Beklentilere STOP çek!

ADAMUS: Kesinlikle. Yani güven önemli konulardan bir tanesi. Birçok insan burada tökezleyecek. Onlar bir ve ikinciyi aşacaklar ama güvene çarpacaklar. Bunu anlayamazlar. İsteyebilirler. Hoşlarına gidebilir ama anlayamazlar – kendine güvenmek gerçekten nedir– ve sizi bu güvenden uzaklaştıracak bir sürü şey oluyor.

Sanki her şey… Yarattıkları her şeyde, oradaki bu gerçeklik, hepsi güvensizlik hakkında.  Bu seçimler, inanç sistemleri, enerjileri çektikleri yollar aracılıyla yapılıyor, şimdi de kendi güvensizlik dünyalarını yarattılar. Onun içinde yaşıyorlar. Yani her şey onlara güvensizliğin olduğunu, özellikle de kendilerinde olduğunu söylüyor.

Bu çok zor bir şey çünkü enerji bilince oldukça bağlıdır ve güvensizlik olduğunda daha fazla güvensizlik yaratır ve artık güvensizlik dünyasında yaşıyorsunuzdur. Kişi bunun içinden nasıl çıkabilir? Kişi nasıl yeniden kendine güvenmeye başlayabilir? Onlara olan her şey – birden, sizinle güven hakkındaki harika bir konuşmadan uzaklaşırlar, kapıdan çıkarlar, buzda kayarlar ve bacaklarını kırarlar – ne olacağını düşünüyorsunuz? Tabii ki, güvenmemeye geri dönecekler.  “Saçmalık”.

Ejderha Dövmeli Kız

Çok uzun bi film. Ben beğendim doğrusu, oyuncular ve görsellik açısından güzeldi. David Fincher ana hikayeyi yetersiz mi buldu da bi iki şey daha ilave etti bilemiyorum ama sanki 3 saatlik değil de belki beş saatlik bişey geçiyormuş hayalinden  🙂 Ersin benim kadar beğenmemiş olabilir belki, bilemiyorum çünkü sinemadan çıkıp Işılla buluşup kar yağışı altında balkonda saatlerce çan çan ettik. Bugünkü kahve istiabımı biraz aşmış olabilirim ama ne gam! Harika bi gün oldu. Halen öyle çünkü sizlerle beraberim ve donmuş bacaklarım sıcak evimin konforunda kendine geliyor 🙂

ek:  Hala ayaklarımı ısıtamadım 🙂
Filmi sevdim, oyuncular ve gerilimi yansıtması güzeldi. Paralel hikayeleri ve müziği kurgulaması da güzeldi. Fakat bazı yan hikayeleri bitirmemiş olması bir de sonunun sanki gelmeyecekmiş gibi olması, üstüne üstlük “en son son”un da beklediğim kadar etkili olmaması (sarılır ve giderler) eksileriydi. Birkaç hikaye anlatmaya çalışmasaymış daha vurucu olurmuş bana sorarsan…

Fotoğraf, avlanmak mı?

Güneşin ilk ışını içeri vurduğunda yakaladım oniiii!

Fotoğraf-sever arkadaşlarımı daha iyi anladım şimdi. Bunun duygusu avlamak gibi bişey! anlık bişey. Bu duruma bakılırsa herhalde daha çok erkek fotoğraf sanatçıcı vardır diye çıkarsıyorum, modern avlanma eylemi olduğu için 🙂

**

şarkımızı söylemeyi unutmayalım:
Birinci elden deneyerek
oooyooo…heyoo….ooooo
ikinci elden dinleyerek
… heyoooo, heyoooo… hoooooo
… Bilinmeyenden bilmeyerek
yehooo yehooo hoooo

Nakarat
Birinci elden deneyerek X ikinci elden dinleyerek X Bilinmeyenden bilmeyerek
yeye yeee haye yeee, o yeyeye , hoo ye yeeee

**

Vadinin karşı yamacından bi köpek havlıyor. Ben de bu taraftan(balkondan) onu taklit ederek havlamaya çalıştım. Müthiş göğüsten bi ses çıkıyor. Resmen bi süre konuştuk (ben anlamadım, oysa alacakaranlık bölgede rahatça anlıyordum ne dediklerini), neyse, göğüs bölgesini çok çalıştıran bi titreşim yaydığını anladım arkadaşın 🙂

İletişim kurma ihtiyacı

Eğer herhangi bir yolla iletişim kurma ihtiyacımız varsa hala bu dünya ile işimiz bitmemiştir.

Sebep her ne olursa olsun.

Aç ya da susuz günlerce hatta havasız birkaç dakika idare edebiliyoruz. Dediklerine göre iletişim tam olarak kesildiğinde biz de tam olarak ölürmüşüz :)))

Teknoloji, bize her geçen gün  daha kolay iletişim kurmanın yollarını sunuyor; ama bazıları bunun insanları kontrol etmenin bir yolu olduğunu söylüyor. Her şey kullanım amacınıza göre anlam kazanıyor.

Yaşayan’ın Anıları-8

Öncesi için Tıklayınız

Az önce balkonda (anniş sigara kahve içerken) yağmuru seyrediyorduk ve birden önümüzden iki tane yeşil papağan hızla geçtiler ve “günaydın frekanslar” diye bizi selamladılar. Anniş sadece şahane bi kuş sesi duydu gerçi ama fark etmez, ikimiz de çok heyecanlandık ve bi ağızdan “heyyyyyy” diye bi çığlık attık. Hayat çok güzel.

**

Anniş gece sıcak sevmediği için ısıyı azaltmış, sabah derecenin 17 ye düştüünü görünce, ah vah yaptı, evde bebek var sorumsuz davrandım diye pişmanlık duydu. O beni ara sıra anlasa da ben onun tüm hislerini ve düşüncelerini algılıyorum. Böyle hissetmesi ne tuhaf! Ne yani onun mükemmel olmasını bekleyen mi var ki! Ben onu mükemmel diye seçmedim. İnsanların pişmanlık duymaya bu derece yatkın  olmaları beni şaşırtıyor. Gerçi taşıyıcı annem o an söyleyip gereğini yapanlardan, zaten hafızası pek iyi değil sonraya bırakırsa unutacağını biliyo 🙂