Osmanlı Tarihi Türk Tarihi Değildir…

Osmanoğullarının kan ve soylarını,aile kökenlerini açıklayan bilgi ve belge sayısı çok azdır. Osmanoğullarından çok önce Anadolu’yu yurt edinmiş Türk Devletlerinin, Osmanoğulları tarafından neden yıkılmış oldukları, başsız ve devletsiz kalan Türk topluluklarının “Osmanlı tutsağı” olarak yüzlerce yıl barış ve savaşta nasıl ezilip yok edildikleri, sürekli gizlenmişti.

Çağın kültüründen, uygarlığından, ülke ve devletin nimetlerinden yararlanmayı ve devlet yönetiminde yer almayı “Öz Türk” ırkına yasaklayan Osmanoğullarının, bu yetki ve nimetleri, yabancı soylu “dönme ve devşirmelere” nasıl peşkeş çektikleri tarih diye okutulan kitapların hiç birinde açıklanmamıştı.

Kapitalizm nasıl işler ve kapitalist ekonominin krizleri üzerine

Giriş

Üretim ve üretim ilişkilerinin kapitalistçe düzenlendiği bir ekonomide devirsel olarak açığa çıkan krizler, sistemin “yapısal” krizleridir ve bu, ekonominin ne bir hastalığı ne de bozukluğudur; aksine, kapitalist ekonominin “normal” bir işleyişidir.
Bu bağlamda kapitalist ekonomide krizler, bir organizmada kan dolaşımının oynadığı rolün “aynısını” oynar diyebiliriz.
Problemin bu şekilde ortaya konması, yani böylesine sisteme “içkin” (mündemiç) ve “yapısal” olan bir olguyu hastalık addetmemek, onun çözümü konusunda daha gerçekçi ve “kalıcı” önerileri tartışmamıza vesile olabilir.

Tarihsel olarak baktığımızda her büyük kriz, açığa çıktığı ortamın (toplumun) verili koşullarında (sınıfsal kutuplaşmalar), tetiklediği olaylarla bu ortama damgasını vurur. 1929 Buhranı, kapitalist ekonominin tarihinde dramatik bir dibe vuruşu simgeler. Bu kriz ve açığa çıkardığı toplumsal gerilimler, yani çetin sınıf mücadeleleri, devrimler, karşı devrimler, faşizm, II. Dünya Savaşı vs. yirminci yüzyıl tarihinin şekillenmesinde doğrudan bir rol oynamıştır.
Bu kısa yazıda kapitalist ekonominin devirsel işleyişi, krizler ve yol açtığı felaketler ve de son yaşadığımız dünya krizi ile sonrasında yaşananlara kısaca değinmeye çalışacağız.

Flört – Tartışması

Tartışma konumuz.

Flört (evlilik öncesi) ilişki yararlıdır (gereklidir), zararlıdır (gereksizdir)

Yararlıdır grubu -> Hüseyin Aktaş, yusuf35, Yabancı
Zararlıdır grubu -> Hola, Patience, xenix

Kurallar

1- Yorum sırası gelen oyuncu, 24 saat içinde yorum yapmak zorundadır, yoksa grubu puan kaybeder. Sıraya uymak zorundasınız.
2- Yorumunda daha önce yapılan yorumlardan farklı, yeni bir fikir, düşünce yoksa o grup puan kaybeder. (Sadece soru sormak bir düşünce belirtmemek de dahil)
3- Yorumlar tamamen kendi düşünceleriniz, fikirleriniz olmalıdır. (Gazete, makale, anket sonucu vs bildirseniz dahi kendi düşüncelerinizi de eklemelisiniz)
4- Tartışma bu başlık altında yapılacaktır. Bu kişilerden başkası yorum yazmayacaktır.
5- Beş (5) puan alan grup kazanır.

ben, biricik, mülkiyet

Dünyaya gelmek bir şans meselesidir, bu şans herkesin yüzüne gülmez. Çok çekici, büyüleyici, kazanmadan elde edilen bu şans neredeyse hoş bir mucize kadar caziptir. Bu şans benim mülkiyetimdir. »Hiçbir şey benden üstün değildir«, çünkü her şey benim mülkiyetimdir. En az şu kağıt kadar yer ve gök de benim olandır. Şu kadın, şu erkek, herkes benim hazzımın nesnesidir. Ne yazik ki, tüm hazlar gibi her şey geçicidir. Mülkiyetimde olmayan tek şey ölümdür. Bir boşluk olan şu evreni ancak kendimle doldururum, çünkü ben, Hiç’im derken boş olduğumu asla söylemedim -bunda ısrarlıyım.

Benim Hiç’im gözle görünen, elle tutulan bir Varlıktır. Üstelik kırıcı olan bu Hiç, vakumu dolduracak kadar da yapıcıdır. Dünya benim dünyamdır, gerisi yalan. Hiçbir amacım yok benim, neredeyse bir bitki kadar yalın ve yaşam doluyum. Ancak benim bir mülkiyet düşkünü oldugumu sanmayın -bunu da ısrarla söylüyorum. Her düşkünlük beni tiksindirir. Meselemi Hiç’e bıraktığım için, hiçbir tutku umurumda değil. Ben tutkuların kölesi değil, efendisiyim. Beni var eden benim, çünkü benim nedenim benim. Kimse benden sorumlu değil ve kimseden’de ben sorumlu değilim. Bununla özgür olduğumu söylemiyorum, özgürlük kölelerin bir arzu ve tutkusudur, ben özgürlüğün nesnesi olacak kadar nesneci değilim. Özgürlük benimle birlikte doğdu ama ben başkaları gibi özgür olmaya mahkum değilim. Ben özgürlükten de arındım. Ben Biricik’im.

ademi merkeziyet

ADEMİ MERKEZİYET GERÇEKLEŞEBİLİRMİ?

Basit yazıyorum ,çünkü bunu bir zaruret olarak görüyorum…

Ülkemizde 4 ana eğilim var; milliyetçiler, islamcılar, sosyalistler ve liberaller..

Milliyetçiler; Orta Asya bozkırlarından, Avrupa içlerine tüm Türk tarihinin ilerleme sentezini yapan, üst yapı ilişkilerinin belirlediği, Türk-İslam Sentezine dayanan, töresel ahlak ve hukukun belirlediği bir anlayış…

Fransız Devrimiyle beraber gelişen milliyetçilik anlayışı ve kapitalist gelişim sürecinin asıl kavramlarını, töresel bakış açısı ile ilintirirdiken, iletişim ve düzen eksikliği göze çarpıyor..

Her ne kadar Türk tarihinin seyri ikili olsada, islami tarihsel miras ile batı mantalitesi arasında korelasyonda açmazlar bulunuyor..

Modern kapitalist sürecin kurumsal örgütlenme mantalitesi ile, töresel buluşmadaki izdivaç arasında istismarlar ortaya çıkıyor..