Dikkat çekme alanı

Sevgili sonsuz seçicileri, forumdaki her yorumu, her başlığı takip edemiyor, her gün online olamıyor olabilirz. Bundan dolayı otokontrol mekanizması olan sonsuz seçiciliği sistemi işlemiyor, ya da gecikmeli işliyor olabilir. Bu nedenle dikkatimizi çeken negatif ya da pozitif yorumları, buradan ya da yeni bir forum konusu açarak, diğer seçicilerin de dikkatine sunmayı öneriyorum. Az önce dikkatimi çeken bir yorumla başlangıcı yapmak istiyorum.

Mösyö’nün açtığı “Genelkurmay neden AKP’yi destekliyor?” başlığı altında Yabancı’nın göndermiş olduğu yorum şöyledir;

“Sn Ebubekir
Yabancı tarafından Çar, 04/08/2010 – 21:44 tarihinde gönderildi.
Ebubekir türban islamın geleneksel algılayış çarpıklığı dışında neresindedir?

Bak birden çok açıdan soruyorum!!

GÜN BUGÜNDÜR..

GÜN BUGÜNDÜR!!!!

Ne kadar dolu başlıyor her şey … Ne kadar eşsiz , heyecanla ve istekle.. Önce sorgusuz sualsiz hoşlanıyoruz , keşfetmeye çalışıyoruz , karşılaştırmadan ,yaşanmışlıkların kalıbına sokmadan olduğu gibi kabul edipte , heyecanla.. Sonra azar azar eksiltmeye , tüketmeye , gözden düşürmeye başlıyoruz yine kendimiz… Göze göz ,dişe diş ,karşılıklı… Zaten varolan olan diyaloglarda hiç sakınca yok ;onlar zaten var ve gelenlerde bizi onlarla beraber kabul edip , aynı yola giriyor bizimle. Ama rahat durmuyoruz işte.. Her zaman başkaları yenileri olsun diye uğraşıyoruz. Her yeni gelen ,eski yeniyi azaltıyor biraz..Bir gülüş ,bir sohbet ,bir mimik ,yaşanmışlıklardan , özlenenden tüyolar veriyor.. Her yeni gelen eskiden bir rol çalıyor azar azar.
Bir eğitimde şunu savunuyordu eğitmen .. Hayatınızdaki insanlar sizden uzaklaştığında ona kızmayın ,hatayı kendinizde arayın ;siz neyi eksik yaptınızda o aramaya gitti diyordu.. İlk başlarda çok mantıklı gelmişti bana .Ama artık değil. Ne kadar çabuk tüketiyoruz , eskiyor ve gözden düşürüyoruz her şeyi
. Ben elimden gelenin en iyisini ,bildiğimin en iyisini yapıyorum … Beni bu halimle kabul ,etsinler diye bekliyorum .. Herkesin sepetinde aynı oranda ve çeşitte doluluk yok.. Bende eksik olan yok. Ben tam donanımla , oluştuğum halimle varım. İşte bu yeniyi kucakladığımda tüm kalbimle , başka bir şey aramıyorum .Beklentilerimi sıfıra indirip , olduğu kadarıyla mutlu oluyorum .. Her yeni gelen kendi yolunda akıyor hayatıma ..Eski yollardan yaşayıp , çatlaklardan sızıntılardan akıp ,azalmasına izin vermiyorum . Her şeyin yolu ayrı ,akışı ayrı , hızı ayrı.. Yadırgamıyorum öyle yada böyle diye. Keşkelerim yok .. Hep iyi ki var .. Artık eskisi gibi değil demiyorum . Bölmüyorum ,rol dağıtmıyorum ,. Aksine olan ,olmayan her şeyi yükleyip , çoğaltıyorum ..Her anı yeniden ,yeni baştan yaratıp ,yüklüyorum . Bir öncekinden bile farklı hep .Ben her gün yeniden yaşıyorum , her şeyi..Bir sonrakini oluşturmak için önceden malzeme çalmıyorum … Zaaflarıma kapılıp ,kararlarıma ihanet etmiyorum..
Tam donanımla geçirip , tüm zamanı … Hayır bu yoktu ,eksikti demiyorum… Ya adam gibi yaşayıp arkasında duruyor , yada hiç yaşamıyorum…
…

Göreli Zaman

Şekilde ki bir diskin tam ortasına ve kenarına bir atom saati (çok hassas saat) yerleştirelim ve ikisinide aynı zamana ayarlayalım. Ortada ki saate O saati, kenardakine ise K saati diyelim. Ve diski saat yönünde hızlandırarak 1/2 C (ışık hızının yarısı hızı) hızına kadar çıkaralım. Bir süre bu hızda döndürdükten sonra tekrar yavaşlatalım.

Sistem tamamen durduğunda…

1- O saati, K saati ile aynı zamanı gösterir.

2- O saati, K saatinden daha ileride olur.

3- K saati, O saatinden daha ileride olur.

Ve neden? Lütfen cevaplarınızı açıklaması ile birlikte yapınız.

Tanrı’nın Doğum Günü ( Burak Özdemir )‏

Diyaloglar halinde kaleme alınan bu kitap güya Tanrı “dona” ve yazarı chatleşiyor. Donanın “Tanrı” olması okuyucuda psikolojik bir baskı yaratıyor ve bilinç altı tüm söylediklerini doğru ve tartışılmaz kılıyor.

Kitapta dikkat çeken bir başka nokta ise; kuran’ ın “şifreler” kitabı olarak tanıtılması ve son yılların popüler kelimesi “kripto” nun sıkça geçmesidir.

Bu kitapta ayetleri cımbızlama yöntemiyle ele alarak “reenkarnasyon” inancından esinlenerek “herkes tekamülünü tamamlamak için bu dünyadadır” felsefesini benimsetmeye çalışıyor.

Örneğin: Sayfa 80’de reenkarnasyon inancı aşılanıyor ve bakara süresi 56. ayet reenkarnasyona delil olarak gösteriliyor.
Sayfa 217’de mısır firavununun şimdi bir ressam olduğu anlatılıyor. Gerekçe ise; ruhu öldükten sonra başka bir vücuda girmesi imiş…
Kitapta reiki, nura ( kendi bulmuş olduğu bir kavram, cisimlere siniyor, enerji yayıyor) aura, çakra, pozitif enerji, negatif enerji, hayatın özü sevgidir gibi sözlerden bolca bulunmakta.