…. Hiddetle bağırdı Semih… Telefondan gelen kısık ve boğuk sesi cevapladı.
- Adresi ver, çabuk ol!!!
Dönüp yüzüme baktı “benimle gel” diyen gözlerinin içindeki çaresizliği ve korkuyu fark ettim… Bir hışımla telefonun ahizesini tüm gücüyle yere fırlattıktan sonra, aynı gücü gösteremeyen ayaklarını zorlukla kapıya doğru sürükledi.
“Gidelim” dedi, “Bahar’ın bize ihtiyacı olabilir!” …
Evin önündeki arabaya nasıl bindik, tarif edilen adrese nasıl ulaştık farkında bile değilim.
Karanlık, gecenin tam içine işlemişti. Soğuktan morarmış elleri ve yüzleri aydınlatan ay ışığını ara ara kesen bulutlar gökyüzünden geçiş merasimindeydiler. Dip dibe sıralanmış karışık evlerin içinden geçerek, karınca yuvalarını andıran insan öbeklerinin arasından izbe bir yapıya vardık. Kapının üzerinde paçavraya dönmüş bir kapı süsü asılıydı. Üzerinde “iyi ki doğdun” ibaresi dikkatimi çekti. Ne zamandan kaldığı belli olmayan, kapıya adeta sakız gibi yapışmış bir doğum günü hediyesi olmalıydı.