Korku ne enteresan bişey.. inanmıyosun ama korkuyorsun ( Gamaro)

Korku ne enteresan bişey.. inanmıyosun ama korkuyorsun ( Gamaro)

Bu holivud yapımcıları korku işini iyi çözmüş. Dile kolay her yapımda bir sürü psikolog ve psikiyatra maaş ödüyorlar.

Korku kendi nesnesini anlıksılarla bildirdiğinde en başarılı sonuca ulaşır. Bu ya, aniden olur ya da beklenmeyen bir ana denk getirilerek anlık etkisi gösterilir.

Korku nesnesiyle yüzleşmede inanıp inanmamak tümüyle zihnin kendi kararı, değerlendirmesi değil mi? Oysa korku, bu karar ya da değerlendirmeye zaman bırakmaya pek niyetli değil.

Aniden geeln yüksek bir patlamaya bedenin ilk tepkimesi; KORK, ikinci tepki; DÖN BAK, 3. tepki; eylem kararı; üzerine mi yürüyeceksin yoksa gerisin geri mi koşacaksın?

Korku nesnesine, olayına bu karar için baktığımızda, zihnimize karar vermesi için zaman tanınmış olur; korku filmindeki beklenmedik sahnede, o sırada baktığımızda, zihnimiz bunun bir film olduğunu söyler ilk ve kaçmaktansa BAKMAYI sürdürürüz.
Yine de zihnimiz bunun bir film olduğu kararını verse de korku bitmez, sadece ilk tepkinin gücü azalır; korku sürer…

Kendine yeterlilik

Tarımda Kendi Kendine Yeterlilik Nasıl Kazanılır?

Tarımda kendi kendine yeter olmak çok önemlidir ve gıda güvenliği, sürdürülebilirlik, üretici refahı gibi tarımla ilgili bir çok temel sorun ile çok yakın ilişki içerisindedir.

Tarım açısından kendi kendine yetebilirlik öncelikle bir kişinin; sonrasında bir ailenin, bir köyün, ilçenin, şehrin, ülkenin ve hatta dünyanın en azından temel besin maddeleri açısından kendi ihtiyacını karşılayabilmesini anlatır. Ve kendi kendine yetebilirlik öncelikle kişinin kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma gelmesi ile kırılmaya başlar. Zincirin kırılan bu ilk halkasından sonra diğer halkalar da yavaş yavaş kırılır ve insanlar, fırınlar ve süpermarketler iki güncük kapansa aç kalacak duruma gelirler.

C. Darwin / Evrim/ ve diğer hususlar..

Charles Darwin’in kurduğu asıl teori, “organik dünyanın tarihi gelişme teorisi”dir. Darwin bu teoriyi kurmak için çabalarken aslında tek bir şey yapma niyetindeydi; genelleme. Evet, genelleme, Cambridge üniversitesinde eğitim görmüş bir tabiat bilgini olarak çağdaş biyolojik bilgiyi ve biyolojide pratiği genelleştirmek istedi.

Sokakların bilgelerle dolup taştığı, vahyin messenger yoluyla alınmaya başladığı ve Harun Yahya ve Hüdai Çakmak gibi şarlatan ve mukaddesatçı ideolojik nesnelerin her yerde cirit attığı şu günlerde böylesi kavramları biraz daha enli boylu tartışmanın (veya en azından diğer okuyucuların da bilgilerine sunmanın) gerekli olduğuna inanıyorum.

Peki nedir bu genelleme? Genelleme denilen şey en sade anlatımla, tikelden tümele (veya daha az genel olan bir bilgiden daha çok genel olan bir biligiye) geçişin ifadesidir. (Örneğin ısı kavramından enerji kavramına geçiş gibi) Ama sadece bir geçiş süreci değildir genelleme, beraberinde bu sürece ait mantığı ve yine bu sürecin ürünü olan genellenmiş kavram, hüküm, yargı, bilim kanunu ve teoriyi de ifade eder. Bu bakımdan genelleme ve onun sonucunda elde edilen genellenmiş bilgi gerçeğin/realitenin özüne nüfuz edişin bir ifadesidir aslında.

Kertenkelenin Aşkı

Japonya’da yaşanmış gerçek bir olaydır.
Evini yeniden dekore ettirmek isteyen bir Japon bunun için bir duvarı yıkar. Japon evlerinde genellikle iki tahta duvar arasında çukur bir boşluk bulunur. Duvarı yıkarken, orada dışardan gelen bir çivinin ayağına battığı için sıkışmış bir kertenkele görür. Adam bunu gördüğünde kendini kötü hisseder ve aynı zamanda meraklanır da kertenkelenin ayağına çakılmış çiviyi görünce.
Muhtemelen bu çivi 10 yıl önce, ev yapılırken çakılmıştır. Nasıl olmuştu da kertenkele bu pozisyonda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyunca yaşamayı başarmıştır? Karanlık bir duvar boşluğunda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyunca yaşamak çok zor olmalı diye düşünür. Sonra bu kertenkelenin 10 yıldır hiç kıpırdamadan nasıl 10 yıl yaşadığını düşünür- ayak çivilenmiş !!! Böylece çalışmayı bırakır ve kertenkeleyi izlemeye başlar, ne yiyor acaba? Sonra nereden çıktığını farkedemediği başka bir kertenkele gelir ağzında taşıdığı yemekle… İnanamaz!!! Adamı sersemletir gördüğü manzara. Bu nasıl bir sevgi? Ayağı çivilenmiş kertenkele, 10 yıldır diğer kertenkele tarafından beslenmektedir…
Alttaki satırlar ise hikayeyi bize aktaran kişiye ait, Bu hikayeyi ilk duyduğumda çok etkilendim ve aralarındaki muhtemel ilişki türünü düşünmekten vazgeçtim: eş, arkadaş, sevgili, abi,abla,komşu, kızkardeş……. Teknoloji ilerledikçe bilgiye ulaşmamız hızlandıkça hızlanıyor. Fakat insanlar arasındaki mesafe, o da aynı hızda birbirine yaklaşıyor mu acaba?

Demircilik – Demirci

Demircilik, demir işleme sanatıdır. Türklerde, tarihten gelen önemli bir yeri vardır. Şamanizmle bağlantılı olup aynı zamanda falcılara ve büyücülere özgü bir sanat sayılmıştır.

Mitolojilerde, “Demirci”, “Demirurg”un (Eflatun)’un idealist felsefesine göre: “Allah”), işlevlerine yakın bir işlevle yüklüdür. Kültürel kahramanın kendisi de bazen, “Demirci” şeklinde ortaya çıkabilir. Diğer mitolojik karakterlerden farklı olarak “Demirci” motifi, görünüş itibariyle şeytani motiflere olan yakınlığıyla da tanınır. Bu bakımdan topal ve aksak da olabilir.

Kumandinlerin inanışlarına göre onları ulu şaman ve demircileri, aralık dünyadan olan şamanla, Ülgen’in kızı arasında yapılan evlilikten doğan topal “Kurultay” gönderdi.