Gilgamış kendi gölgesiyle yarışıyordu, az kalsın onu geçmeyi başaracaktı
Gilgameş tüm dunyaya karşı. Kendisini takip eden birisi olup olmadıgını kontrol etmek icin bi an olsun arkasina dönüp bakmamıştı.
Gilgamış kendi gölgesiyle yarışıyordu, az kalsın onu geçmeyi başaracaktı
Gilgameş tüm dunyaya karşı. Kendisini takip eden birisi olup olmadıgını kontrol etmek icin bi an olsun arkasina dönüp bakmamıştı.
Çocukken babamın köyden gelen ahbaplarını ya da fikir sormaya gelen kişileri nasıl dinlediğini gördüğümde şaşırırdım. Zaten Babam beni de öyle dinlerdi, konu ne olursa olsun. Adeta hayatı o dinlediklerine bağlıymış gibi! Ben o zamanlar bilgiye aşık biriydim ve babamın böyle sıradan görünen ve bana göre gayet sıradan şeyleranlatan bu insanları dinleme konusundaki hassasiyeti her seferinde ilgimi çekerdi. Üstüne üstlük babam soru sorabilen biriydi. Ben de dikkatli bir dinleyiciydim ancak anlatılanların değeri konusunda şüpheye düştüğümde bi bahaneyle oralardan sıvışırdım çünkü mutlaka okuyacak pek değerli(!) bişeyim daima olurdu. Ancak yıllar sonra Rüya görüşmecisi olduktan sonra “etkili dinlemenin” sırrına vardım.İşte bu sebeple kendimi bi rüya kitabı yazıp gönül borcumu ödemekliğim gerektiği konusunda sorumlu hissediyorum.
Cumartesinin (22.Haziran) resim oyunum: Su kız
GEZİ maliyetleri hesaplanıyo orada burada, 100 milyon lirayı aşmış bi hesapta. Ortak noktaları para cinsinden olmaları, euro,lira,dolar vs.
İnsan açısından maliyetler daha önemli değil mi, 4 insan canını kaybetmiş, 8000 yaralı, evlerin içine gaz bombaları düşmüş, gözünü kaybeden sayısı 13 sanırım. Hadi bunlar da beden cinsinden, ya o çok önemsediğiniz moral, ahlak cinsinden maliyeti ne olmuş. Fiyat sorduğunda ne kadar sevimsiz geliyor insanın kulağına. Ruhun özgürlüğünü kazanmak için varlık aleminde yaptığı mücadele pek çetin dostlar. O varlık ki zaten ruh sayılır
**
“Ne yaptıysam sizin için yaptım”
“Sağol”
“Saçımı süpürge ettim!”
“Sağol da…”
“Ben sizin hizmetkarınızım”
“Ya.. A..Allah razı olsun tabi de.. Bi şeyyy söyl..”
“Sonsuza kadar hizmetinizdeyim”
“Yok o kadar olmasın artık. Hem ne zaman istediklerimizi dinledin ki?”
“E ben bilirim. Allahın izniyle tüm ihtiyaçlarınızı biliyorum”
“Yani ne diyim şimdi abi, bu günlerde herkes olmuş bi medyum! Ha bi de okumadan alim, yazmadan mürekkep olunuyor. Ayrıca ihtiyaç sahibine sormak esastır, değil mi? Bu da var yani.”
**
Zen üstadına sormuşlar, aydınlandıktan sonra hayatınızda ne değişti diye, hiç demiş,yemek yerken yemek yiyorum, odun keserken odun kesiyorum bi de şunu eklemek lazım: Dinlerken dinliyorum:)))))
AKP nin aldığı oy …………………………
CHP nin aldığı oy……………………….
%10 barajına takılıp meclise yansımayan oy toplamı … : 14.546.460
Meclis dışı kalan ve Kullanılmayan oy toplamı……………: 24.443.468
Not: 2002 yılına kadar %10 barajını kendi menfaatlerine sanıp değiştirmeyen partilerin gümlediği yıldır bu aynı zamanda. Bu herkesin başına gelebilir, akp nin bile
Seçimden yenilgiyle ayrılan partilerden Anavatan Partisi’nin lideri Ahmet Mesut Yılmaz ve Doğru Yol Partisi’nin lideri Tansu Çiller görevlerinden istifa ettiler.
Milliyetçi Hareket Partisi lideri Devlet Bahçeli aday olduğu Osmaniye’den %29,19 (58.622), Anavatan Partisi lideri Ahmet Mesut Yılmaz aday olduğu Rize’den %28,58 (46.577) ve Doğru Yol Partisi lideri Tansu Çiller aday olduğu Muğla’dan %22,66 (87.454) oy almalarına rağmen partileri baraja takıldığından ötürü milletvekili seçilemediler.
**
..Öğrenci kendini usta sanır, oyuncu ise bi bok olmadığını bilir; fakat olma ümidindedir diyebilirim. Usta ise ümidini bile kaybetmiş olandır. Çünkü ümidin en büyük engel olduğunu bilir.
…usta olmak için oyuna kendinden şeyler koymak gerekirmiş. Yani artık önceden hazırlanmış göze hoş gelen şekilleri kendince , tesuji yapabilen, usta sınıfına giriyor.
-Bir Kadını Öldürmek- Kitabından alıntı
Tesuji: Belli bir alandaki en başarılı, verimli hamle; beceri dolu taktik hamlesi; belli bir bölgedeki taşların en verimli kullanılmasını sağlayan hamle.
Parayı her türlü eylemin başarı ölçüsü sayan bir maneviyat ile, derinliğin, anlayışın ve merhametin olduğu bir maddiyat arasında birinden birini seçmek zorunda değiliz, karşıtımızı içerebiliriz ki bunu reddeden sadece zihnimiz, biz zaten bütünüz.
*
Padişahı kendi iradesiyle üzerinden silkelemeyen, kanunla cumhuriyet şapkası giyen varlığımız, şimdi hangi yana uzayacağını bilemiyor, güneşe bakıyor ki bilsin gölgesi ne yöne düşmüş!.
*
Toplumun sivil toplum örgütlerinden, medyadan mahrum bırakılması büyük sorun çünkü insanlar kendilerini ifade mercilerini kaybetmiş oluyorlar ve diyemedikleri duygu ve düşünceler içlerini şişiriyor. Bu şişkinlik sık sık kaynama noktasına getirir artık insanları. Bence yönetimin psikolojik sosyolojik danışmanları -herhalde vardır- bu aksaklığı bir an önce gidermeliler. Yoksa “hesap sorarım” cümlesi ve ses tonu ile sindirilen kurumlar bu yönetime kar değil ciddi zarar getirecektir. Bunu zaten herkes görüyordur çok önemli bi buluş yapmadım sadece hatırlanması ve hatırlatılması lazım diyıe düşünüyorum o kadar.
*
Referandum kararı bence makul bir çözüm, en azından başlangıç olarak.
Hele ki referandum İstanbul çapında değil Taksim merkezli de olabilir diye açık çek verildiyse (ki öyle ifade edildi) bana adil bir öneri olarak görünüyor.
Zaten şu an yürütmeyi durdurma kararı var, bu kesinleştiği takdirde zaten başka bi şeye gerek kalmaz.
Tabii bu çözüm, polisin aşırı ve orantısız güç kullanımından dolayı açılacak davaları ve dolayısı ile sorumluların gereken bedeli ödeyecekleri gerçeğini engelleyecek bi şey değil. Bence artık şimdi resmi olarak hak aramanın istikrarlı olarak hazırlıklarının yapılması ve sürdürülebilir kılınması konusunda çalışma yapma zamanı.
Referandum kararı şu anda tüm emeklere değecekk denli önemli bir başlangıç. Daha az bi çaba bunu sağlayamazdı. Sağduyulu olmak ve kanunlar çerçevesinde bu adımı en iyi en geniş biçimde değişime yol açacak bi hale çevirebilmek gerekli.
Referandum çözümü çoğu kişiyi hele gençleri memnun etmeyebilir ancak hayatta her istediğimiz olmuyor ayrıca bugünkü gelinen noktada her birimizin bizatihi bireysel ve akraba atalarımızın sorumlulukları var. Böyle sanki uzaydan gelen bi şeyle karşı karşıyaymışız gibi sızıldanmayı savaşçılığa uyduramıyorum ben.
Ses tonu çok önemli! AKp adına yapılan açıklamanın sesi duymak istediğim bir tondu. Hiç kimse hiç bi gurup hiç bi kurum bi günde değişmez.
Belki fazla temkinli biriyimdir. Bi de öfkeyle kalkan zararla oturur diye atasözümüz var ve bu olayda tam olarak başbakana olan buydu. Ben bunun farkında olunmasını istedim.
Sonuç olarak, halihazırda her cephede bi çok değişiklik olduğunu, hiçbi şeyin bi daha eskisi gibi olmayacağını, bunu zaman içinde -eğer unutmazsak- açık biçimde göreceğimizi sanıyorum
*
Dün bir demeç vardı, kimindi kaçırdım, Diyordu ki özetle; bu olayların Türkiyeye zararı gezi parkındaki her bir ağaç başına şu kadar liraya patlamıştır. Parapara para Napolyon kulağın çınlaya!