Umut Beslenesi Deneyim

Başbakanımız ayağı yurt toprağına değer değmez zehir zemberek bi konuşma yaptı, herhalde havaalanı civarında minik sarsıntılar hissedilmiştir. Huzursuzum.
Fakat dün Taksime giden bi arkadaşıma sordum, ne gördün ne duydun diyerek, şöyle mesaj atmış:
“Öteki’si bulunmayan bir masal dünyası… Çok farklı gruplar; ‘suyunuz var mı’ diyecek kadar yakın, güvenilir ve sevecen, ‘şu an uygun değiliz’ diyecek kadar saygı-mesafeli, özerk; çadır birimleri görünümünde parka yayılmış… Bir tür demokratik-komünal yaşam biçimi eskizi… Bir bakıma sür-reel, ütopik; bir bakıma ‘özlenen’ fakat ‘genelleşmesi henüz zor,’  kutlanası bir ezber-bozma girişimi… Nefs-i emmare mahkûmları için “kahrolası”; nefs-i mülhime yolcuları için “ders alınası, iftihar edilesi, umut beslenesi” bir deneyim… ”
Bunları okuyunca tahterevallinin iki yanının dere-tepe olduğunu ve bu durumda son derece de normal olduğunu hissettim. Siz benim bu kadar ayar düşkünü olduğuma aldırmayın (rahmetli dedem ayarlar müdürüymüş sivasta) yine de, moralinizi yüksek tutun. Huzursuzluğa alışkınım ben, bu da geçer yahuuuu

*

Geceye yakın gelen şu fotoğraf duyduğum huzursuzluğu çok da anlaşılamaz biçimde yok etti, onu da buradan paylaşayım, unutulmasın, tarihimizde yer alsın 🙂

Bu “Bağzı şeyler” kendimiz dair hiç bilmediğimiz ve bazen hiç şüphelenmediğimiz şeylerin bütünlüğümüzün içinde yer aldığına dair bariz bir kanıt ve bu durum rahatlatıcı, imkanı olanlara öneririm.

MARmelat Zamanı

Şu anda Gezi parkta oluşan değişik bi yaşam tarzı denemesi de var, dinlediğim kadarıyla fazlaca aksayan bi şey yok hatta çoğu insan ilk kez tatlı bişey keşfetmiş gibiler, diyorlar ki, beklemiyorduk,her sabah yeniden şaşırıyoruz.
Yakın arkadaşlarım hatırlayacaklardır ikibuçuk yıl kadar önce “MARmelat” isimli -açılımı :Marifet meydanı- bir proje yapmıştım, konuyla ilgisi olabilecek insanlara anlattım, tepkilerini ölçtüm, hatta Marmelat’ın bir tv programı olsun, ismi de “güneş dansı” olsuna kadar ilerlettik projeyi sonraki yıl!
Yine de tüm destek ve iyi niyetlere rağmen, kişilerin hayat gailesinde fiiliyata dökülmedi, hazırda bekliyordu.
Şimdi düşünüyorum da meğer zamanını bekliyormuş ve insanların bunu kendilerinin keşfetmesi gerekiyormuş. Gerçek ayma, dönüşüm de böyle oluyor zaten, zorlama farkındalık, zorlama bilgelik yok :)))

geziAcaba daha geniş aurada bu rolleri sen verdin diye latıfe yapan arkadaşlara  derim ki; Kişisel değil ama kurgucuların deneyimin keçi yolunu çizdiğini söylemek yanlış olmaz. Bilimkurgu ve fantastik edebiyatın, edebiyattan öte işlevini zaman zaman paylaşıyoruz.

2013 yılı geleli beri , boğazım, kulağım, çene ve yüz civarında ara ara ama gayet istikrarlı biçimde aksamalar oluşuyor. Bi kısmını atlattık sanırım ancak boğazımdaki kaşınma ve ona bağlı gece öksürüğü geçmek bilmedi, geçenlerde doktora gittim, bana şöyle dedi; isterseniz yumuşak bi karşı çıkma yapalım önce!
Gülmemi zorla tutup, tabi tabi ben de bunu tercih ederim dedim. Şimdilik ılımlı bi takipteyiz, yudum yudum su içip gargara yapıyorum!
Beşinci çakranın anlam ve önemi geldi birdenbire aklıma, hele şöyle bi hatırlayalım dedim 🙂

http://www.sihirlius.com/butunsel-saglik/5_cakra_acma__-_bogaz_cakrasi

*

Olduğunu bildiimiz (sonuçlarından anladığımız) ancak bilinçli eylemler ya da kararlarla deiştiremediğimiz, öngöremediğimiz, kontrol edemediğimiz bir plan işliyor. Plan ya da sistem de diyebiliriz. Toltek felsefesinde TİN olarak dilimize çavrilen kavramı andırıyor bana. Kişisel hissimi sorarsanız, harika ve iyi ki var derim, çünkü şaşırtarak sıkıntıdan ölmemizi engelliyor 🙂

*Bildiğiniz-siz-,  basitçe zihninizin yaratımıydı. Burada Dünya’da tasarlanmıştı, burada Dünya’da geliştirilmiş, arıtılmış ve programlanmıştı.  Siz, veçhelerin en tuhafı olan zihin değildiniz.
(Castaneda-Adamus-sa ve daha bisürüsü-ortak yapım)

Kamusal mekanlar tükenmekte… Acil acil acil demokrasi

*

Bildiğiniz-siz-,  basitçe zihninizin yaratımıydı. Burada Dünya’da tasarlanmıştı, burada Dünya’da geliştirilmiş, arıtılmış ve programlanmıştı.  Siz, veçhelerin en tuhafı olan zihin değildiniz.
(Castaneda-Adamus-sa ve daha bisürüsü-ortak yapım)

Şimdi soru “ Farkında olmak ya da farkında olmamak?” soru bu. Gerçek soru bu. “ Farkında olmak yâda farkında olmamak?”  ve her birinize, bu bölüme başlarken soruyorum. Yanıt nedir? Farkında olmak mı farkında olmamak mı? Farkında olmak ya da olmamak çünkü bulunduğunuz realite, Orta Bölge. Orta Bölgedesiniz.

Bir gözünüz açık, bir gözünüz kapalıyken,  her iki gözü de kapalı insanların dünyasında gezinip, bir sonrasında ne olacağına emin olamadan, uyanışın korkunç namert Orta Ülkesindesiniz (bölge) .Umut için isteğin olduğu ama hala, kasvetli, gri, düşsüz olarak, Orta Ülkedesiniz(bölgedesiniz).

Bu Orta Ülkede, bu ülkede bir gözünüz kapalı olarak, her iki gözü de kapalı insan kardeşleriniz arasında yürümek…

Sevgili ağaçlar ve Sosyal Medya Olgusu

Basit yaşa ki başkaları da varolabilsin.
Gandi
Evimin önündeki selvilerin ne kadar saf sevgi olduklarını, ne kadar sade varolduklarını, o mükemmel esnekliklerini, o mütevazi estetiklerini anlatmaya yetemiyorum. Hayranlığımdan gözyaşlarım pıtır pıtır dökülüyor. Sudaki aksi sedamız kadar berrak bunlar. Dün siz nesiniz böyle diye sordum, yankı dedi.
Bugün uzun uzun sessiz hasbihal ettik, içime; onların bizim dünyaya paralel bi gerçeklikte bizim yankımız olarak bambaşka akıl hayal edilmez bi hayat sürdükleri doğdu. Bilmem gerçek midir ama ne fark eder.

*

Sosyal medyada pek çok provakatif- doğru olmayan bilgi de paylaşılıyormuş diyor komşular, amcalar teyzeler. Bunları söyleyenler doğal olarak tek yönlü kalıp medya kullananlar ve bu edindikleri bilgiyi de oradan alıyorlar. Bu arada tek yönlü çıkmaz sokak medyasında yayınlanan her kelimeyi de doğru zannediyorlar.
Sosyal medya denilen paylaşım, karşılıklı ve yaşayan bir etkileşim içinde her şeyin olması gayet normaldir çünkü bu platformlar yaşamın sudaki aksi gibi. Eğer yaşamda her şeyin var olduğunu hele bir de tam yerli yerinde olduğunu düşünüyorsanız zaten “doğru olmayan bilgiler varmış!” size hiç de tuhaf gelmez
Aslında mesele yine ve hep aynı: “biz muhakememizi sezgilerimizi işletip yorulmayalım evladım, bizim yerimize birileri bu işleri yapsın, koysun sofraya, rahat rahat zevkle seyredelim, yiyelim,içelim, şüphesiz güvenceyle teslim olalım bu sisteme, bu kişiye”
Açıkça söylenmese de isteğin bu olduğu öyle açık ki! Kulluk mantığı mı denir ya da daha güzel ve süslü psikolojik bi karşılığı var mıdır? Vardır tabi

Buna “cemaatçilik denebilir mi? Olabilir ama bunun din terimi olan cemaat ile ilişkisi yok. Örneğin benim annem bilim dinine inanan emekli bi öğretmendir ve aynen yukarıda yazdığım teyzeler amcalar içinde olan biri. Üstelik bitmek tükenmek bilmez-maşallah-bi enerjisi de vardı, rkatiyen tembel değildir. Sanırım devletçilik denen bi kavramın yeniden ele alınması lazım nedir ne değildir diyerek

Bu davranış biçimi hem genetik hem de ulusal kültür bazında zerrelerimiz içinde yer alıyor. Eminim haklı sebeplere de dayanıyor. Hayatta kalmanın kesinkes gurupla olabilmek anlamına geldiği çağlardan geliyor ki şu anda hoşumuza giden bu protesto -gezi parkı dayanışması- bile bi gurup hareketi olabildiği için hayatta kalabiliyor! Mesele galiba hem gurup olabilme hem de kendini yok etmeme kavşağında gizli

Turan Erdal Ezbere ögretilen seyler malesef “beyin filitresini” olumsuz etkiliyor, hem de önümüze önyaargi olarak cikiyor. Bilginin karsilikli iletisim ile sekil aldigi cogu kisiler tarafindan bilinmiyor. Bilgiler senin de dedigin gibi bir tepside sunuluyor zannediliyor ve insanlar önlerine ne gelirse tüketiyorlar.
Sibel Atasoy Kendinizi alışkanlığa bırakmamak dolayısı ile bi anlamda “rahatın bozulması” durumu var. Neredeyse tüm tekamülke yönelik bilgi yöntemleri ve kuantum fiziği, psikoloji gibi bilim dalları, allışkanlığın bizatihi YAŞAMIN önündeki engel olduğunu söylemekle kalmıyor, ispat ediyor.
  • E. Emekli Teyzelerle amcaların hayattan beklentileri ile gençlerinki birbirinden farklıdır.Onlar huzur isterler kendilerini ispat etme gibi bir dertleri yoktur.Gençlerin durumu farklı o yüzden bütünün hayrı için kendi huzurlarını tehdit edecek sınırlara gelinmediği sürece tepkisizliklerinin sürmesi son derece normal..

     

    Sibel Atasoy Ben de o teyzelerin amcaların jenerasyonundayım aslında, benim de kendimi ispat etme derdim yok. Bence bunlara ila
  • ilaveten bişeyler daha var, o da şu olabilir sanki:” otoriter ebeveynlik”in, çekirdek aileden devlet yönetimine kadar her yerden temizlenmesi gereken eskiye dair ve işlevi yitmiş bir müessese olduğunu görmek uygulamak

Dinlemeyen nasıl hizmet eder

Fizik ve meta fizik

Otuz dakikada evren gezisi 🙂 Alt yazı yokancak tane tane konuşuyor. Özellikle fraktaller (dokuzuncu dakikadaki o görüntüler bende bulantı yarattı çünkü kendimi öyle buldum), vibrasyon, dalgalar, akaşa, sen ve başkaları, her şey birbiriyle ilintili. Her şey sensin Tek bilinç, sinetix, frekans, tekrarlanabilir patternler, ses frekansları, suyun iletkenlii, cern, fizik araştırmaları, Alpha kamaska (bu her neyse 24. dk.da görülen insan bedenini bu gece rüyamda görmüştüm ve şaşırdım, bu bir kadındı son görevini yapmıştı ve böylesi bi bedene büründü, hiç bi şey anlamamıştım tüm gün bunu düşündüm ve bu videoyu seyrettim şimdi!) Şiva, şakti, dans eden ve dansı,kuantum alan

*

Bazen soruluyor, peki insan GÖLGEsiyle hiç buluşamayacak mı? diye.
Halk deyişiyle için dışın BİR olması… Bu nasıl mümkün olur diye soruluyor değil mi?
Bugün yürüyüş yaparken bunun tek yolu olduğunu fısıldadı rüzgar, değişken kişilikler!
Oyyyy bunun kimsenin hoşuna gideceğini sanmam ben. Bize en revançta kişilik tutarlı, asla değişmeyen olarak belletildi. E o zaman kaya gibi katısın be kardeşim, dışarda güneş oldukça senin gölgen de olacak.

Bu arada GÖLGEn olması sakıncalı değil, bunu bilmiyor oluşun ve gölgenle savaşıyor oluşun yorucu, evet özellikle izleyenler için bezdirici, sıkıcı… fakat yapacak bi şey yok tabi. Che sera sera