Ne arıyordum ne buldum! İnternet arşivlerimden bulurum ümiidiyle nette aratıyordum ve çoook eskiye dair 1998 yılından bi haber çıkardı karşıma. Organizasonunu yaptığım bi iş için -davetim üzerine gelen- astrolog Yasemin Boran şöyle demiş:
Düpedüz ‘‘birlikten kuvvet doğar’’ sözünü onaylar bir tutum içindeydiler. Hele Sibel Atasoy’un geç saatlere kadar çalışabilmesi, ancak yaptığı işi sevenlerin harcıydı. Ve hiç şikayet etmediği gibi, ‘‘Geceyi seviyorum. Zihinsel faaliyetim daha yüksek oluyor’’ diyordu. İşin esasına bakacak olursanız, üç tip insan olduğunu görürsünüz. Birinci tipler (Tarla kuşu), sabah erken kalkan ve günün erken saatlerinde verimli olup akşam saatlerinde pili bitenler. Bu tipler, akşam saat dokuz, on gibi uyuklamaya başlar ve ne olursa olsun, gözlerini açamazlar. Diğer tip ise (Yarasa), sabah saatlerinde uyuyup akşam saatlerinde verimli çalışmalar yapanlar. Bunlar sabaha kadar çok yüksek randımanla çalışabilir ve uyanık kalırlar. Üçüncü kategoriye girenler ise, karışık tipler. Hem sabahın erken saatlerinde verimli olabilirler hem de gecenin geç saatlerinde çalışabilirler, diyorum, Yasemin’ce…
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=-18597
E’BU dur :)
EBU’lardan çok güzel sonuçlar almaya başladık. Sanırsam zaman bizim yardımcımız oluyor. Senelerdir parça parça yaptığım uygulamalar, kişisel terapiler EBU’da öylesine hesapsızça bütünleniverdi ki, ben bile bu işe şaşmaktayım. Entegral seviye için, yani ikinci düşünce katına adım atabilecek insan sayısının artacağına dair yeniden ümitlendim. Gerçi sonuçta varoluşumuz için her şey mükemmeldir, olabilecek kadarı oluyor. İşaretleri algılayabilmek sadece kolaylaştırıcılar 🙂 (EBU için tıklayınız)
**
Yapılmaması gerekenleri yaparak öğreniyoruz ve tersi de tabi. Zaten gerekler ve doğrular insan uydurması! Esas o-ğ-lan bilincin, biz insanlar vasıtasıyla an be an gelişmesi 🙂
Bi şeyin insana basit ya da kolay gelmesi için, o şeyi “hatırlıyor” olması gerektiğinden emin oldum artık; çünkü anlamak zihinle yapılıyor ve hızı da kapsamı da düşük, oysa hücresel bi ayma işlemi müthiş hızlı ve kolay, o da önceden deneyip bilmişlik gerektiriyor (Rüyaların aydırılmasını da yabana atmayalım).
Birleşik Alan Kullanımı ya da BAK
BAK Hakkında:
Birleşik Alan Kullanımı(BAK) uygulaması, gerek kadim öğretiler gerekse kuantum fiziği ile kendi düşünsel ve pratik yolculuğumun verileri bir araya getirildiğinde sanki hep elimizin altında idi buna rağmen deneme aşamasında hepimizi şaşkına çevirdi.
Prensipte bu uygulamanın temeli, bir kişi olarak “BEN” öznesi ile her bir cümleye başladığımızda; iki ayrı ve temel ben’den bahsediyor oluşumuzla ilgilidir. Birincisi, her birimizin ben öznesinin TEK bir BEN oluşu, ikincisi ise her birimize has, eşi benzeri olmayan biricik ben oluşudur.
Biricik (unique) olan ve dünyadaki insan sayısı kadar çeşitte olan benlerimiz, kendimizi olduğumuz yaşa kadar belirleyip özelleştirdiğimiz benler’dir. Bu yönüyle bireysel benliğimizdir (parçacık). Diğeri ise hepimizde bulunan tek BEN yönüyle bileşik benliğimizdir (dalga).
Gömülü sistemler GENler mi?
Gömülü sistem nedir? Özel bir amaca yönelik, üzerinde gerekli tüm sistem parçalarını (mikro işlemci,bellek,kontrol,iletişim birimleri vs) barındıran, düşük enerji gereksinimli sistemler.
Gömülü sistemlerin amacı; özellikli bir görevi mümkün olduğu kadar iyi bir şekilde yerine getirmek. Örneğin, bir mikrodalga fırın, panelden verilen komutları uygulayan bir gömülü sistem içeriyor; LCD ekranı konrol ediyor, yemeği pişiren ısıtma unsurlarını açıp kapatıyor.
Hayatın hemen her alanında gömülü sistemlerle içiçeyiz fakat bunun farkında değiliz. Banka ATMlerinden ABS frenlerine, otomatik fıskiyelerden kol saatlerine kadar her yerde silikon zekayla beraberiz.
YARATILIŞ
Kudretin eli , Ademin çamurunu cennet göklerinin altında esenlik toprağında yoğurdu..
Ama ! Ol deyip de oluruna bırakmadı.
Dokundu , bir temas hatırası ile doğrudan yakınlık kattı.
Kadir olan ! Çamuru oluşumun sırrı açığa çıksın diye zamanla , aşama , aşama , topraktan toprağa hemhal etti
Merhaleden , merhaleye geçirdi
İki merhale arasında döndürdü , çevirdi , bekletti…
Alemlerin rabbi ! Bu hamura kendisinde ne varsa gazapla , rahmeti , korku ve ümidi , ikisinin arasında duran yüzlerce , binlerceyi,
tek tek değil de ! bir arada kardı
Zıtlıkları bir araya koydu .
Ahenk ve düzendi asıl yaratılışın temeli.
Yarattığının doğasına tüm zıtlıklara rağmen !
Ahenge doğru bir meyi l , düzene doğru bir akış isteği verdi
Bu haliyle kötülük yoktu ademin mayasında , özünde iyi ve temizdi.
Lakin sınav yeriydi Dünya,
Ademin hamuruna kötülük koymadı ama kötülüğü taşıyacak bir kıvam ekledi …
Sonra ! kararsızlık , sabırsızlık , unutkanlık ekledi…
Adem eğriyi doğruyu ayırsın diye aklı verdi.
Bir manası DÜĞÜM olan akıl kendi kendisi ile sınırlıydı..,
KAVRAYAMADIĞINI REDDEDİYORDU.
VE KALPLER YARATILDI……
Kalp aklın çıkmadığı yücelere çıkabilirdi…
Toprak yükünü almıştı., Önce hava ile kurudu .,, sonra çatladı ., kıvam tuttu…
Suyla , havayla , kokuyla buluştu.
Merhale merhaleyi izledi .
Ademin bedeni halden hale geçti , kaptan kaba , şekilden şekle,
Kayda değmez toprak yığınından bambaşka şeydi şimdi.
AMA HALA EKSİKTİ…
Öylece yatıyordu ,can yoktu , bumbuz bir ceset…
Günler geçti nihayet oluşun son aşaması.
Nefes hayatın ruhu , ..
Alemlerin rabbi bu toprak bedene nefesinden nefha , suretinden suret , ruhundan ruh verdi…
Ona ruhumdan dedi….
Şimdi yaratan la yaratılan arasında bir nefes ilişkisi , Yaratan yarattığına şah damarı kadar yakınsa,
yaratılan da yaratanına bir nefes kadar yakındı….
Çamurlu bedeninin özü , ama alnında bir halifelik mührü , ruhunda ise onun ruhundan vardı.,
• O zaman ruh ile ceset arasındaki örtü kalktı , toprağın topraklığı cesedin zenginliği arttı.,
• Adem in kalbine hayat düşerken, Yaratan yarattığına baktı
• Güzel değil en güzeldi.,
• Mükemmel değil ekmeldi..
• Toprak bedenden tatlı bir ürperti geçti , söyle bir silkelendi adem, parıltılı ışığı teninde hissetti,…Bir tebessüm indi yüzüne , görmek ardından geldi,
• Gözü ne görüyorsa merakla baktı Adem onlara onlar Ademe .
• Yavaşça doğruldu, ayağa kalktı
• Bir yanıyla hep vardı , Bu yan kendi yaratılışına tanıktı…
• Kendi kendini seyretti bu gözle havasını ,toprağını suyunu
• Adem şimdi cennette ,yeni doğmuş bir bedende çok eski bir ruh gibiydi…Ve şah damarında bir atma.,
• Muhtaç değildi elbet yaratan yarattığının kulluğuna .,Lakin yaratan o kadar büyüktüki Ademin ona varmaya kulluktan başka yolu yoktu
• Zorunlu kölelik değil asla şuurlu kulluktu bu…. (derleme )
• Serpil Bahar Başoğlu.. Nazan Bekiroğlundan