Mandaravati ve Üç Aşığı
Yamuna nehri kıyılarında Brahmansthala adında Brahmanlara ayrılmış bir yer varmış. Orada Vedaları bütünüyle bilen Agnisvamin adında bir Brahman yaşarmış. Onun Mandavarati adında çok güzel bir kızı olmuş. Tanrı öyle güzel bir kız yaratmış ki, cenneteki periler bile onu kıskanmışlar. Kız büyüdüğü zaman Kanyakunca’dan meziyetleri birbirine denk üç genç Brahman çıkagelmiş. Onların üçü de ayrı ayrı kızı babasından istemişler, kıza kim sahip olamazsa kendi hayatından vazgeçecekmiş. Fakat kızın babası hiçbirisine kızını vermemiş, çünkü hangisine verse diğer ikisinin ölümüne neden olacakmış. O yüzden kız evlenmeden kalmış. Üç genç de ay yüzlü güzelin aşkı yüzünden yemeden içmeden kesilmişler, adeta bitkisel bir yaşam sürmeye başlamışlar.
Derken genç kız aniden ateşli bir hastalığa yakalanmış ve ölmüş. Kız öldükten sonra kedere kapılan Brahmanlar, cenazeyi süsledikten sonra kızın cesedini ölülerin yakıldığı mezarlığa götürmüşler ve yakmışlar. Bir tanesi bir kulube yapmış ve onun küllerini yatağı yapmış; orada dilencilikten kazandığı sadakalarla yaşamaya devam etmiş. İkincisi onun kemiklerini almış ve onlarla Ganj nehrine gitmiş. Üçüncüsü ise bir çileci olmuş ve yabancı diyarlara yolculuğa çıkmış.