- İnsanın, insanlığa kattığı değerler bütünüdür
- Bir insanın düşünce, tutum ve davranışlarını etkileyen öğreniler bütünüdür
- Sahip olunan tarihsel bilinçtir
- Tarihi ve toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün manevi değerlerdir
- Kültür, doğanın yarattıklarına karşılık insanoğlunun yarattığı her şeydir
- Toplumun ortak yerleşmiş degerleridir
- İçinde yaşanılan toplumun alışkanlıklarını farkında olmadan benimsemektir
- Eğitim görmüş ve bu eğitimle beğenisi, savunma ve eleştirme gücü gelişmiş bir kişilik kazanmış olma durumudur
- Sembolik ve öğrenilmiş olan ürünler ya da özellikler toplamıdır, birikimdir
Kategori: Genel
Dünyanın şekli?
dünya küre şeklinde değilde simit (torus) şeklinde olsaydı ,dünya yüzeyinden uzaklaşmadan simit şeklinde olduğunu nasıl anlardık?
Wicca Bayramları
Rüya taşından sonra bir de bu eksik kalmasın diye yazayım dedim 🙂
SAMHAIN
Ekim 31, önemli olmasının birçok nedeni var. Kelt Yeni yılının arifesi ve Kışın ilk günüdür. Aynı zamanda Irlanda Keltlerinin lisanında Ekim ayına verilen isimdir. Bu önemli bayram gününde söylendiğine göre Maddi ve Spiritüel Dünyalar arasındaki örtünün en ince olduğu gündür, ve ne insan ne de ruh geçiş yapmak için herhangi bir büyüye veya şifreye gerek duymaz. Sevdiklerimizin ruhları ısınmak ve yaşayan akrabaları ile sohbet etmek için Samhain ateşleri etrafında toplanır.
YULE
Aralık 21 veya 22, Kış Gün Dönümüdür, cadılar yılın en karanlık ve en uzun gününü kutlarlar. Bu günde Tanrının dünyamıza ışığı ve sıcaklığı geri getirmek için tekrar doğduğu hatırlanır.
IMBOLG
Şubat 2, “Candlemas” olarak da bilinir. Bu en büyük bayram günü yılın canlandığı ve Baharın ilk heyecanlarının başladığı gündür. Işığın dünyaya döndüğünü vurgulayan Ateş festivalidir. Tanrıçanın üç evresi kutlanır; Bakire, Anne ve İhtiyar Kadın (veya Büyü, Olgunluk ve Bilgelik)
Ülke Çözümleri
Bugüne kadar hep ülke sorunlarından dem vurduk ama elle tutulur hiç bir çözüm üretmedik. Yaptığımız sadece yöneticileri beğenmemek ve eleştirmek oldu.
Ressam gencin hikayesini bilirsiniz. Ustası ona, şehrin en kalabalık meydanında yaptığı tabloyu koymasını ve yanına bir kırmızı boya ile bir not iliştirmesini söyler. Notta, “Hatalı yerleri işaretleyin” yazmaktadır. Akşam geldiğinde resim tablosunda neredeyse her yer kırmızı işaretlerle doludur.
Ustası ertesi gün notu değiştirmesini söyler. “Hatalı yerleri düzeltin”. Akşam olduğunda tabloda hiç değişiklik yoktur.
İşte bizimkisi o hesap, hep siyasileri, iktidarları, yöneticileri, kurucuları, yapıcıları eleştirmek ve onların hatalı yanlarını aramak üzerine. Oysa sıra çözüme geldiğinde veya elimizi taşın altına koymak gerektiğinde ortalıkta görünmüyoruz.
Neden?
Evin önündeki kaldırımda duruyordum. Mutluydum, özgürdüm. Son zamanlarda beni etkisi altında tutan kaygıdan kurtulmuştum. Kaygı, yerini bir dinginliğe, güvene terk etmişti. Bu güvenliğin nelerden oluştuğunu pek bilemiyordum, ama boşveriyordum. Öyle ya, sığlıktaki kumlarda dalgalarla boğuşan biri için ne önemi vardır, kurtarıldığı kara parçasının bleşiminin. Atan nabız, ciğerlere dolan havadır önemli olan.
Dışarıda buz gibi bir hava vardı, ama soğuk etkilemiyordu beni. Son günlerdeki zindanım olan o korkunç tuğla binayı arkama almıştım, kalabalık caddeyse nerdeyse önümdeydi. Yanımdan kırağı kaplı burun deliklerinden buhar çıkan insanlar geçiyor, otomobiller cam gibi asfalt üzerinde ağır ağır hareket ediyorlardı. Evin önünde dakikalarca, sanki transa geçmiş gibi hareketsiz durdum. Her şey çok güzel çok açık görünüyordu gözüme. Çevrede yükselen binalara, masif betonda derin bir yarık izlenimi veren caddeye rağmen, etraf açıklıktı. İlk kez bu dünyada yaşamanın ne büyük mutluluk olduğunu hissediyordum. Betimlemesi zor bir duygu bu… Kelime, resim ya da müzikle anlatılamayan… Ancak bu duyguya bir kez kapılmış olan herkes bilir ki dış dünyada bir şey durmuş kendisini beklemektedir.