O zamanlar galiba renkli fotoğraf yoktu Türkiyede. 🙂
Bu resmi çok saf ve romantik bulmuşumdur. Ve merak galiba, ben işte hep merakla baktım evimize gelen bu güzel misafire. Kimdir nerden gelip nereye gidiyor bu yolcu diye 🙂
SibelA:Eski sandıkları açın! Tozlu tavan aralarından, bodrumun rutubetli köşelerinden çıkarın va açın. İçinden bi sürü hapsolmuş ruh çıkacak ve özgürleşecek.İşte böylece sen,ben, hepimiz, güzel dünyamız da özgürleşiyoruz. Siz kıyametin nasıl olacağını sanıyordunuz ki?!
Hanife A: çocukken bize anlattıkları kıyamet masalları vardı.gök kırılıp parçalara ayrılacak, dağlar yerinden oynayacak, ayağımızın altındaki toprak yarılıp biz günahkar kullarını içine alacak vs:) kıyamet, kıyamdan geliyor.anlamına baktım .diyor ki:Ayağa kalkma, ayakta durma. Bir işe girişme, kalkışma, teşebbüs etme. Ayaklanma, başkaldırma, karşı gelme..anladın sen onu:)
SibelA: Eylem eylem eylem! ey eylem bazen eylenerek bazen eğlenerek, şu anda burda 🙂
O gün tam da Mevlana için öyleydi, hepimizin böyle devirleri olur, spiral bu 🙂 Ben şu anda “bügün yeni şeyler yapanlardanım ve denk düşenleri de paylaşanım”
**
Stardust (yıldız tozu) filminde özgürleşen ruhlar sahnesi’ni hatırlayanlar var mı?
**
Yazımız üzerine:
SonsuzU: Ortalık bilimi, kendi keyfi isteklerine göre kurgulayandan geçilmiyor sibelcim. (Bir çoğu bilgiyi bilim sanıyor bu arada , halbuse bilim bir yöntemdir. belki ama deney gözlem yerine fal veya kehanetle yürüsün bu işler diyen çıkabilir)
SibelA: Onlar işin kurgusunu yapan minik taş kırıcılara benziyo, senin tarif ettiklerin.Sonra bunlar kuramcı bilim insanlarınca yakalanır(yöntemlerini bilmeyen sorsun), kuramlaştırır (bunun da yöntemi gayet net şekilde Feynman gibi amcalarca açıklanmıştır, defalarca paylaştık burdan), sonra sıra deneyci bilimcilere gelir. O da tamamlanıınca kanunlar çıkar, o da bitince ders kitaplarına girer, ama aynı anda o kanunları yıkmak için minik taş kırıcılar faaliyete geçmiştir bile:)
SonsuzU:kanunların pek önemi yok bilimde. esas olan teorilerdir. kanunlar basit birer genellemedir sadece. sıradan insan bile bulabilir, keşfedebilir.
SibelA: Kanun bulan sıradan insanlara içiyorum (buğusu üzerinde filtre kahve)
İnsanın ağzından çıkanı kulağı duymuyor çoğu kez. Bunun tez önlemini alın arkadaşlar. Kolay çok kolay 🙂
Ohhh alahım şükürler olsun, yalnızca yazıyı değil alt-yazıyı okuyanlar var. Darısı erkeklerin başına (okuyabilenleri tenzih ederek)
ElvanE: Halbuki”hayat” altyazı okuma sanatıdır..
SibelA: ahhh evet ama genelde kadınların çoğu bunu yapabildiği için, bu özelliklerii onların kabiliyeti değil de “mantıksızlığı” gibi sunulmuştur, ikibin yıllık erkek egemen dünyada 🙂 Yineliyorum gerçekten burada erkekleri yargılamak için değil, egemenlerin düştüğü yanılgıyı vurgulamaya çalışıyorum
SibelA: O halde bu önemli sohbete erkekleri de davet edelim, onlar ne düşünüyor?
AydınS: belki ürkerek okuyorlardır kadınların yazdığını 🙂 malum her alt metni okumada kadınlar kadar mahir olamıyoruz 🙂
SibelA: Sevgili Aydın, tanıdığım kadarıyla sen alt yazı okuyabiliyorsun. Peki hep okur muydun yoksa bu özelliği zaman içinde mi kazandın?
SibelA: Ben küçükken, babamın kocaman makaralı bir teybi vardı, çoğu kez onunla ingilizce öğrenme oyunları oynardık; fakat onu başka işler için de kullanıyordu sanırım. Örneğin biri trajikomiktir: Annem bi köy okulunda müdürlük yaparken, derslere geç gelen (ve köyde bazı dedikodulara sebep olan yaşamları sebebiyle) genç öğretmenlerle ilgili anlaşmazlık yaşadığında, ona bu teybi verdi ve okulda onlarla konuşurken bunu hep kayda almasını istedi. Annem meseleleri böyle germek istemediği için karşı çıktı. Ama babama karşı çıkılamadığı için (dediği dedik,sabit bi adam), sonunda bunu yapmak zorunda kaldı. Ve ne oldu dersiniz? Bu genç öğretmenler aralarında birleşerek annemin Atatürk düşmanı olduğu gerekçesiyle resmi şikayette bulundular ( O zamanlar en feci suç buydu!). Soruşturmalar senelerce sürdü annem teybi kullanma konusundaki isteksizliğinde haklı çıkmıştı . Çünkü suçlama komikti, o bilim dinine inanan genç bi cumhuriyet öğretmeniydi! Bu tür bir suçlama dışında başka her bi suçlama daha akla yatkın gelebilirdi! Hahahahahaha… Babam ise yaptığı işin (teyple gezme) ne kadar doğru olduğunun kanıtı saydı bu tuhaf ötesi olayı.; çünkü sanırım babam insanların ağzından çıkanı kulağının duymadığını ve sürekli işlerine geldiği şekilde kendilerini kendi yalanlarına ikna ettiklerini düşünüyor ya da hissediyordu. Bu benim şu anki çıkarımım, aslında babam belki sadece (annemin savunduğu gibi) şüphe hastalığına yakalanmıştı!
Sibel Atasoy İki önceki hayatımda mimar bi arkadaşım vardı, her nedense beni göz hapsine almıştı ve bi gün şöyle dedi: “Sibel, sen sürekli kendine challenge halindesin.” :))) O zamana kadar hiç böyle bi fikrim yoktu fakat doğru söylemekte olduğunu anında anladım. (kocası İngilizdi ve Türkiyeye yeni dönmeştü o aralar)
Wake up! Wake up! Günaydınler frekanslarım.
“Yeni bir konuya göre beyin fırtınası yaratmak, sosyal alanda ilerlemek bu dönemde olaşabilicek olaylardır. Önünüzde açılan kapılara daha pozitif ve geniş çerçeveden bakmanı mümkün olacaktır. Kendinizi eğer bir “kutuya kapanmış” gibi hissediyorsanız bu dönem “kutunun dışı” na çıkma zamanın geldiği hissedebilirsiniz. Düşünmenizi gerektiren tüm sorunların yavaş yavaş çözüldüğünü görebilirsiniz.” Diyor Ozan Güner
**
Sanki ölümden önceki son yardım ümidinizmiş gibi bir sesle ve şiddetle bağırın: Kanatlanın!
İçinizden bu geldiğinde ve yırtınarak bağırdığınızda emin olun çevrede kimse olmuyor, kimseyi rahatsız filan etmiyosunuz. 🙂 Denedim de biliyorum
**
Dün bambaşka bir gündü. Belki bugün daha da bambaşka olacak!Hayatta he psürprizler vardı ama şimdiher gün her an en beklenmedik şeyler var.
**
Daha dün Y-aşamak, kalbinin pıt pıt atması değil aşama yapmakla ilgili diye düşündüm otobüste dışarıları, her an her yanımızı saran mükemmelliği seyrederken.
Sürprizler ve doğaüstü diyebileceğimiz her şey burnumuzun dibinden daha yakında bizi bekliyor. Sadece bakmamızı, görmemizi (bütünsel) ve karar vermemizi. Ne latif bir yaşamdır bu böyle!
Küçük bir hatırlatma, güne zıpla gıdıkla ile başlayın, burnunuzu iyice bi sümkürerek temizleyin (hiç bişey olmadığını bilseniz de. Ve tabi bütünsel nefes yöntemini hiç olmazsa üç dakika yapın. Bunlar enerjinizin devinim etmesine büyük kolaylaştırıcılar.
H-aya-t, ayabilmekle mümkün, değilse donörsünüz yalnızca. Bu da fena değil, çevrime girilir. Devirir, çevirir,illa ki evirir 🙂 Gününüz sürprizlerle dolsun.
http://www.olympos.com.tr/sahika-ercumen-benim-icin-hayat-nefesi-ilk-aldigimda-degil-ilk-tuttugumda-basladi/?utm_source=feedburner&utm_medium=email&utm_campaign=Feed%3A+olympos_com_tr+%28Olympos%29
**
Günaydın parlak güneşli güne ve tüm frekanslara. Kalbin işleri karmaşıktır, akıl bunu bilemez. Evet belki öyledir belki de değildir, her birimiz mükemmeliz. Kanıtı her an görebildiğimiz şey bu, harikayız. Hiç bi eksiğimiz fazlamız yok
Bugün şöyle 4-5 yaşlarında kıvır kıvır saçlı bi kız gibi uyandım. Uyanmaya ve çevremi anlamaya çalışıyorum. Aynaya bakıyorum mükemmelim. Güneşe ağaçlaragörebildiğim diğer şeylere bakıyorum övünç duyuyorum, onları seviyorum, kıkır kıkır gülen şirin bi kızım şu an için.
**
Bizler Dünya vatandaşı olarak doğduk, yine de Kozmozun tüm varlıklarına saygılıyız, karşılıklı onurumuzu sürdürebildiğimiz iletişime açığız.
Yayımevim olduğu zamanlarda süper fantastik-bilimkurgu yazan bi ortağım vardı, sonradan sansasyonel bence berbat bi kitapla Türkiye’de ünlü oldu (genel talep bu yöndeydi, asla yargılamıyorum), gerçi o bundan sanırım sadece maddı yetersizliğini aşabildiğine memnun olmuştur. Biliyorum çünkü hep yine de meşhur olamayan diğer harika kurgularını yazmaya çabaladı. Kimsenin tanımadığı o genç zamanlarında şöyle derdi (her tv ye çıktığımızda, dergi ya da gazeteye röp.verdiğimizde aynı cümleyi mutlaka söylerdi ve ben bunu öyle severdim ki!): “Fantazi ve bilimkurgu kitaplarında kendi isimlerimiz -ayşe,tolga,sevinç,serkan gibi-geçmezse bizler gelecek içinde yer alamayacağız demektir.” Şunu demek istiyordu bence; “geleceği biz hayalciler, kurgucular inşa ediyoruz ve içinde John, Peter, Janet varsa Nadire, Ceyhun, Meltem de olsun. Hoş anılar ve güzel günlerdi, iyi ki yaşadık onları.
**
Doğru adam gösterisi! http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=the+truman+show
Bu kafes nasıl fark edilir?
Kafesten çıkmak için cesaret nasıl toplanır?
Ya herro ya merro diye, nasıl ölüme başkaldırılır?
**