Tekrar eden şeyler!

Herhangi bir yerde, tekrar eden bişey (somut/soyut fark etmez) gördüğünüzde, derhal durun!

Evet her ne yapıyorsanız bırakın ve tekrarın mekanizmasına odaklanın.

İşte orada Matriksin kedisi var! Orada Don Juan’ın ağaçtan defalarca düşen aynı yaprağı var! Inception filmindeki fırıldak var!

Uyanmanız için oraya yerleştirmiş olduğunuz alarm o!
Ya kaybolursak diye oraya buraya serptiğimiz piniç taneleri onlar 🙂

Buraya kadar geldiyseniz artık kaybolamazsınız, açın gözlerinizi!

**

Saniyede 300.000 km hızla yol almak ne mene bişeydir?

**

Güncel esintiler

Türkiyede işi bozulan, ya inşaat işine ya da futbol işine girer. Sebebi ise, ilkinde kadınların, ikincisinde erkeklerin gözünün dönmesidir! Kendilerini kaybetmişlerden kazanmak ve toparlanmak kolay olur.

**

Meijin, dünyanın en iyi go oyuncusu unvanı olduğuna göre, o joseki bilmez, onun yaptıklarına başkaları joseki der.  Bir Meijin artık tesuji yapmayı bile bırakmıştır, O yalnızca oluyordur.(Bakınız)

· oyun biter bitmez en iyi nasıl oynamak gerektiğini anlarsınız. (Daha da önemlisi yeniden oynadığınızda nasıl oynamak gerektiğini yine hatırlayamayacak olmanızdır. İşin ironisi de burada)

· taşlarınız ölmüş gibi görünüyorsa daha fazla üzerinde durmayın.

(Dursanız da elinize bi halt geçmez! Ölüler giderek çürür, fena kokular çıkarır ve bir çok börtü böceği kendine çeker. Neden? Çünkü ölünün kendi bile tüketilip bir an önce yok olmak ister. O halde siz neden ölmüş taşlarınız başında ağıt yakıyorsunuz? Oyunda taş mı kalmadı yani!)

**

Haberleri, yöneticileri dinlerken düz anlamlarından başka simgelerine de dikkat ediniz lütfen. Örneğin Başbakan Erdoğan, en az üç çocuk derken (ve kendisi dört yapmışken),   genç nüfusu koruma, güçlü olma  gerekçesinin ardında kendisinin bile bilmediği dört kerteriz noktasını işaret etmektedir.  Bildiğimiz gibi 3 sayısı sentezle ilgilidir ve bireyselliğe geçmek için olmazsa olmaz bir aşamadır. Ne demiştik; çocuk, evrimin doğal sentezidir. (Lütfen bakınız)

Benim önerim; evrimin sentezini bilinçli konuma taşımaktır. Çocuk yerine sentez yapınız.
Bu yazı size hitap etmediyse, ya da hiç rastlamadıysanız, hiç olmazsa çocuk yapmaya devam ediniz; çünkü belki çocuklarınızdan biri sentez yapmayı başarır.

**

http://www.flixxy.com/film-school-short-animation.htm

Acıklı halimiz herkese malum.

**

Hepimiz annelerimizin (ya da 0-6 yaş arasında bize bakan her kimse) bizi çengelledikleri gerçeklik bandında yaşıyoruz ve onu en GERÇEKlik olarak kabul ediyoruz.(Bakınız ruh molekülü)

Peki bundan kurtuluş var mı Sibel?

Galiba yok Lebis.

İki şeyin arasını görmüşsen bile mi?!

Peki kurtulursan bu gerçeklikten, geri gelmek istemeyecek misin? (soruya soruyla karşılık veriyo uyanık!)

Ne için?

Hımmmm… Bu bi gelişme olabilir Lebis.

**

It çakırı atka tegir, at çakırı ıtka tegmes/İt nazarı ata değer, at nazarı ite değmez.

Sebep?

**

Hücrelerimiz kadar olamıyoruz, sen sen ol havalara değil de içine bak azıcık!

Ayrıca şu büyüklük kompleksinden de kurtul bi ara.

**

Taygan yügrügin yügürgenni tilkü sebmes/Tazının hızlı koşanını tilki sevmez.

Sevse o tilki olmaz idi! :))

Karşılıklı Muhtaçlık

Öğretmen ve öğrenci birbirine muhtaçtır. İnsan aldığını derhal vermelidir, ancak bu şekilde daha fazlasını alabilir. Aksi halde kendisine verilmiş olanda ondan alınacaktır.

Ve bu bi yerlerde bağdaş kurmuş oturup bu hatayı yapmanı bekleyen tanrının bi cezası değildir! Fizik kuralıdır, doğaldır ve şefkattendir 🙂

Bireysel iradene, seçimlerine duyulan sonsuz saygıdan ve merhamettendir.

**

Erkeklerinin (oğlun,kocan,kardeşin vs) senden iyi olmalarını bekleme ve onlarla anlamsız yarışlara da girme! Babalarından iyi bir adam olmaları evrim için yeterli şartı sağlar.

**

Beni bu kadar çok sevmeseydin, kendimden bu ölçüde bıkmazdım! Ve eğer bıkamasaydım, başka olmaya, değişmeye can atamazdım. Beni kendimden geçirdiğin için sana minnetarım. Velakin dünya gözüyle baktığında; çok seveni terk eden nankörüm ben!

Çok sevdiğini değil de çok sevildiğini arayanların gizi buymuş meğer! 🙂 Kendinden çarçabuk bıkabilmenin kestirme yolu!

Ben yine de AŞK’ı alayım. İkimizi de bıktırsın! Öylesine kendimizden geçelim ki, daha önce bizleri tanıyanlar şoka girsin! Belki onlara da bi yararımız olur 🙂

Aşkın V: Gözleme katılmamak elde değil..
“Çok seven avcı rolünü oynar, sevilen ise avdır” Öyledir..Sevilen de sevmekteyse avcısını veya bir diğerini,”avcı” rolüne enkarne olacaktır..Konu sevmek ise her insan aynı anda onlarca avcının av’ı veya onlarca av’ın avcısı olabilir..Bu durumda bence “kişiliği avlanan kişi”nin yeni rolüne enkarne olması,zamanla değil sadece sahne ve efektlerle ilgilidir ve aynı an’da yaşanabilir…;-)
Sibel Atasoy Aşkın bey, yeni rol bi yerde hazır değil, sınırsız potansiyell var. Avlananın kendine bir şemal çizmesi için bi zamana ihtiyacı olduğunu bilfiil deneyimlerimden biliyorum. Çünkü sadece yeni rolün seçilmesi için değil bunun “sürdürülebilir” olması için de bir dizi seçim yapmak ve karar vermek gerekiyor. Belki bunları yaptıklarını insanlar bilmeden yaparlar ama ben filmi yavaşlatarak izledim ve böyle oluyordu 🙂 Bundan sonrasını bilemiyorum tabi

**

Huzura erme, kimin huzuruna varma?

Sevgili frekanslar, iki çeşit huzura erme ön görmekteyim;

İlki, daima sana davranılmasını istediğin gibi davranırsın. Bu kolay bişey değildir. Arada sana beklemediğin gibi davrananlar olduğunda, eğer tam o anda sen de bazen bu kuralı uygulayamadığını hatırlarsan, her şey yoluna girer. Sana beklemediğin gibi davrananları iyi incele! Öfkesizce, çocuksu bir merakla incele ki altındaki gizi sana ifşa etmeye razı olsun.

İkincisi, hesapsızca gönlünden geçtiği gibi davran, sana nasıl davranıldığını da önemseme! Doğal olarak bu da kolay değildir; çünkü kendini önemsemeyi sıfıra indirmiş olmayı gerektirir.

İlkini uygulayanlara dışardan; saygılı, duyarlı, uyumlu, prensipli, bazen sıkıcı vs” denebilirken, ikincisini uygulayanlara; “benmerkezci, vurdumduymaz, esrik bazen kahraman vs” denebilir. Oysa sizin de gördüğünüz gibi alakası yok. Bilinçsizce yapılıyorsa zaten evrimsel kıymeti yok, bilinçli olarak yapılıyorlarsa, birinde benlik içeri diğerinde dışarı salınmıştır. Birbirinden bana göre hiç farkı yok.

Her iki yolda aynı adrese, huzura çıktığı halde, bazı öğretiler ilkini, bazıları ikincisini, hatta bilinçsizce birbirlerini nötürleyecek şekilde bazı yerlerde ilkini bazı yerlerde ikincisini  önerip dururlar!

Gayet tabidir ki bu önerilerin hepsi boştur; çünkü dualitik yaşamın dar kalıbından geçebilecek denli incelmemiş olanlara hiç bi anlam ifade etmez. Erginlenmenin yolu bir o yana bir buyana savrulmaktan geçer! Zaten hedef; huzur, mutluluk filan değil, bu dar boğazdan(DN1) geçmektir aslında. Geçebilenler ise zaten huzura ermiş olurlar ve yukardaki unsurlar onların bilinçli ve doğal uygulamaları olur.

“Huzur” kelimesinin iki anlamı olduğuna da dikkatinizi çekmek isterim. Tdk’ya göre,
ilki; Dirlik, baş dinçliği, gönül rahatlığı, rahatlık, erinç
İkincisi; kat, makam, yamaç (örneğin padişahınhuzuruna çıkmak)

Ah bu lisanın örtük vecheleri :)))

Neyse anlayan anladı biz diyeceğimizi bitirelim, bu sınırı geçmiş olan frekansların arasında da frekans farklılıkları olması doğaldır; bazıları, başkaları da sınırı geçsinler diye yukarda belirttiğim benzeri metotları yaymaya öğretmeye çalışırlar. Bazıları bu çabanın anlamsızlığına(DN2) gülüp geçerler. Çünkü olan bitenin olabilecek en mükemmel hal olduğuna şahit olmuşlardır bi kere, bu sebeple parmaklarını  ya da dudaklarını kıpırdatıp bu mükemmeliyeti bozabilecek minicik bi esinti çıkarmaktan bile çakinirler.

Nerden geldiyse öyle esinti oldu bu güzel rüzgarlı öğle sonrasında 🙂 Uğur ola hoş ola…

(DN1) Dar boğazdan geçmek aslında bize DOĞUM’u anımsatır. Doğarken gerçekten de asla olamayacağını düşündüğümüz derece dar bir geçitten çıkarız. Herkes neresi olduğunu bilir 🙂 Fiziki anlamda bilir de simgesini görmez! Bu dar kapının simgesi, tekrar eden iki şeyin arasıdır! (fiziksel doğumda iki bacak arası). Her zaman söylediğimiz şeye yeniden dönüyoruz, demek ki; önce iki gerekir (aynıların tekrarı), sonra ikinin arası bulunur (sentez). Doğanın sentezi çocuktur diye de defaten belirtmiştik.

(DN2) anlamına değil de anlamsızlığına gülmek çarpık türkçesini bilhassa kullandım; çünkü aslında bunlar ilk gurubun çabasını anlamsız bulduklarına gülmekteler yani kendilerine gülmekteler 🙂

Dönüşüm-değişim zamanı

Borsaların, bankaların, diktatörlüklerin ve her konudaki sahteliğin yıkılma vakti geldi. Gezegensel temizlenme süreci. Yapacak bişey yok.

**

Sizin olduğunu düşünerek bir sorunu üstlendiğinizde, onunla güreştiğinizde, ve en sonunda yeni bir anlayışa ya da yeni bir farkındalığa geldiğinizde, bunun kitle bilinci üzerinde, dünyanın geri kalanı üzerinde parlak bir etkisi olur.

**

İsteseydiniz şu anda yediğinizin yarısıyla idare edebilirdiniz. (Bu kadar yemek) zorunda değilsiniz.  Yarısıyla yaşabilirdiniz. Bu, kilo vermekle ilgili değildir; bedeninizi uyumlamakla ilgilidir. Onun artık o miktarlara ihtiyacı yok. Aslına bakarsanız, bazı günler fazla yediğinizde sanki ağrı sızı yaptığını farkettiniz mi? Çünkü bedeniniz daha duyarlı hale geliyor.

**

TİTREŞİMLERLE 3 BOYUTLU NESNELERİ OLUŞTURUP VARMIŞÇASINA DOKUNABİLMEK…İnanılmaz ama Japon bilimadamları bunu başardı. Bilgisayar ekranında tasarlanan nesneyi ultrasonik ses dalgaları üzerinde oluşturuyorlar. Elinizi uzatıp dokunmak istediğinizde şaşırıyorsunuz, sanki görünmez şekilde nesne orada.

Ses aslında dalgalardan oluşur. Bu dalgaların genlikleri ve frekansı vardır. Ses arka arkaya gelen titreşimleri taşır…

**

Kandan değil frekanstan kardeşiz.

**

Dalga’nın enerjiyi taşıyan titreşim, Dalga boyu’nun tekrarlama mesafesi ve frekansın da titreşim sayısı olduğunu anlayabildim.

**

“Öldük, dünyayı şaşkın bırakıp gittik,

Yüzlerce incimiz vardı delinmedik.

Sersemliği yüzünden bilgisizlerin,

Renk renk düşünceler kaldı söylenmedik.”

**

Sizin bilinciniz sizin mevcudiyetiniz ve kendinize farketme izni verdiğiniz şeylerdir. Bilinciniz mevcudiyetinizdir, ve mevcudiyetiniz hemen şimdi hemen buradadır, o hemen burada oturuyor.

**

Bir kişi için dünyaca ünlü ol, Kendini tamamlanmış (tatmin olmuş) hissetmen için gerekli olanın hepsi bu. Tek bir tanık yeter de artar!

**

Hedeflerden kurtul. Hedefler genelde zihinseldir ve eski deneyimlere dayanırlar, üstelik her zaman da çok, çok kısıtlayıcıdırlar.

**

Bu dünyaya, insanlara bağımlı bir bebek olarak geliyorsun. Güruhun kolektif zihnine olan bağımlılığı bırakmak çok, çok zordur. Sen sadece eski dünyayla yeni dünya arasında gidip geliyorsun. Yeni dünya “Bedenine güven, hislere güven”der.” Eski dünya ise “Bana en iyi hisleri şu senaryo sağlayacak” der. Seçim Sizin!

Eski dünya sizi kandırmak için Secret‘i kullanabilir 🙂

**

Eğer emin olmadığınızı biliyorsanız, durumu değiştirmek için bir şansınız var demektir.

Yazının bütünü ve Feynman’ın kimliği için; Bakınız

Fiziğin taçlı prensi Feynman’ı kişiliğinin çok yönlülüğü, Tuva sevgisi ve bi çok biçok açıdan çok seviyorum, iyi ki gelip geçtin bu dünyadan Richard frekansım.

**

Kısaca gelişim, benmerkezciliğin giderek azalması olarak tarif edilebilir.

**

Sürekli büyüme içindeysek yani olgunlaşma içindeysek ve bunu yaparken kendimizi ve çevremizdekileri kasmadan, sevinçli heyecanlı bi oyun olarak yaşayabiliyorsak bu süreci, ne mutlu bizlere 🙂