Eski ve Yeni Dünya üzerine düşün pratikleri

Eski ve yeni Dünya enerjisinden, insanlardan, çalışan sistemlerden bahsedeceğim gerçi bu zor bir iş; çünkü Dualitik ve üçlü (geçmiş-gelecek-şimdi) zaman olgusuna sahip bir lisan kullanacağım. Bu durum yazılı ifadeyi nerdeyse imkânsız kılıyor. Konuşurken de aynı lisana mahkûmuz ancak bazı avantajlarımız var; kelimeyi sarf ederken içine üflediğimiz parıltı -bunu duyabilenler için- söz konusu engeli aşmamızı sağlıyor. Yine de deneyeceğim.

Eski Dünya’da(ED) çalışan kanunlar, kabuller ve gerçekleri yadsımak adına bir çabam yok, nasıl ki Kuantum Kuramı Newton kanunlarının yanlış olduğunu göstermiyorsa, Yeni Dünya (YD) için söyleyeceklerimiz de eskisini dışlamıyor, onları içeriyor. Şimdi moda haline gelen “kapsama alanı” sözcüklerini altı yıl önce “Oyun Kuramını” yazarken sık sık kullanmıştım. İçerme/kapsama kelimelerine çok iş düşüyor, bu kelimeleri özümsemeden YD hakkında değil konuşabilmek, düşünebilmek bile mümkün değil.

Ma Ülkesinde

Yeryüzünün birinde, lineer olmayan zamanda önce mi sonra mı olduğu fark etmeyen bir çağda geçiyor öykümüz.

Tan ağarırken kalkıyordu Ma, zaten başka türlü yapacakları bitmezdi onun. Çocuklar yani Magid (kız çocuk) ve Magig (erkek çocuk)ler uyanmadan onlara yiyecek toplamak, ateş yakmak, ya da hava soğuksa geceden kalıp kösnülleşen ateşi harlamak, aşı pişirip hazırlamak gerekiyordu. Hayatta kalmak ve soy devam ettirmek için aklınıza gelebilecek tüm faaliyetler Ma tarafından yapılmaktaydı o zamanlar. Yalnızca bazen biraz büyümüş Magidler analarına yardımcı olurlardı. Ne de olsa bir süre sonra onlar da MA olacaklar ve hayatın tümünü bir başlarına götüreceklerdi.

Büyümüş erkekler mi? Onların toplulukta isimleri bile yoktu denebilir. Fiziki yapıları daha iri ve güçlü olmalarına karşın gayet havai ve bilinçsiz bir hayat sürüyorlardı onlar. Akıllarına eseni yapıyorlar, dağ tepe gezip avlanıyor, oyunlar oynuyorlardı ve tabi MAların ışıltılı parlaklığı onları çağırdığında hemen koşarak geliyor ve tüm masumiyetleri ile sevgilerini sunuyorlardı.

Yeni Dünya’ya bakış

Yeni Dünya, Dönenlerin Gidenleri olgunlaştırdığı karar noktası. Ekvator çizgisi diyebiliriz basitçe. Ya da Don Juan Matus’un bahsetmekte olduğu “Birleşim yeri”, tam orta nokta, karar noktası. Vücudumuzdaki gibi, altta üç çakra üstte üç çakra ve ortada birleşim yeri, yani dördüncü çakra namı diğer sevginin kaynağı. Yaradılışın potansiyeli olan sevgi tam bu noktadan fışkırıyor ve bi kısmı aşağı bi kısmı yukarı dökülerek yine bu noktada toplanıyor (atar damar, toplardamar).

Peki şimdiye kadar neredeydi ekvator çizgisi? Kolayca tahmin edebileceğiniz gibi güneş sinir ağı da denilen üçüncü çakra üzerindeydi. Belki de dörtle üç aralarında bir yerdi, elimde kesin bir ölçümleme yok. Üçle dördüncü bileşim noktası arasındaki en bariz fark ise basitçe “haklı çıkma” arzusunun dördüncü bileşim yerinde büyük oranda güç kaybetmiş olduğudur diyebilirim. Bu noktada dinleme ve hak verme yeteneği gelişir. Adı küçük kendi devasa bir adımdır; çünkü dinleme ve hak verme yeteneği,  insanın haklı çıkma yolunda yitirdiği hayati enerjiyi depolaması anlamına geldiğinden, yaratma kapasitesi önceki bileşim noktası ile mukayese kabul etmeyecek denli artar.

Sonsuzluğa Toltek Bakışı

Savaş Alanımız Sonsuzluktur

Gündelik yaşam dünyası; bizi biz yapan ya da yıkan bir şey olarak görülür. Savaş alanımız çevremizdeki dünya ile giriştiğimiz kavganın alanı değildir oysaki. Gerçekte savaş alanımız ufukta, belki de bizim düşünemediğimiz bir alandadır. Bu da insanın, insan olma biçiminden vazgeçtiği alandır.

Farkında olmadan o alana doğrudur yolculuğumuz. O alanın adına sonsuzluk denilebilse de, tam ve gerçek tanım olmak konusunda eksiktir ne yazık ki… Sonsuzluk teriminin kelimesel olarak indirgenebildiği noktada, bizde algılanan her şey eksik ve yetersiz kalacaktır.

“Sonsuz” dediğimizde kişiselleştirmek durumunda kaldığımız şey; gerçekte kişiselleştirilemeyecek kadar indirgenemez bir olgunun kavramıdır.

Enerji bağlamında indirgenemez olması, sonsuzluğun; deneyimlenmesine engel değildir bir taraftan. Evrende akan enerjiyi akadurduğu biçimde görmek; bir varlığın ereceği doruk noktalardan birisidir.

Soru işaretlerinin güzelliği..

Bu video yaklaşık 2 saatlik bir video. Oldukça da ilginç bir video. İlk bir buçuk saati Ken. Miller’ın anlatımı, son yarım saati ise soru cevaplara ayrılmış. Ancak sadece evrim ve yeni moleküler biyolojik gelişmeler filan değil, beraberinde siyaset, hukuk, inanç, hristiyanlık, islam, akıllı tasarım, bilim ve bilimsel yöntem ve hatta Harun Yahya bile var içinde.

Konuyu değişik yüzleriyle tanımak ve evrim üzerine düşünmek veya eleştirmek isteyenlerin keyifle izleyeceklerini inanıyorum. Bilenler bilir, Ken. Miller zaten yeterince ilginç bir profildir.

İki saatinizi ayırarak soru işaretlerinin güzelliğiyle tanışabileceğinizi düşünüyorum.