İklim Bir Banka Olsaydı Çoktan Kurtarılmıştı (Hugo CHAVEZ)

İklim Bir Banka Olsaydı Çoktan Kurtarılmıştı (Hugo CHAVEZ)
 
İklimi değil, sistemi değiştirelim! Ve sonuç olarak, gezegeni korumaya başlayacağız. Kapitalizm hayatı yok eden yıkıcı bir kalkınma modeli; o insan neslini kati bir sonla tehdit ediyor. Sayın Başkan, baylar, bayanlar, ekselansları, dostlar, bu öğle sonrası, konuşmamın çoğu zaman olduğundan daha uzun sürmeyeceğini taahhüt ederim. Öncelikle, Brezilya, Çin, Hindistan ve Bolivya delegasyonlarınca ifade edilen bir önceki konunun bir parçası olarak, benim de ifade etmekten memnuniyet duyacağım bir yorumda bulunmama izin verin. Biz söz istemek için oradaydık fakat bu mümkün olmadı. Bolivya temsilcisi ifade etti, selamım elbette, Yoldaş Başkan Evo Morales’e, o kim mi, Bolivya Cumhuriyeti Devlet Başkanı.

Haftanın masalı –İKİZLER

Haftanın Masalı Dizisi 

22.02.10- Pazartesi –İKİZLER

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, ben nenemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, Anadolu’nun ücra bir kasabasında talihsiz bir genç kadın yaşarmış.

Bu güzelce genç kadının talihi aslında taaa önceden kararmaya başlamış, daha kendisi dokuz yaşındayken babası silahlı bir çatışmanın ortasında kalıp ölmüş. Ne öldüren belli olmuş ne de ceza alan olmuş, öylece kim vurduya gitmiş dağ gibi adam. Rahmetlinin karısı alelacele yetmişine merdiven dayamış bir imamla evlendirilip başka bir kasabaya gönderilmiş. Üç çocuğunun ikisi yine başka bir şehirde bir camiye hafızlık kursuna gönderilmiş, en küçüğü olan kız ise amcasının yanına verilmiş. Orada beş sene kadar sığıntı hayatı yaşadıktan sonra da ilk isteyen damat adayına -bir dükkânın beş yıllık kirasız kullanım hakkı karşılığında-verilmiş. Gelinden yirmi yaş büyük olsa da kendi halinde iyice bir adammış damat.

Aşk hakkında bir sohbet

Sanki herkes bu işareti bekler gibi neşeleniyor. Gülden’le Hüsnü tam sol arkamda yan yana oturmuşlar. Bu kez yakaladım sizi diyorum içimden. İnsanlar seyahatte şaşılacak ölçüde birbirlerine yaklaşıyorlar. Normal hayatlarında asla taviz vermiyecekleri sınırlarını geri, oldukça geri çekiyorlar. Belki de bir daha birbirimizi görme ihtimali olmaması, geleceğe ya da geçmişe yatırım yapmayı durduruyor, şu an ve burada olmayı kendiliğinden başarıyoruz. Kimbilir!

“Aranızda benden başka evli var mı?” diyor aniden Elena

“Bunu kendinize yandaş arar gibi sordunuz madam” diyorum gülerek

“Ben değilim” diyor Ferda

“Neden, yani hiç mi evlenmediniz? Yoksa boşandınız mı sizler?”

“Benim hiç fırsatım olmadı” diyorum ve Ferda da “aman allah korusun” diyor.

Hepimiz gülüyoruz.

Tahta Kılıcın Sihri

İstanbul’un fethine ilişkin efsaneler, hem Türkler hem de Bizanslı Rumlar tarafından ince ince işlenmiş, gelecek kuşaklara tüm güzellik ve incelikleriyle miras bırakılmıştır. Efsanelere göre, İstanbul gibi bir şehrin fethi, mucizelerle olabilirdi ancak…

Gerek Osmanlı gerekse Bizans toplumlarından aktörlere yer verilen bir fetih efsanesi çok ünlüdür.

II. Sultan Mehmet’in saldırı üzerine saldırı tazelediği, Türk toplarının cehennemi bir ateşle surlarını dövdüğü kuşatma günlerinden bir gün, Tanrı bir meleğini Agapios adındaki bir keşişe gönderir. Melek, getirdiği tahta kılıcı Agapios’a verir ve bunu Bizans imparatoru Konstantinos Paleologos’a vermesini söyler. Bu kılıç sayesinde Türkler şehri alamayacaklardır.