Nükleer Fisyon

fisyonGörünüşte basit olan ve birçok eşdeğerlerinin de gündelik deneyim içinde yüzlerce kez gözlenebileceği bu örnek, nükleer fisyonda işleyen süreçlere oldukça yakın bir benzerlik sunar. Çekirdeğin kendisi hareketsiz olmayıp, sürekli bir değişim içindedir. Saniyenin katrilyonda biri kadar süre içinde parçacıklar milyarlarca kez rasgele çarpışmalar yaparlar. Parçacıklar sürekli olarak çekirdeğe girmekte ve onu terk etmektedirler. Ancak çekirdek, çoğunlukla güçlü kuvvet olarak tanımlanan kuvvetle bir arada tutulmakta ve kararsız bir denge durumunda kalmaktadır, ya da kaos teorisinin belirttiği gibi “kaosun eşiğinde” bulunmaktadır.

Titreşen bir sıvı damlasında olduğu gibi, içindeki moleküller hareket ettikçe parçacıklar da sürekli olarak hareket eder, kendilerini dönüştürür, enerji alış verişinde bulunurlar. Büyümüş bir yağmur damlası gibi, büyük bir çekirdeğin içindeki parçacıklar arasındaki bağ da kararsızlaşır ve parçalanma olasılığı artar. Çekirdek yüzeyinden düzenli olarak alfa parçacıklarının serbest bırakılması, çekirdeği daha küçük ve kararlı yapar. Ama nötronlarla bombardımana tutulan büyük bir çekirdeğin, atom içerisinde hapsolmuş muazzam miktarlardaki enerjinin bir kısmını açığa çıkararak parçalanabileceği keşfedilmiştir. Bu süreç, parçacıkların dışarıdan müdahalesi olmadan da gerçekleşebilmektedir. Kendi kendine gerçekleşen fisyon süreci (radyoaktif bozunma) doğada her daim ola gelmektedir. Bir libre uranyumda, bir saniye içinde dört tane kendiliğinden fisyon gerçekleşir ve sekiz milyon çekirdekten de alfa parçacıkları yayılır. Çekirdek ne kadar ağır olursa fisyon olması olasılığı da o kadar artar.
Devamını oku “Nükleer Fisyon” →

Deneyimler soru-n-larımızın üstesinden gelebilmek için

5 gezegenin aynı anda gerilemeye girişi, eskiden çözemeyip rafa kaldırdığımız sorunları yeniden önümüze getirdi. Fakat güzel haber şu ki bizler eski biz değiliz, her gün yeniden doğduk, hayatı algılayışımızı revize ettik, bol bol özetleme yaptık, fiziksel bedenimizi uygun diyetler ve yepyeni beslenme tarzları ile temizledik, hayatımızı sadeleştirdik, duygusal blokajlarımızı, özetlemeler ve rüya analizleri ile hafiflettik. Yani biz eski biz değiliz, kim korkar hain kurttan! şaka tabi o hain filan değil, O, retronun ısıtıp önümüze koyduğu eski halledilmemiş bitmemiş konuların şu an üstesinden gelebilecek kadar güçlendik. Hadi hayırlı olsun kurtuluşumuz demek geliyor içimden.

Bugün anneler günü ve bir arkadaşım sabahın erken saatinde şöyle kutlama yazmış bana:

“Bu kadar çok kapsayıcı bir anne olarak anneler gününü kutluyorum. Ne kadar çok kişiye annelik ediyorsun.
Ne mutlu sana 🙂
 
Kibele (demeter) arketipinin hakkını veriyorsun. 
Çocuklar gezip geliyor hiç kızmıyorsun 🙂 “
Teşekkür ediyorum, bunları duymak da ödülümün bir parçası olsa gerek. Sevgili annemle az sonra buluşacağım ve elini öperek bu güzel dünyaya beni kazandırdığı, dünyayı da bana kazandırdığı için teşekkür edeceğim. Tüm annelere hediye ettiğim Laniakea romanımı da takdim edeceğim ona, sevincini maviş gözlerinden yakalamak için dikkat kesileceğim. Mucukksssss ve alohaaaaaa

Pozitif ve Negatif

sifir-sonsuzNegatif olmadan pozitif anlamsızdır. Bunlar zorunlu olarak birbirlerinden ayrılamazlar. Hegel çok uzun zaman önce “saf varlığın” (çelişkiden arınmış) saf hiçlikle aynı şey olduğunu, yani boş bir soyutlama olduğunu açıklamıştı. Aynı şekilde, eğer her şey beyaz olsaydı, bu bizim için sanki her şeyin siyah olmasıyla aynı olurdu. Gerçek dünyada her şey pozitifi ve negatifi, olmayı ve olmamayı içerir, çünkü her şey sürekli bir hareket ve değişim halindedir. Bu arada matematik sıfırın hiçliğe eşit olmadığını göstermektedir.

Sıfır, herhangi bir belirli niceliğin yadsınması olduğu için içerikten yoksun değildir. Tersine sıfırın çok kesin bir içeriği vardır. Tüm pozitif ve negatif büyüklüklerin sınır çizgisi olarak, ne pozitif ne de negatif olabilen tek gerçek nötr sayı olarak o, yalnızca kesin bir sayı değil, aynı zamanda kendi başına bizzat sınırladığı tüm diğer sayılardan daha önemlidir. Aslında sıfır, içerik olarak diğer tüm sayılardan daha zengindir. Herhangi bir sayının sağına koyun, onu on katına çıkarır. Kendi başına alındığında sıfır = 0 anlamına gelmesi şartıyla, sıfır yerine başka herhangi bir işaret kullanılabilirdi. Demek ki, bu uygulamasının olması ve kendi başına bu şekilde uygulanabilmesi sıfırın doğasından gelen bir şeydir. Sıfır kendisiyle çarpılan her sayıyı yok eder; bölme işleminde herhangi bir sayıyla bölen terim olarak bir araya geldiğinde o sayıyı sonsuz ölçüde büyütür, bölünen terim olarak bir araya geldiğinde sonsuz ölçüde küçültür; diğer her sayıyla sonsuzluk ilişkisi içinde duran tek sayıdır. 0/0, –∞ ile +∞ arasında her sayıyı ifade edebilir ve her durumda gerçek bir büyüklüğü temsil eder.
Devamını oku “Pozitif ve Negatif” →

Minik bir düşün-parfüm

Manawa ve tabi aslında tüm topluluk, Gezgin’in iç dünyasındaki
savaşı apaçık görüyorlardı. Anlayış ve saygıyla
onun bu süreçten başarıyla çıkmasını beklediler. Zaten bu
koordinatta anda oluşan hiçbir şey diğer bir şeyden daha
önemli ya da öncelikli olmadığından bir konuda acele etmek,
telaştan doğan psikolojik ve kimyasal veri çıkışları, bunlardan
üreyen duygular yok denebilirdi.
Manawa tekrar Gezgin’e doğru hareketlenmeden önce
minik bir düşün-parfüm daha püskürttü. Aslında bunu
yapmayı hiç istemezdi çünkü kişinin bilgisi dışında ona
yapılan her şey, niyet her ne olursa olsun, özgür irade ihlali
sayılacağından, bu işlem tüm halkı adına bilinçsel bir aciz
olarak derinden hissedilmekteydi. Yine de anda yapılması
gerekenlerden kaçınamazlardı böyle bir donanım bu frekansta yer almıyordu. Hem zaten Gezgin bu koordinata
girdiği andan itibaren onun frekansı ortam tarafından mas
edilmekteydi, bu karşılıklı iletişim, evrenin tüm öğelerinin
birbirlerine sonsuzca bağlılığının olağan sonucuydu. Olaylar
ne yönde gelişirse gelişsin hem bu alan hem de ziyaretçi artık
eskisi gibi olamayacaklardı.

Kitaptan alıntı

Fantastik Dönüşüm

Serap acaba Dünya’daki eski yer ve zamanına dönebilecek midir? Bunun için önce çok kritik kararlar almak durumundadır öyle ki bu kendisini adeta ölümlerden ölüm beğendirecek önemde ahlaki-vicdani ve duygusal çıkmaza sokar. Okuyucu Serap’la birlikte, bildiği anlamdan öte ölümler olabileceğini keşfeder.
Zamanda yolculuk, Teleportasyon ve hatta soyut boyutların, altınızda süper gelişmiş bir uzay gemisi olmadan bile nasıl ulaşılabilir olup iç içe sürebildiklerinin şaşırtıcı kurgusudur bu kitap. Şüphesiz bu olayları yaşayan ana karakterimiz Serap Doğan için yaşananlara anlam biçebilmek, algısını yönetebilmeyi başarmak ve bu sayede hayatta kalabilmek hiç de kolay olmadı.  Çeşitli zaman, yer ve konumlardaki kahramanların hepsi hiç tanımadıkları Serap’ın dördüncü boyut lineer algısından çıkıp çok boyutlu alanlara geçmesi için büyük bir çaba gösterdiler.
Borsacı Serap’tan, duvarlardan geçebilen Hawaii’li psikolog Harmonia’ya bağlanan bu fantastik dönüşümün önemli bir diğer unsuru da kahuna Koa’nın tam zamanında devreye girebilmesi ve 2014 yılı dünyasının henüz duymaya hazır olmadığı gelişmeleri ustalıkla tolere edebilmesiydi.

 Bileşik sistemin bütünlükçü bir özelliği olan kuantum dolanıklık kavramının üzerine yapılandırılan roman, paralel dünyaların varlığına dair çok boyutlu bir anlatı çabası olup, yeni Bir Dünyaya geçişin bütünsel şifasını amaçlamaktadır.

Tanıtımdan alıntı