Amazing Maglev technology, Startram Project, Future of Travel?

Son günlerde Maglev trenleriyle ilgili şeyler okudum ve ulaşabilecekleri hız kapasitesinden oldukça etkiledim. ( rekor 581 km/h). Altını çizmek gerekir ki, bu rakamlar hız konusunda ileride ulaşılabilecek olası limitleri sınırlamıyor.. Olasılıklar arasında vakumla örtülü trenlerden tutunda bazı çılgın muhendislerin hayallerini süsleyen uzay trenlerine ilginç projeler var. (Startam Project) . Bakalım gelecek ne getirecek, ama kabul etmek gerekir ki fikirler şimdikten ilham verici.

Öncelikle konunun temelleri hakkında bazı bilgiler sunalım.

Manyetik levitasyon treni

1.“MAGLEV” sözcüğü ingilizce “Magnetic Levitation” sözcüklerinin kısaltılmasıyla elde edilmiş, yani “manyetik olarak havada tutma, yükseltme” anlamına geliyor. Maglev kavramı, aslında günlük hayatta çok uzak olmadığımız bir kavram. Bildiğimiz gibi, iki mıknatısın eş kutupları birbirini iter. Alt alta uygun şekilde konulmuş iki mıknatıstan biri manyetik itme kuvvetlerinin etkisiyle diğerinin üzerinde hiçbir şeye değmeden havada durabilir. Magnev trenler de temelde bu ilkeyle çalışırlar. Magnev trenlerin altında mıknatıslar bulunur. Aynı zamanda maglev trenler için özel olarak üretilmiş tren raylarında da elektromıknatıslar bulunur. Elektromıknatıs, bir telin üzerinden elektrik akımı geçmesiyle oluşturulan manyetik alana sahip mıknatıstır. Tellerden akım geçmediğinde manyetik etki de ortadan kaybolur ya da akımın yönü kontrol edilerek mıknatısın kutupları değiştirilebilir. Bu mıknatıslar sayesinde tren, raylar üzerinde 10 mm’lik bir yükseklikte ilerler. Raylarla temas olmadığı için sürtünme büyük ölçüde azaltılmış olur. Trenin şekli de havayla sürtünmeyi en aza indirecek şekilde tasarlanır. Yani, bu trenlerin motoru yoktur ve hiçbir yakıt tüketmemektedirler. Zaten, bu taşıtın önemi de çok daha çevre dostu, hızlı ve ucuz olmasından kaynaklanmaktadır.

Maglev trenlerin günlük yaşamdaki ilk örneği, Çin’in Şangay kentinde kullanılmaya başlandı. 30 km’lik bir hat üzerinde çalışan tren, bu mesafeyi 7 dakika 20 saniyede geçebiliyor. Fakat, Magnev tren teknolojisi büyük ölçüde geliştirilme aşamasında olduğu için henüz yaygın olarak kullanılmaya başlanmadı. Şu an Almanya ve Japonya, magnev tren teknolojileri üzerinde çalışıyor.

Magnev trenler, normal trenlere oranla daha hızlı ve ucuz olmalarına karşın, çok güçlü elektromıknatıslar ve çok duyarlı kontrol sistemleri gerektiriyor ve şu anki teknoloji, bu trenlerin yaygın kullanımına izin verecek kadar gelişmiş değil. Magnev trenlerin önündeki diğer büyük engelse, normal tren raylarında çalışamıyor olmaları.(Bu konuda çalışmalar var normal tren raylarının ortasına yapılan bir sistem ile Maglev ve normal tren aynı rayları kullanılması planlanıyor.) Bu trenler için yerleşim merkezleri arasında özel hatlar döşenmesi gerekiyor ve bunun maliyeti de hayli yüksek. Fakat geçen zamanla birlikte gelişen teknoloji, maglev trenlerin avantajlarını artırdıkça bu maliyet göze alınabilir. Gelecekte bu tür trenler, özellikle ülke içi yolcu taşımacılığında havayolu taşımacılığının yerini alabilir. 2050 yılında bu trenlerin vakumlu tünellerin içinde saatte 3000 km hızla seyahet etmemize olanak sağlayacağı tahmin ediliyor ki bu da ingiltere’den Amerika’ya trenle 2 saat içinde gidilebileceği anlamına geliyor.

Vacuum Maglev Test Train Breaks Speed Record

Chinese scientists from the Traction Power State Key Laboratory at the Jiaotong University (Chengdu) have successfully developed a Maglev train model that will travel as fast as an airplane. The test model of the vacuum maglev train was able to run in trial use at a speed equal to the speed of a plane, between 700 and 1,200 kilometers per hour.

By doing so, China has developed the world’s fastest Maglev train. Previous record-holder was Japan, whose Maglev JR-trains travel at 581 kilometers per hour.

Vacuum Tunnel for Maglev Technology

Shuai Bin, vice dean of the Jiaotong University, told the press that he expects that the new Maglev technology will be put into operation within 10 years: “What we have now, is just an experimental success. The value of the current research is small as there is a great challenge in adopting the Maglev test technology for practical use. But it’s an important experimental success and the target is to promote the new Maglev technology across the country in the years to come.” The revolutionary vacuum travel technology would allow passengers to make the trip from Guangzhou to Beijing in less than two hours while a similar flight takes three hours. There are several other advantages as well: Maglev trains would emit almost zero noise and consume only 10% of the fuel that a plane does. According to Science Pictorial, the Maglev trains would be even able to run –theoretically- at speeds of 20,000 kilometers per hour in vacuum tubes.

A Train to Space: All Aboard the 20,000-Mile-Per-Hour Low-Earth-Orbit Express

From the man who brought you magnetic levitation, a concept maglev cannon that could launch a train into space.

Today in grandiose space ambitions that would make even Newt Gingrich balk: a $60 billion, 1,000-mile long, 12-mile high, 20,000-miles-per-hour maglev train that starts on the ground and arrives in low Earth orbit. The minds behind the Startram project think it could reduce the cost per kilo (that’s like 2.2 pounds American) for cargo from roughly $10,000 to just $50.

A quick cost-benefit analysis says this makes sense. But does the technology? Here’s the gist, according to Startram (which, incidentally, is co-invented by one of the people who invented the superconducting maglev, Dr. James Powell): start a maglev train in a vacuum sealed tunnel on the ground, accelerate it for five straight minutes to speeds up to 5.6 miles per second, and launch it from the end of said tunnel–which, as it happens, needs to be raised about 12 miles into the sky where the air is thin enough that it won’t destroy the spacecraft-train, which is now moving about 20,000 miles per hour.

Now, in principle, there’s no part of building a super-fast maglev train that isn’t doable (how safe it would be is another question entirely). But how do you permanently suspend the business end of this massive maglev cannon a full twelve miles in the air? With maglev, of course. Powell and his partner Dr. George Maise posit that if they were to run a superconducting cable through the ground beneath the ascending maglev tunnel carrying 200 million amperes and cable in the launch tube itself bearing 20 million amperes, the tunnel would remain suspended up there via magnetic levitation, with huge cables holding it in position.

Apparently Sandia National Labs has actually reviewed this proposal and couldn’t find a reason to rule it out as a possibility entirely, though finding $60 billion in any budget for a far-out space train seems perhaps the least likely scenario out of all of this. But Startram does make a point: the space shuttle program alone cost nearly 3 times more than that over three decades. Maybe an express train to LEO is exactly what commercial space needs. But just for the record, we’re not suggesting any of our readers sign up for the inaugural ride.

The Startram Tunnel Rising Toward Low Earth Orbit

Kader Çizgisi

Arabanın arkasına bağlanmış bir köpek eğer arabanın peşinden giderse tasması onu çekecek ve arabanın peşinden gidecektir. Burada köpeğin hareketi kaçınılmaz çizgiyle örtüşecektir. Ancak köpek arabanın peşinden gitmek istemese bile araba onu çekecek ve bunu yapmaya mecbur kalacaktır.

İnsanlar için de durum aynıdır: İsteseler de istemeseler de kaderin kendilerine çizdiği yoldan ilerleyeceklerdir.

Bülten / Baal Haber Ajansı

Meyve sineklerinde yumurtanın döllenmesiyle, yumurtasının çatlayıp larva olarak gelişimini devam ettireceği safhaya kadar geçen zaman, embriyonal dönemdir. Yukarıda paylaştığım video, meyve sineklerinin bir türüne ait (Drosophila melanogaster) ve bu dönemde çekilmiş, hücrelerin göçünü ve klasik segmentlerin belirginleşmesini hızlandırılmış şekilde gösteren bir çalışmadır… Sinek embriyosu tam zıt iki açıdan aynı anda çekildiği için olanlar bir bakıma 3 boyutlu görülebiliyor. Video yaklaşık 2500 DVD dolduracak datayı, bir dakika ondört saniyede gösteriyor. Bu tekniğin, genetiği üzerinde en fazla çalışılmış canlı olan meyve sineklerindeki, çeşitli mutasyonların embriyo gelişim mekanizmaları üzerinde nasıl etkidiğinin daha yakın ve canlı gözlenmesini sağlayacağı belirtiliyor.

http://www.nature.com/news/fruitfly-development-cell-by-cell-1.10769

İnsanlar Evrildi mi?

İÇİNDEKİLER

İnsanlarla Hayvanlar Arasındaki benzerlikler ve Farklılıklar

İnsanlarla Primatlar Arasındaki Farklılıklar

Benzeşimler Evrime Kanıt mı?

Teoriye Göre İnsanın Evrimi Şeması

Australopithecus

Homo habilis

Homo erectus

Homo sapiens- homo sapiens sapiens

İnsanın evrimi konusunda yapılan bazı deneme ve araştırmalar

Teoriye göre İnsanın Evrim Tarihçesi Doğru mu-?

İnsan Irkları ve Ara format Yalanlar

insansı Kafatası Fosillerine Göre İnsanın Evrimi Gerçek mi?

İnsansı Fosiller ve İnsanın Evrimi Bilmecesi

İnsansı Kafatası Fosillerinin Özellikleri

Maymun-İnsan Kromozom Sayı Farklılığı Sorunu

Kromozom Sayı Farklılığı Konusunda Evrimci Cevapları

Homo Habilis Ara Format mı?

Australopiketus fosilleri

Australopithecus dik yürüyor muydu?

Zhoudoukian Fosilleri ve Pekin Adamı

İnsansı Fosillerin Evrimsel Dizimi Gerçeğe Uygun mu?

Homo Erectus Farklı Bir Tür ya da Bir Ara Format Canlısı Değildir.

Fosiller ne diyor?

Ramapithecus (Sivapithecus) fosili

Turkana (Nariokotome) Çocuğu Fosili

KNM-ER 1470 (Homo Rudelfensis) kafatası fosili

Sahelanthropus Tchadensis fosili

Neandertal İnsanları ve Fosilleri

= = =

Evrim teorisinin en iddialı varsayımların birisi şüphesizki insanların primatlardan evrildiği iddiasıdır. Bu yazı dizimizde bilimsel yöntemlerle bu iddianın doğruluk derecesini araştıracağız.

İnsanlarla Hayvanlar Arasındaki benzerlikler ve Farklılıklar: İnsanlarla hayvanlar arasındaki benzeşim ve farklılıkları şöyle sıralayabiliriz.

a)-İnsanlarda diğer canlılar gibi aynı malzemeden var edilmişlerdir. Örneğin bütün canlılar hücrelerden, hücreler proteinlerden, proteinlerde aminoasit dizimlerinden oluşmuşlardır.

Canlılar bu hücrelerden ya da bu hücrelerin oluşturdukları kompleks sistemlerden meydana gelirler.

b)-Canlı türlerinin kendilerine özel yapı şablonları vardır. Şablon bilgileri en küçük ayrıntısına kadar gen şifreleri ile tespit edilmiş ve korunmuştur.

Kromozomlar bu bilgilerin kümeleridir. Her canlı türünün kendine özel gen bilgisi vardır. Kromozomlar bu gen bilgilerinin ayrıntılarıyla doldurulmuştur. Bir şablondan bir başka şablona geçilmesi (milyarlarca ayrıntının bir anda değişmesi, yeni oluşumunda rastlantılarla daha gelişkin kompleks sistemler meydana getirmesi gerektirdiğinden) mümkün değildir.

c)-Gen bilgilerindeki benzerlik ya da kromozom sayılarının aynılığı türden türe geçişi ya da canlılar arasındaki evrimsel akrabalığı göstermez.

Gen bilgilerindeki büyük oranda benzeşim gösteren ya da kromozom sayıları aynı olan, yapı olarak tamamen ayrı pek çok canlı türü vardır. (Örneğin patatesin kromozom sayısı insanla aynı yani 46’dır)

Evrim teorisi insanları en gelişkin canlı olarak kabule eder. Diğer ifade ile insan genomu diğer canlı genomlarına göre daha zengin olmalıdır.

Olmalıdır ama bilimsel bulgular bunu ONAYLAMAZ.

Genom zenginliği yönünden insanlar canlıların içinde ORTA SIRALARDADIR. Bu konuda kimi canlıar EN EVRİMLEŞMİŞ ZANNEDİLEN insanoğluna NAL TOPLATMAKTADIR.

d)-Canlılar kendilerine özel yapı şablonlarına sahip olsalar da aynı malzemeden var edilmiş olmaları nedeniyle benzer organlara sahip olabilirler.

Örneğin sıcakkanlı hayvanlarda sindirim, solunum, boşaltım vb.. sistemler hemen, hemen aynıdır. Bunun benzerleri soğukkanlı hayvanlar içinde geçerlidir.

e)-İnsanları diğer hayvanlardan kısmen ayıran en büyük fiziksel özellik dik durabilmeleri, dik yürüyebilmeleri, koşabilmeleri, dik hareket edebilmeleridir. İnsan buna uygun var edilmiştir.

Pelvis kemiği, omurgalar, dengeyi sağlayan iç kulak yapısı vb…. gibi farklılıklar insanları diğer canlılardan fiziksel olarak ayırır.

f)-İnsanın dik durup hareket edebilme özelliği bazı hayvanlarda kısmen de olsa vardır. Örneğin maymunlar, ayılar kısa süreli de olsa dik durup yürüyebilirler. Fakat bu bir benzeşimden öteye gitmez. İnsanların maymunlardan ya da ayılardan evrimleştiği anlamına gelmez.

g)-İnsanları hayvanlardan ayıran en büyük özellik aklını kullanma, düşünebilme, öğrenme, öğrendiklerini aktarabilme, öğrendiklerini kullanma, muhakeme edebilme, bilinçli olarak uzun vadeli amaçlara yönelebilme, hayal kurabilme, sorumluluk, vicdan, merhamet, sevgi, vefa duyguları gibi hayvanlarda bulunmayan insansı meziyetlerdir.

Bu meziyetlerin kaynağı ise insana özel beyin ve ruhsal yapılarıdır. Bu meziyetlerin maddesel bir açıklaması yoktur. Enzimlerin, hormonların doğrudan sonucu değildir. Maddeye bindirilmiştir fakat madde üzeridir. Madde sadece bir vasıtadır. Bu nedenle maddeye indirgenemez.

İnsanlar bu meziyetleriyle etrafı tetkik eder, araştırır, bir şeyler öğrenir, muhakeme yapar, öğrendiklerini kullanarak icatlarda bulunur, sanat eserleri meydana getirir.

Hiç bir hayvan en küçük ve basit bir alet dahi yapıp geliştirme meziyetine sahip değildir. Hayvanların yaptıkları bir içgüdü ya da şartlı refleksten öteye gitmez.

h)-Hayvanlarda gördüğümüz şaşırtıcı meziyetler (arının bal yapması, örümceğin ağ örmesi, göçmen kuşların yollarını bulabilmesi vb.. gibi.) belirli bir kalıbın içinde kalır.

Bu meziyetlerin bilgisi var edilişlerinde kendilerinde vardır. Öğrenilmez ve öğretilmez. Ne azalır, ne çoğalır. Hayvanlar bu meziyetlerinin bilincinde değildir.

İnsansı meziyetler ise bilinçlidir, artıp eksilebilir, bu nedenle sınırsızdır.

Evrim teorisinin canlılar tek bir hücreden evrimleşti varsayımı akıl ve mantık dışı olduğu kadar bilimsel verilerle de ters düşer.

İnsanlar diğer canlılar gibi yeri ve zamanı geldiğinde mükemmel olarak var edilmişler, aniden ortaya çıkmışlardır.

Bu gerçeği evrimi dışlayan ve iddiamızı doğrulayan kanıtlarla göstermeye çalışacağız.

Devamı var.

tersinim’in Açtığı Başlıklar Hakkında

Arkadaşlar tekrar merhaba,

Haziran başlığı sanırım sadece gelen şikayetlerin konuşulduğu bir başlık. tersinim’in yazıları hakkında bazı arkadaşların serzenişleri var ama açık bir şikayet yok sanırım, o yüzden ayrı bir başlık açıp bu konuyu burada tartışmaya açmak istiyorum.

Saçmasapan ve tamamen cehalet ürünü yorumların sitede yayınlanması sizce doğru mu? Kime faydası var?

sonsuz.us’un bu bilim şarlatanının yazılarına konaklık etmesi sizce uygun mu? Ben tersinim’in düşük-orta düzeyde bilgili birini bile ikna edebilecek potansiyelde görmüyorum aslında. Psedoscience bile olamayacak kadar kötü adam. Ama sizin de düşüncelerinizi merak ediyorum. Bırakalım yazsın, biz de altına doğrusunu yazar okuyucuyu koruruz mu dioyrsunuz. birazcık bile düşünen akıllara tehdit olarak görmüyorum ben bunun sözde teorilerini. Peki usumuz bu inanılmaz sığ düşüncelerle meşgul olmalı mı? Ziyaretçiler bu cehalet ürünü yazılarla meşgul edilmeli mi?

tersinim’in başlattığı başlıklar bir yana ben özellikle Gen Bencildir başlığının bu safsatalarla kirletilmesinden çok rahatsız oldum, zaten başlığa ilk yorum tersinim’den gelmiş ve tüm tartışma tersinim üzerinden devam etmiş. O başlıktaki tüm yorumların silinmesini teklif ediyorum. “tersinim’in başlattığı başlıklar bir yana..” diye başladım çünkü gen bencildir başlığı beni en çok rahatsız edendi, aslında tüm yazılarının kaldırılmasını teklif ediyorum. Buralarda yazıp ilgi gördükçe motive oluyor gibi hissediyorum.

Ne bileyim, her ne olursa olsun sonsuz.us’ta yorumların silinmesine karşıyım diyorsanız en azından sahte bilim gibi bir kategori açılsın ve tersinim’in tüm yorumları oraya taşınsın, kendi kendine orada yazsın çizsin.