Sonra Ne Olmuş ?..

Buyrun “Jean Paul Sartre”nin ünlü öyküsüne…
Bir romanında iki ayrı kişiliği irdeler…
“Pierre”, ülkesinin özgürlüğü için çaba gösteren isyan kuvvetlerinin lideridir.
Karşı tarafta ise bir kadın, adı “Eve…”
İşgal kuvvetlerinin yüksek rütbeli subaylarından birinin eşi. Üstelik çok zengin.
Kocası da kendisi gibi haris, hırslı, baldızına göz koymuş biri. Bunun için karısını bile öldürmeyi kafasına koyar.
Nitekim, düşündüğünü de yapar ve “Eve”yi zehirleterek öldürür…
Aynı anlarda da “Pierre” bir casus tarafından vurulur.
Her ikisi de öteki dünyadan olanları görmeye başlarlar.
“Eve” kocasının kız kardeşini iğfal etmek üzere olduğunu gördükçe bağırıp uyarmaya çalışır ama, nasıl duyursun!
“Pierre” de, kendisini öldüren casusun yerine geçtiğini ve arkadaşlarını da tuzağa düşürmek üzere olduğunu gördükçe deliye döner!…
Bu iki gencin durumunu görenler, kendilerini tekrar dünyaya göndermeye karar verirler.
Ama önemli bir koşulla:
“Birbirlerine büyük bir sevgi ile bağlanacaklar…”
İkisi de hemen kabul eder ve 24 saatlik bir sınav için yeniden dünyaya gönderilirler.
Dünya’ya gelir gelmez de……..
sonra ne olmuştur sizce?

7 bedeni aşmak(1)

Soru: Yedi bedenimiz olduğunu söylediniz; eterik beden, zihinsel beden gibi. Hint dilini Batı psikolojisine uyarlamak bazen zor oluyor. Bizim Batı da böyle kavramlarımız yok. Dolayısıyla bu farklı bedenleri dilimize nasıl çevirebiliriz? Spiritüel sözcüğü sorun değil ama eterik sözcüğü nasıl çevrilecek? Ya astral? Bu sorunu nasıl çözümleyebiliriz?

Sözcükler çevrilebilir; ama sizin bakmadığınız kaynakların yardımı ile. Yüzeysel bilinçlilik araştırmalarında Jung Freud’dan daha iyiydi ama Jung’un çalışmaları da yalnızca bir başlangıçtı. Bilgi parçacıklarından bir şeyler çıkarılabilir, sonra da bu parçacıkları birleştirebilirsiniz.

Üstelik ne söylediysem sizin terminolojinizi kullanarak söyledim. Batı dilinde olmayan tek bir terim kullandım: Nirvanik. Diğer altı sözcük -fiziksel, eterik, astral, zihinsel, spiritüel ve kozmik- Hint dilinden alınma değildir. Yedincisinden Batıda hiç söz edilmez. Onu bilen kimse olmadığından değil, anlatılamaz olduğu için.

Kitle İmha Silahları

Kitle İmha Silahları (KİS) sahibi ülkelerin bir yandan bu silahları, kendi güvenlikleri açısından, bulundurup üretmeye devam ederken diğer yandan kendi ülkelerinin dışında üretildikleri taktirde dünya barışının tehlikeye düşeceğini savunmaları, ne yazık ki inandırıcı olmaktan uzaktır. Dünyamızın barış, huzur ve güvenlik içinde varlığını sürdürebilmesi için her düzeyde yetkili şahısların kendi sorumluklarının bilincinde olup, etkin önlemleri almak üzere girişimlerde bulunmaları gerekmektedir.

Günümüz dünyasında teknolojik gelişim öylesine girift ve rekabetçi bir ortam yaratmıştır ki, ortalama bilgi sahibi vatandaş mevcut durumu kavramakta güçlük çekmektedir. Ülkelerin büyük yatırımlarla oluşturmaya çalıştıkları Kitle İmha Silahlarının (KİS) boyutları ve güçleri gerçekten bir dünya sorunu haline gelmiş durumdadır.

Dış Politika

On gün kalacaktı. Bu on gündüz, on da gece demekti. Rengarenk gündüzler, dopdolu geceler.

Geceliği bir kaç dolara gerçek taş duvarları olan şato ile malikhane arası bir yerde kalacaktı. Hazırlıklarını tamamlamış yanına ciklet, külotlu çorap, takı, iç çamaşırı çeşitlerinden beşer onar tane de paketletmiş üzerine de numuneler yazdırmış, eşinin valize koyduğundan da emin olmuştu.

İçecek konusu da düşünülmüş ve planlanmıştı.İki şişe viski Türkiye gümrüğü çıkışında, iki şişe de oranın havalimanın uluslararası bölümünden temin edilecekti.

Ondan sonra gelsin kızlar, gitsin karılar. Her biri onyedi onsekiz yaşlarında hem. Memlekette tık yüz dolar, geceliği ikiyüz dolar. Orada sadece on dolar. Bin dolar ile bir ay krallar gibi yaşanıyormuş. Cebindeki ikibin dolar aklına geldikçe yapabilecekleri gelemiyordu.