Hadi bir deney yapalım

Önerim şu:

TV’yi açtığımızda, bir başbakan’ın bir de Cumhurbaşkanının herhangi bir konuşmasına kulak kabartalım. Yalnız kelimelere ve içeriğe kendimizi kapatalım, sadece sesin bize çarpışını hissedelim ve sonra bedeninimizde oluşan tepkileri takip edelim ve öylece paylaşalım.

Burada sadece bir deney yapıyoruz, deney öncesinde kendinizi bilimsel bir konumda tutmaya çalışın, yani ön yargılarınızı (ki hepimizde var doğal olarak) mümkün olduğunca boşaltınız.

Hadi bakalım neler olacak sevgili frekans kardeşlerim 🙂

Ah o incir var ya o incir!

Ah o incir var ya o incir, ne karşı konulamaz, büyülü bişeydir o! İlk tanıştığımız günden beri bana yaşattığı his budur ve değişmedi.
Lezzet, koku, zerafet, ses her şeyi bir başkadır. Kabuğu bile başka bi lezizdir.

Bazı ülkelerdekinin kabuklarından kurutulup bir çeşit (şamanik) marakaslar bile yapılıyor. Son zamanlarda piyasada oldukça çoğaldı ve dolayısıyla da ucuzladı. Hatta ritm gecelerimiz için ben de almıştım, bi tane de hediye geldi geçenlerde.

Çok bilinen bi atasözümüz de var incir hakkında: Ocağına incir ağacı dikmek!

Tabi herkes bunun anlamını bilir 🙂 Bilir de bilhassa müşahade etmiş midir bilinmez. Ben bu atasözünün fiziken ne olduğunu defalarca gördüm. Bu incir ağacının kökleri fecidir, duvar, temel, beton filan dinlemez, patlatır geçer! Eh bu durumda ocağın(ev-yuva) kutsal bilindiği hayat için korkulu rüya olması çok normaldir.

Kökü böylesi anarşist olan bi ağacın meyvesinin bu denli baştan çıkartıcı, iç gıcaklayıcı olması hiç ilginizi çekmiş miydi bilmem.

A bir de, yaprakları ünlüdür hatta cenneten kovulmanın daha ilk başında sahneye çıkar. Nasıl mı? E tabi ayıp yerlerin örtülmesi için! Ki bu bizatihi Lilith’in günahı sebebiyleydi. (Havva’nın demedim çünkü sanırım o henüz yoktu)

Neyse gördüğünüz gbi incirin kökleri çok derine gider! 🙂

Günden esinti

Ahh güzelcik bi gün, zeytinyağlı kabak çintmemi yedim az önce ve yerken (her zamanki gibi) her bir öğeyi dalinda kökünde başağında onurlandıra seve çiğnedim yuttum, son lokmada hepiciğine ve ilk sahibine saygı ve sevgi sundum. Sonra bi gülme geldi içimden dedim ki sesli olarak: yaşamaktan zevk aldığım sürece size minnetim bitmeyecek velakin bir gün bıkarsam, artık bişey beklemeyin benden!
hahahahahaha

Şimdi bunları yazınca başka bi gülme daha geldi ve dedi ki: Şaşkın! Bişey beklediğimiz yok bizim, sen kendi hüsnü kuruntuna bak!

Hayat bu işte ya, öyle deliler gibi soru cevap gülmeleri arasında, bi kendine efelenme halleridir gelir-gider :))

Öyle ya da böyle -2

Varlığı yokluğundan hediye, can suyu ten suyu, hu

*

Bildiğimiz şeylerin küçük ya da büyük hep sınırları olur; bir adacık da olsanız bir kıta da fark etmez. Geometrinin en popüler problemleri, sınır ve alan hesaplamalarıdır. Amorf varlıklar, sınır ve alanlarını formülle bulamadığımızdan pek tutulmaz! (sınır deyip geçmeyin bakınız)

**

Olayın kökü cennete kadar gider! Orada her şey apaçık, çıplak ve masumken orta yere elma ağacını kim ve neden dikmiştir? “Kim” konusu şu anda yapmakta olduğumuz iş için çok da gerekli değil ama “neden” konusu önemli. Evet neden elma ağacı? (örtük)

**

Hangi lisanı konuşuyor, dinliyorsanız, onun için ayarlanmış hipnoz frekansına dahil oluyorsunuz 🙂

**

Kelimeler-2

Taraftarlığın tersi taraf olmamak değil, duruma göre o anda taraf olmaktır.

**

Bütün görülemez de varlığı bilinebilir. Nasıl bilinir? Doğduğunuzdan beri size biçilmiş rol-noktanın dışına defaaten çıkılabilmişse, başka noktaların varlığına iman edilir, böylece sonsuz başka noktalar, görülemese de bilinir.

**

Dünyadaki çeşitlenmenin güzelliğine iman etmekle başlar bu güzel oyun.

Sana ahmakça gelse bile o çeşitlenmenin ne büyük bir zerafet oluşturduğunu, tüm varlıkların tekamül etmesi için zengin bir ortak rüya oluşturduğunu bi gördün mü, artık bi şeye kızamaz olursun, hatta minnet duymaya başlarsın biri ahmak rolünü ya da hitler rolünü oynamayı kabul etmiş diye :)))

**

Bu dünya benlik bilincinin oluşması için görülen bi rüya 🙂

**

Kör olduğumuz halde görüyor olduğumuzu varsayarak yaşadığımız,sonuçlar/yargılar ortaya koyduğumuz için yeni nesillerin de pek şansı olmuyor.

Yani hem kekeme hem gevezeyiz diyebilirim.:)

**

Bütün yayınlar siz o kanalı açın ya da açmayın bulunduğunuz ortamdalar! onların hepsini çekebilecek alet/rado de sizde.

Ne kadarını/hangisini dinleyeceğiniz ise özgür iradenize bağlı. Seçimleri yapan sizsiniz, everen sadece yumuşacık baş eğiyor.

Evren olmuş everen! Eh Allahın parmağı var işte :))))

**

Korkulması gereken Allah değil, birey olamamış BEN-BEnciler. Korku enerjinizi yanlış yönlere salıp durmayın yaw!

**

Onun (Allah), ne kadar latif, sevecen, kucaklayan, merhametli olduğunu etkilerinden anlayabilirim ama O tanımsızdır bu sebeple iltifatlarım sadece bana geri döner.

Tıpkı celalini,hiddetini etkilerinden görsem de bana döneceği gibi.

**

Dünya annenizdir; dünyaya ne olursa, dünyanın oğullarına da aynısı olur. Eğer insanlar yere tükürürse; kendi üzerlerine tükürürler.

Bunu biliyoruz biz; dünya insana ait değildir; insan dünyanındır. Bunu biliyoruz. Bütün her şey bir aileyi bağlayan kan gibi birbirine bağlıdır. (Şef Seattle)

**

Holistik, hollografik,hümanistik(3H) bişeyler diyebilmek için ya Mevlana, İbnArabi vs gibilerin yaptığı şekilde egemenlerle anlaşacaksın, ya da Anadolunun ozanları gibi ruhun telini titrete titrete diyeceksin!

Hangi yolu seçtilerse de razıyım, yeterki 3H DEsinler.

**

Ümit, ona bel bağladığın takdirde celladın da olur. Tüm kavramlar üzerine basılacak birer taştır sonsuz nehirde, yapışıp kalma! Bas ve sek!