Kısa kısa…

yık hayır köprüsünü şer üstünden geçmesin.
Halk sözü

*

Yerel güzide TV kanallarımızı izlemeyi 94 yılında bıraktım ve bi daha geri dönmedim. Güncel sosyal olayları ilişlkileri kaçırdım, zaman zaman oldukça cahil hissettim kendimi ama yine de avantajım sanki daha çok oldu, ya da ben hala o kısmı tercih etmekteyim.

*

“Anlamaya çalışarak kendini helak etme” dedi Don Juan “Bu dünya bir muammadır. Bakmakta olduğun her şey, göründüğünden başka birşeydir de. Dünya düşündüğümüzden çok fazlasını içerir, öyle fazlasını ki, sonsuz diyebiliriz. Böyle olunca, onu anlamaya çalışmak demek, aslında onu bildiimiz bi şeye benzetmek demek olur. Sen de ben de, burada, senin gerçek dediğin dünyanın içindeyiz; zira ikimiz  de onu biliyoruz. Ama sen erk dünyasını bilmiyorsun, o yüzden onu bildiğin bi sahneye benzetmektesin.”

“Bak evlat, savaşçının sanatlarından birisi belli bir amaçla dünyayı çökertmek sonra da yaşamını sürdürmek amacıyla onu yeniden biçimlendirmektir.”

*

Şiddet ve Şiddetsizlik

İçinizdeki öfke, şiddet için değil dönüşüm için kullanılabilir. bu ve benzeri kitaplar çocukları hayata hazırlayan, ağaçlara sarılan çeşitliliği hazmeden nesiller için. Hadi bi kaç tane alın yeğenlerinize komşu çocuklarına hediye edin.

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=633421

Adil olana kim karar veriyor?

Ağaçları seviyorsanız çocukları da seversiniz, onları eğip bükmeye kıyamazsınız. Değil mi? Kendi öfkenizi, nefretinizi, yaşanmamışlıklarınızı ve özlemlerinizi onların içine tepiştirmekten kaçınırsınız, değil mi?

 

Gezi Parkı- İstanbulda neler oluyor?

 

Sabah oldu televizyonlar halen yemek tarifine devam ediyor. Facebook da iyice yavaşlamış. Merak içindeyiz. Dün gece internete girmeyen milyonların durumdan hiç haberi olmadı, bizden daha rahatlar hiç olmazsa.

Bazen acaba rüya mı gördüm diye gerçeklikten şüphe ediyorum, neyse ki hala açılabilen siteler var internette, işte birisi bu:

1 Haziran 2013, İstanbul, Boğaziçi Köprüsü, 7:30

İstanbul’da Kadıköy’den yola çıkan onbinlerce kişi bu sabaha karşı Boğaziçi Köprüsü’nü geçerek Taksim’e doğru yürüyor.

İstanbul halkı bütün gece sokaktaydı, polisin sokaklarda sıktığı ve havadan helikopterle attığı gaz kapsüllerine ve her türlü sert müdahalaesine rağmen de sokağı terketmedi. Sadece Taksim değil İstanbul’un her yerinde, bütün Tükiye’de Ankara’da, İzmir’de, Eskişehir’de sayıları gittikçe artan kalabalıklar da sokaktaydı. Ankara’da ODTÜ’lü öğrenciler sabaha karşı saat 3:00’te Meclis’e doğru yürüyüşe geçti.

İstanbul’da ölçüsüz polis şiddetine rağmen onbinler sadece birlikte yürüdüler, durdular, direndiler. Hala direniyorlar. Gece boyunca, okullar, esnaf, sıradan vatandaş kapılarını polis şiddetinden kaçıp sığınmak, dinlenmek, soluklanmak isteyen halka açtı.

Anakım medya hiçbirşey yokmuşcasına yayınlarını sürdürürken onbinlerce insan sosyal medya üzerinden haberleşti, dayanıştı. Yol durumu, kablosuz internet şifreleri paylaşıldı, sayıları hiç de az olmayan gönüllü doktorların, gönüllü avukatların telefon numaraları paylaşıldı.

Açık Radyo dün gece sabaha karşı 5:00’a kadar canlı yayın yaptı. Kaydı burada:

İndirmek için: mp3, 153.6 Mb.

Bugün de olan biteni en yakından takip edeceğiz.

Dün  gece İstanbul’da yaşananları anlatan ve sosyal medyada paylaşılan yüzlerce görüntüden sadece bir tanesi: http://vimeo.com/67441445

İstanbul’a, Türkiye’ye dünyanın pekçok şehrinden de destek var. Londra’da NewYork’ta bugün İstanbul’la dayanışma eylemleri olacak. Uluslararası imza kampanyaları sürüyor.

http://www.acikradyo.com.tr/default.aspx?_mv=a&aid=31401&cat=100#

Gerçi şu an radyo yayını da bulamıyorum.

Bilinç dışı ve taraf olmak

Bastırılıp bilinç dışına atılan gölgelerin dış dünyaya yansıtılarak, diger insanlarda yaşatılması, her dualizmde yasanan ve fark edilebilen bir süreçtir.

**

Farkindaligin karanlik denizi henüz yakana-birlesim noktana-yapisip seni emmemisken, hala yapacak biseyler var; ÖZETLEME

**

Güvercinlerimizin tek bi yavrusu olmus, döndugumde yumurtanin kirik yarisini bulmustum. Şimdi de ancak başının tepesini gorebiliyorum, pek hareket etmiyor ve dort gündür ilk kez sesini bugün duydum, acaba hasta mı böyle mi olur? Anne ve baba artik yuvanin dibinde degil bir metre uzaginda yine sırayla nöbet tutuyorlar. Arada bebegin yanina gecip kanat cirpiyorlar, onun kanatlarini acip altini didikliyorlar, acaba bebegi serinletmek mi istiyorlar, haklarinda hic bi sey bilmiyorum oyle bi anlam veremeden iki metre uzaginda uyuyup uyaniyorum, calışıyorum, tetikte bekliyorum.

**

Olanaklarımızi kısıtlayan şey, aslında bi yorumlama sistemi olan bilişselligimizdir. Bize olasılıklarımızın parametrelerinin neler olduğunu söyleyen yorumlama sistemimizdir ve bu yorumlama sistemini tüm ömrümüzce kullanmış oldugumuz için, onun hükümlerine karşı çıkmaya hiçbir şekilde cesaret edemiyoruz. CC

**

Bireysellik gecici ve farazi ise yaşam, ölümün toplam kalitesini yükseltmeye cabalıyor diyebilir miyiz?

**

Rüya görüsmeciligi yöntemi, özetleme konusunda en büyük yardimciniz. Sistematik bicimde bunu sürdürenlerin soyut alanlar icin zaman ve enerjisi çogaldigi gibi, kendine güvenin artisi karar verme konusundaki gücluğu de buyuk oranda elimine ediyor. On yilda izledigimiz tum rüyalar bu sonuca ulaştıran hayat örnekleri sunuyorlar.

 

Enerji Dağılımı

 

Adamus, onların ilk üçünü şöyle sıralamaış:
1.Dünya Enerjileri-Bilinen, rahatlatıcı biraz hayvani
2.Kozmik Enerjiler- Zihnin çözemediği, dünyada kendiliinden var olan,biraz kaosumsu
3. Kristal Enerjileri- Uyum enerjileri, dünyadaki kristaller deil,diğer ilk iki ennerji çeşidine hükmedebilen.Daha doğrusu onları derhal kendi yapan!
 4. Ben-im- Öz

“Ben onlara, Ben-im enerjileri diyeceğim. Daha önce sözünü ettiğim Ben-im enerjileri. Bilincinizin hemen, en yakınında olan ve her zaman orada olan düzey ve katman.

Bir biçimde bazıları buna Büyük Merkezi Güneş diyor diyebilirsiniz. Ama Büyük Merkezi Güneş bir toplum işi değil. O, sizin merkezi güneşiniz.

Böylece, bilinç bu topluluğu çeker, hemen çevresinde olan, bu güzel enerji topluluğunu. Bu enerji düzeyi ile ruh dediğinizle ya da bilinç ile yâda Ben-im arasında olan, daha yakın hiçbir şey yoktur diyebilirsiniz. O, tam orada. Tam orada.

O daha sonra, diğer formları çeker. O, kendiniz için yarattığınız özgün enerjidir ama kristal, Dünya ve kozmos enerjilerine hiç benzemez. Herhangi bir güç ya da kuvvete sahip değildir. Tezahür ettirme yeteneğinin sınırları yoktur. Ben-im in, ruhun yaratımına, gerçek yaratımına yanıt verir diyebilirsiniz.
O, diğer enerjileri hizalar. O, – bunu nasıl söyleyebilirim diye düşünüyorum- bunu sizin için (kendi) yapmaz. Diğer enerjileri, sizin için çağırır. O, enerji yapımcısı diyebileceğiniz bir şey değildir. Esasen, işi o yapmaz. O ustabaşıdır. Bu, onu anlatmanın güzel bir yolu. O ustabaşı enerjidir. Diğer enerjilere buyruk vermekten başka bir şey yapmaz. Kristal, kozmik, Dünya enerjilerine. Ve bun u yapmakta çok iyidir. Ve tekrar ediyorum, o aşırı derecede etkilidir-etkindir. Zamana ihtiyacı yoktur. Hatta kendi enerjisini tüketmeye de ihtiyacı yoktur.

Bu öz enerji -Ben-im enerjisi- o kadar zekidir ki, hiç enerji tüketmez. O, diğer enerjilerin ustabaşıdır, temel enerjidir.
Yol boyunca insanlar, zihin denilen şu tuhaf veçheye girdikleri için onunla bağlantıdan çıktılar ve o, buna aldırmaz. O hala oradadır ve insan veçhesi Dünya enerjileri ile oynuyorsa, buna aldırmaz. Ama insan gözlerini açmaya başladığı zaman, özellikle her iki gözünü de açmaya başladığı ve “ Ben farkındayım. Ben, Dünya’ya enkarne olmak için Dünya enerjilerini kullanan, şimdi burada bolluğumu genişletmek için kozmik enerjileri kullanan, burada ve diğer her yerde farkındalığımı genişletmek için kristal enerjileri kullanan “Ben O Benim” demeye başladığında,  bu öz enerjilere yeniden dokunursunuz. Ama unutmayın-bunu hatırlamanız çok önemli- Ben-im enerjisi işçi değildir. O ayar aletidir. Bütün diğer enerjilere emri verecek olan generaldir.

Birkaç nokta. Dünya enerjisini kullanmaya alışmıştınız. Dünya enerjisi çok ilkeldir, eskidir, yavaştır. Biz bunun ötesine gideceğiz. Siz, Enerjiyi Getirenlersiniz- kozmik ve kristal enerjileri- ve sizler tutkuya yanıt veren “ Ben-im öz enerjileriyle” rezonansa geri dönmeyi öğreneceksiniz. Çok basit.

Para, bolluk ve diğer şeylere odaklanmayı bırakın. Bu enerjileri nasıl getireceğinize bakmaya başlayın.

Bu enerjileri nasıl getireceksiniz? Tutkuyla! Tutku. Bu enerjileri tutkuyla getirirsiniz. Hiç bir şeyi zorlamazsınız ve eğer kendinizi zorlarken ya da zihninize yakalanmış bulursanız, sadece durun. Deneyime son verin. Başka zaman yeniden başlayın.

Gerçek bilinç, gerçek Ben’im, ne düşündüğünüz ile ilgili değildir. Beyinle ilgili değildir. Geri gelen kötü anılarla ilgili değildir. Şiddet içeren düşüncelerle ilgili değildir. Bunlar size ait değildir.

Siz, enerji getireceksiniz ve bu enerji, “Ben-im bilincinin” saf haline çekilecek.

Onun ne kadar oyunbaz, ne kadar yaratıcı, ne kadar doyurucu olduğunu anlayacaksınız. Mücadele, dram, çabalama, gerginlik, stres, yorgunluk, tüm bunlar geçmişte kalacak. Bu bir gecede olmayacak ama çok hızlı olacak.

Bunu yaparken, yeni bir dünyaya gireceksiniz, kendiniz için yeni bir realite. Hala uyuyanların ve körlerin dünyasında olacaksınız ve zaman zaman sıkıntılı olacak. Bu rahat olamayacak çünkü başka düzeylerde de çalışıyor olacaksınız. Artık dünyaya ait olmadığınızı ya da bunun gerekmediğini hissedeceksiniz. Ama bu da dengeye girecek. Eski,”Ben-dim” dünyasında, yeni “Ben-im” varlığınızı özümseyecek, adapte olacaksınız.

Geçmişteki Üstatlar, sadece bedenlerini serbest bırakıp gitmek zorundaydılar. Bu onlar için büyük bir meydan okumaydı. Fiziksel bedeni bırakmak. Siz, arkadaşlarım, sizin için bu, enerjiyle ne yapacağınızla ilgili. Onu istiyordunuz. Onu nasıl da istiyordunuz. Onunla ne yapacaksınız? Onun size hizmet etmesine nasıl izin vereceksiniz?
(Adamus)

Bu sorunun bi şaşırtmaca olduğunu artık biliyorum çünkü onunla ne yapacağımı hayal edebilmek buradaki zihin aksamının işi ve haddi değil, yanlış anlaşılmasın ona yasak olduğundan değil yapmaya muktedir olmadığından. Bence bu şaşırtmacalı bir soru. Öz enerjime, zihnime “kapa çeneni” diyerek, vayyyy ben’im, süperim, var’ım” coşkusuyla ulaşılacağını biliyoruz, denedik. Bunu sıkça yapmayı, kendimize unutturmamayı becerebilsek, öz enerjimizle ne yaptığımızı göreceğiz, düşünmeye planlamaya gerek olmaksızın, oluyorken -bizatihi akışın içindeyken-göreceiz. Bana öyle geliyor.