, çünkü herkesin okumasını öyle çok istiyorum ki 🙏
Barışçıl şimdimizi=geleceğimizi düşlüyorum ve bunun için kodların şimdiden zihnimize, kalbimize yerleşmesini arzuluyorum.

Urban Shaman’da da gördüğümüz KALA prensibi gibi, yani LİMİT YOK, HER ŞEY BİRBİRİYLE BAĞLANTILI, HERŞEY MÜMKÜN, AYRILIK FAYDALI BİR YANILSAMADIR.
Birimizin ürettiği yepyeni, saf, barışçıl düşünce ve eylem, bağlantıda olduğumuz için herşeyi -herkesi etkiler.

Sevgiyle hep birlikte şifalanalım

Aloha 🙋🏻🌸💕🍃🐾🌳

Ebru Dündar – 30.05.2016

”Her şey uyanık, her şey canlı ve her şey cevapçı”
Laniakea okurken bunu derinden hissettim.
teşekkürler Sevgili Sibel Atasoy <3
”Siz de takdir edersiniz ki aradan çok zaman geçti,psikoloji genç bir bilim dalı olduğu için o zamanlar doktorlar Freud ‘un yani pirlerinin tarzından ayrılmazlardı.İletişim çağında artık bilim dalları birbiriyle daha yakın ilişkideler,kuantum tekniklerinden yararlanmaya istekliler ve yöntemler gelişiyor.Her dalda bu böyle tabi,örneğin DNA’ yı ele alalım,hatırlayın o günlerde DNA’nın %5 ini teşkil eden şifreler çözülmüştü ve kalan %95 ine çöp deniyordu,çünkü o alan boşmuş!Gülümsedi ”Bir de şimdi sorun ne diyecekler?Rüyalar artık durağan beynin ürettiği zaman harcamaya değmeyen işe yaramaz veriler olarak değil,sübjektif gerçekliğin doğrultusunda geçmişin hatıraları,geleceğin öngörüleri,us kontrolüne açık geçit,ruhsal rehberlerden mesaj olarak kabul ediliyor.Dünya görüntüsü tamamıyla sembollerden oluşuyor,öyle ki her şey sembol ve semboller de gerçeklik.Bu nedenle bütün gündüz hayatımız sembolik ve rüyalar da gerçek.Bazen sembollerin şu dillere destan zaman yolculuğunu mümkün kılan uzay-zaman araçları olduğunu düşünmeden edemiyorum.”Diye bitirdi Şebnem Hanım,sanki söyleyecek daha çok şey kalmış gibiydi.
Anayurt Lemurya – Laniakea

Ezgi Sezgi – 30.05.2016

*

Bu kitap demeyeceğim, bu kutlu Laniakea, içine girip de deneyimleri gerçekten ve yürekten yaşamayı arzulattıran, türlü gerçeklikleriyle içine çeken muhteşem bir “beyaz delik” adeta … &#x1f60a;&#x2764;&#xfe0f;&#x1f490;

Fahri Yavuzer -28.04.2016

Kadıköy İmza Gününde Buluşalım

Yazarımız Sibel Atasoy, Kadıköy Kitap Günlerinde okuyucuyla buluşuyor. Henüz Laniakea kitabını edinemediyseniz, 1-5 Haziran arasında Haydarpaşı Garında Cinius standında sizi bekliyor olacağız. Kitaplarla ve sevinçle dolu bir hafta dileriz.

Yer çekimi/Kütle Çekim nedir?

13 Mayıs cuma BAK oturumunda yer çekimi olarak bilinen kütle çekim kuvvetinin sebebi ve etkileyenleri soruldu.
Roller moderatörlüğüm dahilinde katılımcılara dağıldıktan ve oyun başladıktan kısa bir süre sonra, -çok nadir olarak karşılaştığım üzere- Birleşik Alan bana kütle çekim rolü vererek oyuna aldı. Oyunun bundan sonrasını asistan moderatör yönetti.
Oyun bittikten sonra bu sorunun tam olarak cevabını aldık mı tam emin olamamıştık çünkü ben de oyuncu olduğum için genel tabloyu göremedim fakat gece saat iki civarlarında birden tüm tabloyu gördüm. Tabi olayı şimdi kendi rolüm açısından yorumluyorum. Diğer katılımcı arkadaşların da dikkatlerine sunuyorum, muhtemelen onlar da yeni bir açılım yaşayacaklardır.
Kütle-çekim rolü anlatısı:
Bu olay tamamiyle kara delik kaynaklıdır.
İki etkeni bulunuyor; ben bilinci ve farkındalığı.
Kendinin farkına varan tüm varlıklar az ya da çok kütle çekimine sahip oluyor ve kendinden daha az çekim kaynaklarını etkiliyor ve kendinden daha yoğun çekim kaynaklarına da bağlanmış oluyor.
Örneğin Dünya Gezegeninin kütle çekimi nedeniyle farkındalıklı bir varlık olduğu bu savla kanıtlanmıştır bana göre.
Farkındalık arttıkça bildiğimiz yıldızların değişik boyutları ortaya çıkar.
Şimdi burada önemli olan iki hususu özetleyeceğim.
1. Farkındalığın/ben bilincinin iki çeşidi var; birisi yıldız/güneş diğeri ise kara delik. İkisi arasındaki fark pozitif ve negatif olarak nitelendirilmeye çalışılan gelişim farkıdır. Güneşler kendi çekim alanına düşen gezegenleri çevrelerinde bir yörüngeye oturtarak merkezi güneş etrafındaki yolculuklarında birlikte taşırlar, onların birbirine ya da kendisine karışmasına izin vermezler. Bu anlamda çeşitlilikten yana, iyicil(!) bir tavır sergilerler.
Kara delikler ise yıldızlardan kat be kat yüksek ezici bir kütle çekime/ben bilincine sahipler, yıldızlardan farkları onları tartışmasızca yutmaları ve kendilerine (şimdilik tarafımızdan bilinmeyen bir başka boyuta tükürüyorlar mı) katmalarıdır. Yani kara delikler tam tekil varlıklardır ve en güçlü kütle çekime sahip oldukları biliniyor. Ve eğer yıldızlardan gelen ışınımların karadelik çevresinde oluşan “yığılım diski” olmasa biz kara delikleri fark bile etmeyiz, rastladığımızda çoktan yutulmuşuz demektir!
2. Olaya biz insanlar açısından baktığımızda,
Kendi farkındalık düzeyimiz gezegeninkinden düşük olduğu için o bizi çekiyor ve ölünce (ya da ölmeden öldüğümüzde) farkındalığımızı yutuyor.
Farkındalığı artmış kişiler (üstatlar vs) gezegen tarafından çekilemediği (bir insanın kütle çekiminin dünyanın çekimini nötürlediğini düşünmek heyecan verici) için ne yapacaklarına kendileri karar verir.
bazı meditasyon uygulamalarında insanların havada durabilmeleri (levitasyon) aynı düşünce içinde değerlendirilebilir mi bilmiyorum.
Sonuç olarak, ben bilinci farkındalığı insanları cazibe merkezi yapar; bazıları kara delikler gibi yutucu, bazıları güneşler gibi tutucu olur :))))
Ayrıca, AY’ın farkındalığının dünyaya oranla düşük olduğunu anlıyoruz (dünyaya uydu olduğundan) ve Dünyanın da Kara Delik değil Yıldız olma yolunda farkındalığı olduğunu da öğrenmiş oluyoruz.

Şimdiye kadar kütle çekim kuvvetinin bilimce bu denli gizli kalmasının nedenini de anlamış olduk, çünkü farkındalık ölçer aletlerimiz olmadığı gibi bunun mevcut lineer hesaba uyacağını da sanmam 🙂 Fakat biz bulduk işte! Bu harika.
Sorulara açığım.

Önemli NOT: bu paylaşım bilimsel bir açıklama değil yalnızca kişisel yorum olup, saçmalıyor olma ihtimali mevcuttur. Zamanla sorular ve cevaplar belki bizleri daha olgun bir çıkarıma götürürler.