ÇANAKKKALE DENİNCE AKLIMA—ORHAN AFACAN

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA …

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA tarihi zafer gelir.
Her metre kare başına düşen şehit bir nefer gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA aynalı çarşı gelir
Vatan sevgisi, iman, azim dünyaya karşı gelir

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA hüzünle, çarık gelir.
Yata bildiğinde başa yastık, acıkınca azık gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA dostuma ibret gelir-
Yaralanmış olan can düşmanıma merhamet gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA birlik, bütünlük gelir-
Ancak İnsani değerlerle insana üstünlük gelir

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA ikiz mermiler gelir.
Kavuşamayan sevgililer, yarım sevgiler gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA Seyit onbaşı gelir.
İki yüz yetmiş altı kiloluk mermi atışı gelir. –

Boğazdan İstanbul’a düşmanın geçiş işareti gelir-
Seyidin gözü önüne vatanında esareti gelir–

”La havla” deyince Seyidin gücü, cesareti gelir
Mermi ağırlığından vücuttan kemik sesleri gelir

Ne özel yetiştirilmiş sporcu, ne de halterci Seyit.
Bu milletin, bu vatanın kaderini kaldıran yiğit

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA roma çivileri gelir-
Roma çivileri, son model mayından ileri gelir.

Roma çivileri halen öyle passız, halen öyle küfsüz
Roma çivileri atan kadar zalim, atan kadar yüzsüz.
ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA deniz feneri gelir.
Nusret mayın gemisinin rolü, hüneri gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA nifak, tefrika gelir.
Böl, parçala, yönet adına bin bir entrika gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA her çakıl kabir gelir
Uzak vatanların evlatları, bize misafir gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA—-mürekkebi kan gelir.
Kalem olan bedenlerle, ruha yazılan destan gelir

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA binlerce olay gelir,,
”Yere düşmeyen sancak ”,elli yedinci alay gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA bu savaş niçin gelir.
Mehmetçiğe vatanı, tevhidi koruma için gelir

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA dostum, düşmanım gelir.
Damarımdaki kanım, irfanım, Kur’an’ım gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA gün 18 Mart gelir
Vatan, bayrak, din için ”şehitlik’ ‘kayıtsız şart gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA komşu siperler gelir.
Savaşın dışında, siperden sipere sevgiler gelir

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA Hücum borusu gelir..
Ardından da İsrafil’in kıyamet duyurusu gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA Mehmet kokusu gelir.
Hücumdaki askerlerin tekbirli uğultusu gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA tabyalar, koylar gelir.
Bu saldırının hakkından ancak akıncı soylar gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA yetiş nidası gelir
Türk görünce düşman aklına Gelibolu adası gelir-

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA cephede Muhammed gelir.
Hadisiyle birlikte, ayetlerdeki şahadet gelir.-

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA gıyabi namaz gelir.
”Er kişi niyetine ”kendine Hakk’a son niyaz gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA sancaklı ağaç gelir.
Kökü, dalı, budağı, yaprağı, çöpü bana taç gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA çarıkla potin gelir.
Hilale /çarığa, potin’den/haç’tan tarihi kin gelir..

ÇANAKKALE DENİNC AKLIMA Ejdad tokadı gelir.
Düşmanın anlamsız gör inadı, Pişkin suratı gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA Kâbe’yi tavaf gelir.
Akan her damla kana ilahi aşk, ilahi af gelir.

ÇANAKKALE DEYİNCE AKLIMA sözün bitişi gelir.
Kayıp olan Mehmetlerin mahşere gidişi gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA hep yedi bölgem gelir.
Demokrasi, cumhuriyet, çağdaş, eşitlik ilkem gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA Mustafa Kemal gelir.
Günüme, yarınıma, İstiklalime istiklal gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA tek ruh, tek vücut gelir.
Edirne’den, Kars’a, Hakkâri’ye çizilen hudut gelir

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA ilk Mehmet Akif gelir
Şiirinin yanında, Orhan şiirin çok hafif gelir…

                                               ORHAN AFACAN

Bellek Mekanları, Özne ve İktidar, Kişisel hazineler ve KiergSSchatz

…
Ayna, sonuçta, bir ütopyadır; çünkü yeri olmayan yerdir. Aynada kendimi olmadığım yerde görürüm, yüzeyin ardında sanal olarak açılan, gerçekdışı bir mekanda görürüm, oradayımdır, olmadığım yerde, kendi görünürlüğümü bana veren, olmadığım yerde kendime bakmamı sağlayan bir tür gölge: Ayna ütopyası. fakat gerçekten var olduğu ölçüde, ayna aynı zamanda bir heterotopyadır; kendimi orada gördüğümden, bulunduğum yerde olmadığımı aynadan yola çıkarak keşfederim… ( Michel Foucault, Özne ve İktidar-“Başka Mekanlara Dair” Ayrıntı yay. (2005), sayf:295/exlibris:marsseh)

…
Benim çalışmalarım daima belleğe bağlıdır. Bütün yaşadıklarım belleğimde saklıdır. Ancak tarih de bir hazinedir. Bize aittir. tarihte olmuş her şey bize aittir, ortak mülkiyetimizdedir. İnsanoğlunun acı ve aşk içinde ürettiği her şey içimizdedir ve en büyük hazinemizdir. Benim de bütün yaptıklarım, yaşadıklarım ve çektiklerim hazinemdir. Bu kişisel hazineyi sanatta somutlaştırdığımızda, görselleştirdiğimizde ve aktardığımızda, bu formlarla yol alabiliriz; onlar sayesinde sınırları kapatmayıp açabiliriz… (Elvan Zabunyan, Sarkis-Ondan Bize-Yapı kredi yay., 2009/exlibris:marsseh)

Özne; iktidarın önerdiği, “işe yarar-gerekli” bulduğu yasal şartları kabul etmemişse “kişisel hazinelerinin geleceğinden” sorumludur. Böyle bir yasal prosedür mevcut değilken kişinin “hazinelerine” (-ki burada bu değimin karşıtı olarak kiergsschatz (savaş ganimeti)ni kullanmak durumunda kalacağım) ulaşma hakkı engellenmiş, kişi olumsuz söylemlerle katkısının “realitesine” atıf yapılacakken provake edilmişse ortada bir gasp söz konusudur ve bu çoklukla iktidar eliyle yapılır.

Site yönetimi değerli bir yazarı ile olan krizini yönetememiş dahası bizi burada biraraya getirdiğini düşündüğüm değerleri hiçleyerek “zorba” bir tutum sergilemiştir. Mekanın kollektif bir bellek ile inşa edildiğini bir çocuk bile tahmin edebilir ancak burada kişinin yani öznenin mekanı “tahrif etme” davranışının bir kendiliğindenlik olarak özgürlüğünün, “öznenin intihar hakkının” saklı ve saygı değer oluşunun gerçekliğini ve değerini kabul etmeme davranışınızı-davranışımızı “ama biz…”diyerek açıklayamazsınız, açıklayamayız.

Orta malı, ortak malımız vs. gibi söylemler zorbadır ve ancak ütopik yapıların inşasında kullanılabilir. Diğer yandan bellek mekanları çoklukla heterotopyalardır. Doğası yıkıcı ve akışı bozandır. Bireyin “hayır” hakkını birkaç gündür izlediğim ve özür dileyerek söylemeliyim ki çocukça bulduğum yöntem ve gerekçelerle engelleme çabası sitenin eski bir üyesi olarak beni hayli üzdü. Dahası, yazarı bu noktaya taşıyan nedenler yapıcı bir şekilde tartışılmalı belki de.

Bu durumun üzülerek izlediğim ve insan doğasından, her türlü kollektif yapıdan hızla bir kez daha nefret etmemin nedeni olan bir diğer yanı da; “kendini ya da aynadaki görüntüsünü yok ederek dolayısı ile zaten olmadığı ancak olmadığından emin olarak bulunduğu yeri de doğrulamayı başararak yaşayan özne’ye “bunu yapma, çünkü; hani o dillere pelesenk “biz”i üzersin, eksik oluruz demek yerine “sen dilediğin yere gidersin ancak biz senin olanı gasp ederiz çünkü onları verirsek geride kalan anlamsızlaşır” demek trajikomiktir ve ile bir kez daha provakasyon içerir. Kanımca hanımlar beyler; zira heterotopik yapılar tam da bu ayrıksı gerçeklikleri ile ütopyadan ayrılırlar ve ben ütopyayı hiç sevmem.Görüşümdür.

Ashtar Sheran

Kısa bir süre sonra gelip insanlığın büyük dönüşümüne yardım edeceği düşünülen uzaylıdır.

1977 yılında İngiltere’de bir televizyon kanalında spiker haberleri sunarken Vrillon ismiyle araya girerek bir konuşma yapmıştır. Şu videodan o yayını dinleyebilirsiniz:

Dünya dışı varlıkların başkanı olarak nitelendirilmektedir. İnternette biraz dolaşılınca hakkında az çok bilgi sahibi olabiliyoruz. Melek olduğunu iddia edenler var. Verdiği birçok mesaj var. Röportajı dahi mevcut. Bu röportajın nasıl yapıldığı, bu bilgilerin kimler aracılığıyla nasıl ulaştırılmış olduğunu öğrenemedim şimdilik. Olayın arka yüzüne dair birçok komplo teorisi oluşturulabilir. Daha fazla şey öğrendikçe bu başlıkta paylaşacağım. İlk olarak merak ettiğim şey bu yayının neden, nasıl ve kim tarafından yapılmış olduğu ve bu yayının bilimsel olarak yanlışlığının/doğruluğunun değerlendirmesini nasıl yapabileceğimiz.