Senaryo nedir?

Senaryo (sinema), belli bir teknik ve yeteneğe dayanan, yedinci sanat kurallarını ve o günün teknik kurallarını dikkate alan, ilk satırdan son satırına dek sinemaya uygun olarak hazırlanan metin. Bir başka deyişle senaryo, görüntü ve sese dönüşecek bir düşüncenin, bir olayın yazıya dökülmüşüdür.Göstermeyi esas alan bu nedenle, yazım biçimi, kurgulama, zaman, mekan ve diyaloglar gibi teknik açıdan farklı nitelikler taşıyan yazıdır.

Kısımları: (Sinopsis-Tretman-Senaryo)

Sinopsis:Kısımları nelerdir? (Sinopsis-Tretman-Senaryo)Sinopsis: Senaryonun alt yapısını oluşturur. Senaryo öyküsünün anlatımının yapıldığı tek sayfalık özettir. 4-5 sayfalık ve daha fazla olan örnekleri de mevcuttur. Özet aktarılırken kesinlikle diyaloglara ve sahnelere yer verilmez. En kısa ve genel haliyle filmin konusunu anlatır.

Örnek: Kar ve Kaplan (The Tiger and The Snow) Künye:Yapım: 2006Yönetmen: Roberto BenigniSenaryo: Roberto BenigniOyuncular: Roberto Benigni, Nicoletta Braschi, Jean Reno…Süre: 114dk.Sinopsis: Attilio Roma’daki Yabancılar Üniversitesinde şair ve okutmandır. Yıl 2003’tür ve Irak savaşı henüz başlamamıştır, fakat havada savaş kokusu duyulmaktadır. Her şeye rağmen Attilio kendine ait dünyasında olan bitene kendini kapatmış o çok sevdiği şiirlerin şairlerine ait duyduğu hayali seslerle yaşamaktadır. Edebi alanda kendine ait bir ünü vardır ve son kitabı The Tiger and the Snow’u henüz yayınlamıştır. Kitap eleştirmenler ve okuyucular tarafından çok beğenilmiştir. Olan olaylar onu korkutucu bir şekilde etkilemeye başladığında rüyalarında evlenmek istediği kadını görür. Kadının adı: Vittoria’dır ve gerçek hayatta Attilio ile evlenmeyi bırakın hiçbir şey yapmak istememektedir. Aslında bu sevimli adamın ona yaklaşmak için yaptığı herşey, ölümsüz aşkını ilan ediş tarzı Vittoria’yı daha da kızdırmaktadır. Attilio her yerde onu takip etmekte sonsuz mutluluk sözleri vermekte ve genellikle ayaklarının dibinde bir halı gibi kendini bu aşka adamaktadır. Fakat sevimli şair ne kadar bu konuda baskı yaparsa, güzel kadın onu o kadar güçlü bir şekilde reddetmektedir. Vittoria da edebiyat dünyasından bir isimdir. Üzerinde çalıştığı son kitabı ise Irak’lı bir şairin biyografisini anlatmaktadır. Yıllardır Paris’te yaşayan bu ünlü şair Bağdat’a dönmeye hazırlanmaktadır. Eğer savaş patlak verirse Bağdat’da kendi insanlarının yanında olmak istemektedir. Vittoria ve Attilio onunla Roma’da buluşurlar. Aradan zaman geçer ve günün birinde Attilio Bağdat’a dönmüş olan ünlü şairden bir telefon alır. Vittoria biyografiyi bitirebilmek için onunla birlikte Bağdat’a gitmiştir, ilk Amerikan saldırısında başından yaralanmıştır ve ölümün eşiğindedir. Attilio aynı gün Irak’a doğru yola çıkmak ve sevdiği kadına ulaşmak için bir dakika bile tereddüt etmez…İnatçılığı ve şansı sayesinde aynı gün Irak’a varmayı başarır ve Irak’lı şair onu aşkı Vittoria’nın her şeyden habersiz ve bilinçsizce ölümü beklediği hastaneye ulaştırır. Hastane ve doktorlar savaşın mahvettiği koşullarda çaresizdir. Ne ilaç ne de gerekli malzeme yoktur. Vittoria’nın beyninde ödem oluşmuştur ve bunu geçirmeye yarayan hiçbir ilaç hastanede yoktur. Umutsuzluk ölümden bile kötüdür…Delişmen Attilio ise umutsuzluğu asla kabul etmeyen tavrı ile şehirde ilaç aramaya başlar. Aramaları her seferinde yıkılmış eczanelerde son bulur. Eğer ilaç yoksa, o zaman imal edilmelidir… Aşk ölümsüzdür…. Vittoria ölmemelidir.

Tretman: Geliştirme senaryosudur. Yapısı itibariyle senaryoya benzeyen ama henüz nihai sonuca ulaşmamış taslak metin anlamındadır. Henüz kaleme alınmamış fikirlerin, senaryo ve kurguya geçmeden önceki düzensiz halidir.Senaryo yazılırken ve daha sonrasında kurgulanırken, tretman notlarına bakılarak başlangıç ve bitiş noktaları saptanır ve kurgulama gerçekleştirilir. Sinopsisin geliştirilmiş halidir. senaryoda yer alacak sahnelerde nelerin aktarılacağının paragraflar halinde belirtilmesidir. Senaryo sahnelerinin azlığı-çokluğu bakımından 10 sayfa ila 15 sayfa arasında değişkenlik gösterebilir

.Örnek: Çarpışma (Crash)Künye:Yapım: Temmuz 2005Süre: 00:17:35 dk.Yönetmen: Umut ARALSenaryo: Umut ARALOyuncular: Ruhi Sarı, Gürkan Uygun, Ali Çekirdekçi, Serhat Uluergüven..Tretman: http://www.umutaral.com/carpisma/tretman.htm

Senaryonun Yapısal Unsurları: (giriş, gelişme, gerilim, sonuç)

Giriş (Serim) Bölümü:  Her konu, bir sürecin parçasıdır. Sürecin hangi noktasından başlarsak başlayalım, konunun bir öncesi vardır. İzleyiciye, konunun anlaşılması için önceki olayları da iletmek gereklidir. Konunun öncesini, kişileri, aralarındaki ilişkileri, gerekliyse zamanı ve olayın geçtiği yeri, sahne dışında ya d a perdeler aralarında geçen olayları, sebeplerini, nasıl geliştiğini de aktarmak gerekiyor. Yazar bir ortamı bir çevreyi de sergilemek isteyebilir. Bunların tümünün anlatıldığı kısma, giriş bölümü denir.

Gelişme (Düğüm) Bölümü: Düğüm, izleyiciyi meraklandırmak için kullanılan bir öğedir. Pratik bir tanımla, izleyicinin,”şimdi ne olacak?”, “ne yapacak?”, “bu açmazdan nasıl çıkacak?”, “bu zor sorun nasıl çözülür?” diye meraklandığı durumdur.             Merak uyandırmanın tek yolu düğüm değildir. Yarım bilgi verip gerisini erteleme; bir gelişimi en kritik noktada kesip başka bir sahneye geçme; bir kağıdı gösterip “bu belgenin büyük sırrı sakladığını..” belirtip sırrın ne olduğunu açıklamayı ileriye bırakma; biri içeri girince telaşla bir şeyi saklama gibi davranımlarla da merak uyandırılabilir.

Gerilim Unsuru: Yoğun, sert çatışmalar, düşmanlar karşı karşıya gelmeleri, olumlu karakterin tehlikeye düşmesi, doğal olarak filmde gerilim yaratır. Her şey izleyicinin önceden tahmin edebileceği gibi gelişiyorsa, izleyici ne gerilir, ne de meraklanır. Bir süre sonra filme olan ilgisi de söner. İzleyici, gelişimin bir aşamasından sonra, karakterin amacına varıp varamayacağı konusunda kuşkuya düşerse, bu da çatışma gibi gerilim yaratır.

Çatışma Unsuru : Biri ya da bir şey, güçlü bir isteğin, amacın, düşüncenin, bir beklentinin ya da bir işin önüne engel çıkarır ya da sürmekte olan ilişkiler düzenini, durumu sarsar. Kişinin kendisi de, amacına ulaşmasına engel olabilir. Engeli yeni engeller izleyebilir. Benimsememe, destek vermeme, paylaşmama, anlamama da bir çeşit engeldir. Dramatik karakter, sürdürücü özellik taşıdığı için bu engeli/engelleri gücüyle ya da zekasıyla, ya da ikisiyle birden aşmaya çalışır. Doruk sahnenin sonuna kadar sürecek olan bu karşılıklı çabalara, çatışma adı verilir.

Doruk Sahne: Çatışma, çekişme, yarış, sonsuza kadar sürüp gitmez. Taraflara son bir çatışma olanağı verip dramayı bitirmek zorundayız. Doruk sahne, tarafların son kozlarını oynadıkları, son defa çatıştıkları, çatışmanın en hızlı, şiddetli ya da en incelikli, duyarlı ve sonucun kesin olduğu, bu yüzden heyecanın yükseldiği sahnedir.

Senaryoda bulunması gereken öğeler

Senaryo (Drama) unsurları

Tema: Senaryoda sunulan ana düşüncedir. Her dramatik  eserin bir tema’sı vardır. Tema kısaca, yazarın izleyiciye iletmek istediği ana düşünceyi belirten bir cümledir. Yazar seçtiği temaya göre malzeme toplar, ya elindeki malzemeyi temaya göre ayıklar ya da tamamlar.

 

Kaynakça: www.wikipedia.orgTurgut Özakman, ‘Tiyatro Oyunu ve Senaryo Yazma Tekniği’ – tiyatro, radyo, televizyon,  sinema – Bilgi Yayınevi 4. basım 2007 s. 327.Hazırlayan: Kerem KA

Ankara Metrosunda Ahlak Uyarısı

Ankara metrosunda yapılan “Sayın yolcularımız lütfen ahlâk kurallarına uygun hareket ediniz” anonsundan sonra tepkiler sosyal medyada artarak devam etti ve ‘Kurtuluş Metro’da Öpüşüyoruz’ sloganıyla kampanya başlattı.

Buna karşı bir grupda taşlı bıçaklı saldırılarla öpüşenlere tepki için oradaydı.

Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Gecmisten ne ögrenebiliriz?

Insanlar gecmisi neden o kadar irdelerler? Gecmis neden insanlar icin önemlidir? Aslinda o gecmistir ve bir daha geri gelmez. Ama neden insanlar gecmisleri ile ilgilenirler de günleri yasayamazlar? Oysa mutlu olmak icin gecmisini ve gelecegini bir kenara atip gününü yasamak olmazmiydi?

Bence gecmisleri ile ilgileneleri söyle ayirmak mümkündür. Birinci gruptakilere gecmise nostaljik bakanlar diyorum. Onlar gecmisi kendi istedikleri sekilde tarayip kendi düsüncelerine uygun olan olaylari süzerler ve sadece kendi görüslerini destekleyici olaylari ön plana cikarirlar. Bunlar kendi görüslerine kanit arayanlardir. Kendi görüslerine ters düsen olgular özellikle görmezlikten gelinir veya yok sayilir. Bu tip insanlar olaylari haddinden fazla yüceltirler veya abartirlar.

Yasli insanlarda da ayni nostaljik durumlari gözlemlemek mümkündür. Onlar da kendi hayatlarini (buna da tarih denmesi yanlis olmaz) güzel isikta sergilemek isterler. Onlar da sürekli dogru kararlar almislardir ve en akilli seyleri yapmislardir. Kötü olaylarin üstü özellikle kapatilir. Bu tip insanlar alkislanmak isterler.

Ikinci gruptaki insanlar ise gecmisin önemli oldugunu bilirler. Onlar gecmisin bir envanterini cikarirlar ve olaylar arasindaki bagi görmek isterler. Hangi olayin hangi sekilde gerceklestigi incelendikten sonra nasil bir sonuca varildigi irdelenir. Amac eger hata yapilmis ise hangi kosullarin o hataya götürdügünü bulup bir daha ayni hatayi yapmamaktir. Bu bakis sekline aslinda deneme-yanilma taktigi de denebilir.

Bu tip insanlar gecmis ile kendileri arasinda mesafe korlar. Amaclari olayi ne yüceltmektir ne de yermektir. Amaclari bir ev insaa ederken tas üstüne tas koyup o evi saglam temele oturtmaktir.

Ücüncü gruptakiler gecmisin gelecegin aynasi olarak görürler. Onlarin deterministik bir yaklasimi vardir. Gecmisteki olaylarin aynen gelecekte de tekrarlanacagi kanisindadirlar. Onlar icin yeni bir sey yoktur, hersey gecmiste saklidir. Gecmisi belirleyen faktörler belirlendiginde ayni seylerin gelecekte de cereyan edecegini zannederler. Gelecek onlar icin tekerrür eder.

uygar dünya ve alkol

alkollü icki reklami,alkollü arac kullanma,yas sinirlamasi vd. düzenlemelerle ilgili kanun teklifi nedeniyle yine malum kesimin laiklik damari tavan yapti halbuse ab ve diger ülkeler de benzer uygulama ve düzenlemeler var..

oysa onca mücadele,devrimler vs. muasir medeniyet seviyesine yükselmek,uygar dünya standartlarina ulasmak icin yapildiydi..

önce hükemet kanadinin aciklamasina bakalim;

“…Başbakan Yardımcısı Bozdağ,
“Alkolü içecekler konusunda Avrupa’da, ABD’de olan standartların Türkiye’ye taşınmasıdır.Bu reklam konusudur
ve içkilerin satışının yapılacağı yerlere dair standartlardır.

Yoksa yapılan düzenleme içki içmeyi yasaklayan düzenleme kesinlikle değildir.

Kamuoyunda sanki bu düzenleme alkollü içki kullanımını yasaklıyormuş gibi bir hava yaratılmak isteniyor.

Anayasa’nın 58. Maddesinin devlete gençleri alkol düşkünlüğünden koruma görevi verdiğine dikkat çeken
Bozdağ, Amerika’ya bakıldığında, Avrupa ülkelerine bakıldığında oralarda reklam yasaklarının var olduğunu,
satıldığı yerlere iliştin standartların olduğunu ve yaşa ilişkin sınırların olduğunu söyledi.

Bozdağ, sözlerine şöyle devam etti:
Türkiye’ye bakıldığında AB ve ABD ile uyumlu değil. Yapılan bu düzenleme standartlar konusunda uyum
getirmiştir.Pek çok ülkede gecenin belli bir saatinden sonra alkollü içki satan işyerleri alkollü içki satamıyor.

CHP’li Kadıköy Belediye Başkanı’nın bu konuda geçmişte aldığı kararı hatırlatan Bozdağ, belediye başkanının
yaptığı düzenleme ile alkollü içecek satan işyerlerinin gece 22.00’den sabah 06.00’ya kadar satış
yapmamaları noktasında karar aldığını bildirdi.

Böyle bir kararı CHP’li belediye başkanı aldığında kimsenin aklına turizm gelmiyor.
Kimsenin aklına alkolü içeceği yasaklıyorlar diye gelmedi.
Medyanın gündemine bile gelmedi.

Kaldı ki turizm yerleri ile alakalı bu düzenleme içerisinde turizmin etkilenmemesi için ona göre düzenlemeler yapıldı. Turizm yerlerinin bundan etkilenmesi söz konusu değildir….” (gazeteler)

simdi Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Uzmanı Sebahattin Kuş konuyla ilgili arastirmasinda ne yazmis ona bakalim;

“…Avrupa ülkelerinde son yıllarda alkolle mücadele konusunda ciddi önlemler alınıyor.

Alkol tüketiminin yol açtığı zararların azaltılması amacıyla yürütülen çalışmalarda yüksek vergi ve fiyat, alkollü ürünlerde reklam kısıtlaması ile alkollü içeceklerin satış yerleri, saatleri ve alkol satıcılarına verilen ruhsatlar konusundaki düzenlemeler dikkati çekiyor.

Dünya Sağlık Örgütü,
AB, ABD ve diğer ülke mevzuatlarına yer verilen bölümde AB üyesi 27 ülke ile birlikte aralarında ABD, Çin, Rusya
ve Hindistan gibi 13 ülkenin bulunduğu toplam 40 ülkede medyada alkollü içki reklamlarındaki kısıtlamalar
ele alındı.

27 AB üyesi devletten
21 ülkede kısmi veya tam reklam yasağı uygulanırken
Kıbrıs,
Danimarka,
Almanya,
Yunanistan,
Lüksemburg ve Çek Cumhuriyeti olmak üzere 6 ülkede ise hiçbir reklam kısıtlaması bulunmuyor.

Belçika’da
devlet kanallarında alkol reklamı yasakken özel kanallarda yüksek alkollü içkilerin reklamına izin verilmiyor.

Bulgaristan’da saat 21.00’dan önce dolaylı alkollü içki pazarlaması yapılamazken bu saatten sonra yüksek alkollü içkinin reklamı yapılamıyor.

Fransa ve Letonya’da televizyonda kesinlikle alkol reklamlarına izin verilmiyor.

AB üyesi olmayan Norveç’te ise tüm medyada tam bir alkol yasağı uygulanıyor.

AB’ye üye 27 ve başta ABD, Rusya ve Çin olmak üzere 13 ülke olmak üzere toplam 40 ülkede ulusal televizyon, yazılı medya ve reklam panolarında yapılan kısıtlamalar tek tek sıralandı.

Alkol reklamlarının etkileri konusunda yapılan birçok araştırmanın sonucu kesin olmasına rağmen korumasızlığın
ve başıboşluğun içki içme eğilimini artıracağı ve içkiye bağımlılık yapabileceği konusunda artan bulgular ve
kanıtların mevcut olduğu belirtilen kitapta, bu yüzden özellikle genç nesiller hedefse, reklamlar ve sponsorluk kısıtlamalarının geniş kapsamlı alkol politikalarının bir parçası olması gerektiği vurgulandı.

Alkol reklamlarında özellikle yazılı medya ve reklam panolarında büyük çoğunluktaki ülkelerde hiçbir kısıtlama olmadığını belirtilirken, kısıtlamanın görsel medyada daha fazla olduğu ve genel olarak yüksek alkollü içki reklamlarındaki kısıtlama yapıldığını kaydedildi.

Cezayir: Bira, şarap ve yüksek alkollü içkilerin reklamlarının ulusal televizyon, yazılı medya ve reklam panolarında yer alması yasak.

Brezilya:
Yüksek alkollü içki reklamlarının ulusal televizyonlarda yayınlanması ile ilgili kısmi yasak uygulanmasına rağmen
diğer alkollü içkilerin televizyon, yazılı medya ve reklam panolarında reklamlarının yer alması ile ilgili bir yasak uygulaması yok.

Belçika:
Devlet kanallarında alkol reklamı yasak. Alkol reklamlarına özel kanallarda izin veriliyor. Yüksek alkollü içkinin reklamı devlet ve özel kanallarda yasak.

Bulgaristan:
saat 21.00’dan önce dolaylı alkollü içki pazarlaması yasak. Yüksek alkollü içkinin alkol reklamı yasak.

Finlandiya:
hafif alkollü içkiler için 07.00-20.00 saatleri arası alkol reklamı yasak. Yüksek alkollü içkilerin reklamı yasak.
Reklam panolarında sadece bira ve şarap reklamları yer alabiliyor.

Fransa:
ulusal televizyonlarda bira, şarap ve yüksek alkollü içkilerin reklamları kesinlikle yasak, yazılı medyada kısmi yasaklar uygulansa da reklam panoları ile ilgili herhangi bir kısıtlama bulunmuyor.

Macaristan:
devlet kanallarında alkol reklamı kesinlikle yasak. Yüksek alkollü içkiler 18.30-21.30 saatleri arasında özel kanallara reklam bulunmuyor.

İngiltere:
kamu kanallarında hiçbir reklama izin verilmiyor. Diğer kanallarda alkol reklam yasağı bulunmuyor.
Ayrıca yazılı medya ve reklam panoları ile ilgili kişi ve kurumlarda gönüllü sözleşmeler imzalanmış durumdu.
Böylece bu yerlerde alkol reklamları ile ilgili kısıtlamalar bulunuyor.

İtalya: yüksek alkollü içkilerin reklamı yasak.

Litvanya: 06.00-23.00 arası hiçbir alkol reklamı yok.

Malta: 06.00-21.00 arasında alkollü içkiler için reklam yasağı uygulanıyor.

Hollanda: 06.00-21.00 arasında alkollü içkiler için alkol reklamı yasak.
Ayrıca 06.00-21:00 arasında alkol firmalarının kanallardaki programlara sponsor olmasına izin verilmiyor.

Portekiz: 07.00-22.30 arasında alkol reklamları yasak……”

slm.