İÇİNDEKİ HAYVANI ÖLDÜR

Yeni bir fikir, yeni ve aynı zamanda genç bir fikre ihtiyacı olduğu besbelli yaşlı ve yorgun dünyanın ve insanlığın.

Bir şeyleri tamamiyle değiştirebilecek, akıllara yeni ufuklar açabilecek, fildişi kulelerden savunulmaya ihtiyaç duymayacak, yeryüzündeki tüm canlıların özlemle bekledikleri ve annelerin bebeklerini ilk kez kucaklamaları gibi zihinlerini ona açacakları yepyeni bir fikir.

Peki ama ne? Nasıl bir fikir? Hangi fikir dramatik olduğu kadar gülünçte olan bir oyunun oynandığı salondaki dünya insanını kaçamak uykusundan uyandırabilir?

İnsanın içindeki hayvanın, taleplerinin ardıarkası kesilmeyen, yedikçe daha fazla acıkan ve daha fazla isteyen hayvanın taleplerinin böyle akıl almaz boyutlara ulaştığı bir dönemi kayıt altına almışlar mıdır tarih yazıcıları bilemiyorum.

insanın, içindeki hayvana koşulsuz teslim olduğu, insanlığın rezillikler içinde yaşadığı, kepazelik ve rezalet krallıklarının kurulduğu, halefler çıkıp gelse; seleflerinin suratlarına hiç çekinmeden tükürecekleri bir çağın daha yaşandığına ve kayıt altına alındığına inanmıyorum. Ve şunu çok merak ediyorum: "İnsan ne zaman, doğduğu andaki saflığıyla birlikte ölecek?" Saflığını korumaya gereksinimi olmadan ve saflık utancın bir veçhesi görünümüne bürünmeden.

Evet, kesinlikle böyle bir fikir kurtarabilir ve bu fikir kurutabilir ancak insanlığın sürüklendiği bataklığı.

Nasıl ki maddenin yapıtaşı atom ise dünyanında yapıtaşı insandır. Atom değişime ihtiyaç duymadığı halde onu formundan koparıp değiştirerek ve dönüştürerek farklı formlara sokan insan, gelişmeye ihtiyaç duyduğu halde bunu gerçekleştirmekten aciz mi kalacak?

"Geleceğin dünyası isabetli bir yargıya bağlı" diyen Marshall'ı haksız çıkarmıştır tarih fakat insanlığın farklı açılımlara ihtiyaç duyduğu bir çağda, "Önyargıları parçalamak, atomu parçalamaktan daha zordur" diyen Einstein'ıda haksız çıkarmalıdır insanlık, yaşanılası bir dünya için aklından tüm önyargıları silerek ve dilendirilmekten dahi kaçınılan fikirlerin tomurcuklanmaları için bilincinin uçsuz bucaksız topraklarında uygun zemin yaratarak.

 Hiçbir şüpheye gerek kalmaksızın bu fikirdir yepyeni bir dünya yaratacak olan.

 İnsanın içindeki hayvanın vahşi taleplerini törpülemek, minimize etmek, onu kontrol altına almak ve gerekirse etkisiz hale getirmek.

Çok merak ediyorum, insan ne zaman doğduğu andaki saflığıyla birlikte ölecek?
                              Kenan Şentürk - 13.04.2009

BAKALIM NE OLACAK

Bogazici’nin Karadeniz Bogazina yakin Anadolu yakasinda, deniz kiyisi ustunde bir cayevi… O cay evinin hemen butun musterileri, hep o semtin insanlari olduklarindan ve oraya sIk sIk geldiklerinden birbirlerini tanirlar. Cogu da emeklidir. Emekli olunca konusmalari dogal olarak gecim sIkintisi, pahalilik, surekli zamlar vb konular ustune oluyor.
O sabah da yine her zamanki gibi once ev dertlerinden baslayip ulkenin sorunlarindan konusmaya gectiler. Hukumet enflasyonu yuzde otuzda tutacagina soz vermisti, oysa yuzde sekseni buldu. Yuzde seksen, ha? Peki ne olacak? Almanya ya, Fransa’ya, Isvec’e isci gonderdik, yine yetmedi; ta Arabistan’lara, Avustralya’lara isci gonderdik, yine yetmedi. Simdi de Sovyetler Birligine isci gonderilecekmis. Gitmeye istekli isciler oyle yigilmislar ki, sira kapmak icin birbirlerini ezmisler. Allah Allah!… Yahu, komunist Rusya ya bile isci gonderecekler ha? Paranin komunisti, fasisti, dini imani olur mu arkadas, para paradir, gelsin de nereden gelirse gelsin. Ben komunistin parasini alip cami yaptirdiktan, kuran kursu actiktan sonra bir gunahi yok ki… Ustelik sevabi bile var.

Peki bunun sonu nereye varacak birader? Allah sonumuzu hayir eylesin!

Avşar Timuçin

Benim de severek izlediğim şair\felsefecilerden, burada adını görünce heyacanladım açıkçası; şiirinden bir örnek ve şiire ilişkin bakışını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ben alınyazımı kendim yazmak isterim
İstemediğim şey yazgım olamaz benim
O bir suysa ben onu istemişsem
Ancak onun sularıyla çoğalır denizlerim
Göklerim artık onun mavisine boyansın
Artık onun yeşiliyle yeşersin çiçeklerim
Sevinçlere bir kanat vuruşla gideceksem
Onun maviliklerinden geçebilmek isterim
İstemediğim şey yazgım olamaz benim
A.TİMUÇİN

Bir Şiir Yazanın Notları

Şiir varolabilmek için esin bekler. Esin nazlıdır, bazen aylarca gelmez. Esin gelmediği sürece elim kolum bağlı kalır, şiirle bağlarım kopmuş olur. Kafasına estiği zaman, canı istediği zaman yazanlara imrenirim. Ben yapamam. Bir iki kere denemedim değil, denedim. Olmadı. Esin yeterli mi? Değil elbet. Serüven esinden sonra başlıyor ya da esinle başlıyor. İlk biçim yeterli değildir. İlk biçim hiçbir zaman son biçim değildir. Sürekli arayacaksınız. Her şey gibi o da yavaş yavaş olgunlaşır. Yolu yok, katlanacaksınız. Sabırsızın şiiri olmaz. son biçim gerçekten en yetkin biçim midir? Bilemeyiz. Yapıtın çabaya doyduğu bir nokta vardır. Öyle bir yer gelir ki ondan sonraki arayışlarınız iyilikten çok kötülük getirebilir. O durumda yapılacak şey son noktayı koymak ve imzayı basmaktır. Olmuşsa olmuştur. Olmamışsa yırtar atarsınız. şair on şiirini korursa yüz şiirini gözden çıkarır. Şiirini yırtamayan şair gün gelir dizini döver. Zaten kaçı yarına kalacak onların?

islam ve sorumlu toplum

şeriati statükoya karşı gelişen her özgürlük hareketinin yukarıda bahsetmiş olduğu bilinç düzeyine erişmediği takdirde devrimci hareketin fertlerinin başarıya ulaştıktan sonra durağanlaşacaklarını ve bir zamanlar savaşım verdikleri statükonun yerini alacaklarını ve dolayısıyla devrimci kimliklerine yabancılaşacaklarını, tarihteki örneklerle delillendirip devrimcilere şu uyarıyı yapmaktan geri durmamıştır; “Devrimler her zaman tehlikededir, en başarıları bile!

Gururlanma en büyük zaferden sonra bile!

  • İbrahim bile olsan yine tehlikedesin! İsmail’ini kurban ettikten sonra bile! Şeytanın çok rengi, çok oyunları vardır.

Hayatın boyunca her an cihada hazır ol

Cihad hükümdar olmak için veya güç kazanmak için değildir.

Düşmanını yenmekle, savaşın bitmemiştir…

sorumluluk


SORUMLULUK NEDİR?

Afşar Timuçin

Sorumluluk insan olmak adına en genel ve en kesin yükümlen­medir. O bir amacı gerçekleştirme yükümlülüğü olduğu kadar bir olumsuzu giderme yükümlülüğüdür. Güdümlülükte sorumluluk gerçekleşmez, sorumluluk her zaman bir benimsemeyi, bir üstlen­meyi gerektirir. Yükümlenme istemi, tam tamına özgür seçmeye dayanan bir istemdir. Sorumlulukta yükümlenme tam anlamında istemli bir yükümlenmedir. Sorumlu kişi yükümlülüğünü yük olarak taşımaz, onu bir gereklilik olarak görür. Sorumluluğu yerine getirebilmenin baş koşulu özgür bir bilince ve özerk bir yaşam or­tamına sahip olmaktır, özgürlük ve özerklik bir gerçeğin iki ayrı görünümüdür, özgürlükte içselleşen bağımsız insan etkinliği özerklikte dışsal’ ya da toplumsal anlatımını bulur. Sorumluluğu belirleyen ve izleyen özgür bilinçtir, ancak sorumluluk her zaman özerk bir ortamda yerine getirilebilir. Benim için özerk bir ortam olmazsa benim özgür bilincim bağımsız edimini gerçekleştiremez.