Rüya ve vizyon gerçekliği

Ona da, aynı fabrika üretimi olsa da bazı modellerin nerdeyse bunu inkar bile edecek kadar birbirinden uzaklaşmış olduğunu gözlemlediğimi söyledim.
Herkes yerinde ve komşu seri numaralarla keyif yapsın kardeşim, herkesle anlaşmak zorunda hissetmiyorum ben kendimi.
Benim model zati sulu bişeydir. Bi sürü netameli tasarımı var. Ama işe yarıyo mu yarıyo! En azından ben tepe tepe kullandım walla.

Netekim bazen anlaşamasak da güzel olduğunu hissettiğimiz modellere rastlıyoruz. Kendi adıma konuşayım; şöyle içine dışına iyice bi göz atıyorum, hayran oluyorum. Adını sanını, işlevini bilmediğimiz fonksiyonlar koymuşlar. Vardır bi bildikleri tabii. İnsan gurur duyuyo netekim. Mühendis çocuklar şevkle çalışıyorlar diye düşünüyorum.

Mantık

İnsanların ikna oluş veya inatlaşma süreçlerinde sıkça karşımıza çıkan mantık kurallarından biraz bahsetmek istiyorum. Düşülen mantık çıkmazını fark edip veya fark etmeyip devam etmenin tek mantıklı açıklaması düşüncelerinin aslında sağlam olmadığını kabul etmekteki zorluktur.

Dil aynı zamanda mantık kuralları için oluşmuştur. Bu yüzden söylediğiniz her cümle aslında bir mantık cümlesine çevrilebilir. Cümlelerinizdeki tutarsızlık mantığınızdaki tutarsızlığı ortaya serer.

Geçmişten günümüze bazı basit mantık kurallarına birlikte göz atalım.

Özdeşlik yasası: Her şey kendisiyle özdeştir. Yani a=a
Çelişmezlik yasası: Hiçbir önermenin aynı anda hem doğru hem de yanlış olamayacağını belirtir.
Üçüncü halin olanaksızlığı yasası: Her önerme ya doğru ya da yanlıştır.

Sonsuz Potansiyeller Denizi

“Allah ya vardır ya da yoktur. Hangi olasılıgın dogru oldugunu aklımızla
saptayamayız. Ama, bu iki olasılıktan birini seçersek yasamımız etkilenebilir.
Eger Allah’ın var oldugunu seçersek sonsuz hayata ve mutluluga ulasma
sansımız olabilir. Bu seçenek daha ahlaklı bir yasam tarzına yol açabilir. Allah olmasa da bu seçenegin bize zararı yoktur ve hatalı seçim yapmıs olsak bile herhangi bir kaybımız olmaz. Su halde Allah’ın varlıgını seçmemizde yarar vardır.”  Demiş ünlü Pascal. Mantık doğru olmakla birlikte oldukça eril bir yaklaşım değil mi? :)))
Oysa Allahın ya da BİR’in veya Sonsuz potansiyeller denizinin varlığı zaten her anımızda vesikalı ispatlı, bunun için mantık yürütmeye gerek yokmuş gibi geliyor bana, belki benimki de dişil bi algıdır:)

Uzaylı Kocakarı

Menopoz, akla gelebilecek en cazibesiz konudur herhalde; bu da ilginç, çünkü menopoz hala bir tür tabu kırıntısına sahip olan pek az konudan biri. (..)

Ama değişim önemsiz değil; kaç kadının bu değişimi yürekli bir biçimde yaşadığını da merak ediyorum doğrusu. Üreme kabiliyetlerini küçük ya da büyük bir mücadele sonunda kaybediyorlar, bir kere gitti mi de iş bitiyor. Neyse, en azından bir beladan kurtuldum, diyorlar; zaten ikide bir kendimi kötü hissetmemin nedeni de hormonlardı. Artık kedim oldum. Ama bu, esas meydan okumadan kaçmak yalnızca; yalnızca yumurtlama kabiliyetini değil, bir Kocakarı olma fırsatını da kaybetmek.

Eskilerde, menopoza erecek kadar uzun yaşayabilen kadınlar, bu meydan okumayı daha çok kabullenirlerdi. Antrenmanlıydılar ne de olsa. Hayatlarını daha önce bir kere radikal biçimde değiştirmişler, bakire olmaktan çıkıp, olgun kadın/eş/karı/ana/metres/orospu/vs olmuşlardı. Bu değişiklik yalnızca ergenliğin psikolojik değişimlerinden – kısır çocukluktan verimli olgunluğa geçiş – ibaret değildi; toplumsal olarak kabul gören bir var oluş değişimiydi aynı zamanda: Kutsal olandan dünyevi olana doğru bir durum değişikliği.

Dünya Barış Günü

Günaydın frekanslarr,iyi bi hafta sonu olsun dilerim.
Dün gece cnBcE’de yine Matrix üçlemesinden sonuncusu vardı, hadi bir de sesini kapatıp izleyeyim dedim; çünkü bu üçüncü film çok gürültülü.
Gölgesiyle kapışan Neo’nun savaşını ve onu ölümüne destekleyen (Deli Dumrul’un isimsiz karısı) Trinity’yi, onlara inananları ve inanmayanları, her neyse bol bol kapışma izledik.
Ve her nasılsa savaş kazanıldı, şimdilik barış geldi. (Dünya barış gününe bu filmi denk getirmeleri oldukça uyanıklık bu arada), peki sizce bu savaş nasıl kazanıldı?

*

YENİ’den Doğanlara kitabının kapak tasarımı esnasında editör arka kapak için söyleyecek bişeyiniz var mı diye sordu, ben de hemen onun yanında dikilip dizaynın nasıl olduğuna bakıyordum, düşünmeden şöyle demişim: “Bazılarımız tersinden,bazılarımız yüzünden yürüyor bu yolu. Fark etmez.” Sözüm bittiğinde ekranda yazdığını da gördüm çünkü ben söylerken yazmış arkadaş. İçimden şöyle geçti, biraz düşünüp doğru dürüst bi şey mi söyleseydim acaba diye sonra da boşveeer dedim yine içimden nasılsa her söylediğim saçmalık olacak.
Az önce Ersinin verdiği adreste rastladım, I Ching’in(Değişimin Kitabı)önsözünde şöyle yazıyormuş: ““Bazen gölgeli taraftan, bazen de aydınlık taraftan; işte gerçek yol bu.”
Hayat çok şakacı. Gölgesiyle savaşan Neo, ve ona tapan Trinity.