Şamanlık nedir, ne değildir? (1)

Şamanlık gündelik dünya ile Gölge dünya arasında gezginlik tir. Bir şaman bu faaliyeti sorunları çözmek, şifa getirmek için kullanır. Bu konuda Eliade başta olmak üzere çok sayıda ciddi araştırmacı emek vermiş ve iki-üçbin yıllık verileri toplamayı başarıp bize onları ve faaliyetlerini tanıtmışlardır. Her zaman belirttiğim gibi Şamanizm diye bir kavram, din ya da yönetim şekli yoktur çünkü şamanlık kişisel bir yetenek ya da hastalık, daha doğrusu acayipliktir.Bunu anlamak önemli. Şamanlık konusunda bu sayfalarda, özellikle anadolu şamanlığı ve urban şaman kategorilerinde çok sayıda açıklayıcı değerli alıntılar ve kendi deneyimlerimi ve eğitim çalışmalarımı içeren paylaşım bulunmaktadır. kısa bir örnek için tıklayınız …

Bu tanımlardan anlaşılacağı üzere herkes şaman olamaz! O hal bir anomalidir. Her insanın kendine has yazılımları vardır ve yaşam içinde bunların dışına çıkmak da pek olası değildir. O halde yazılımı uygun olan ya da kaza ile şaman niteliği edinmiş olanların bizlere sunduğu aracılığı/elçiliği iyi değerlendirmeliyiz. Bu konuya ileride değinmeyi umuyorum.

Günümüzde birdenbire çoğu insan şaman olmak isteğiyle doldu, bunun sebepleri neler olabilir?

Devamını oku “Şamanlık nedir, ne değildir? (1)” →

Günün önemli olayına devam: Günün Bebesi

21 Aralık 2020 Anın Ruhu -devam

GERÇEKLEŞTİREN ÜRETİCİLER – MANİFESTİNG JENERATÖR –

 GERÇEKLİK ANI

“Yanıt verir ve gerçeklik anımı bekler, sonra yaparım.”

Siz potansiyel bir güç merkeziyle enerji topunun bir bileşimisiniz ama kaynağı etkili bir şekilde kullanmadan önce ciddi bir sabır göstermeniz gerekiyor. Dünya nüfusunun %33 ünü oluşturuyorsunuz; kendi alanınızda klasik bir araçsınız ve hızınıza ulaştığınızda performansınızla büyülüyorsunuz. Sizi Gerçekleştiriciler ve Üreticilerden ayıran temel fark içgüdüsel bir yanıt ile işe koyulma arasındaki gerçeklik anıdır. Buna “boşlukta olmak” diyebiliriz. Öncelikli içgüdülerinizi doğrulamak için eylemi bu boşlukta tutmalısınız. Dolayısıyla içgüdülerinizi dinleyerek yanıt verin, bekleyerek gerçeklik anını yakalayın ve sonra ikna olduysanız harekete geçin. Harekete geçtiğinizde kendinizi o işe adar ve bir Üreticiden daha hızlı vites değiştirirsiniz ve onların aksine hız kazandıktan sonra da istediğiniz an durabilirsiniz. Çünkü sizin Gerçekleştirici yönünüz yolunuzu düzeltmenize olanak verir. Bir anda birden fazla işle meşgul olabilir ama en iyi performansı bir seferde tek bir işe odaklanarak gösterirsiniz. Her zaman tez canlı, yerinde duramayan, her an bir işe koyulmaya hazır bireyler olabilirsiniz. İlişkilerdeki eğiliminiz, buzları kırmak ve harekete geçmektir. Ama yalnızca kovalayan siz olmadığınızda ve sizden net bir içgüdüsel yanıt almayı başarabilen biriyle birlikte olduğunuzda mutluluğa ulaşacaksınız. Sürekli Gerçekleştirici ve Üretici niteliklerinizin arasındaki dengeyi bulmak için çabalarsınız. Üretici yanınız sınırsız, sürekli enerji gerektiren projelerden keyif alır. Gerçekleştirici yanınız ise yeni alanlara girmek ister. Siz bu dengeyi koruyarak zirvelere tırmanmak için özgür ve esnek olmalısınız. Bu anlamda siz anlaması zor bir çalışansınız. İdeal anlamda gözü yükseklerde olan bir yönetici veya özgürce faaliyet göstermek için bağımsız olması gereken bir bireysiniz.

Stratejiniz: Hayalinde canlandırır ve bilgilendirir

Özgün Özellikleri: Aktif biçimde birçok iş yapmak

 

PROFİL 2/5

Evinizin yolunu bulabilmeniz için size bir pusula vermem gerekiyor­muş gibi hissediyorum, çünkü siz, ikinci çizginin tek başınalığı ve bilinçsiz bir beşinci çizginin uzak hayalleri arasında belirsiz bir noktada kalmış birisiniz. Bu ortaya, öncülük etme konusunda tereddütleri olan, dahil olup olmaması gerektiğine dair şüpheler duyan vasıflı bir liderin tuhaf ama büyüleyici profilini çıkarır. Dahil olmaya karar verdiğinizde, doğanız gereği hayal gücü kuvvetli, karizmatik bir lider olursunuz.

Yansızlık hissiniz size, dünyadaki dramları izleyerek gökyüzünde kay­bolduğunuz hissi verebilir. Bunun sebebi ikinci çizginin geribildirim bek­leyen yönlendirmeleri ile beşinci çizginin yanıltıcı yönlendirme alanının tuhaf kombinasyondur. Bu kombinasyonla, başkalarının varsayımları ile kendi yarattığınız illüzyonlar arasında kalırsınız. Dolayısıyla sizi anlaya­cak ve tamamlayacak biriyle tanışıp tanışamayacağınıza dair şüpheler beslemeniz doğaldır. Etrafınızdaki herhangi birine veya bir şeye karşı bağ­lılık hissedecek misiniz?

Devamını oku “Günün önemli olayına devam: Günün Bebesi” →

İlgi, öz ve enerji hakkında minik bir sohbet

Esra Hanımla küçük bir sohbet:

Sibel:  açık olmuş mu Söylediğim?

Esra: aslında daha açık olabilir belki. Ben biraz tersini de düşünüyorum. Özüm de ilgimi yönlendiriyor.

S: hayır pek değil

E: şöyle aslında demek istediğim. Ben öze izin verdiğimde..

S: özün,egonu (BEN DEDİĞİN EFENDİ BEN/KİŞİLİK) destekler. onun her yaptığının içinde tanrısal katkı bu yüzden var. Öz bir karar merkezi değil. Karar merkezimiz, bilincimizin LONO bölümünde yer alıyor.

E: ne şekilde destekler peki?

S: yapımcı. Finanse eden gibi düşün.

E: oluşturma, yaratım anlamında mı?

S: evet varlık aleminde görünür kılma.

E: burdaki “ilgi” bakış, dikkat, seçim, yönleniş mi? Cüzi irade mi?

S: karar vermeden zaten herhangi hiçbir şey olmaz. Kararını verdiğin için onu destekliyor özün. Karar  kendimiz diye düşündüğümüz ve ego dediğimiz kişilik kısmımızca alınır. Özü biraz da ruh gibi düşünebilirsin. Yaratan ile egomuzu birleştiren kanal. Elektrik gibi düşünelim. Elektrik olmadan sen istediğin kadar çamaşır makinesi yapabilmiş ol. O çalışmıyor değil mi? Ama bunu yapmaya o karar vermiyor, sen yapıyorsun. Sen karar veriyorsun, sen imal ediyorsun. O (farazi tabi ayrılık yok) da makineyi çalışır hale getiriyor. Buna can da demiş atalarımız. Bu işlem farklı öğreti disiplinlerinde; görünür olma tezahür etme… gibi de ifade edilmiş.

E: mesela bir hadiste var. Ben kulumun zannı üzereyim. O zaman beni dilediği gibi düşünsün. Bazı ayetler de var. Zan ile hakkı bilemezsiniz. Zandan öteye geçemezsiniz. Ulaşılamayan olan zat kısmı Gaybul Gayp olan kısım var. Gölgeler ile ilgili düşünceler içindeydim yazınızla tesadüf oldu hoşuma gitti bu durum. Öz – can böyle bir isimle karşılaşmıştım yolda bir dükkanın ismiydi. İçsel arayış içinde kendimce dertli bir halde iken.

S: keşke bu sohbetimizi yazıya döksen, hem unutmasak hem başkaları da yararlansa. 

E: tabi ki seve seve yazarım

S: sevinirim. Bu arada biliyorsun ki başkaları diye bir şey yok. Özne kullanılan tüm lisanlarda, bu ayrımı yapmak durumunda kalsak da urban shaman olarak bunun faydalı bir amaç için kullanılan illüzyon/yanılsama olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz. Evet başkaları var görünüyorsa da onların hepsi kendimiz. Onların kritik kütlesi bunu  anlamadan sen de tam olarak anlayamazsın. Bilgiyi saklamak, gerekmedikçe kendimizi paylaşımdan sakınmak kadar  anlamız  ve bence  mantıksız bir şey yok bu alemde.:)))

E: evet o kadar doğru ki. Sırlarla ilgili kendimce keşfettiğim şey şu ki: belki biz yıllar önce de biz bu benzeri konulara bilgilere yaklaşmıştık . muhtemelen yine yaşamıştık böyle. Ama o an içinde öyle bir farkındalık oluyor ki o aynı sır aynı mana ile tekrar karşılaştığında daha da güzel daha da iyi daha önce görmediğin şekilde anlıyorsun. Bir de başkasına aktardığını zannettiğinde aslında bu bilgiyi kendinde işliyorsun. Paylaşmak konuşmak ifade etmek büyük bir ihtiyaç. Paylaşmaya da büyük bir özlemim vardı hep. Aslında bunu da kendimden kendime yaptığımı da hissediyordum.

S: Bravo. Öğretmek ve paylaşmak, ÖĞRENMEKtir. Sevgiler

Sitemize üye olduğunuzda yayınlanan yeni paylaşımlardan haberiniz olma şansınız artar. Aloha

Narsizm enfeksiyonu bulaşmış Çoğulculuk-HŞT 3

Yazı dizisinin önceki bölümü için tıklayınız 

Narsizm enfeksiyonu bulaşmış Çoğulculuk

Narsizmin sözlük tanımı, “kişinin kendi benliği, önemi, yetenekleri vb. ile aşırı ilgilenmesi; benmerkezcilik”tir. Yine de narsizm sadece benliğe ve onun yeteneklerine aşırı değer vermek değildir, aynı zamanda başkalarının değerlerini ve katkılarını küçümsemektir.

Çok sayıda psikolog, narsizme bakışın bir çok yolu olmasına rağmen, genelde bunun ideal olarak, en azından önemli ölçüde vazgeçilen normal bir çocukluk özelliği olduğunda görüş birliği içindedir. Aslında gelişim, benmerkezciliğin giderek azalması olarak tarif edilebilir.

Ben merkezciliğin, birden altıncıya kadar tüm mimlerde nasıl değişim geçirdiğini yukarıda zaten görmüş idik. Bireysel  benmerkezcilik, giderek ailesel, ırksal ya da dinsel, dünyasal hallere girmekte ve sonunda yeşil mimde başkaları ile kendini eşitlemektedir.

Fakat burada bahsedilmeye çalışılan narsist yapıların, bu özelliği kaybetmeksizin yeşil mime kadar ilerlemeyi başardığı ve tam da orada hiç zarar görmeden yuvalanmaya imkan bulduğudur! Çünkü evrendeki her varlığı ve kavramı; özel, biricik ve değerli görmek durumuna gelmiş yeşil mim, narsistleri de aynı anlamda titizlikle korunacaklar listesine rahatça dahil edebilecek denli duyarlı benliklerdir.

Bu davranışı belki şöyle dramatize edebiliriz; “bırakın onlarııı, ellemeyin narsistleri, onlar bu halleri ile dünyayı zenginleştiriyor!”

Böylece yeşil mime kalıcı olarak yerleşen narsistler, Yeşil mimin çoğulculuğunda üreyerek, ikinci düşünce katına amansız bir engel oluştururlar.

Narsistik yapı, yeşil mim öncesinde kendine açıkça bir yer edinemez, bilindiği gibi o düzeylerde narsizm; önceki mimlerde kötülük, ilerleyen mimlerde hastalık olarak algılanmakta ve toplumdan temizlenme gayreti içinde olunmaktadır. Bu sebeple birçok narsist,  kendilerini zekice gizleyerek alt mimlerden geçer ve yeşil mimi kuvvetle teşvik eder, onun yaygınlaşması için mücadele eder.

Sevecenlik spirali

konvansiyonel Fr. conventionnel
(Anlaşma ile ilgili, uzlaşma ile ilgili-Türk Dil Kurumu)

Bu, -benmerkezcilikten ırk merkezciliğe, dünya merkezciliğe- üç genel evre, bilincin gözönüne serilen birçok dalgasının basit bir özetidir ama aynı zamanda gelişimin, benmerkezciliğin azalması/ ya da kitleye aktarılması olarak da algılayabilirsiniz.

Her bir gelişim dalgası narsisizmde bir azalma ve bilinçte bir artıştır (ya da daha derin ve daha geniş bakış açılarını göz önüne alma yeteneğinin artmasıdır).

Daha önce bahsettiğimiz 8 dalganın; konvansiyonel, öncesi ve sonrası olarak üç temel bölümde görülebileceğini ve bunun konuya hakim olmamız açısından önemli olduğunu sanıyorum.

Devamını oku “Narsizm enfeksiyonu bulaşmış Çoğulculuk-HŞT 3” →

12 saniyelik ŞİMDİ

Üç boyutlu gerçekliğimiz, bize fiziksel olarak 12 saniyelik bir ŞİMDİ imkanı veriyor.

Her şey, tüm zamanlar ve sonsuzlukla ilgili tüm bilgi ve anlayışlar, her hangi bir 12 saniye içinde mevcut!

Anlaşılmasının kolay olmadığını biliyorum. Belki de Huna felsefesi-Urban shaman konseptine aşina olanların anlayabileceği (örneğin kendim) bir terminoloji ile açıklamaya çalışacağım.

Öncelikli oniki saniyelik şimdi nedir, bundan ne anlamamız gerekiyor? sorusuna odaklanalım. Evet 12  saniyemizi bu soruda kullanalım; Bu gerçeklik illüzyonunda bize her biri on iki saniye süreli bilgilendirici videolar sunulduğunu ve bunların herbirinin tüm yaradılışın sırrını eksiksiz olarak sunan paketçikler olduğunu anlayalım. Yani hayatınızın toplam süresini 12 saniyeye bölerek, hep aynı mesajı kaç defa aldığınızı bulabilirsiniz! Usandırıcı bir tekrar değil mi? Ve biz hala yaratımın gizi hakkında hiç bir şey bilmiyoruz! Geldik gidiyoruz ve bu sırra vakıf olabilenlerin bikaç elin parmakları ile sınırlı olduğunu duymakla yetinmek zorunda kalıyoruz.

Detaya girmeden önce konuyu Aristo mantığı gibi iki seçenekli düşünmemek için kendinizi salın, rüyada  gibi rahat olun, hatta isteyerek teta frekansına girebilmeyi başarabiliyorsanız önce bunu yapın. Olmuyorsa, yazıyı okumayı burada kesin ve hemen en görünür yere bu yazıya geri dönmeniz gerektiğini (kendinize) 12 saniyeler arası mesaj bırakın, sonra hiç bir şey düşünmediğiniz bir yürüyüşe çıkın. konuyu da tüm sorunlarınızı da unutun, kuş seslerine odaklanın.

Şimdi(yepyeni bir 12 saniye, değişik kelimeler fakat aynı sonsuz içeriğe sahip videomuz) açıklamaya geri dönüyoruz. Teşekkürler.

Çıkarları için iş yapsalar da
Bilgisizler bırakın iş yapsınlar
Bilge onları uyarıp şaşırtmaz
Yapılan işleri gereksiz bulmaz.
Bhagavad Gita

Anlatmakla olmadığını, olsaydı… Kendi yolculuğum esnasında her 12 saniyenin bana verdiği mesajları çocukluğumdan bu yana yazdığımı, yayınladığımı, paylaştığımı ve bunların büyük kısmına internetin keşfiyle birlikte herkesin her an ulaşabilir hale geldiğini ve bunları birbirine bağlayacak sözcükleri zaten bu yazının başında söylediğimi fark ettim. Demek ki yapabileceğim yeni bir şey yok. Gülümsüyorum ve rahatım, huzurluyum. Bilge değilim, yine de bazen onları kısmen anlayabiliyorum. Teşekkür ederim.

Son olarak (sadece bu yazının sonu olarak, hahahahahaha), kendilerime şu hatırlatmaları yapmak istiyorum :

Urban shaman birinci seviye, ana prensipler ve 4 farkındalık düzeyini her 12 saniye içinde görebilir olana kadar kararlı ve sabırlı ol.
Unutmadan, şu kelimeleri bu sitede (ve alternatif başka kaynaklardan test ederek) ara, oku ve yeni katmanların sana gelmesine izin ver: Yorumlama sistemi-dekoder, görücülük, hipnoz, ayrılık, lisan, deri ve isim,frekans,bİRLEŞİK ALAN KULLANIMI-bak, bağlantı,dolanıklık…

Ve bir uyanma büyüsü/hatırlatıcı:

Her biip sesi duyduğunuzda (korna ya da alarm vs. ne olursa) şunlar aklınıza gelsin:

** Nefes al.

Hayati!!!
Nefes almak, enerjiyi hareket ettirir.

 ** Kolaylık. Eğer yaşamınızda fazlasıyla çaba olduğunu görüyorsanız, her şeyin zor ve meydan okuyucu olduğunu görüyorsanız, onu yanlış yapıyorsunuzdur. Eğer kolaylıkla olmuyorsa, durun, derin bir nefes alın, bir süre eğlenceli başka bir şey yapın ve sonra ona tümüyle farklı bir biçimde yaklaşın. Olan, kolaylıkla olmalı.

** Farkındalık. çağlar boyunca muazzam miktarlarda hipnotize edici örtücü-katmanları olan  toplumlarda yaşadık. Ve bunların hepsi şimdilerde birbirine karıştı. Bu sanki insanlığın bilincindeki bir yara izi gibi. Farkında olmak (dekoderinizi iş başında yakalamak), bilinçli olarak soluduğunuz havayı, dışardaki ağaçları, gökyüzünü, kuşları, doğadaki her şeyin farkında olmak demektir. Seslerin farkında olun. Gördüğünüz ve kokladığınız şeylerin farkında olun. Koku – bu sezgiyi kutsal bir düzeyde uyandırmanın en güzel yollarından biridir. Insanların koku alma duyusunun yüzlerce, belki binlerce yıldan bu yana en düşük noktaya geldiğini fark ediyor musunuz? Bu, çevrelerindeki şeyleri duyumsamadıkları gerçeğine işaret ediyor. Böylece sinüsler, geniz, koklama duyusu kapanıyor. Onlar küçük bir hipnoz içindeler. hepimiz değişik düzeylerde hipnoz altındayız. O ağaca bir bakın. Yanına gidip onu hissedin. Bir ırmağın ya da derenin ya da gölün akan suyuna elinizi daldırın, ve sadece hissedin. Ona herhangi bir şey yapmaya kalkmayın.

**Var Olma Noktası. Şimdi anı…  Şu anda neredesiniz? Varlığınız nerede? O parlak ışık parıltısı nerede? Yarında mı? Dünde mi? Eh, insan bilincinin büyük bir bölümü aslında öyle. O, dışarıya bir yerlere çıkıp gitti, yıllardır orada. Bir de aşık olana gözü kör dersiniz.
Bu Var Olma Noktasında her şey size gelir. Şimdi güç anıdır.  Dışarılarda olduğunuz zaman, gelmez.

Teşekkür ederim, ALOHA