Sanatın Gerekliliği ve Ebru

Birisi tarafından yapılmadığı sürece, herhangi bir biçimde yokluğu farkına varılmayan , ancak yapılmasıyla birlikte , boşluğunun farkına varılan ve kendine alan yaratan bir şey , nasıl olurda , görüldüğü andan itibaren ihtiyaç yaratır?

Bu sorunun yanıtı aynı zamanda sanatın ne olduğu konusunda düşünmememizi sağlar.

Sanat ancak toplumun tüketim için üretim yapmaya yönelmesi ve ihtiyaçların karşılanması temelinde örgütlenmesi ve zanaatın yerini büyük ölçekli aynılaştırılmış üretimin almasıyla , oluşan boşluğun sonucu bu günkü halini aldı . Çok uzun süre nerdeyse XVIII yy. sonlarına kadar güzel sanatlar deyimi hiç kullanılmamıştı. Bugün bizim hayranlıkla izlediğimiz resimler , heykeller, müzikler hiçte sandığımız gibi , farklı bir bakışı olan sanatçının kendini ifade etmek için düşünüp araştırıp oluşturduğu yapıtlar değildi. Bunlar büyük ölçüde zanaatçı-sanatçılara ayrıntılarıyla sipariş edilen aristokratların şatolarını, saraylarını süsleyen dekorasyon ürünleriydi.Bir prensesin doğum günü için çalınacak bestelerdi.Ve elbette kilisenin siparişleri, dinsel ayinler için besteler,incilin okuma yazma bilmeyen halka vaazı için resimlenmesi vs.

Ay’ı Kimler Yaptı?

Spiritüel alandaki kitaplarıyla tanınan yayınevi yeni bir kitap piyasaya sürmüş. İşin ticari boyutu belirli misyonlarına ne derece etki eder orası tartışılır ama bir şekilde bu okült dünya hakkında bilgiler veriyorlar. Herneyse, kitabın ismi şu:

Ay’ı Kimler Yaptı?
(Christopher Knight,Alan Butler)

Kitabın ismi ilgi çekici, içeriği hakkında yazılanlarsa şöyle:

Ay’ın nasıl oluştuğuna dair bugün için bilimsel olarak kesin bir açıklama getirilememiştir. Çünkü önceden ileri sürülen tezler, daha sonraları geçerliliğini yitirmiş durumdadır. Başta NASA olmak üzere yapılan tüm bilimsel araştırmalar, Ay’ın fiziksel yapısının Dünyamız’dan tamamen farklı olduğunu göstermiş ve bir zamanlar ileri sürüldüğü gibi Ay’ın Dünya’dan kopan bir gök cismi olmadığını ispatlamıştır.
NASA yaptığı açıklamada Ay’ın içinin boş olduğunu ve böyle bir durumun hiç bir gök cisminde normal şartlarda olmaması gerektiğini vurgulamıştır. Konunun bir başka ilginç yanı da Ay’ın Güneş’ten kopan bir gök cismi olmadığını da yapılan araştırmalar ortaya koymuştur. Uydumuz Ay adeta evrenin başka bir köşesinden alınıp yörüngemize yerleştirilmiş gibidir!… Eldeki verilere göre Ay içi boş ve yapay bir uydudur!… Dünyamız ve Ay’la ilgili tüm bildiklerinizi sorgulayacak bilimsel kanıtları, olağanüstü ama mantıklı iddialarla bu kitapta bulacaksınız.

Serseri Mayın

Bazen durup kendime sorarım, neredeyim diye…

Günlük yaşamın, hele ki İstanbul’un aceleci dakikalarının içinden çıkıp, kendi zamanımın içine girebildiğim anlarda; ben ve bana ait her şey nereye doğru gidiyor diye sorgularım… Tabii ki kendi yakın çevremdeki ve tüm dünyadaki her şey bana aittir ama bir de tüm etkilerden yalıtılmış bir ben var bana ait… İşte o “ben” in ne yaptığı, nereye gittiğidir asıl sorduğum…

Ruh denen o asıl kimlik, kullandığı vücudun içinde ne kadar rahat şekillenebilmişse, o kadar huzur doludur. Ruhunu yaşamla beslemeyi başarabilenler, kalabalığın içinde yüzlerindeki ve tüm bedenlerindeki güzel enerji ile hemen fark edilirler. Onları görmemek mümkün değildir. Beden yaşları her ne olursa olsun, bir fidan gibi tazedirler. Gözlerinden yaşam fışkırır. Yaşam onları değil, onlar yaşamı kullanırlar. Yaşamı ruhlarına sindirmiş ve bedenlerine, duygularına, düşüncelerine hakimdirler.

Ateistan

Bir varmış, bir yokmuş.

%99 unun ateist olduğu, Ateistan diye bir ülke varmış. %99 diyoruz ama zaten çocuk doğduğunda nüfus cüzdanına ateist diye yazarlarmış. Bunda da anormal bir şey yokmuş. Zaten her insanı doğuştan ateist kabul ediyorlarmış.

Ateistan ülkesinde yaşayan insanlar, ateist olmayıp tanrıya inanan insanları kınar, her fırsatta bütün ahlaksızlıkların, sapkınlıkların sebebi olarak bu inanan insanları gösterirlermiş.

Ateistan ülkesinin insanları, günde 3 defa yüksek binaların üstünden, “Tanrı yok, tanrı yok, yaşasın bilim. Haydi mutluluğa, haydi refaha. Tanrı yok, tanrı yok” diye bağırırlarmış. Akabinde ve detayında, bu çağrıyı duyan ateistler kütüphanelerde toplanıp. Bilim, biyoloji, sosyoloji, psikoloji gibi konularda konuşur. Kendilerince materyalist sohbetlerle ibadet ederlermiş.

şirinler

Bunca ciddi şeyin arasında biraz da “şirinlik” yapsak ne çıkar diye düşünerek,ve de affınıza sığınarak bu konuyu kendi başına bir forum olarak açıyorum:-)

Sizce sonsuz us köyü şirinler köyü olsaydı kim kim olurdu?

-Şirin Baba
-huysuz (sinirli)
-şakacı
-gözlüklü
-hayalci
-sakar
-somurtkan
-şirine
-mucit
(süslü ve korkak isteğe tabi olarak pas geçilebilir)

ve tabi, yan rollerde Gargamel ve azman:-)

kurallar:
*yorumcular kendilerini her hangi bir kahramanla eşleştirmeyeceklerdir.
*bir şirinler köyü kahramanı birden çok sonsuz us kahramanı ile eşleştirilebilir.
*bir sonsuz us kahramanı da birden fazla şirinler köyü kahramanı ile ödüllendirilebilir:-)