Lineer zaman deneyiminin sonu

Sol-beyin yarıküresinin hakimiyeti sona erdiğinde, lineer zaman deneyimi de sona erecektir. Der Calleman.
İşte bu sebeple Maya takvimi sona ermişti 2012 yılında; dünya yok olacağı için değil, lineer zaman yok olacağı için! Çok boyutluluk içinde zamanı nasıl ölçebilirsiniz? Ya da YERinizi nasıl tanımlarsınız?

Bir geçiş sürecindeyiz evet ancak bu durumu iyi yorumlamak lazım. Eğer Mayaların dediği gibi “ben bir başka sen’im” ise, bu elenme işlemi her insanın içinde olacak demektir. Kişilerle uğraşmayı tam ve kesin bir kararla terk edip edimlere yönelmeliyiz ve onlar hepimizin içinde. Zaten “Ayrılığın bir fayda uğruna kurgulanan bir yanılsama olduğu” Lemuryan kaynaklı Huna bilgisinde ana prensip olarak belirtilmiştir.

Lineer zaman deneyimi sona erdiyse (yıl 2016 şu an) eğer, neden hala bir geçiş sürecinden bahsetmekteyiz? Daha önce de bir kaç kez yazdığım üzere, 5.boyuta geçen gezegenimiz artık sadece 4 ve üzeri boyut titreşiminde varlıkları barındıracak. Bu da 3 boyut+1 zaman olan 3B realitesinin 4. boyut insanı tarafından mas edilmiş olmasını gerektiriyor. Yani 4. boyut insanı zamanı yutmuş olmalı!  Bu sebeple “Geçiş süreci” dışımızdaki zamanla ilgili değil, zamanı yutmuş dördüncü boyut varlığının içsel uyumlanma sürecidir diye düşünüyor/hissediyorum.

Biz en nihayet tüm altdünyalarda 13 Ahau enerjisine eriştiğimizde, ilahi ışık içimizden hiç engellenmeden geçecektir der Callemann ve bu zaman artık geldi.

 

Yükselin, hepiniz yükselin,

Maya kehaneti söyle der:
“Yükselin, hepiniz yükselin, hiç kimse arkada kalmayacak şekilde yükselin, hep beraber bir kez daha geldiğimiz yeri, özümüzü göreceğiz.”
Maya Takvimi ve Bilincin Dönüşümü kitabının yazarı Carl Johan Calleman 2009 yılında yaptığı konuşmasında şöyle diyor: “Ben yaklaşan Evrensel Altdünyanın yeni bir birlik bilinci getireceğini ve sırf varoluşun mutluluğunun ve var olan her şeyi olduğu gibi kabul ederek sevgi ve şefkat duyma halinin geleceğine ikna oldum. Yani belki her şey eski ekonomi açısından “daha iyi” olmayacak, ancak hayat daha eğlenceli olacak çünkü daha yeni bir bilinç seviyesi sayesinde dünyanın farklı bir şekilde algılanması mümkün olacaktır. Bu yüzden önümüzde ki yıllarda gerçekleşecek, görünüşte çelişkili görünen gelişmelerin kafa karışıklığı bizleri bekliyor. Buna hazırlığın kritik bir parçası ise (her ne kadar gelişmelerin yerine oturması son tarihten sonra bir süre daha devam edecek olsa da) en azından insanlara evrimin ritmini isabetli bir şekilde gösterecek olan ve 28 Ekim 2011’de biten, kanıta dayalı Maya takvimi bilgisidir.
Bu yüzden önümüzde ki dönem için ortaya çıkan vizyon ne “dünyanın sona ereceği” ne de “hepimizin mutlu şekilde uçacağıdır”. Bunun yerine biz geleceği anlamak için elimizde ki en iyi delillere dayanan oldukça karmaşık bir senaryo görüyoruz.”
Dünya ağacının ürettiği 13 üst Dünya ve 9 Alt Dünyayı insanın bilinç yolculuğunu anlamak için referans olarak almak ve bu ilginç uzun dönemli etkileri izlemek heyecan verici olduğu kadar bazı aymalar da getirebiliyor. Özellikle son üç alt dünya konusunda –kendimi hazır hissettiğimde- bazı özetlemeler sunmak istiyorum. sa

Maya takvimi Dünya Ağacının nabız atışlarına dayalı bir ilimdir.
 
Bu Dünya Ağacı ise Evren’in kalbi olan Hunab-Ku (tek Tanrı anlamına gelir, İnsan’ın kalbindeki yaşam ağacı arasında bir
kanaldır.
*”Maya zamanı aslında nicemlenmiş (quantized) zamandır ve Evrensel Yaşam Ağacının farklı kuantum hallerini tanımlamaktadır.
*Maya takvimi daima böylesi kuantum zaman değişimleri çerçevesindedir ve sürekli devam eden astronomik döngülere dayanmaz.
*Bu sayede hem kendi bireysel hayatımızın hem de insanlığın ve uygarlığın önemli anlarını anlayabiliriz.
*Bu kuantum değişimlerinin arkasında olan evrenimizin merkezinde ki Evrensel Yaşam Ağacı, modern bilim tarafından ancak 2003 yılında bulundu.
*Onun gerçekliğinin artık kanıtlanmış olması ve sadece bir sembol veya mit olmaktan çıkması bizim tüm varoluşu anlayışımızda bir devrim çağrısıdır.
*Bu sadece bilimi etkilemez, aynı zamanda sık sık Yaşam Ağacına göndermelerde bulunan dini kehanetleri nasıl anladığımızı da etkiler.
Carl Johan Calleman
Maya felsefesinin merkezinde bulunan Dünya ağacı, size buradan bir kaç kez paylaşmış olduğumuz Lemurya simgesi olan TAU sembolü ile benzeşiyor. Tau simgesi “Belirme ve yeniden doğma” yı anımsatması için MU kıtasının batışından sonra tüm dünyaya yayılmış Lemuryanlar tarafından değişik kültürlerde kendini sık sık göstermiş en kadim işaret.
*
MÖ.70000 yıllarında hüküm sürdüğü kanıtlanmış olan ve tıpkı MAYA uygarlığı gibi Lemurya’nın ilk kolonilerinden olduğu ifade edilen Uygur Medeniyeti hakkında çok az şey biliniyor. Çin Hükümeti tarafından gizlenen piramitler açılsa ve incelense belki bu konuda bazı veriler elde edilebilir. Aslında Lemurya felsefesi; Maya medeniyeti ve Uygurlar ile paralel olarak inceleme imkanı bulunsa bir çok konuda aydınlanma getirebilir, tarih yeniden doğmuş olur. Sanırım bu sıkıntıya pek de girilmek istenmiyor 🙂

Bilincin Dönüşümü Mayalar ve Calleman

Carl J. Calleman’a göre Maya Tun Takvimi son derece ilginç döngülere sahip. Yazar bu döngüleri dünyadaki bilinç geçişleri, dinler açısından incelemiş. 7 gündüz, 6 gece toplam 13 üst dünya dönemlerinin her birinde zaman farklı akıyor! en eskiden yeniye incelendiğinde zamanın müthiş hızlandığını görebiliyoruz. (aramızda zaman hızlandı mı diye konuşmalarımız afaki değilmiş meğerse) aradaki çarpıcı farkları görebilmeniz için 3 örnek vereceğim; ilk üst dünya Hücre Bilinci Döngüsünde her gündüz ve gece 1.62 milyar yıl iken, 1999 yılında başlayan Galaktik bilinç döngüsünde bu hız 360 güne, sonuncu 13. Kainat Bilinci Döngüsünde -ki 2011 sonunda başlamıştı- her gündüz ve gece yalnızca 20 güne düşmüş durumda.
Bu husus bana ilk okuduğumdan beri; Kryon’un Kozmik Kafes olgusundaki her hücrenin içindeki zamanın farklı akışıyla ilgili açıklamalarını anımsattı. Bu olgu içimde oturduğunda ayrıca yazmayı umuyorum. Yeniden Calleman’a dönersek bu bilinç döngüsünde dinler tarihlerini incelemesindeki yaklaşımı oldukça ilginç buldum, umarım bu konu yakında incelemeye açılır.
Yazar bu incelemenin sonunda şöyle bir uyarı getiriyor:
“Maya takviminin ürettiği daha yüksek perspektif yeni bir dogmaya ya da takipçiler arayan yeni bir örgütlü ve ritüelli dine dönüştürülemez. Onun yerine, Maya perspektifi başkalarının katkılarına ve görüşlerine saygı duyan bireylerin ruhsal realiteyi ortaklaşa araştırmaları için olası bir çerçeve sağlar. Maya Takvimi gerektiği gibi anlaşıldığında, özünde tüm kökten-dinciliğe, bütün gerçeği içeren tek bir doğru dinin bulunduğuna inanan herkese yabancıdır. Ne yazık ki işte bu yüzden Katolik rahipler MAYAların tüm kitaplarını yakmışlardır; çünkü insanların birliğini amaçlayan maya perspektifi (Lemuryadan beri aynen devam ettiği biçimde), onların kurmaya çalıştığı tekeli tehdit ediyordu. Ancak bugün giderek daha çok insan gerçeği kendi başına arama arzusuyla örgütlü dinlere sırt çevirmektedir.”

In Lak’ech

Mayaların temel felsefi duruşu şöyle dile getirilir:

“Birlik çeşitliliktir. Çeşitlilik birliktir. Birlik; çokluğu ve mükemmeliyeti barındırır.”

Kaynak: Kutsal Maya inancı

In Lak’ech : Ben bir başka sen’im
Mayaların selamlama için kullandıkları kelime ve anlamı.
*
Birlik ve barış hepimizle olsun, tam da işte bu bayram olsun.

‘Sorun bana, sorun bana’ halim

”Yine ‘bir şey bilmiyorum’ günümdeyim. Oysa bazen de ‘her şeyi biliyorum’ günlerinde oluyorum. Bu birbirine zıt görünen her iki hali de sırasıyla ve üstelik araya uzun zaman dilimleri girmeden yaşıyor olmam acaba normal mi? Yoksa psikoloji biliminde bunun bir ismi var mı? Her neyse…

Biri içe çöküş, diğeri genişleyerek kaplama hissi veriyor. Her ikisi de tam bir memnuniyet durumu değil, tam memnuniyete bir çentik kalmış gibi.

Ha bazen de ‘sorun bana, sorun bana’ halim oluyor. Bu çok heyecanlı bir hal, onu seviyorum; çünkü o anda sorulacak soruların cevabını bilen bir kaynağa bağlı olduğumu hissediyorum. O cevapları deli gibi merak ediyorum. Gel gör ki bu halimi değerlendirecek ve guzel sorular soracak biri çevremde olmayabiliyor ve çoğunlukla o şanslı hal, boşa akip giden cesme suyu gibi lavabonun karanlık deliginde kaybolup gidiyor. Aşık kadın halim, şifaci halim, cadi halim, tembelligin dorugu halim ve uykulu hallerim hepsi arada sırada uğrayıp hatır sorarlar.

Bu halleri birbirinden şıp diye ayırıyorum. Sabah uyanıyorum, bugün hangi elbisedeyim diye bakıyorum, sonra gece yatana kadar birkaç elbise değiştiriyorum. Bazen aynı elbiseyle bir hafta, bir ay yatıp kalktigim oluyor. Bunlar tuhaf görünüyor olabilir ama durum böyle.. Bu hallerin her biri sanki bir bilgisayar oyunu karakteri gibi programlanmış. Jung’un söylediği gibi belki bunlar birer arketiptirler. ”

Sibel Atasoy Yeni’den Doğanlara

Yazarın Laniakea’dan bir önceki kitabından alıntı