Astronomik olaylar

22 Eylül 2010 tarihinde önemli 5 Astronomik olay birden gerçekleşecek. (Aslında bu olaylar 21 ile 23 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek, ancak neredeyse 22 Eylül günü bu olayların en yoğun birleştiği gün olacak.)

1 – Jüpiter Dünyaya en yakın yörünge noktasında olacak.
21 Eylül 2010 da Jüpiter Dünyaya en yakın noktasında olacak, bu olay en son 1963 yılında gerçekleşmiş. Bundan sonra da 2022 de gerçekleşecek.
2 – Uranüs Dünyaya en yakın yörüngesinde olacak.

3 – Bu nedenle Güneş – Dünya – Jüpiter ve Uranüs düz bir çizgide dizilecekler.
4 – Ay dolunay fazında olacak.
Şamanik Meditasyonun yapıldığı önemli günlerden bir dolunaydır, bu diğer astronomik olaylarla birlikte dolunayın önemi de artırmaktadır tabi.
5 – Kuzey yarımküre için kış gündönümü (ekinoks) gerçekleşecek.

GÜÇ MÜ HAK MI?

Güç, hak…
Hangisi hangisinden doğar?
Hak mı güçten doğar, güç mü haktan doğar? Güçlü olan mı haklıdır, haklı olan mı güçlüdür? Ya da hiç biri mi?
Yani sondan baktığımızda, hak emekten doğar. Ama emek çabasının temeli de güce dayalı değil midir? Hakkı korumak için güç gerekir. Güç kullanmak için de haklı olmak gerekir.? Bir dolu soru var.

Evet, güç ve hak konusunda neler söyleyebilirsiniz?

68 Kuşağı, Hippiler, Çiçek Çocuklar

Bugün arkadaşlarla sohbet ederken bu konular açıldı. Ben 68 Kuşağı ile Hippiler arasında bir bağ olduğunu sanıyordum. Ama tam olarak öyle değilmiş galiba. O dönemlerde yaşamadığım için konuya pek fazla vakıf değilim. Fakat sistemin, sistem dışına çıkanları, çıkmaya çalışanları nasıl sindirdiğini iyi biliyorum.

Fakat yine de bu konu hakkında daha detaylı bilgiyi yaşayanlardan veya konuya hakim olanlardan öğrenmek isterim. Nedir bu 68 kuşağı ve hippiler ile bağı?

Hakiki İnsan Olma Yolunda

Dünyanın bir yerinde küçücük bedenler parçalanırken, acı dolu çığlıklar atılırken, tinerci çocuklar metropollerde sahipsizken, evsizler sokaklarda donarak ölüyorken biz gerçekten sahip olduklarımız ile ne kadar mutlu olabiliriz? Diyelim ki en güzel evde oturuyoruz, son model arabaya sahibiz, harika bir işimiz ve dolu bir banka hesabımız var. Bütün bunlar gerçekten mutlu olmaya yeterli olacak mı? Hani görmemek için başımızı çevirdiğimiz tinerci çocuklar, hani Gazze’de ölen bebekler. Ölseler kurtuluş, bir de parçalanan bedenleri ile korkunç acılar çeken o masum çocuklar.

Biliyoruz hepimiz olanları ama benim dikkatinizi çekmek istediğim konu bu acıların yarattığı ve hepimize yansıyan acı ve buhranların farkına varmamız gerektiği. Bu fiziksel olarak farkında olduğumuz ama sebebini bilemediğimiz bunalımların, içsel kaosların herkesin depresyon diye adlandırıp psikologlara koşmasına sebep olan, nedenini bilmediğimiz acılarımız ve sıkıntılarımız. Biz hepimiz tüm insanlar sürekli bir alışveriş halindeyiz. İllaki fiziken yakın olmamız veya tanık olmamız gerekmiyor. Dünyanın diğer yanında yaşanan acıları ruhumuzda hissediyoruz. Biz sadece fiziksel bedene sahip değiliz ki. Ruhsal bedenimiz, ruhsal tarafımız bizim görmediklerimizi görüyor, işitmediklerimizi işitiyor.

Asatru Kadim Avrupa Şamanizmi

Asatru Hristiyanlık öncesi Avrupa yerlilerinin spiritüellik ifadesidir. Daha özel olarak ise Germen toplulukların geleneksel olarak Tanrısallığa ve çevresindeki dünyaya ilişkin inançlarıdır. Bilindiği gibi Germenler, İrlanda’dan Rusya’ya, donmuş Kuzey İskandinavya’dan Akdeniz’e kadar, binlerce yıl dolaştı ve yerleşti.

Asatru Amerikan Yerlilerinin veya Afrika Yerlilerinin dini gibi Avrupa Yerlilerinin dinidir.
Asatru kelimesi kadim İskandinavların Norse dilinden gelmekte ve “Tanrılara sadık olanlar” anlamına gelmektedir.

Bir Avrupa halk düşünüşü olan Asatru’nun karakteristik pek çok inancı var ve aşağıdakiler bunlardan birkaçıdır:

Dünya güzeldir. Refah iyidir. Hayat güzeldir ve onu neşe ve coşku ile yaşamamız gerekir.