Çocukken babamın köyden gelen ahbaplarını ya da fikir sormaya gelen kişileri nasıl dinlediğini gördüğümde şaşırırdım. Zaten Babam beni de öyle dinlerdi, konu ne olursa olsun. Adeta hayatı o dinlediklerine bağlıymış gibi! Ben o zamanlar bilgiye aşık biriydim ve babamın böyle sıradan görünen ve bana göre gayet sıradan şeyleranlatan bu insanları dinleme konusundaki hassasiyeti her seferinde ilgimi çekerdi. Üstüne üstlük babam soru sorabilen biriydi. Ben de dikkatli bir dinleyiciydim ancak anlatılanların değeri konusunda şüpheye düştüğümde bi bahaneyle oralardan sıvışırdım çünkü mutlaka okuyacak pek değerli(!) bişeyim daima olurdu. Ancak yıllar sonra Rüya görüşmecisi olduktan sonra “etkili dinlemenin” sırrına vardım.İşte bu sebeple kendimi bi rüya kitabı yazıp gönül borcumu ödemekliğim gerektiği konusunda sorumlu hissediyorum.
Cumartesinin (22.Haziran) resim oyunum: Su kız
