- İronik, komik ve saçma bulurum.
- Kadını günahkar bulurum.
- Çok makul, mantıklı ve normal bulurum.
- Kadının baskı yolu ile veya siyasi, kişisel çıkarları için kapandığını düşünürüm
- Başka şekilde değerlendiririm
BO Ağacı ve SA
Mitolojik olarak aydınlanma ağacı olarak bilinen ve kısaltılmışı BO ağacı olan, kahramanların altında evreni kurtaracağı Bodhi hakkında bi kaç şey:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Bodhi_a%C4%9Fac%C4%B1
*
Antropolog şöyle diyor: “onlar için hayat mutluluk demekti”
Dramlar içinde yüzen kadın şöyle cevap veriyor:”asla bir Etrüsk olamam”
Dünya nüfusunun %80 i belki daha fazlası duygusal otorite kulllanıyor. Human Design sisteminin bi araştırması bu. Karar otoritesinin ne kadar önemli olduğunu bilseniz şaşardınız.
*
Freud ve jung bakış açılarını süper anlatan bi film
http://www.vizyonfilmizle.org/12913-tehlikeli-iliski-izle.html
*
Dinleme, tabi gerçek anlamıyla “etkili dinlemek” çift taraflı şifadır.sa
Bu arada dün öğrendim ki adımın kısaltması olarak kullanageldiğim SA’nın manası sonsuzlukmuş. İlginç geldi bana çünkü içim dışım hemen her tür faaliyette otomatik sonsuzluk işareti çizer benim. Takılmıyorum alıştım artık 🙂
Futbol, fanatizm ve holiganlık

Bireysel olarak her birinin pırlanta gibi olduğu bir grup insan futbol maçları için bir araya geldiğinde başka birer varlığa dönüştüklerine hepiniz şahit olmuşsunuzdur. Takım ruhu, topluluk bilinci veya topluluk egosu bireysel egolardan çok daha güçlü olduğu için bu insanların normalde hiç yapmayacakları şeyleri yaptırır. İlkokul yıllarından bu akıma kapılan her birey, öğretmenin sorduğu “arkadaşların pencereden atlasa sen de atlayacak mısın” klasik sorusunu duymuştur.
Benzer fanatizmler milliyetçilik, ırkçılık, hemşericilik, particilik gibi taraftarlıklarda da gözlenir.
Bireysel olarak yapamayacağı şeyleri topluluk haline geldiğinde cesaret edebilen, insan yaralamaya hatta öldürmeye kadar giden bu davranışın altında yatan duygu nedir? İnsanlar kendisini böyle nasıl kaybeder? Kendi zayıf egosu, topluluk egosuna nasıl uyum sağlar.
Aynı durumu köpeklerde de gözledim. Tek başına zararsız olan köpek, mahallede sürü haline geliyorlardı ara sıra ve birisi havlamaya başladığında hepsi gaza geliyordu.
Nedir takım tutma ve taraftarlık hakkındaki düşünceleriniz?
Senin için çıldırıyorum..
Yan başlıkta devam eden tartışma vesilesiyle, başımdan geçen bir olayı aktarmak istiyorum..
Personellerimden birisi, gayet güleryüzlü ve çalışkandı.
Lakin, özürlü kadrosundaydı.
Ciddi iskelet deformiteleri, kemik ve diş problemleri vardı..
Zayıf, incecik, asimetrik bir beden, bacağın biri uzun, diğeri kısa.. yüz hatlarında başka anatomik sıkıntılar, vesaire.. İşte bu bahsettiğim, yirmili yaşlarında genç bir kadındı.
Birgün, çay kahve molası için kafeteryaya geçmek istediğim bir anda, onu bir masada eli yüzü düzgün (hatta gayet yakışıklı sayılabilecek) ama iki lafı bir araya getirirken bile sırnaşmadan duramayan, ve her daim suratına takındığı saldıray abi sırıtkanlığı ve laftan anlamaz yapışkanlığından dolayı “abazanlığıyla meşhur” gençten bi çocukla- otururken gördüm.
Buraya kadar ilgimi çeken bişey yoktu.
Ve ama sonra yanlarından geçerken, şunları işittim;
-Aşkım, bitanem, sen benim herşeyimsin, seni çok seviyorum, senin için çıldırıyorum..(oğlan)
-Ben de seni canım, ben de seni..(kız)
Şimdi zor tabi anlatması..
Daha doğrusu, anlatırken yanlış anlaşılmak da istemiyorum açıkcası.
Zaten devamı da var.
Ama şimdilik merak ettiğim;
Siz olsanız ne geçerdi aklınızdan o an?
Ben mesela, kendi aklımdan geçen ilk şeyi söyleyeyim..
Belki hayatımda, şimdiye kadar yani.. ancak ve ancak bir kaç kez yapmış olabileceğim bir şeyi yaptım ve bir anda müthiş bir öfkeye kapılarak şunları mırıldandım;
-Lan orospunun evladı, abazalık bu kadar mı başına vurdu lan göt!
..filan işte.
(Tabi onlara hiçbirşey demedim, ya da belli etmedim, sadece içimdeki hissiyat buydu yani.)
Akabinde, bir zamanlar benim de yöneticiliği yapmış eski bir büyüğümüzle oturduk ve laf lafı açtı.
Ve onunla konuştukça, daha doğrusu bendeki orospu çocuğu hissiyatına karşı onun sözlerini dinledikçe, kendi kendime şaşırdım ve verdiğim tepki tuhaflaştı, ben de kendimi anlayamadım, vesaire..
Bu kısmını daha sonra paylaşırım.
Peki ya siz olsaydınız, aklınızdan geçen ne olurdu o an?
Tarih tekerrürden mi ibarettir?
Tarih tekerrürden mi ibarettir yoksa değişim gelişim süreci midir? Şu kısacık soru sizin diyalektiği ne derece sindirdiğinizi turnusol kağıdı gibi ortaya çıkarır.
Tarih hakkında bir bölüm var ama içeriği çok az.