TEMSİLİ SEYİR

Adam oturdu makamına..
Açtı siyaset meydanını..
Televizyonun içine gire gire seyretti,
20 yıl boyunca..
Adamlar birleştiler mütemadiyen seyrettiler..
Vatandaş Rıza abdesti tazeliyordu..
Hayırdır..dedi adam-bayan..
Bir anda -yurdum-hayırdırla doldu..
Selam dedim-salam dedi-keşmirli..
Ah Keşmir..
Büyük dedi-adamlar,
kafa-dedim,
geçtik orayı dedi..
babı ali dedim..
Adam(lar)-kelle dedi..
Adam(lar) mütemadiyen..
Babı ali ise .
temsilen…

Karl Marx , Karl Popper

kaba bir başlıkla sitede süren tartışmalar sonucu , bir noktada bu başlığı açma ihtiyacı hissettim. Malum sitede kabaca idealizm ve materyalizm eksenli epey tartışma yürüyor. Bu başlıklarda xenix in paylaştığı celal şengörün videosunda bu nokta ortaya çıktı. ilk olarak site de rnd materyalizm için çökmüştür demişti bu videoda da celal şengör popper düşüncelerini aktararak diyalektiğin zırva olduğunu belirttiyor,
popper le ilgi net de yapacağınız kısa bir taramada popperin çalışması gereği hep kendini doğruladığından dolayı marksizmin bilimsel olmadığını belirrttiğini görebilirsiniz
bu noktada bu başlık altında popperin daha iyi ifade edilmesi (gerekiyorsa) ve marksizmin savusunu için açmış bulunmaktayım.
yapılan tartışmaların bir kısmı bu eksen üzerinden devam edebilir

Dinde Bölünmenin Acısını Çekiyoruz

İslam toplumları olarak, dinde bölünmüşlüğün acısını çekiyoruz. Allah dinde bölünmeyin diye hüküm verdiği halde, bizlerin günümüzde bölünmüşlüğümüzü açıklarken, bunu bir bereket, güzellik, zenginlik olarak göstermemiz, bizlerin ne derece, Kur’an merkezli yaşadığımızı göstermektedir.

Allah dinde bölünmenin tehlikesini, Kur’an da bakın bizlere nasıl anlatıyor.

Enam 159: Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiç bir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah’adır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.

Rum 32: (O müşrikler ki,) Kendi dinlerini fırkalara ayırmış ve kendileri de parça parça olmuşlardır ki her grup kendi elindekiyle övünüp sevinç duymaktadır.

Müminun 53: Ama insanlar, aralarındaki inanç bağını keserek kendi aralarında parça parça oldular. Her grup kendilerinde bulunan ile sevinip böbürlenmektedirler.

Ali imran 105: Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.

Ne yazık ki bizler güzelim dinimizi, bu hale getirdik. Parçalanıp bölününce de, İslam düşmanlarına kolay lokma olduk. Allah geçmiş toplumların, yaptığı yanlışları bizlere örnek gösteriyor ve sakın onlar gibi dinde bölünmeyin diye bizleri uyarıyor ayetlerinde. Peki, bizler bu uyarılara kulak verip uyuyor muyuz? Elbette uymadık, hatta inatla ayetleri duymazlıktan geliyoruz, böylece Allah ın azabından da kurtulamıyoruz.

Allah Yahudi ve Hıristiyanlar dan bahsederek, bakın bizleri nasıl uyarıyor.

Bakara 120: Dinlerine uymadıkça, Yahudiler de Hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah’tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.

Çok doğru, bugün bizler ne yaparsak yapalım, onların dinlerine uymadıkça, bizlerin güvenilecek dostları olması mümkün değildir. Fakat bizler bu gerçeği, ne yazık ki hala görmezden geliyoruz.

İslam toplumu olarak öyle bir bölündük ki, Yahudi ve Hıristiyanlar artık Müslüman ülkelere karşı, kendileri bir güç kıllanma gereği bile duymuyorlar. Çünkü bizleri birbirimize düşürdüler. Müslüman, Müslüman ı öldürür oldu. Hem de camilerde, Allah ın huzurundayken bile öldürmekte, bir sakınca görmeyenler var aramızda. Ne hallere düştüğümüzün farkında mıyız?

Yahudiler ve Hıristiyanlar karşımıza geçmiş, kıs kıs gülüyorlar halimize, başarılarından dolayı. Hala toplum olarak, kendimize gelmeye niyetimiz yok mu?

Geçen gün bir haber okudum gazetede. İsrail Başbakanı bakın ne diyor, içinde bulunduğumuz acı gerçeği haykırıcasına.

İsrail in İran a saldırmaları durumunda, bunun Ortadoğu da ki tansiyonu düşüreceğini savunarak, İran ın Arap dünyasında sevilmediğini, İsrail in İran ı vurması durumunda, Arapların bir tehditten kurtulmuş olacağını söyleyebiliyor. Bizler İslam âlemi olarak ne derece parçalanmış, bölünmüş ve birbirine düşman edilmiş olduğunun, açık bir örneğini görüyoruz.

İsrail in, Yahudi zihniyetinin düşüncelerine bakar mısınız? Bütünüyle yalan söylüyor diyebilir misiniz? Diyemezsiniz, çünkü İslam toplumu birbirine düştü, Yahudi ve Hıristiyanlar ın planları ile birbirimize düşürüldük. Düşman olduk adeta.

İran neden bizlerin düşmanı olsun. Onlar bizlerin din kardeşimiz değil mi? Aynı peygambere, aynı kitaba iman edenler, nasıl olurda birbirine düşman olur. Rehberimiz Kur’an olmaktan çıkınca, elbette bu acı sonuçta kaçınılmaz olacaktır. Hakka batıl karıştırılıp, neyin Allah emri, nelerin olmadığının ayrımını yapamaz olduk. Yahudi fitnesi bizleri yönetebilmek için, yüzlerce yıldır dinimize ektikleri, hurafe fitnelerin meyvesini topluyor artık.

İşin ilginci, İsrail Başbakanı bu sözleri söyledikten sonra, İslam camiasından hiç ses çıkmadı. Yalan söylüyorsun, biz İslam toplumları olarak, İran a düşman değiliz demediler.

Yıllarca İran ile Irak ı savaştıranlar, Irakta milyonlarca Müslüman kanını dökenler, şimdide bir başka Müslüman ülkede, Suriye de aynı planı uygulamaktadırlar. Hem de Müslüman ı Müslüman a kırdırarak. Acaba sıra ülkemize ne zaman gelecek, bunu hesap eden, düşünen var mı?

İsrail İran ı bertaraf ettiğinde, Arapların bir tehditten kurtulmuş olacağını söylüyor. Müslüman bir toplumun tehdidi, asla bir başka Müslüman toplum olamaz, olmamalıdır. Bizlerin en büyük tehdidimiz, İsrail, yani Yahudi zihniyetidir, geçmişte de aynen böyle olmuştur ve böylece Allah ın gazabına uğramışlardır. Siyonist’in sözüne asla güvenilmez, bunu unutmayalım. Lütfen artık bu gerçeği görelim ve kendimize gelelim.

Allah Kur’an da akla, düşünmeye çok önem verdiği içindir ki, ayetlerin sonunda düşünerek iman etmemizi, düşünerek yaşamamızı ister. Zaten imtihanında özü, aklımızı kullanmaktan geçmiyor mu?

Allah aklını kullanmayanları, bakın nasıl bir cezaya çarptıracağını söylüyor.

Yunus 100: Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah, azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir.

Ne dersiniz, İslam âlemi içindeki bu azap, acı, keder, birbirine düşman oluşumuzun nedeni, aklımızı kullanmadan iman ederek, dinde bölünmeyin diyen Rabbin sesini duymadığımız için, Allah ın bizlere bir cezası olmasın sakın.

Değerli din kardeşlerim. Gelin Yahudi fitnesinin oyunlarına gelmeyelim. İslam âlemi olarak, tek bir yumruk olalım. Mezhep ayrılıklarımız, bizleri düşman yapmasın. Her toplum istediği şekilde imanını yaşasın.

Bizleri tek yumruk yapan, peygamberimizin bizleri davet ettiği, Kur’an ın orta yolunda birleşelim. Yahudi ve Hıristiyanların oyununa gelmeyelim. Onların insafsız adaletine güvenerek, kendimizi teslim etmeyelim.

Her acının sonunda bir mutluluk vardır. Gelin İslam âlemi olarak, bu yanlışımızdan dersler alalım ve güç birliği yapalım. Yahudi fitnesi, İsrail Başbakanının söylediği, İran İslam toplumu içinde sevilmez, Arapların düşmanıdır fitnesini boşa çıkarıp, yalanlarcasına, el ele verelim. İslam toplumu içindeki, bu bölünmüşlüğümüze son verelim. Varsa yanlışlarımız kendi aramızda düzeltelim. Çünkü Müslüman Müslüman ın kardeşidir, bunu unutmayalım.

Tüm bu gerçeklerin, hala farkına varamazsak eğer, ülkemizi çok acı ve kederli günler beklediğinin bilincinde olalım. Zalimlere boyun eğmeyelim, aldatmacalarına kanmayalım. Bir söz vardır;

(Mazlumlar ayağa kalkmayınca, zalimler diz çökmez.)

Rabbim, ülkemiz olarak bizler, çok hassas bir imtihandan, dönemden geçiyoruz. Ne olursun zalime muhtaç etme, yardım et bizlere. İslam âlemi olarak, güç birliği yapmamız için, zalimin fitnesinin farkında olmamızı sağla. ÂMİN.

Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK

DUYGU NAKLİ !

(Bir seri okunanlardan alıntılar )

Bir gün hiç beklemediğim bir zamanda çıksın karşıma.. Yağmurun yavaş yağdığı ve paltomu almadığım için değil ; sevgisizlikten üşüdüğüm bir zamanda..Evle iş arası mekik dokuduğum ve başımı bile kaldırmadığım bir zamanda ; tam evimle işimin arasında dursun…Öylece baksın bana…Yanından geçmiş olayım..İlk gözlerimdeki sakinliğin farkına varsın ve birgün çarpsın monoton halime ,bilerek . Taşıyamadığım bütün umutsuzluklarım dökülsün yere.. Ben alelacele toplamaya çalışırken onları eğilip gözlerime baksın …Sakince sırtlayıp yükümü giderken benim elimi tutsun ve içimden geldi seni işten almaya ben geldim bugün desin !

Yada ne bileyim ; Biliyo musun ne oldu?” ile başlayan heyecanlı cümlelerimin sonuna kadar tahammül etsin istiyorum bana. Mutlaka ipe sapa gelmez bir şey olmuştur ama dinlesin sonuna kadar. Ya bi yavru kedi macerası ya da işte ona benzer bir şeyler olmuştur. Ben de her seferinde sanki baBir gün hiç beklemediğim bir zamanda çıksın karşıma.. Yağmurun yavaş yağdığı ve paltomu almadığım için değil ; sevgisizlikten üşüdüğüm bir zamanda..Evle iş arası mekik dokuduğum ve başımı bile kaldırmadığım bir zamanda ; tam evimle işimin arasında dursun…Öylece baksın bana…Yanından geçmiş olayım..İlk gözlerimdeki sakinliğin farkına varsın ve birgün çarpsın monoton halime ,bilerek . Taşıyamadığım bütün umutsuzluklarım dökülsün yere.. Ben alelacele toplamaya çalışırken onları eğilip gözlerime baksın …Sakince sırtlayıp yükümü giderken benim elimi tutsun ve içimden geldi seni işten almaya ben geldim bugün desin !

Yada ne bileyim ; Biliyo musun ne oldu?” ile başlayan heyecanlı cümlelerimin sonuna kadar tahammül etsin istiyorum bana. Mutlaka ipe sapa gelmez bir şey olmuştur ama dinlesin sonuna kadar. Ya bi yavru kedi macerası ya da işte ona benzer bir şeyler olmuştur. Ben de her seferinde sanki bahçeyi kazmışımda hazine bulmuşum gibi heyecanla ve öneminin üzerine basa basa anlatırım ya, dinlesin işte. “Ya, evet, çok mühim bir şeyler olmuş” falan desin bi de sonunda…

Hep derler ki kadınlar çok konuşur ! Hayır anlatılanı anlamayan , dinlemeyen adamlar var ! Bir şey anlatırken sadece beni dinlesin ve baksın gözüme ! Bazı şeyler sözlerle değil , gözlerle anlatılır !!!! Benim ilgiye , şefkate , ihtiyacım var , denilmez ki.

Hiç beklemediği bir anda cebinden bir horoz şekeri çıkarsın yada 1 dal çiçek… Ben istemeden ,beklemeden.. Bazen de ,koca bir demet gülle gelsin , yılda 1 defada olsa . Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız vardır . Bıraksın arada bir küçük bir kız olayım bende . Şımarayım , kapris yapayım ,kıskanayım . O olmazsam ,hep eksik kalırım , anlasın bunu . Beni sen psikopatsın , şöylesin böylesin diye suçlayıp cezalandıracağına ; küçük kızı bulup gönlünü alsın . Söz veririm bir daha yaramazlık yapmam bende .

Kıskandığımda gözümün içine baka baka yalan söylemesin mesela , o benimle değil yanımda ki arkadaşımla ilgileniyor demesin . Güçlü olmayı öğretsin bana , evet benimle ilgileniyor ama umrumda değil desin . Önce çok kıskanayım , sonra gururum okşansın ben yanındayım , o değil diye ve bir kez daha lafını bile etmememi sağlasın . Her gördüğümde yanında onları , yedekte tutuyor hissine kapılmamı engellesin mesela!

Suratım asıksa , mutsuz görünüyorsam , bilsin tek bir sevgi sözcüğü , yada minik bir teselli bütün kimyamı değiştirir . Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. ağlatırsan eğer ,az bir zaman sonra kendine sarılmayı öğrenir o kadın..Umarım öğrenir, yoksa ruhu yolunu kaybeder ve kayıp ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı…

Ben benim işte anlasın .. Eski yaşanmışlıklarına , gördüklerine hapsetmesin ,aynı yollarda yaşamasın beni ; çatlaklarından sızıntılarından akıp , azalmama izin vermesin . Bıraksın da kendi yolunda aksın herşey .. Yaşamış olmak için değil,istediği için yaşasın . Her söylediğinden ,yaptığından sıkılıp ,aman sende deyip boş vermesin , çabalasın biraz , eğer içinden geliyorsa , gelmiyorsa arkasına bakmadan hemen gitsin lütfen .

Hiç bir kadın iyi bir evde oturduğu, her gün çeşit çeşit yiyecekler yediği için mutlu olmaz. Bir kadın, erkeğinin her şeyi olduğunu bildiğinde ancak mutlu olur. Soğuk ta ,eski de , her yere ,her şeye uzakta olsa evi , kalbinde yaşarsa ruhu sevgilisinin ve bunu bilirse mutlu olur kadın bunu bilsin.

Heyecanla telefona sarılıp ,aradığımda , seni ararım deyip ,3 saat sonra sitem edersem , beni azarlamasın yada sevgisiz cümleler kurmasın . Hayatım işim var , akşam ,sonra konuşalım desin , saygı duyduğunu , önemsediğini göstersin. Ben her aradığımda kurumsal bir şirketin numarasını aramışımda , nasıl bilsinler ki kimin aradığını , geri dönsünler hissiyle , telefon elimde yüzlerce saçma düşünceye sıkışıp ,3-5 saatimi saçma sapan geçirmiyim mesela .

Eğer senden soğudum ,seninle yapamıyorum , zaten ilerisi yok bu ilişkinin sözleri dökülmüşse ağızdan ve hala devam ediyorsa ; neden devam ettiğini bileyim .. Sevgiyse nedeni ,sevdiğini göstersin ama benim anladığım gibi. Yok alışkanlıksa yada bilmiyorsa neden ! Durup düşünsün üzerinde.

Spinozalektik bir dürtüyse bu , ne demek diye sormayın işte şimdi uydurdum , anlamı şu : Eğer biri başka biri tarafından sevildiğini düşünürse ve böyle bir sevgi için ona hiçbir neden sunmuş olduğuna inanmıyorsa, onu zorunlu olarak sevecektir. Yada başka bir dünyanın zarafeti” İlk bakışta aşk diye algıladığımız şey, aslında sevgi değil bir meraktır –sonradan sevgiye dönüşebilir ama anlaşılabileceği gibi epeyce kırılgandır . . Her aşkın başlangıcı böyle bir ‘başka dünyanın zerafeti’ algısıdır… Sevinç ile kahkahanın aynı şey olmadıkları gibi, birini sevmek , sevgiyi gerçekten yaşamak da ,yanındayım işte ya diyerek ispatlanmaz .Düşünsün üzerinde ne hissediyor diye !

Ne zor bir şeyken başka bir şeyin yerinde olmak. Ben üstüme yapışmış binlerce katmandan sıyrılıp kendim ne zaman olacağım ki? Ben benden bu denli uzakken nasıl asıl özüme varacağım ki? Şimdi gitme zamanı biliyorum. Ama kalmak için elimden geleni yapıyorum.

Kalmak için binlerce bahaneyi sıralayabiliyorum yüreğime. Kalmam gerektiğini sürekli telkin ediyorum düşlerime. Gitme zamanı geçtiğinde yorgun düşeceğim biliyorum gidemediğim için. Kalmak için gösterdiğim onca çabanın ardından bir bulut gibi baka kalacağım gidenlerin tozuna. Şimdi gitme zamanı ama kalmak için duruyorum…Birçok defa bu düşünceyle nasıl savaştığımı anlasın ,görsün ,çabalasın aksini yaşatmak için.

Ben kalmak için bu kadar çalışırken , o gitmem için her şeyi yapmasın ! Bir defa da olsa , belki de hayatında ilk defa herkesin beklemediği gibi davransın.

Çok mu bu istekler . Seviyorsa sevsin işte . Göstersin sevdiğini ,istediğini . Mutlu olmak istiyorum .. Her ne olursa olsun sıradanlaştırmasın .. Herşey , hergün , heran mucizeymiş gibi yaşasın ,yaşatsın .

Beni ben olduğum için sevsin , hak edeyim , bütün yaptıklarımın farkında olsun , içimi bilsin ; sevsin , sevebildiği kadar ! Ama yine de ; ruhunu saramazsam huzurundan vazgeçmesin !!!

Elimi tutmayan ele darılmadan ; tutmayacak bir ele uzattığım için elimi ; kızmadan kendime ! Elimden gelenin , bildiğimin en iyisini yaptım iyi ki de ; diyebileyim sonunda ve devam edeyim yoluma !!

Fındık kabuğunu doldurmayan işlerle boğuşmamı sağlamasın , fındık kabuğunda yaşayan kimse için laf söylemesin bana

Bakacaksak bundan sonra yüz yüze ; utanılacak sözler söylemeyelim ve bir gün gerçekten sevmeyi öğrensin , kırmayı ve incitmeyi değil . Gerekirse küçük bir kalpte , koca bir sevgi olmayı öğrensin .hçeyi kazmışımda hazine bulmuşum gibi heyecanla ve öneminin üzerine basa basa anlatırım ya, dinlesin işte. “Ya, evet, çok mühim bir şeyler olmuş” falan desin bi de sonunda…

Hep derler ki kadınlar çok konuşur ! Hayır anlatılanı anlamayan , dinlemeyen adamlar var ! Bir şey anlatırken sadece beni dinlesin ve baksın gözüme ! Bazı şeyler sözlerle değil , gözlerle anlatılır !!!! Benim ilgiye , şefkate , ihtiyacım var , denilmez ki.

Hiç beklemediği bir anda cebinden bir horoz şekeri çıkarsın yada 1 dal çiçek… Ben istemeden ,beklemeden.. Bazen de ,koca bir demet gülle gelsin , yılda 1 defada olsa . Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız vardır . Bıraksın arada bir küçük bir kız olayım bende . Şımarayım , kapris yapayım ,kıskanayım . O olmazsam ,hep eksik kalırım , anlasın bunu . Beni sen psikopatsın , şöylesin böylesin diye suçlayıp cezalandıracağına ; küçük kızı bulup gönlünü alsın . Söz veririm bir daha yaramazlık yapmam bende .

Kıskandığımda gözümün içine baka baka yalan söylemesin mesela , o benimle değil yanımda ki arkadaşımla ilgileniyor demesin . Güçlü olmayı öğretsin bana , evet benimle ilgileniyor ama umrumda değil desin . Önce çok kıskanayım , sonra gururum okşansın ben yanındayım , o değil diye ve bir kez daha lafını bile etmememi sağlasın . Her gördüğümde yanında onları , yedekte tutuyor hissine kapılmamı engellesin mesela!

Suratım asıksa , mutsuz görünüyorsam , bilsin tek bir sevgi sözcüğü , yada minik bir teselli bütün kimyamı değiştirir . Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. ağlatırsan eğer ,az bir zaman sonra kendine sarılmayı öğrenir o kadın..Umarım öğrenir, yoksa ruhu yolunu kaybeder ve kayıp ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı…

Ben benim işte anlasın .. Eski yaşanmışlıklarına , gördüklerine hapsetmesin ,aynı yollarda yaşamasın beni ; çatlaklarından sızıntılarından akıp , azalmama izin vermesin . Bıraksın da kendi yolunda aksın herşey .. Yaşamış olmak için değil,istediği için yaşasın . Her söylediğinden ,yaptığından sıkılıp ,aman sende deyip boş vermesin , çabalasın biraz , eğer içinden geliyorsa , gelmiyorsa arkasına bakmadan hemen gitsin lütfen .

Hiç bir kadın iyi bir evde oturduğu, her gün çeşit çeşit yiyecekler yediği için mutlu olmaz. Bir kadın, erkeğinin her şeyi olduğunu bildiğinde ancak mutlu olur. Soğuk ta ,eski de , her yere ,her şeye uzakta olsa evi , kalbinde yaşarsa ruhu sevgilisinin ve bunu bilirse mutlu olur kadın bunu bilsin.

Heyecanla telefona sarılıp ,aradığımda , seni ararım deyip ,3 saat sonra sitem edersem , beni azarlamasın yada sevgisiz cümleler kurmasın . Hayatım işim var , akşam ,sonra konuşalım desin , saygı duyduğunu , önemsediğini göstersin. Ben her aradığımda kurumsal bir şirketin numarasını aramışımda , nasıl bilsinler ki kimin aradığını , geri dönsünler hissiyle , telefon elimde yüzlerce saçma düşünceye sıkışıp ,3-5 saatimi saçma sapan geçirmiyim mesela .

Eğer senden soğudum ,seninle yapamıyorum , zaten ilerisi yok bu ilişkinin sözleri dökülmüşse ağızdan ve hala devam ediyorsa ; neden devam ettiğini bileyim .. Sevgiyse nedeni ,sevdiğini göstersin ama benim anladığım gibi. Yok alışkanlıksa yada bilmiyorsa neden ! Durup düşünsün üzerinde.

Spinozalektik bir dürtüyse bu , ne demek diye sormayın işte şimdi uydurdum , anlamı şu : Eğer biri başka biri tarafından sevildiğini düşünürse ve böyle bir sevgi için ona hiçbir neden sunmuş olduğuna inanmıyorsa, onu zorunlu olarak sevecektir. Yada başka bir dünyanın zarafeti” İlk bakışta aşk diye algıladığımız şey, aslında sevgi değil bir meraktır –sonradan sevgiye dönüşebilir ama anlaşılabileceği gibi epeyce kırılgandır . . Her aşkın başlangıcı böyle bir ‘başka dünyanın zerafeti’ algısıdır… Sevinç ile kahkahanın aynı şey olmadıkları gibi, birini sevmek , sevgiyi gerçekten yaşamak da ,yanındayım işte ya diyerek ispatlanmaz .Düşünsün üzerinde ne hissediyor diye !

Ne zor bir şeyken başka bir şeyin yerinde olmak. Ben üstüme yapışmış binlerce katmandan sıyrılıp kendim ne zaman olacağım ki? Ben benden bu denli uzakken nasıl asıl özüme varacağım ki? Şimdi gitme zamanı biliyorum. Ama kalmak için elimden geleni yapıyorum. Kalmak için binlerce bahaneyi sıralayabiliyorum yüreğime. Kalmam gerektiğini sürekli telkin ediyorum düşlerime. Gitme zamanı geçtiğinde yorgun düşeceğim biliyorum gidemediğim için. Kalmak için gösterdiğim onca çabanın ardından bir bulut gibi baka kalacağım gidenlerin tozuna. Şimdi gitme zamanı ama kalmak için duruyorum…Birçok defa bu düşünceyle nasıl savaştığımı anlasın ,görsün ,çabalasın aksini yaşatmak için.

Ben kalmak için bu kadar çalışırken , o gitmem için her şeyi yapmasın ! Bir defa da olsa , belki de hayatında ilk defa herkesin beklemediği gibi davransın.

Çok mu bu istekler . Seviyorsa sevsin işte . Göstersin sevdiğini ,istediğini . Mutlu olmak istiyorum .. Her ne olursa olsun sıradanlaştırmasın .. Herşey , hergün , heran mucizeymiş gibi yaşasın ,yaşatsın .

Beni ben olduğum için sevsin , hak edeyim , bütün yaptıklarımın farkında olsun , içimi bilsin ; sevsin , sevebildiği kadar ! Ama yine de ; ruhunu saramazsam huzurundan vazgeçmesin !!!

Elimi tutmayan ele darılmadan ; tutmayacak bir ele uzattığım için elimi ; kızmadan kendime ! Elimden gelenin , bildiğimin en iyisini yaptım iyi ki de ; diyebileyim sonunda ve devam edeyim yoluma !!

Fındık kabuğunu doldurmayan işlerle boğuşmamı sağlamasın , fındık kabuğunda yaşayan kimse için laf söylemesin bana

Bakacaksak bundan sonra yüz yüze ; utanılacak sözler söylemeyelim ve bir gün gerçekten sevmeyi öğrensin , kırmayı ve incitmeyi değil . Gerekirse küçük bir kalpte , koca bir sevgi olmayı öğrensin .