Dünyanın ruhu kararımızı bekliyor.

Anima mundi! Dünyanın ruhu. Birbuçuk saate yakın bir film ve bence mükemmelen özetlenmiş, özellikle filmin yarısından sonraki bölümleri içinizdeki -zaten bildiğiniz ama yüzleşmek için çekimser kaldığınız- bilinci uyandırabilir. Filmin sonunda söylendiği gibi, evrim için seçim yapmalıyız. Evrilecek miyiz yoksa ölecek miyiz?

http://www.sinemaa.com/online%20filmizle/kymatica

Dünyanın ruhu kararımızı bekliyor.

Yapboz Oyunu

Bi şey kırıldığında, maddi ya da manevii fark etmez, orada oluşmuş devinimsizlik halnie, bir çıkış kapısı açılmış gibi olur. Adeta bir anafor oluşur, ortamda dışarı kaçış için bi delik oluşur. Siz o deliği onarabilene kadar içereden dışarı kaçanlar olur böylece ortamda yeniden boşluk oluşur, denge bozulur ve yeniden hareket başlar.

Belki bu sebeple bi kayba yol açsa da kırılana üzülmem.

Bunun tamamen fizik kanunu olduğunu görebiliyorum. Hani uçakta bir delik açıldığında içerdekileri dışarıya çeken bir vakum oluşur ya, aynı işlem.

Varoluş, hem dengeye aşık hem de ondan nefret ediyor!

Dengeye geçiş için var gücüyle düzeni desteklerken, dengeye geldiğinde tüm gücüyle kaosu destekliyor. Müthiş bir şey bu. Yapboz oyunu!

Basınç farkı oluş-turul-mazsa denge bozulamıyor. Alçak basınç alanı ve yüksek basınç alanı oluşamazsa hava akımı başlamıyor.

Kam İnancı

“… Kuzey ormanlarından çıkıp geldiler, cesur, dağınık, marifetli ve henüz yolun başındaydılar. Önce bozkıra, sonra Çin içlerine ve sonra da sonu başı belli olmayan bir sel gibi garba doğru yayıldılar…

Türkler adıyla tarihe geçen bu boylar, aileler ve kavimler bütünü batılıların gözüyle çoğunlukla barbarlığın simgesi olsalar da Orta Asya’nın yüksek uygarlıklarından birini ve bazen küçük devletlerinin ve bazen de devasa imparatorluklarının sınırları dâhilinde kültürlerarası barışı ve huzuru tesis ettiler…

O, en baştan beri inandıkları dinlerinden hiç vazgeçtiler mi, ne kadar Budist, ne kadar Hıristiyan, ne kadar Yahudi ve ne kadar Müslüman oldular? Tüm bu yüzyıllar boyunca tek arzuları, tüm o savaşlar, yağmalar, fetihler, din değiştirmeler ve sergilenen bilgelikler sadece barışa ve huzura kavuşmak için miydi?…” (Jean Paul Roux)

Erk

Günlükten eski bir düşün pratiği:

Don Juan, ERKin kişinin sahip olduğu bilginin türünde olduğunu, yararsız şeyler bilmenin bir anlamı olmadığını, onların insanları bilinmeyenle kaçınılmaz karşılaşmasına hazırlayamayacağını vurgular.

Don Juan’a göre edimlerde erk vardır. Özellikle de edimde bulunan savaşçı o edimlerin, kendisinin son savaşı olduğunu bilmekteyse. Yapılan şeyin belki de yeryüzündeki son edimi olabileceğini iyice bilerek hareket etmede yabansı, büyüleyici bir mutluluk olduğunu söyler. O’na göre, bir savaşçı erk avlayan kusursuz bir avcıdır.

Kişinin nasıl yetiştirilmiş olduğunun önemi yoktur. İnsanın bir şeyi yapma biçimini belirleyen, kişisel erkidir. Bir insan yalnızca kişisel erkinin bir toplamıdır ve bu toplam onun nasıl yaşayacağını ve nasıl öleceğini belirler. Kişisel erk, insanın yaşam boyu süren mücadeleyle kazandığı bir şeydir.

Savaşçının El Kitabı-3

Öncekiler için: Tıklayınız

Kartalın Armağanından devam ediyoruz.
109. Savaşçılara verilebilecek en önemli öğüt, erklerini üzerinde yoğunlaştıracakları nesnelerden kaçınmaları, tüm erklerini gereksiz siperler yerine, tin üzerinde, bilinmeyene doğru yapacakları zorlu yolculuk üzerinde yoğunlaştırmalarıdır.
110. Bir savaşçı ne beklediğini bilir ve beklerken dünyanın tadını çıkarır. Bir savaşçının nihai başarısı sevinçtir. ( harikulade )

  1. Bir savaşçının yazgısının akışı değişmez. Çetin olan, onun bu katı sınırlar içinde nereye varabileceği, kusursuzluğunu ne ölçüde koruyabileceğidir. Eğer yolunun üzerinde engellerle karşılaşırsa, savaşçı kendi kusursuzluğu içinde bu engelleri yenmek üzere onlarla savaşır. Eğer yolunun üzerine dayanılmaz güçlükler ve acılar çıkarsa, yazgısının çizdiği yolu saçının bir teli kadar bile değiştiremez.