Vasat Neden Hakim?

“Kültür endüstrisinin yokluğunda hakim olan otoparkçılık sistemi, yaratıcıyı zorla adam eden, kalıba döken, genel beğeni sopasıyla güden, kariyer beklentisiyle yemleyen bir kötülük düzeneğidir.
Bunun en basit sonuçları; inceliğin katli, hevesin itinayla kırılması, farklılığın ezilmesi, deneyselliğin ilgasıdır.
Şimdi 21.yüzyılın başında, vasatın teknesiyle oluşturulan hakim statüko, ahbap çavuş ortak koalisyonu çatır çatır işliyor. Devlet sansürüne de pek lüzum duyulmuyor. Çünkü vasatın hakimiyeti sistemi tıkır tıkır işliyor. Fark yaratacak, kırılmaya sebep olacak, radikal kopuşun önünü açacak beyinleri, kalemleri, üreticileri baştan törpüleyen sistem iyi işliyor.” Rafet Arslan
Yazının bütünü için Pul Biber dergisinin Haziran sayısından bir tane edinmeniz gerekecek 🙂
*
Bizim kültürde kimse kibri açiktan övmez hatta açıktan açıga yeren ata sozleri, aşıklamalar, şiirler makaleler ve bilimum bağğğzı seyler bulunur. Dolayısı ile hiç birimiz de kendi rolünün içine bilerek isteyerek dahil eder görünmez kibri.
Canım yaa… Belki o da bu dışlanmanin üzüntüsüyle buhrana kapılip cümlemizi işgale yeltenmiştir. Ho’oponopono, vallahi özür diliyorum.
Özgür bir birey olmanin yari yoldaki bi istasyonda trenden inmişliğidir kibir. Özellikle dörduncu boyutin herşeye ozgurluk diye yeri göğü inleten titresimleri arasında ustaca saklanir, pardon ustaca yekten gezinebilir. Çokluktur belki ama çok da yalnizliktir kibir kardesimiz cunku belki bir kez bile hakiki ilişki kuramamıştır. Ho’ponopono, sorumlulugu yüzde yüz alıyorum vallahi. Şu arinma gunleri ramazanda bizi arındır lütfen allahım, onu da aramiza katip dost cadırına oturalım. Aloha

Frekans değiştirerek görünmez olan…

Daha hikayenin başında, olaylar gerçeklerle hayallerin birbiri içine girdiği değişik çağrışımlar yarattı. ilk olarak çocukken okuduğum Tunguska patlamasını zaman yolculuğuyla ile ilişkilendiren bilim kurgu bir çizgi roman aklıma geldi. Sonra ağaç insan karışımı direkt Philadelphia Deneyini hatırlattı. Aynı şekilde frekans değiştirerek görünmez olan ufo videoları. Tensegrity yaparak yarı görünmez olabilen insanlar. Sonuç olarak frekans değiştirerek teleportasyon, zaman yolculuğu boyut değiştirme vesaire mümkün gözükmektedir. Kitabı ilk okuyanlardan olmama rağmen yorum yapmakta geciktiğim için yazarımızdan özür dilerim.

Mehmet Çapuk 05.06.2016

*

Önümde onlarca kitap var, bir şairin kitabını çekiyorum Bir kovboyun ölmemek için silahını hızlı çekişi gibi Her hangi bir şirini açıyorum ortalarına doğru kitabın Anlatıyor dünyanın terekesini,arkadaşlarını ve kendisini Telefon çalıyor yakında ama uzaklardan geliyor sesi Açsan bir türlü, açmasan başka türlü sanki üçüncü türden ilişkile gibi Okuduğum şiiri bile bitirmek sürecek sanki bir asır Kitap orta çağ kitapları gibi kalın hatta daha da büyük Bir kıyaslama yapsam matematiksel sanırım on kez ölüp gelmem lazım dünyaya. Aklıma bir kitap düşüyor bilim kurgu hem de fantastik Anlatıyor elli bin yıl öncesini ve elli yıl sonrasını Geçmişin hikayesi karışmış ve şimdiye çık bakalım içinden Sanki ben de varmışım romanın içinde iki varlık halinde. Nereden, nereye geçenlerde bir arkadaşıma uğradım Şaşırmak elde değil, sebeb-i müsebbibi ise Arkadaşı hayatını yazmış bir romanında. Bir karmaşadır birbirinin üstüne binmiş gidiyor. Tüm kitaplar dünyaya noel hediyeleri gibi iyi, kötü vb yaymaktaydılar Şimdilerde miş gibi yapıyorlar sanki nedeni basit Tekno/(lobi)-loji herkesin elinde, hani derler ya yediden, yetmişe Tabletler, telefonlar, diz üstüler her türlü bilgisayarlar Alaka ne denirse artık kitap onların içine gömülmüş ölüler gibi Her hangi bir şey öğrenmek için konu başlığını yaz sana hemen kısa bilgi gelsin Bu yüzdendir ki artık herkes her şeyi bilmekte . Bu mısralar geleceğin pırıltılarını yok edici yobazlık mı Yoksa yoz, bilgisiz, ilgisiz vb yeni nesiller mi yetiştirmeye dikkat çekmemi Geçen yüzyıl da insanlar gelişim adı altında sömürüsünün hışmına uğradılar, Binlerce yıldır acılar yetmezmiş gibi kat be kat beterini tekno/lobi için yaşadılar Son yüzyılda savaşlarda ölenlerin sayısı dört bin yılda yapılanlarınkinden fazladır Artık ülkelerin vatandaşları “ya zafer, ya ölüm” yerine “ya tekno/lobi, ya ölüm” Naraları değil sloganları atıyorlar Bilgiyi, medeniyeti ve kültürü yok eden tekno/lobi nüfusu kontrol etmekte Gelecekteki yaşamın ve doğmamışların, gezegenler arası yolculuklarıyla ilgili Doğmamışların galaksiler arası ulaşımlarla Dünya medeniyetin temsilcileri olmalarını Bu günün insanının huzur ve barış içinde yaşamalarının önünde tutmaktalar Neden insan oğlu her zaman ya geçmişi ya da geleceğe dair yaşam kurar Çağını toplumlar arası sömürüsüz , huzurlu ve barış içinde yaşamaz Barış, huzur, mutluluk, karmaşanın ve kaosun işine gelmez mi.!?

Nihat Çavdar 06/06/2016 Gümüşlük- Ev Saat:16.06

Laniakea Bir Aylık oldu :)

Okuyucusuyla buluşmanın bir ayını dolduran Laniakea, kitapseverlerin beğeni ve destekleri ile büyüyor, her okuyanla bir kez daha yazılıyor. Teşekkür ederiz. Aloha
Hakkımızda bilgi edinmek, haberlerimizi takip etmek için lütfen sayfamızı beğenin ‪#‎Laniakeakitap‬

Sizler için hazırladığım mini bir video’yu  görmek için için tıklayın

 

Genel Görelilik Teorisi

Özel görelilikgravitational-, bir cismin belli bir gözlemciye göre sabit bir hızla ve sabit bir yönde hareket ettiği durumlarda tümüyle yeterlidir. Ne var ki, pratikte hareket asla sabit değildir. Hareketli cismin hızında ve doğrultusunda değişimlere yol açan kuvvetler her zaman söz konusudur. Atomaltı parçacıklar kısa mesafelerde muazzam hızlarla hareket ettiğinden, daha fazla hızlanacak zamanları yoktur ve bu parçacıklara özel görelilik uygulanabilir. Bununla birlikte, gezegenlerin ve yıldızların hareketinde, özel göreliliğin yetersiz kaldığı görülmüştür. Burada devasa kütleçekim alanlarının neden olduğu büyük ivmelerle ilgileniriz. Bir kez daha söz konusu olan şey nicelik ve nitelik sorunudur. Atomaltı düzeyde, kütleçekim, diğer kuvvetlerle karşılaştırıldığında önemsiz büyüklüktedir ve ihmâl edilebilir. Gündelik yaşamdaysa, tersine, kütleçekim hariç diğer tüm kuvvetler ihmâl edilebilir.

Einstein, göreliliği yalnızca sabit hızlı harekete değil, genel olarak harekete uygulamaya girişti. Böylelikle kütleçekimi ele alan genel görelilik teorisi ortaya çıktı. Bu teori yalnızca Newton’un klasik fiziğinden, onun mutlak mekanik evreninden değil, aynı zamanda Eukleides’in mutlak klasik geometrisinden de bir kopuşa işaret etmektedir. Einstein, Öklid geometrisinin yalnızca ideal olarak düşünülmüş bir soyutlama olan “boş uzaya” uygun olduğunu gösterdi. Gerçekte, uzay “boş” değildir. Uzay, maddeden ayırt edilemez. Einstein, uzayın kendisinin maddi cisimlerin varlığıyla koşullandığını iddia etti. Bu düşünce, genel görelilik teorisinde, görünüşte paradoksal bir iddiayla dile getirilir; ağır cisimlerin yakınlarında “uzay eğrilir”. Gerçek, yani maddi evren, hiç de, kusursuz çemberleriyle, dümdüz doğrularıyla, vs. Öklid geometrisinin dünyası gibi değildir. Gerçek dünya düzensizliklerle doludur. Düz değildir, tastamam “çarpık”tır. Diğer taraftan, uzay, maddeden ayrı ve onun yanı sıra varolan bir şey değildir. Uzayın eğriliği, uzayı “dolduran” maddenin eğriliğini dile getirmenin yalnızca bir başka biçimidir. Örneğin, ışık ışınlarının uzaydaki cisimlerin kütleçekim alanlarının etkisiyle büküldüğü kanıtlanmıştır.
Devamını oku “Genel Görelilik Teorisi” →

Görelilik

gorelilikAlbert Einstein hiç şüphesiz zamanımızın en büyük dahilerinden biriydi. Yirmi birinci ve otuz sekizinci doğum günleri arasında, bilimde birçok düzeyde büyük yankılar uyandıran bir devrimi tamamladı. İki büyük buluşu, Özel Görelilik Teorisi (1905) ve Genel Görelilik Teorisi (1915) idi. Özel görelilik yüksek hızlarla ilgilidir, genel görelilik ise kütleçekimle. Einstein’ın teorileri, son derece soyut karakterde olmalarına karşın, nihayetinde deneylerden türetilmişti ve başarılı pratik uygulamalara yol açmıştı, ki bu uygulamalar onun görüşlerinin doğruluğunu defalarca onayladılar. Einstein, 19. yüzyıl fiziğinde içsel bir çelişkiyi açığa vuran ünlü Michelson-Morley deneyinden, “bilim tarihinin en büyük negatif deneyinden” (Bernal) yola çıkmıştı. Bu deneye, ışığın görülen hızının, hareketsiz olduğu varsayılan “eter” içerisinde hareket eden gözlemcinin hızına bağlı olduğunu göstererek elektromanyetik ışık teorisini genelleştirmek üzere girişilmişti. Sonunda, gözlemci hangi doğrultuda hareket ederse etsin, ışığın ölçülen hızlarında hiçbir farklılık bulunamadı. J. J. Thomson daha sonraları, güçlü elektriksel alanlar içinde hareket eden elektronların hızlarının, klasik Newton fiziğinin öngördüğünden daha yavaş olduğunu gösterdi. 19. yüzyıl fiziğindeki bu çelişkiler özel görelilik teorisi tarafından çözüme bağlandı. Eski fizik, radyoaktivite olgusunu açıklamaktan acizdi. Einstein bunu, “eylemsiz” maddenin içine hapsolmuş muazzam miktardaki enerjinin küçük bir kısmının açığa çıkması olarak açıkladı.

Einstein 1905’te İsviçre patent bürosunda bir sekreter olarak çalışırken boş zamanlarında kendi özel görelilik teorisini geliştirdi. Yeni kuantum mekaniğinin keşiflerinden yola çıkarak, ışığın uzayda bir kuantum biçiminde (enerji paketleri olarak) hareket ettiğini gösterdi. Bu yaklaşım, daha önceleri kabul edilmiş ışığın dalga teorisiyle açıkça çelişikti. Aslında Einstein eski ışığın parçacık teorisini bütünüyle farklı bir tarzda yeniden canlandırmıştı. Burada ışık, çelişik bir karaktere sahip, aynı anda hem parçacık hem de bir dalga özelliği gösteren yeni tip bir parçacık olarak görülüyordu. Bu şaşırtıcı teori, spektroskoplar kadar Maxwell denklemlerini de kapsayacak şekilde 19. yüzyıl optiğinin tüm büyük keşiflerinin muhafaza edilmesini mümkün kıldı. Fakat ışığın uzayda hareket edebilmek için, kendine has bir vasıtaya, “eter”e ihtiyaç duyduğu şeklindeki kalıplaşmış eski düşünceyi de yok etti. Özel görelilik, ışığın boşluktaki hızının, ışık kaynağının gözlemciye göre hızı ne olursa olsun, her zaman aynı sabit değerde ölçüleceği kabulünden hareket eder. Dahası, özel görelilik, enerji ve kütlenin aslında eşanlamlı olduklarını ifade eder. Bu, diyalektik materyalizmin temel felsefi postülasının –madde ve enerjinin birbirinden koparılamaz niteliğinin, hareketin (“enerji”) maddenin varoluş tarzı olduğu düşüncesinin– çarpıcı bir doğrulanışıdır.
Devamını oku “Görelilik” →