Teşekkür ederim.

Düşündüm de; kuantum fiziğini meslekten olmayanlar için anlaşılabilir hale getirmek için canla başla çalışan bilim insanlarına, uyuduğumu ve makina olduğumu bana ispat eden Gurdjieff ustaya, her şeyin ne olduğunu bize sayısız kitapla anlatmak için en tehlikeli gerçekliklere gitmeye cüret eden bilim insanı gönlümüzün asil beyfendisi Gustav Jung’a, ve tüm gerçeklikleri bilfiil ve kesin biçimde ziyareti bizzat deneyerek, ata deneyimlerimize ulaşmamızı sağlayan, üstat olmayı öğreten Carlos Castaneda’ya ve daha ismini sayamadığım tüm üstatlara minnettarlığımı hatırladım yeniden.

Eğer onlar olmasaydı ben bu Yaşayan  üstatları, kanal hizmetlerini kesinlikle anlayamazdım, iç acıtıcı ölçüde gerçekçiydim. Siyah beyazcıydım. Bi hayaller rüyalar vardı bir de gerçekler. Bunlar tam da Aristovari biçimde birbirleriyle göz bile kırpışmazlardı! Aldığım tüm rehberlikler için ve tabi bunları alabildiğim için kendime teşekkür ediyorum bir kez daha.

Unutma Perdesi

Her birimiz bu gerçeklikte konumlandığımız (seçerek ya da belki tesadüfi fark etmez) ROLlere ölümüne bağlıydık, sanki ondan başka bi yetimiz, bilgimiz yokmuş gibi davrandık, bazıları hala öyle davranıyor. Ki bunun “unutma perdesi” ile ilişkili olduğunu biliyoruz. 3B boyutunun bir şartı; unutmak! 🙂
Örneğin ben bir hayalperest, bir kurgucu rolünü aldığımda bununla ilgili yaşayıp yaratımlarda bulunduğumda başka roldeki biri (bir başka BEN) de ahlakçı rolü almış olabiliyor, biirbirimizi kıyasıya eleştiriyoruz. Sanki ben de hiç ahlakçılık yokmuş gibi davranabiliyorum. Oyunu dışarıdan gözlemlediğinizde dramatik bi komedi gibi oluyor, belki o sebeple üstatlar, kanallık bilgileri verenler bu kadar çok kahkaha atarlar.
Kahkaha atanlar bunu sık sık ve sanki çok da gerekli gibi bi durumda değilken yapanlar hemen dikkatimi çeker. Örneğin Tobias’ı böyle bir durumdan ötürü izlemeye başlamıştım.

Domuzdan uzak durmak :)

Durduk yerde kirlenmekten hoşlanmıyorsanız,
Domuz görünce tanıyabiliyorsanız,
Domuz hoşnut etmekten özel bi zevk almıyorsanız,
Spor olsun torba dolsun felsefesinde değilseniz,
Ata sporum güreş olsun da ne olursa olsun demiyorsanız,
Denetimli deliyim, bir anlamda veliyim diyemiyorsanız
Kirlenmekten korkmayın diye temizlik tozu reklamı yapmıyorsanız…
Bu durumda;
“Bir domuzla asla güreşmeyin. Birincisi, siz kirlenirsiniz; ikincisi domuz bundan hoşlanır”

Koku tattan önce gelir,

Koku tattan önce gelir, tatsa mide ağrısından önce. sa

Şimdi, yeşil sivri biberi alıyorsun, çok taze ve güzel GÖRÜNÜyor. İştahla ısırıyorsun, gerçekten güzel ve tatlı. üçüncü ısırmada bi koku gelip yalayıp geçiyor,acı biber kokusu! Bi daha ısırırsan ağzına acı tat geliyor. Devam edersen başına hoşuna gitmeyen şeyler gelmeye başlıyor. Sen bunlar konusunda şikayet edebilir veya tanrıdan geliyor diye kabul sunabilirsin, böylece sorumluluunu almayı istemeyebilirsin. Veya kokuyu ilk aldığında yönünü çevirir, kendine güvenmeyi, kendi tanrısallığını/üstatlığı takınmayı seçebilirsin.

Metaforları da biberleri de seviyorum 🙂

*

  • Turan Erdal Ama bir üstat “aci olsa da fark etmez” demeliydi diye düsünüyorum, cünkü onun icin aci-tatli kavrami duygusallik olmasi gerekir.
  • Sibel Atasoy hahahahahaha üstatlık aptallık değil. Velakin başka bi amaç için bile bile denetimli delilik yapabilir tabi, bu da dışarıdan hiç anlaşılmaz; koku mu almıyor, kendine mi güvenmiyor yoksa denetimli delilik mi yapıyor
  • Turan Erdal Tabii ki, eger “iyi” “kötü” diye tepki vermis olsaydi, degerlendirmis olacakti, o zaman da müdahale etmis olacakti
  • Sibel Atasoy evet sadece saygıyla ve doğallıkla yolunu değiştirdi.
  • Turan Erdal Bu nasil olurdu?
  • Sibel Atasoy Şunu da belirteyim (kısıtlı görümle); insanların hepsi aslında üstat fakat bunu takınmayı bir takım sebeplerle erteleyebiliyorlar, bunların başında kontratları geliyor, AN/KAN/İZAN bütünlüklerinin çeşitli aşamalarda devam eden konratları.

“Pat diye Bırakılan Paketler”

“Bu mesajı size lineer bir zaman perspektifiyle, peş peşe sözcükler kullanarak vermek zorundayız. Bu iletişim kurmak için korkunç bir yoldur! Bu yavaş ve hantal bir yoldur. Oysa söyleyeceğimiz şeyleri bir enerji paketi halinde üzerinize pat diye bırakabilmek isterdik ki onu bir anda anlayabilesiniz. Eğer rüya görüyor olsaydınız bunu yapabilirdim, siz uyanıkken bunu yapamam.” Kryon – Lee Carroll

Neyse ki Rüyalar ve vizyonlar yoluyla bi çok şeyi pat diye alıyoruz/veriyoruz. “Yaşamın en yüce amacı rüyalar ve vizyonlar görebilmektir” diyen kızılderili bunu kişisel olarak biliyor çünkü kültürleri bunu destekliyor.Biz de görüyoruz o rüyaları ve vizyonları ancak batı kültürümüz bunu desteklemediği için anlamlandıramıyorduk. Velakin gözümüz epeydir açıldı 🙂