Çizgimin Canı Sıkkın…

Bir varlığın bir yokluğu olurmuş hep, neye elimi atsam kurutuyorum şu günlerde!

İşte tam bu zamanlarda geçmişin zararlı ağına düşmemek için ben, eski hatıralarla karşılaşmamak adına yolumu değiştirip duruyorum… Bu anda yaşamak, bu ana sahip olmak için hep kazanacak kâğıtlarla oturuyorum masaya. Ama inadına manasız yaşanmışlıklar gelip oturuyor karşıma…
Yeniliyorum…

Sonra bir hay huydur başlıyor zihnimde. En sevimli, en huzurlu bir anıma sığınıp nefes almak istiyorum… Çattt yanlışlıkların sihirli değneği gelip dokunuveriyor omzuma bu kez.

…. Sen yanlış anladın beni!!! Ben aslında….

Dört ayrı mevsimin meyvelerinden yapılmış reçelleri yesem, halen ağzımdaki bu zehir tad gitmemekte ısrar eder mi?

Ne olacak benim halim!

Ruhumun terlerini silecek mendil bırakmadım evde. Sebepsiz ağrılarım geçmek bilmiyor. Hep eksik, hep yarım bir yanım… Tamamlanamıyorum! Bakmayın gülüp hayatı şakaya bulaştırdığıma, sizi kandırıyorum… Bahara, yaza inat hep kış var içimde. Ben aslında donuyorum… Bazen sonu olmayacak sevinçlere bir umut aralayıveriyorum kapılarımı. Kapı açılıyor ama nafile, ne gelen kalıyor, ne giden dönüyor. Bunalıyorum…

Tarih Türkler İle Başladı…

Beyaz Piramit-ler ve Bilinmeyen Türk tarihi…
Beyaz Piramit’in ikinci dünya savaşı sırasında Çin’e yardım malzemesi götüren bir C-54 uçağından çekilen fotoğrafı 1957 yılında ilk kez Life dergisinde yayınlanmıştır.

Bu piramitleri araştırmak üzere1994 yılında Şensi bölgesinde bir araştırma gezisi yapan Alman bilim adamı Hartwig Hausdof kendi koleksiyonundan birkaç resmin halka açılmasına izin vermiştir. Hausdorf’a göre piramitlerin yapım tarihi en az M.Ö. 2500’ler civarındadır…

Bugün Çin Halk Cumhuriyeti’nin sınırları içerisinde yer alan, Xian şehrine 100 km uzaklıkta Qin Ling Shan dağlarında Ön-Türk uygarlıklarından birisi tarafından inşa edildiği iddia edilen, etrafında irili ufaklı 100 adet piramitle beraber, 300 metre yüksekliğinde bir piramit bulunmaktadır. Bölge Çin Halk Cumhuriyeti tarafından yasak bölge ilan edilmiş olduğundan dolayı Piramitler içerisinde bulunan Mısır medeniyetinden çok ileri bir teknikle mumyalanmış olan cesetler ve “Ön-Türkçe olduğu iddia edilen” yazıtlar üzerinde araştırma yapılamamaktadır…

Türkiye’de Kemalizm

  • Atatürk'ün düşünce yapısını benimsemektir.
  • Dine alternatif olarak görülen inanç sistemidir.
  • Muhafazakarların kendi düşüncelerini, adına kemalizm vererek kullanmasıdır.
  • Bir takım insanların keyfi olarak kullandıkları baskı aracıdır.
  • Bazı insanları etiketlemek için kullanılan bir kavramdır.
  • İçi boşaltılmış, muğlak bir kavramdır.
  • Teoride güzel, pratikte uygulaması mümkün olmayan bir yapıdır.
  • Bunların dışında bir kullanımı vardır.

Atomu parçalamak özgür irade ihlali olabilir.

Az önce kahvaltımı ederken aklıma bir fikir geldi.

Fikri aklıleştirmeye çalıştım fakat tamamlayamadım, öyleyse istim arkadan gelsin. Fikir şuydu: “Atomun parçalanma işlemi, özgür iradenin de parçalanması anlamına geliyor olabilir.”

Şimdilik biraz akıl yürüteyim.
Atom parçalandığında büyük bir güç ve radyoaktif madde açığa çıkarıyor ve etkileri muazzam ölçüde tahripkar oluyor. Aynı düzlemde, bir kişinin “özgür irade”sinin kırılması da o anda farkında olmadığımız müthiş bir bozulmanın birleşik alanımıza yayılmasına sebep oluyor. Dünyada gördüğümüz ve çoğu kez olmasa keşke dediğimiz insanlığa yakıştıramadığımız bireysel ve kitlesel tahripkar edimlerin, bir tek kişinin özgür iradesinin parçalanması sebebiyle oluştuğunu kısa zamanda anlayacağız. Bunu anladığımızda bırakın köle-efendi uygulamalarını çocuğunuza dahi tavsiye vermekten çekinirsiniz!

Birleşik Alan Kullanımı ya da BAK

BAK Hakkında:

Birleşik Alan Kullanımı(BAK) uygulaması, gerek kadim öğretiler gerekse kuantum fiziği ile kendi düşünsel ve pratik yolculuğumun verileri bir araya getirildiğinde sanki hep elimizin altında idi buna rağmen deneme aşamasında hepimizi şaşkına çevirdi.

Prensipte bu uygulamanın temeli, bir kişi olarak “BEN” öznesi ile her bir cümleye başladığımızda; iki ayrı ve temel ben’den bahsediyor oluşumuzla ilgilidir. Birincisi, her birimizin ben öznesinin TEK bir BEN oluşu, ikincisi ise her birimize has, eşi benzeri olmayan biricik ben oluşudur.

Biricik (unique) olan ve dünyadaki insan sayısı kadar çeşitte olan benlerimiz, kendimizi olduğumuz yaşa kadar belirleyip özelleştirdiğimiz benler’dir. Bu yönüyle bireysel benliğimizdir (parçacık). Diğeri ise hepimizde bulunan tek BEN yönüyle bileşik benliğimizdir (dalga).