“Dayatmamak, bir hedefe kilitli kalmamak (isterse bu özgürleşme, aydınlanma olsun fark etmez), şu anda sana ulaşan tüm aydırma fırsatlarını denemek ve bundan zevk almak, evet kesinlikle o lanetlenmiş zevki inadına almak ve ötesine karışmamak lazım. Karışırsan da bi halt geçmiyor insanın eline.
İnsanlar zevk deyince bunu düşkünlükle, sefahatla ve bilimum yasaklanan şeylerle karıştırır, oysa bu tamamen farklı bişeydir evet belki onları da kapsayabilir ama o olmaktan çooook uzaktır. Buradaki zevk, keyfini damarlarına hücrelerine kadar hissetmektir, özünü masetmektir özüne. Yaşamak budur işte.
**
Gerçekten de insan olarak anlam arayışı önde gelen güdümüz hatta tuhaf ama belki hayatta kalma güdüsünden bile baskın. Bu prototp yapılırken çok ince hesap yapılmışa benzer çünkü anlam arayışı ön sıraya konulmasaydı, çelişkiler, savaşlar ve diyebilirim ki birey olma bilinci asla gelişemezdi.
Önceki gece durduk yerde bir anlam krizi yaşadım (eskiden yılda bi kez ya da iki yılda bir yaşardım ancak son yıllarda hiç olmamıştı), sanırım kendini bi hatırlatmak istedi. Berbat bi duygu! Fakat ne kadar geçici olduğunu bildiğimden en iğrenç dip noktasına bile gülüyordum içimden. Dışımdan gülecek enerji yoktu sanırım. Sabah uyandım krizden eser yok! Hahahahahahaha gülmeye devam.