Ho’oponopono tekniği

Bu tekniği ilk duyduğumda ne saçma demiştim,
Sanıyorum bakış açısını değiştirmekten başka birşey değildi, gerçi kitapta verilen örnek sanki olanaksızmış gibi ama kendi hayatımızın küçük aksaklıklarında kullanılabilir.Genelde elimizden başka bir şey gelmediği durumlarda böyle şeylere başvuruyoruz.

Mesela iyileşmesini istediğiniz bir sevdiğiniz, gerçekten kırdığınız ama iletişim kuramadığınız kişiler ya da sizi kırmış olanlar, kendi hastalıklarınız, dünyanın herhangi bir yerinde yardıma ihtiyacı olan herhangi biri için bu tekniğin işe yarayacağına inanıyorum..

Bu tür iyileştirme , enerji vs tekniklerine bu sitede çoğu dostun inanmadığını biliyorum…Ama birşeyler var açıklayamıyorum sadece hissediyorum , yaşıyorum 🙂
Aşağıdaki yazıda Tanrıya söylemekten bahsediyor ama şart değil ille de birine söyleyecekseniz kendinize de söyleseniz olur deneyin, 🙂

Aramakla bulunmayacak şey!

Sanırım 2004 yılıydı. Çok yakın bi dostuma, artık arayışımın bittiğini söylediğimde şaşırmış ve kabule yanaşmamıştı, bu geçici bi süreçtir sanmıştı. Oysa o günden beri sonsuzluğa dair bir işareti/yazıyı/öğretiyi bi kanıtı aramayı gerçekten bıraktım. Bırakmadığım tek şey içimde derinliklerde duran sarsılmaz bi niyet vardı: özgürleşmek! Evet o yarı farkındalıkla içimde duruyordu, onu ikide bir anmazdım, rüyasını görmezdim, hatta unuttum sanılabilirdi ama yerinde duruyordu. Ben sadece bunu dışarda bi yerlerde aramayı bırakmıştım (bana bu kararı gördüğüm bazı vizyonlar ve Oyun kuramı verdirdi sanırım). O günden sonra yine kitap okudum,yine bi çok yere gittim, yine birçok insanla tanıştım onları saatlerce dinledim. Dışardan bakan önceki ile sonrakinin farkını anlayamadı. Oysa ben farkı biliiyordum: Kanıt aramayı terketmiştim. artık yaptığım ettiğim şeylerin içine “o şeyi bulma kişisel arzusunun enerjisi” karışmıyordu. Ben kendimi -kendim için bişey bulmayı ummayı bırakarak-doğrudan kullanıma açmıştım. Bu tamamiyle farklıydı. Yedi yıllık bu sürecin özellikle sonlarına doğru kantarın topuzunu az kaçırmışım. Kırmızı bi halı olarak sermiştim kendimi yerlere, sürecin sonunda paspas durumuna kadar geldim. Ve spiralin bir dönüşü sonlandığında,durumu bana rapor etti! Ben de gereğini yaptım. Ha hala arayış yok, neyi arayacağım ki! Aramakla bulunmayacak bi şey için niye enerji tahsis edeyim? Şapşalımdır ama aptal değil. Bunlar komik değil mi? Gerçekten insan olmak traji-komik bişey.

Crazy House (Çılgın Satranç)

Crazy House; satrançtan üretilmiş bir oyun versiyonu. Kuralları ve taşların gidişi satrançla aynı. Aynı başlangıç aynı tahta aynı taşlar. Bunun bir satranç çeşitlemesi olması ise şuradan kaynaklanıyor: Rakibinizden aldığınız her taş, sizin oynadığınız renkte bir taş oluyor (örneğin siz siyahsanız, rakipten aldığınız beyaz piyon, siyah piyon olarak artık sizin oluyor) ve hamle sırası sizdeyken tahtanın boş bir yerine bu taşı yerleştirebiliyorsunuz. Böylece oyunlar çok renkli bir hale gelebiliyor.

Elbette bu oyunun kendine has belli başlı bazı kuralları var.

  • Yedekti (rakibinizden topladığınız) taşları hamle sırası sizdeyken ve ancak boş yerlere koyabilirsiniz. (Yani bir taş alamıyorsunuz)
  • Taş koyarken kurallar ihlal edilemez. (Yani size şah çekilmişken alakasız bir yere taş koyamazsınız)
  • Piyonları son sıralara koyamıyorsunuz. (Ne kendi sıranıza ne de rakibin son sırasına. )
  • Diyelimki bir piyonu vezir çıktınız ve rakibiniz bunu yedi. Bu ona bir vezir kazandırmıyor, sadece piyon kazandırıyor.

Aslında satranç dışındaki kurallarının hepsi bu kadar.