KÜFÜR…

Bazen püfür püfür
Burnumuza tüter sanki küfür…

Abartı ve yergi sanatının bir uzantısı olarak, ben de çok severdim eskiden.
Can Yücel’in, Neyzen Tevfik’in, Kazak Abdal’ın, Şair Eşref’in küfürlerini ezberlemek liyakat meselesiydi… Çocukluğumun sokaklarında küfürlü dörtlükler, deyimler havada uçuşurdu çete savaşlarında… Kavganın olmazsa olmazlarından gibiydi… Zeybek Yemininin bir bölümü nasıldır:

“Efe: Sözünde durmayan kahpe bacının öz kızanı olsun mu ?
Kızanlar: Olsun!”

Kazak Abdal ne der:
“Eşeği saldım çayıra
Otlayıp karnın doyura
Gördüğü düşü hayıra
Yoranın da avradını”…

Bu türküyü ilk olarak Rahmi Saltuk’tan dinlediğimde 15 yaşındaydım… Ne çok sevmiştim…
Sövgü bir realiteydi. Abartı ve yergi sanatının bir kolu olarak yaşıyordu aramızda…

Anadolunun isyanı

Film herhangi bir kar amacı güdülmeden, konuya duyarlı insanların gönülden destekleriyle tamamlanmıştır. Amacı Anadolu’da HES’lere karşı yürütülen mücadeleye destek olmak, halkın sesini duyurmaktır. HES mücadelesi içerisinde bulunan herkes, bu çekimlerin yapıldığı bölgelerdeki bütün canlılar, bu filmin dolaylı ya da dolaysız destekçisidir.

Süreç neden gözden kaçar?

Binlerce yıllık insan serüvenine ve kendi yakın kişisel tarihimize göz atınca, “süreç”konusunun hemen çoğu yerde görmezden gelindiğini fark ediyorum.

Bunun muhtelif sebepleri olabilir ancak bana en öncelikli olanı, “hedef” odaklı algının yapımıza aşılanması olduğunu sanıyorum. Hedefe bir kez kitlenince artık anın olan bitenini göremez hale geliyor, sevinçli bir yolculuk yapma imkanını çöpe atmış oluyoruz.

Örneğin aydınlanma çılgınlığı da bunlardan biri. Farklı yollardan aydınlanmış olan ustalar ( muhtemeldir ki aralarında frekans farkları da vardır), kendi deneyimlerini paylaşırlar. Gökdelenin tepesindeki katlardan aşağılara doğru kendi yöntemlerini ve bulundukları katın hava durumunu anlatırlar. İyi ama ikinci kattaki kişiye  212 inci katın hava durumunun ne tür bir faydası olacaktır? Bunu hep merak etmişimdir.

Eşcinsellerden tepki var

Eşcinsellikle dalga geçilmesine kıl kapanlardanım. Eşcinsel taklitlerinin sığlığı beni hiç güldürmüyor. Geçenlerde bir grup arkadaş, bir bara gitmişler. Orada gey ve lezbiyen çiftler görmüşler. Arkadaş olayı şu cümleyle ifade ediyor; “Arkamı döndüm ne göreyim, erkek erkeği öpüyor. Resmen yiyişiyorlardı (eliyle ağzını kapatarak gülüyor). Nasıl güldük, nasıl? Erkek arkadaşımı nasıl kesiyorlardı biliyor musun? Hatta erkek arkadaşım dedi ki, ‘İlk defa rahat ettim, sana asılan yok’.. (gülmeler)”

Anlamıyorum, aynı cins insanların öpüşmesinde komik olan nedir? Tuhaf geldi dersin de gülünecek ne var, anlamış değilim. Ayrıca eşcinsel diye yanındaki kıza, erkeğe iş olacak değil ya. Heteroseksüel birlikteliklerde de aldatma, asılma olayları yok mu? Sarkmalar, yavşamalar? Özetle gülünecek bir şey yok. Herkes aynaya baksın. (:)