Yeni dalgalarda sörf yapabilmek

Yaptığımız her şey temelde zihnin bir ifadesi olduğundan, entelektüel ve maddesel, tüm insan-ürünü yaratımlar bu gözlüklerle yapılmıştır ve onları yaratan kişinin zihninin sınırları tarafından koşullandırılmaktadır.
Eğer biz Gezegensel Altdünya ile başlayan(1755) bu dönemi içinde bulunduğumuz Evrensel Altdünya’nın (2011 başlangıç) ışığı ile bezeyip bu yeni dalgaların (Galaktik ve evrensel ) üzerinde sörf yapmayı öğrenebilirsek, dünya değişip daha iyi hale gelecektir. Calleman
Not: Evrensel Aldünya Maya takviminin çok uzun boyutlu dönemlerinin sona erdiği döngü olup 2011 yılında başlamıştır. Anlamı: Kozmik Bilincin Evrimidir. Özellikleri: Sınırlayıcı düşünceler yok. sonsuzluk.
Not.2: Büyümeyi ekonomik ve nüfusça algılayan bilinç düzeylerini dünyanın çeşitli yerlerinden ve ülkemizden takip edebiliyoruz.

Maya Altdünyaları ve Kendimiz

Maya takvimindeki 9 Altdünya döngüleri ile kendi kişisel döngülerim arasında tesadüfü aşan paralellikler var. E ne olmuş diyebiliriz 🙂 Sadece Dünya ağacının yayının, bizler tarafından- konuyu hiç bilmesek dahi- algılandığı ve bu akışla yönlendiğine dair kişisel bir gösterge, bir kanıt olabilir. Biraz da şaşırıp mutlu olma vesilesi diyebiliriz. eminim bir çok insan bu devreleri hayatıyla karşılaştırdığında şaşırabilir 🙂
Galaktik Altdünyanın başladığı 1999 yılı zaten ülkemiz ve yaşayanları açısından bir nevi milat gibi (depremden dolayı), hayatımın bütünüyle değiştiği bir sınır çizgisi gibi adeta. İlk Kitabım Sırıtkan Kırmızı Ay 1999 yılında yazılmakla kalmıyor bizatihi 11.11.1999 tarihini baz alan bir zaman kaymasını, paralel dünya kavramını ele alıyor.
12,8 yıl süren sekizinci döngü, Galaktik bilincin evrimi dönemi oluyor; Maddi yaşam çerçevesini aşmak, telepati, ışıkla beslenmek, genetik teknolojisi ve galaksiler halinde düzenlenme esaslarını içeriyor.
Yine bu döngünün içinde,Maya’ların çok önem verdiği ve Venüs geçişi olarak bilinen, Venüs’ün güneşin önünden geçiş tarihi Haziran 2004 tarihi var. Maya’lara göre Venüs gezegeninin güneş diskinin önünden bu yedi saatlik geçişi sırasında, güneş insanlık için kozmik bir ayna görevi üstlenmektedir. Bu sebeple Venüs Geçişi insanlığın ruhsal birliğinin bir kutlaması niteliğindedir.
Bu geçişten tam bir yıl önce Haziran 2003 yılında Venüs Bağlantısı kitabım çıkıyor ve Venüs’le tam da açık seçik belli olmayan bir bağlantı sunuyor! Kişisel yaşamımın özellikle en vurgulu çocukluk döneminin yaralarını sarmayı da ihmal etmiyor. Ve hemen ardından 2004 yılında benim için bile akıl sır ermez “Oyun kuramı” ortaya çıkıyor ve Bir Kadını Öldürmek kitabıyla tam da Venüs Geçişinde buluşuyor! Editörün ifadesiyle Bir Kadını Öldürmek romanı, bildiğimiz insan medeniyetinin türlü çeşitli öğretilerle yakaladığı ortak gerçekliğın temelden çatıya detaylarını anlatıyor, özetleyip rafa kaldırıyor.

Devamını oku “Maya Altdünyaları ve Kendimiz” →

Sevgiyle dürtüklemek

Acele karar vermeyin. Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl, insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz. Ceng Tzu
 

Urban shaman eğitimi almış olanlar bu konuyu anımsayacaklardır. Her karar ve her seçim sınır belirleme harekatıdır ve varlık alemlerinde bulunabilmek bu eylemi gerektirir. Devamını oku “Sevgiyle dürtüklemek” →

Yükselin, hepiniz yükselin,

Maya kehaneti söyle der:
“Yükselin, hepiniz yükselin, hiç kimse arkada kalmayacak şekilde yükselin, hep beraber bir kez daha geldiğimiz yeri, özümüzü göreceğiz.”
Maya Takvimi ve Bilincin Dönüşümü kitabının yazarı Carl Johan Calleman 2009 yılında yaptığı konuşmasında şöyle diyor: “Ben yaklaşan Evrensel Altdünyanın yeni bir birlik bilinci getireceğini ve sırf varoluşun mutluluğunun ve var olan her şeyi olduğu gibi kabul ederek sevgi ve şefkat duyma halinin geleceğine ikna oldum. Yani belki her şey eski ekonomi açısından “daha iyi” olmayacak, ancak hayat daha eğlenceli olacak çünkü daha yeni bir bilinç seviyesi sayesinde dünyanın farklı bir şekilde algılanması mümkün olacaktır. Bu yüzden önümüzde ki yıllarda gerçekleşecek, görünüşte çelişkili görünen gelişmelerin kafa karışıklığı bizleri bekliyor. Buna hazırlığın kritik bir parçası ise (her ne kadar gelişmelerin yerine oturması son tarihten sonra bir süre daha devam edecek olsa da) en azından insanlara evrimin ritmini isabetli bir şekilde gösterecek olan ve 28 Ekim 2011’de biten, kanıta dayalı Maya takvimi bilgisidir.
Bu yüzden önümüzde ki dönem için ortaya çıkan vizyon ne “dünyanın sona ereceği” ne de “hepimizin mutlu şekilde uçacağıdır”. Bunun yerine biz geleceği anlamak için elimizde ki en iyi delillere dayanan oldukça karmaşık bir senaryo görüyoruz.”
Dünya ağacının ürettiği 13 üst Dünya ve 9 Alt Dünyayı insanın bilinç yolculuğunu anlamak için referans olarak almak ve bu ilginç uzun dönemli etkileri izlemek heyecan verici olduğu kadar bazı aymalar da getirebiliyor. Özellikle son üç alt dünya konusunda –kendimi hazır hissettiğimde- bazı özetlemeler sunmak istiyorum. sa

Maya takvimi Dünya Ağacının nabız atışlarına dayalı bir ilimdir.
 
Bu Dünya Ağacı ise Evren’in kalbi olan Hunab-Ku (tek Tanrı anlamına gelir, İnsan’ın kalbindeki yaşam ağacı arasında bir
kanaldır.
*”Maya zamanı aslında nicemlenmiş (quantized) zamandır ve Evrensel Yaşam Ağacının farklı kuantum hallerini tanımlamaktadır.
*Maya takvimi daima böylesi kuantum zaman değişimleri çerçevesindedir ve sürekli devam eden astronomik döngülere dayanmaz.
*Bu sayede hem kendi bireysel hayatımızın hem de insanlığın ve uygarlığın önemli anlarını anlayabiliriz.
*Bu kuantum değişimlerinin arkasında olan evrenimizin merkezinde ki Evrensel Yaşam Ağacı, modern bilim tarafından ancak 2003 yılında bulundu.
*Onun gerçekliğinin artık kanıtlanmış olması ve sadece bir sembol veya mit olmaktan çıkması bizim tüm varoluşu anlayışımızda bir devrim çağrısıdır.
*Bu sadece bilimi etkilemez, aynı zamanda sık sık Yaşam Ağacına göndermelerde bulunan dini kehanetleri nasıl anladığımızı da etkiler.
Carl Johan Calleman
Maya felsefesinin merkezinde bulunan Dünya ağacı, size buradan bir kaç kez paylaşmış olduğumuz Lemurya simgesi olan TAU sembolü ile benzeşiyor. Tau simgesi “Belirme ve yeniden doğma” yı anımsatması için MU kıtasının batışından sonra tüm dünyaya yayılmış Lemuryanlar tarafından değişik kültürlerde kendini sık sık göstermiş en kadim işaret.
*
MÖ.70000 yıllarında hüküm sürdüğü kanıtlanmış olan ve tıpkı MAYA uygarlığı gibi Lemurya’nın ilk kolonilerinden olduğu ifade edilen Uygur Medeniyeti hakkında çok az şey biliniyor. Çin Hükümeti tarafından gizlenen piramitler açılsa ve incelense belki bu konuda bazı veriler elde edilebilir. Aslında Lemurya felsefesi; Maya medeniyeti ve Uygurlar ile paralel olarak inceleme imkanı bulunsa bir çok konuda aydınlanma getirebilir, tarih yeniden doğmuş olur. Sanırım bu sıkıntıya pek de girilmek istenmiyor 🙂

Bilincin Dönüşümü Mayalar ve Calleman

Carl J. Calleman’a göre Maya Tun Takvimi son derece ilginç döngülere sahip. Yazar bu döngüleri dünyadaki bilinç geçişleri, dinler açısından incelemiş. 7 gündüz, 6 gece toplam 13 üst dünya dönemlerinin her birinde zaman farklı akıyor! en eskiden yeniye incelendiğinde zamanın müthiş hızlandığını görebiliyoruz. (aramızda zaman hızlandı mı diye konuşmalarımız afaki değilmiş meğerse) aradaki çarpıcı farkları görebilmeniz için 3 örnek vereceğim; ilk üst dünya Hücre Bilinci Döngüsünde her gündüz ve gece 1.62 milyar yıl iken, 1999 yılında başlayan Galaktik bilinç döngüsünde bu hız 360 güne, sonuncu 13. Kainat Bilinci Döngüsünde -ki 2011 sonunda başlamıştı- her gündüz ve gece yalnızca 20 güne düşmüş durumda.
Bu husus bana ilk okuduğumdan beri; Kryon’un Kozmik Kafes olgusundaki her hücrenin içindeki zamanın farklı akışıyla ilgili açıklamalarını anımsattı. Bu olgu içimde oturduğunda ayrıca yazmayı umuyorum. Yeniden Calleman’a dönersek bu bilinç döngüsünde dinler tarihlerini incelemesindeki yaklaşımı oldukça ilginç buldum, umarım bu konu yakında incelemeye açılır.
Yazar bu incelemenin sonunda şöyle bir uyarı getiriyor:
“Maya takviminin ürettiği daha yüksek perspektif yeni bir dogmaya ya da takipçiler arayan yeni bir örgütlü ve ritüelli dine dönüştürülemez. Onun yerine, Maya perspektifi başkalarının katkılarına ve görüşlerine saygı duyan bireylerin ruhsal realiteyi ortaklaşa araştırmaları için olası bir çerçeve sağlar. Maya Takvimi gerektiği gibi anlaşıldığında, özünde tüm kökten-dinciliğe, bütün gerçeği içeren tek bir doğru dinin bulunduğuna inanan herkese yabancıdır. Ne yazık ki işte bu yüzden Katolik rahipler MAYAların tüm kitaplarını yakmışlardır; çünkü insanların birliğini amaçlayan maya perspektifi (Lemuryadan beri aynen devam ettiği biçimde), onların kurmaya çalıştığı tekeli tehdit ediyordu. Ancak bugün giderek daha çok insan gerçeği kendi başına arama arzusuyla örgütlü dinlere sırt çevirmektedir.”