Hüzün

“Büyücüler için hüzün kişisel bir şey değildir. Evrenin derinliklerinden gelen bir enerji dalgasıdır bu ve büyücüler tıpkı radyo dalgalarını yakalayan radyolar gibi açık olduklarında onlara çarpar. Eski zaman büyücüleri, hüznün evrende bir güç olarak bulunduğuna, bunun ışık gibi, niyet gibi bir olgu olduguna ve bu sürekli gücün özellikle artık hiçbir koruyucu kalkanları kalmayan büyücüler üzerinde etkin olduguna inanıyorlardı. Büyücüler arkadaşlarının ya da çalışmalarının ardına gizlenemezler. Aşkın, nefretin, mutluluğun ya da mutsuzluğun ardına gizlenemezler. Onlar hiçbir şeyin ardına gizlenemezler. Büyücüler için hüzün soyuttur. Bir şeye gıpta etmekten, bir seyden yoksun olmaktan, ya da kendini önemsemekten kaynaklanmaz. BENden kaynaklanmaz. Sonsuzluktan kaynaklanır.

Kendini Begenmisligin Yitirilmesi- 2.ders

“Kendini fazlaca ciddiye almaktasin. Aklinca pek onem vermektesin kendine. Bunu degistirmelisin! Kendine verdigin o pis onem yuzunden, birazcik zora geldiginde hemen kacip gitmeyi dusunebiliyorsun. Herhalde karakter sahibi oldugunu dusunuyorsun boylece. Ama sacmaliktir bu! Zayifliktir, kendini begenmisliktir!” Dedi Don Juan ve ekledi :” Kendini begenmislik, tipki yasam oykusu gibi kurtulunmasi gereken bir baska seydir. Sen kendini dunyanin en onemli seyi sandigin surece, seni saran bu dunyayi layikiyla anlayamazsin. At-gozlugu takmis gibisin tipki, kendinden baska hic bi seyi gormuyorsun.”

Daha sonra bitkilerle konusmayi getirir gundeme Don Juan, onlara ne dedigin degildir onemli olan, bitkilerle- ve belki hayvanlarla da- yuksek sesle, ecik secik bicimde konusmalidir, istersen sozcukleri uydur, buradaki onemli husus; bitkiyi begendigin duygusudur, ona bir esitin gibi davranmandir. Bitkileri toplayan her kisi onlari her koparisinda ozur dilemesi, ilerde bir gun kendi govdesinin de onlari besleyecegine iliskin onlara soz vermesi gerekir. Sonucta bitkilerle biz bas babasa geliyoruz, ne biz ne de onlar daha cok ya da daha az onemli degiliz. Gel konus su kucuk bitkiyle biraz, artik kendini pek onemsemedigini anlat ona.

“Bizi saran bu dunya bir gizdir, biz insanlar obur seylerden daha ustun degiliz ki! Kucuk bir bitki bize comert davrandiginda, ona tesekkur etmemiz gerekir, yoksa bizi burdan bi yere -yeryuzu anliyorum- birakmaz ha!”

Su minicik bitkilerin bu denli yetkileri oldugunu bilir miydiniz? Neyin ne ise yaradigini bilmeden yer icer dururuz, cevre duzenlemeleri yapariz vahsice! Guya vahsi olani yumusatmaya calismaktir amacimiz velakin ne yaptigimiza gercekten bi bakin bi dinleyin derim ben de nacizane. Bu arada Don juan’in dogru yurumekle ilgili onerilerini de unutmayalim: elde yuk tasinmayacak-sirt cantasi olabilir- , el parmaklari ice kivrilacak ve dikkat onun uzerine yonlendirilecek.

Carlos bu dersi soyle bitiriyordu: “Parmaklarimi kivirdim ve onun -yasina ragmen- o sasilasi yuruyusune rahatca adim uydurabilirdim. Hatta kimileyin ellerimin beni ileriye cektigini duyumsuyordum. Icim cosuyordu. Bu kizilderili yaslisiyla oyle anlamsizca yurumek bana mutluluk veriyordu. Konusmayi boslamistim.”

Aynen, ne zaman elime Cc kitaplarindan birini alsam ve bu ikiliyle yurumeye baslasam (bes alti kez devirmisimdir tum diziyi) ayni hislerle dolarim, cosku, hayranlik, dolu dizgin bi cosku… buna benzer bi seyi yalnizca asik olup onu yasama firsati buldugumda hissetmis olabilirim. 🙂

 

Iki zihnin mucadelesi- Sonsuzlugun Niyeti

“Bizim bu pireyi deve yapma ve aykirilik etme huyumuz, her birimizin basina bela olan ama yalnizca buyuculerin aci ve umutsuzlukla farkina vardiklari deneyustu bir mucadelenin sonucu: Iki zihnin mucadelesi! Bunlardan biri, gercek zihnimizdir; tum yasam deneyimlerimizin urunudur, bozguna ugradigi ve karanliga itildigi icin nadiren konusur. Oburu, yaptigimiz her sey icin her gun kullandigimiz zihin ise, bi yabanci donanimdir!”

“Iki zihin ikilemini cozmek, ona niyetlenme ile olur. Buyuculer, NIYETi cagirmak icin niyet sozcugunu yuksek sesle ve acik sekilde seslendirirler. Niyet evrende var olan bir guctur, buyuculer onu cagirdiklarinda, niyet onlara gelir ve ustaligin yolunu acar. Niyet somut, soyut, kisisel her turlu amac icin cagrilabilir ancak buyuculer, niyetin onlara yalnizca soyut bi sey icin geldigini zor yoldan ogrendiler. Bu buyuculer icin bi emniyet subabidir; aksi halde dayanilmaz olurlardi!”

Burada bir mola verip Don Juan’in son cumlesinde isaret ettigi emniyet subabini dusunelim, nedir bu ve neden olmasaydi dayanilmaz olurdu?

**

Castaneda’yi Don Juan’a goturen surecin hikayesi ve buna aracilik eden uc adam fevkalade onemli cunku tum bunlar don juan’a gore sonsuzlugun niyetini aciga vurdugu anlar, tabi anlayana! Bu oykuyu Sonsuzlugun etkin Yani kitabinin baslarinda iki bolum halinde bulabilirsiniz. Carlos’ un Sonsuzlugun niyeti tarafindan nasil avlandigini okurken belki kendimizin bilesimlerine de gidebiliriz, ola ki bu gelisimin haritasini kendimizde de yakalayabiliriz.

“Jorge Campos’ un oykusunu kendine tekrar tekrar, defalarca anlat, sonsuz bir zenginlik bulacaksin bu oykunun icinde. Her ayrinti haritanin bir parcasidir. Sonsuzlugun dogasidir bu; kendimizle yuz yuze gelecegimiz o esigi gectigimizd3 goruruz bunu. Jorge Camposun yapmaktan kacinamadigi tek hareket seni obur adamla temasa gecirmekti. Bu iki adam bi eksenin iki ucu.o eksen de sensin; bi ucta yalniz kendini dusunen, acimasiz, utanmaz bir cikarci, igrenc ama dayanikli. Obur ucta ise asiri duygusal, acilar icinde bi sanatci, zayif ve savunmasiz. Bu senin yasantinin haritasi olabilirdi; eger baska bir olasilik, sen sonsuzlugun esigini astiginda beliren olasilik cikmasaydi. Beni aradin ve buldun; boylece esigi gecmis oldun. SONSUZLUGUN NIYETI, bana senin gibi bi insani aramami soylemisti. Seni buldum; boylece esigi kendim de gecmis oldum.”

Gurdjieff’in de dikkatle belirttigi gibi Castaneda diger sayisiz insan benzerleri gibi haritasinin iki ucu arasinda gide gele bu omru tamamlayabilirdi ve ucuncu kuvvet yani sonsuzlugun niyeti devreye hic girmeyebilirdi. Boylece o da kendi SENTEZi yerine bikac cocuk birakirdi bu dunyaya ve cekip giderdi ama bu olasilik yasanmadi, hayir bu kez yasanmadi ve Carlos Castaneda basardi.

Don juan, eski cag Meksika samanlarinin “teklifsiz konusmalara” karsi resmi konusmalar fikrini gelistirdiklerini ve her ikisini de comezlerini egitme ve yonlendirmede kullandiklarini aciklar. Onlar icin RESMI KONUSMALAR, comezlerine ogrettikleri ya da soyledikleri her seyin zaman zaman ozetlenmesi icindi. TEKLIFSIZ KONUSMALAR ise, irdelenen olayin disinda hic bir seye gonderme yapmaksizin aciklamalarda bulunulan gundelik aydinlatmalardi. Buyuculer hic bi seyi kendilerine saklamazlar. Iclerini bu sekilde bosaltmek, buyuculerin bir manevrasidir. Onlari benligin kalelerini yok etmeye yoneltir.

Don Juan, SONSUZLUGU bazen Tin ya da Farkindaligin karanlik denizi olarak ifade ettiklerini ve Niyetin ise Sonsuzlugun etkin YANI oldugunu soyler, buyuculer ona HAVADAKI URPERTI de derler.

Yasamoykusunun Silinmesi-Birinci ders

“En iyisi tum yasamoykunu silmektir, zira, baskalarinin bizleri tokezleten dusuncelerinden ozgur kilacaktir bu bizi. Azar azar cevrede bir sis tabakasi yaratmalisin; her bi sey kesinligini yitirene kadar, artik hic bi seyin belirli ya da gercek olmadigi bir kerteye ulasana dek cevrendeki her bi seyi silmelisin. Anlamaya calis, iki secenegimiz var yalnizca; ya her bi seye gercek ve kesin, diye bakariz ya da bakmayiz. Birinci yolu tutarsak, kendimizden de dunyadan dabi tat alamaz, sikintidan patlariz. Ikinci yolu tutar da yasamoykumuzu silersek, bi sis yaratiriz cevremizde, tavsanin nereden cikiverecegini kimselerin, kendimizin bile bilemedigimiz son kerte coskulu ve gizemli bi durum yaratiriz. Hic bi seyin kesin olmamasi durumunda uyanik kaljriz biz, surekli tetikte dururuz. Tavsanin hangi calinin altinda saklandigini bilmemek, HER BI SEYI BILIYORMUSCASINA DAVRANMAKTAN cok daha costurucudur.”

Demektedir Castanedaya ustasi don Juan. Aslinda her seyin bilinmiyor olusunu kabullenmek biz bati dusuncesiyle yetistirilmis insanlar icin oldukca zor, zihnimizle buradaki ironiyi kavrasak bile is itirafa geldiginde rekabetci, onde olan, zeki ve cok sey bilen kisi olmak uzere gudulendirilen varligimiz ortaya cikiverir. Hos zaten o hep ortadadir, alcakgonulluluk sadece bu muthis kisiligin icinde olmasi gereken bi maydonoz gibidir cogu kez. Zaten bana kalirsa alcakgonulluluk, objektiflik gibi kendisi olmayan sirf zitlarinin varligi icin ortaya cikip kendilerini feda etmis kelimelerden :)))

Don juanIn buradaki dersi kisiligin duzeltilmesiyle filan alakali degil, zaten o bununla ilgilenmez. Mesele bilinmeyen alanlar hakkinda sanki biliyormus gibi davranarak beynin her iki kisminin da isgal altina alinmis olmasinin anlasilmasi ve mumkunse bu durumun duzeltilmesidir, zaten hemen her talimatinin ve saptamasinin bunu yapmaya yonelik oldugunu yani TONALI SADELESTIRIP AIT OLDUGU YANA TOPLANMA islemi oldugunu sonra bosluga atlayip gitmeden once itiraf eder don Juan.

 

Ruh Avukati

Mayalar, şamanlara,insanlara yararlı olmaları için ,ruhlara gidip,onlarla tartışmaya giriştikleri için‘Ruhun avukatları’derler. Maya geleneklerinde,tanrıların,-insanları günahsız ve mükemmel olarak -istedikleri öğretilmez.Tanrılar,güzelliği,belagati,güzel giysileri,hoş müzikleri,şiirleri,cesareti ve yüksek hayvan ruhlarını ve şükrü severler.Bu tür insan nitelikleri,onlara bal gibi gelir.Tanrılar, ne zaman bu balın kokusunu alsalar,ayıların bala gelmesi gibi, köye gelirler. Ruh Avukatları, tanrılara bu güzellikleri gösterirler.Maya halkının en temel ve kadim işi,-güzel ve minnettar ogrubuda bu kutsal metinleri okurdu.Avrupalılar bu metinleri yakıp,yok ettiler ya da saklanmaları için zorladılar.Ama bir çoğu sözel olarak saklanmıştır.Bugün hala, Tzutujil gelenekçileri yazmayı kutsal ve tehlikeli bulurlar. Benim yaşadığım köyde de ,diğer dünyalara girip çıkmanın yolları ancak ,belli zamanlarda ,belli saygıyla sözlü olarak anlatılırdı.rubuda bu kutsal metinleri okurdu.Avrupalılar bu metinleri yakıp,yok ettiler ya da saklanmaları için zorladılar.Ama bir çoğu sözel olarak saklanmıştır.Bugün hala, Tzutujil gelenekçileri yazmayı kutsal ve tehlikeli bulurlar. Benim yaşadığım köyde de ,diğer dünyalara girip çıkmanın yolları ancak ,belli zamanlarda ,belli saygıyla sözlü olarak anlatılırdı.maktır.20130406_085728

Mayalar, insanların hatırlamak zorunda olmamak için yazmayı sevdiklerini bilirler. Ama onlar için kutsal bilgileri unutmak,onları onurlandırmamak anlamına gelir.Avrupa öncesi Guatemela mayaları için yazmak ritüel bir faaliyetti,fikirleri ifade anlamına gelmiyordu.Ataları ile günümüz dünyası arasında –sözlerin yolunu-görünür hale getirmekti.Bunlar , –sözlerin kutsal günlüğü-olarak yüksek sesle okunur ve sihirli bir biçimde hayata getirilirdi. Tzutujil’lilerin Ajtzib dedikleri rahipler, bu metinlere, Maya Kehanet takvimine göre, güncel eklemeler yapardı.Ajuchan denilen diğer bir rahip grubuda bu kutsal metinleri okurdu.Avrupalılar bu metinleri yakıp,yok ettiler ya da saklanmaları için zorladılar.Ama bir çoğu sözel olarak saklanmıştır.Bugün hala, Tzutujil gelenekçileri yazmayı kutsal ve tehlikeli bulurlar. Benim yaşadığım köyde de ,diğer dünyalara girip çıkmanın yolları ancak ,belli zamanlarda ,belli saygıyla sözlü olarak anlatılırdı..

Martin Pretchel- Secrets of the talking jaguar