Bir Matematik Problemi

Siz bir yarışmadasınız ve karşınızda 3 tane kapı var.. Bu kapıların birinin ardında ‘araba’, diğer ikisinin ardında ise iki ‘keçi’ var.

Yarışmanın sunucusu hangi kapıda araba olduğunu biliyor.

Siz 1. , 2. ve 3. kapılarından birini seçiyorsunuz. (Varsayın 1.yi seçtiniz)

Sunucu hangi kapıda araba olduğunu bildiği için, diğer iki kapıdan birini açıp, size açtığı kapıda ‘keçi’ olduğunu gösteriyor (varsayın 3.yü açtı) (Resimdeki gibi)

Ve sunucu size ‘bir şans daha tanıdığını’ söylüyor.. Kapınızı değiştirme hakkınız olduğunu, istersen 2. kapıyı seçebileceğinizi söylüyor.. İlk seçtiğiniz kapıyı değiştirir miydiniz?.. Seçtiğiniz kapıyı değiştirmek sizin yararınıza mıdır?

Not; Sunucunun sizi kandırmak, aklınızı çelmek, üç kağıt yapmak gibi insani fonksiyonları yok.. Siz kapılardan birini seçtikten sonra, kalan 2 kapıdan birini açıp, kapının arında ‘keçi’ olduğunu göstermesinin o sunucu için bir zorunluluk olduğunu düşünün.

Bir Savaşçı Olmalısınız

İnsanlar geleneksel düşüncelerin ya da alışkanlıkların dışına çıkmaya zorlanır. Dünyadaki bir çok buluş ilk tanıtıldığında, tepkilerle karşılanır.Sizde yeni bir fikir bulduğunuzda, herkesin sizin gibi düşünmesini ya da sizi alkışlamasını beklemeyin.Bir savaşçı olmanız ve karşınıza çıkan engelleri aşmanız gerekecek.Bütün enerjinizi odaklayın ve düşüncenizi hayata geçirinceye kadar da durmayın. Her bulduğunuz fikir ise yaramayacak ya da hayata geçirmeye çalıştığınızda engellerle ve insanların önyargılarıyla karşılaşacaksınız.Yapamayacağınız söyleyenler olacak.Bunların karşısında durabilmek için güçlü olmalısınız.

Hayatımızla ilgili yapabileceklerimiz, yaşayabilecekleriniz sizi heyacanladırıyor.Neden kendimizi belli kalıplar içerisinde sınırlıyalım ? Dünya da yedi milyar insanın aslında temel olarak birbirinden pek de farklı olmadığını görebilirsiniz. Farklı olan ya da farklı düşünebilen insanlar, sadece özgür bir zihinle kendilerini yaratılıcık konusunda serbest bırakabilenlerdir.

Neden herkesin düşündüğü ya da davrandığı gibi davranasın ? Sen kendini ait , kendine has bir varlıksın ve dünyada senin esin benzerin yok. Şimdiye kadar düşüncelerine vurduğun zincirleri kaldırıp at. Her şeyi yapmanın bir yolu değil,bir çok yolu var.Gel bunları keşfedelim, heyacan veren yolculuğu yapalım. İçindeki çocuk tekrar kıpır kıpır olsun.Sor ona, neler yapmak istiyor, nasıl yapmak istiyor?Geçmişte oluşturduğun ve seni sınırlayan düşüncelerine hemen dönme.Her şeyi yeniden ele al.Hayalini düşünmek seni heyacanlandırıyor.Peki neden yeni bir sayfa açıp onu elde etmek için neler yapabileceğini düşünüyorsun ?

Her şeyi yapmaya, bütün dünyayı karşına almaya hazırsın.Ama ne? Ne yapacaksın? Nasıl o layık olduğun hayatı yapacaksın? İçindeki alev ve biraz da canını yakan arzuyla,sürekli nasıl diye sorarsan cevapı sana gelecektir.Nasıl yapabileceğini bulduktan sonra,sahip olduğun enerji ve o içindeki fırtınalar koparan hayallerin seni oraya götürecektir. Yapman gerekenleri sana yaptıracak o itici güce sahip olacaksın.Kimliğinin içinde yanan ateşle birleşerek seni oraya son sürat giden bir tren gibi önüne çıkan engelleri parçayalarak ulaştıracaktır.

22 ARALIK 2009 ALMANYA

Güzel Türk Dilimiz ve Özentilerimiz

Dil bir ulusun kimliğidir, dile yeterince özen gösterilmesse, sahip çıkılmassa bozulmakla kalmaz,ulusal bilinç ve
özgüvende büyük zarar görür.

Anlatamayan, anlaşılmayan insanlık,hırçınlaşır ve sürekli bir çatışma içinde olur.Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak
bize ve dilimize saygı gösterilmesini istiyorsak, önce biz kendimize saygılı olmalıyız.

Türk dilinde bir sorun yok ,sorun onu yeterince bilmeyen ona yeterince sahip çıkmayanlarda. Dilimizi küçümsemememiz için bir neden yok, köklü bir dile sahibiz.Dünya’da en çok konuşulan beşinci dil. Dünya’nın 220 Milyondan fazla insanı Türkçe konuşuyor.

Yabancı ülkede ve Türkiye’de yaşayan bizler genellikle yabancı dille Türkçe’yi bir arda çok kullanıyoruz. Ülkemizde yabancı kelime ve argo kelimeler takıntısı çok fazla.Günden güne daha gülünç hal alıyor. Milli dil milletin bütün özelliklerini taşıyan dildir.Kaynağı millettir.Milletin tarih içindeki yerine bağlıdır. Milletin adından çıkar,milli dil öz bir dildir. Millet o dille duyar,düşünür,anlaşır,bilim , sanat yapar.

Umarım bu yazımda bazı kişiler niçin isimlerin anlaşılmaz şekilde kullanıldığını devamlı vurgulamak istediğimi
anlamışlardır.

15 HAZİRAN 20011 -ALMANYA
SELAMİ SAĞIR

SENCE ASK NEDIR ?

Sen bana söylermisin sence ask nedir ?
Iki damla gözyasimi bir senin biri benim.
Yoksa iki gülen yüzmü biri sen, biri ben.
Yaz mevsiminde üsüyen iki kalb mi ?
Yoksa kis mevsiminde yanan iki yürek mi.
Adina siirler sarkilar yazilan bir kitap mi.
Yoksa Leyla ile Mecnun gibi bir roman mi.
Bahcede acan güllerin ahenki,nesesi mi
Yoksa karda bitmeyen fidanlarin hüznü mü.
Güzel bir havada denizin durgulugu mu.
Yoksa firtinali bir havada dalgalarin kiyiyi dövmesi mi.
Karanlik bir gecenin gizemli durusu mu.
Aydinlik bir günün gürültülü yasantisi mi.
Sevgiyle dolu bir yasamin fantasi mi.
Yoksa sanal alemin vaz gecilmez tutkusu mu .
15 HAZIRAN 2011- ALMANYA
SELAMI SAGIR

hayalinizdeki TANRI nasıl olmalıydı ?

Şayet Tanrı, yani bir yaratıcı olsaydı dünya böyle olmazdı… yada
şayet Tanrı olsaydı…. gibi başlıyan yazıları yazanlar Şayet gerçekten bir TANRI olsaydı diye düşünenler ; Dünya ve insanlar nasıl olmalıydı ? yada Siz TANRI olsaydınız ne yapardınız diye düşündüm? Çünki herkesin kafasında farklı TANRI modelleri var. Atesitlerin bile inanmasalar dahi Tanrı olsa şöyle bir olay olmazdı gibi teorilerinin başlangıç düşüncesi nedir ?
Tanrıya inanmamakta bir inanç sistemimidir ?
ideal TANRI tipi nasıl olmalıydı ?
Siz TANRI olsaydınız cennet ve cehennemi yaratırmıydınız ?
Peygamberleriniz olurmuydu örneğin ?
Kitap gönderirmiydiniz ?
ilk çağlardaki insanlara nasıl ? sonraki bilgi çağında yaşayanlara nasıl hitap ederdiniz? Aradaki uçurumu nasıl kapardınız ? İlk çağlara hitap ettiğiniz kitapları sonraki gelenler nasıl anlardı.
Ciddi düşüncelerinizi bekliyorum. saygılar..