Materyalizm

Materyalizm kelimesini herkes duymuştur. En azından bu forum üyeleri konu hakkında bilgi sahibidir. Bir çok dini sitede veya kitaplarda materyalizmin çok kötü bir şey olduğu aileyi ve toplumu yıktığı şeklinde yazılar mevcut. Harun Yahya ürünü kitapları ve siteleri okuyanlarda bu konuda oldukça bilgilidir.

Peki ben materyalizme karşı çıkan veya doğru bulmayan kişilerin neye, niçin, nasıl karşı çıktıklarını merak ediyorum.

Örnekleri ile anlatırsanız sevinirim.

)kapaparantez.

UZUN SAVAN GECESİNDE GEYİĞİN NİŞBU’YA GÖSTERDİĞİ YOLUN GİZEMLERİ ÜZERİNE KISA BİR HİKAYE:

…..”Geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede
…..İmdat ateşleri gibi ürkek telaşlı
…..Sultan hançerIeri gibi ayışığında
…..Bir yanında üstüste üstüste kayalar
…..Öbür yanında ben.” – Turgut Uyar-

Peki, aslında bu sarı çizgilerin fon oluşturduğu geyik desenli kazaktan daha çok sevdiğim şeylerin de varlığını başlangıçta kabul edersem sanırım sorun kalmayacak. Ayakkabı kutusu içinde tırtıl yetiştirip(!)besleyen bir arkadaşı vardı ablamın ve ben onun yani o kızın adını sanını hatırlatamazken oturduğu evi, evin önündeki palamut ağacını, o evin ve ağacın bulunduğu sokağın sonundaki fırını hatırlıyorum ve bütün bunları çok seviyorum…Nesnenin insan ruhunu ele geçirebilecek bir sihri olduğunu kesin olarak hissettiğim o günden beri yalnızca evde eski replikleri okuyup, kazağımın kollarıyla sarılıp kendime geleni geçeni falan seyrediyorum günlerdir…karanlıkta üzerindeki sarı çizgilerin parladığına yemin bile edebilirim. Onu giydiğim zaman kendimi, güçlü, gösterişli, bilge ve sıcacık bir hayvan gibi hissediyorum… Karşı konulamaz bir şekilde bir geyiğe tamamlandığımı hissediyorum… bazen…bazen…geyikler ıslak burunları ve sıcak nefesleriyle odama doluştuğunda çam ağacımı yılbaşından bugün itibari ile iki ay geçmiş olmasına rağmen toplamamış oluşuma seviniyorum…Aslında değişik duygu durumlarının, derin duygu durumlarının değişik takıntılarda tezahür ettiğini söyleyen bir adamı dinlemiştim bir vakitler ve o zaman yemin ederim daha gençtim, takıntı benim için bir varoluş biçimiydi…şimdi daha kararlı ve seçiciyim… Bu kazak! O kadar! Havanın soğuk oluşuyla bu tutku arasında bir bağ olmadığını Nihal’e anlatmayı tam 3,5 saat denedikten sonra karşımda kesintisiz şüpheci ve tırnaklarını yiyen bu kadına herhangi bir şey ispat etmek zorunda olmadığıma karar verip onu pek fazla sevmediğimi yani görmesem de olabileceğimi düşünüp pazar günü yeni bir oyunu izlemek için sözleşerek ayrılırken yanından, elbette sahtekar biri olduğumu biliyordum.

La Loba

Herkesin gönülden bildiği, fakat çok az insanın gördüğü gizli bir yerde yaşayan yaşlı bir kadın vardı.Doğu Avrupa masallarındaki gibi, kaybolmuş yada başıboş dolaşan insanların ve arayış içindekilerin, yaşadığı yere gelmelerini bekler gibidir.

İhtiyatlıdır, genellikle kıllarla kaplıdır, her zaman şişkodur ve özellikle arkadaşlıktan köşe bucak kaçmaya çalışır.Hem gaklar, hem gıdaklar; genellikle insan sesinden çok, hayvan sesi çıkarır.

Tarahumara yerli bölgesindeki çürük granit yamaçlarda yaşadığını söyleyebilirim.Ya da Phoenix dışındaki bir pınarın yanında gömülü olduğunu.Belki de arka penceresinden sarktığı köhne bir arabada, güneydeki Monte Alban’a giderken görülecektir.Belki de El Paso’nun yanındaki otoyolda beklerken veya kamyoncularla Morelia’ya (Meksika) av tüfeği taşırken veya sırtında tuhaf şekillerdeki yakayacak odunla Oaxaca’nın yukarısındaki pazara giderken fark edilecektir.Birçok ismi vardır:La Huesera (Kemik Kadın), La Trapera ( Toplayıcı Kadın) ve LA Loba ( Kurt Kadın).

Evlilik Evcilleştirir

İnsanoğlu, cinselliğin gücünden yani şehvetten tarih boyunca ürkmüştür.

Bunun dizginlenmesi amaçlı tek eşliliğe yatay bir geçiş yapma sözleşmesi yani evlilik zorunluluk haline getirilmiş, yasalar ve din de bu kurguyu tamamlamıştır.

İnsanoğlu, evlilikler ile şehveti ehlileştirme amacı güder, bunun sevgi kutbuna insanları yaklaştırması planlanmıştır, insanoğlu içindeki ‘’şehvetsiz sevgi’’ amacına yönlendirilir, tıpkı annesine, kız kardeşine hissettiği türden bir sevgi. Zira bu insana dinginlik verir ve bu kabul noktalarını esneterek insanın daha iyi bir köle olmasını sağlar.

Zira şehvet insana yön veren, insanı yönelten, insana amaç veren en büyük itici güçtür.
İnsan şehvetten korkutulur ki, sevgi fetişzmine çabucak entegre edilebilsin.

KURDUN KİRPİKLERİ

Eğer dışarı çıkıp ormana gitmezseniz asla bir şey olmaz ve hayatınız da hiçbir zaman başlamaz.

“Ormana gitme,” dediler.”Ormana gitme.”

“Neden gitmeyecekmişim? Gece neden ormana gitmemem gerekiyormuş?” diye yanıtladı.

“Orada senin gibi insanları yiyen koca bir kurt yaşar.Ormana gitme, gitme.Çok ciddiyim.”

Doğal olarak, kız ormana gitti.Bir şekilde ormana gitti ve tabii ki, onu daha önce ikaz etmiş oldukları gibi, kurtla karşılaştı.

“Bak sana söylemiştik,” diye böbürlendiler.

“Bu benim hayatım, peri masalı değil, sizi gidi ahmaklar,” dedi.”Ormana gitmem gerek ve kurtla karşılaşmam gerek, yoksa hayatım asla başlamayacak.”

Ama rastladığı kurt bir tuzağa düşmüştü, kurdun ayağı tuzağın içindeydi.