İyileşme denen DURUM

Terapistin ego ve transpersonel güçle ilişkisi ve ruhsal konumu, yalnızca açık olarak “vakayı nasıl idare ettiğini” değil, aynı zamanda kişiler arası arşetipik alanı nasıl etkilediğini de belirleyecektir. İnterpersonel arşetipik alanı nasıl etkilediği daha geri planda olsa da daha önemsiz değildir. Bu anlamda iyileşme süreci, iyileştiricinin kendisinin eş zamanlı olarak harekete geçen kompleksleri üzerine bilinçli bir biçimde çalışmak suretiyle hastayla “kuluçka odasını” paylaşmasını gerektirir. Her iki tarafı da kaçınılmaz olarak etkileyecek bir dönüşüm süreci yaşanacaktır. Ne var ki iyileştirici hastayı kendi süreçlerinin hedefleri doğrultusunda kasıtlı olarak kullanmamak zorundadır.

Istırabı bilinçli olarak paylaşma deneyimi, iyileştirenin bilerek ya da bilmeyerek terapi sürecine taşıdığı kurbanın karşılığıdır. Hastayla birlikte hissetmek, kavramak ve rezonans kurmak, böylece rahatsızlık ile rahatsızlığın uygun terapik modeli ve iyileştirici benzerliğinin doğasını kavramak suretiyle içsel bir araştırmada hastanın bireyliği ile ortak olmasını sağlayabilir.Dr Whitmont
*
Bu riske girmek istemeyen iyileştiriciler (doktorlar, şifacılar vb), ihtisas alanlarındaki genelleştirilmiş semptom ve tedaviyi kullanırlar, bu ise sadece zihinden kurulan, son derece yüzeysel bir ilişkidir. Böylece ne iyileştirici ve hasta gerçek bir rezonansa girmeyerek değişim-dönüşümün alanına ulaşamazlar.
İyileşme,yani sapmanın giderilmesi, her iki tarafın da assetlerini(varlıklarını) ortaya sürmelerini gerektiren bir işlemdir, ve çoğu kez kendini sağlıklı zanneden iyileştirici bunu göze almaz. Bu sebeple gerçek iyileştirmeler aşk ve kaza gibi bilincimizle kontrol edilemeyen durumların ortaya çıkmasını bekler hale gelir.

Bir iyileştirici olarak; Öncelikle yargısız ve beklentisizce hastayı (kişi,şirket,devlet vs) izlediğin boşlukta bir sürecinin olması gerektiğini biliyorum artık. Bu süreç kendi sorununu ve nasıl bir tedavi beklediğini açıkça söylüyor zaten. İyileştiriciye düşen sadece boşlukta beklemek ve kendine söyleneni yapmak

İyileşme Nedir?

“Hastanın kişiliği, doktorun kişiliğini takip eder.”
Psikoterapide olduğu gibi somatik tedavilerde de iyileştiricinin kompleksleri, en çok bilinçdışı olduklarında terapik sürece müdahale eder. Kendisinin farkında olmadığı, “gölgesiyle” idealize edilen ya da korkulan arşetipik imgelerle birleşerek, iyileştiricinin hastasının kişiliği hakkındaki objektif bakışını çarpıtabilirler. Hastaya yansıtılması uygun olmayan hisler doğurabilirler. Bunlardan herhangi biri, teşhis noktasında yanlış yaklaşımlara sebebiyet verebilir.

Bir terapistin ya da iyileştiricinin “kasıtlı” ya da “tesadüfi” tercihinin, bilinçdışı bir biçimde ve eş zamanlı olarak büyük ölçüde hastanın ebeveynleri ve kardeşleriyle ilişkileri ve sorunlarının transfer yansımalarına göre belirlendiğini iddia etmek abartılı olmaz. Hasta terapistinde “iyi” bir ebeveyni görmek ister. Buna karşılık, belirli bir terapistin kendisine çektiği hasta tipi de kısmen kendisinin gölgede kalmış çok çetin sorunlarınca belirlenir. Bu, çok sık rastlanan derin bir psikolojik deneyimdir. Örneğin otoriteye düşmanlık, hastayı savaşabileceği bir otoriter doktor seçmeye itebilir. Koruyucu bir anne arayışı, annelik duygusu fazla gelişmiş bir terapiste yöneltebilir.
Whitmont

  • Turan Erdal Iyi teratipist bu bagimliklari görür ve hastanin özgür olmasini saglayici islemler yapar.
  • Rüya Kampı-Dünya yılı 2012 Doğrudur. Burada dikkat çekilmeye çalışılan ise “tencerenin yuvarlanıp kapağını bulma” fenomeni. Yani herkes layığını bulur
    Turan Erdal Asil sorunun üstüne basmissin. Hasta zaten durumunun degismesini istemiyor. O halde neden terapiste gidiyor ki? Hem cok para verip hem de kendi fikirlerini duymak icin mi?

     

    Rüya Kampı-Dünya yılı 2012 Çoğu kez sihirli bi değnek bekliyor, iyileştiricinin onun adına karar verip uygulamasını istiyor fakat olayların akışı böyle olamıyor maalesef. İyileştiriici yalnızca -eğer mahirse-sorununun kaynağını görebilir ve danışanı bu konuda uyarır, gereğinin yapılması ise danışanın kes-k-in kararını bekler

    Şüphesiz geçici iyileştirmeler sağlanabiliyor ancak danışan hastalığı-acıyı oluşturan kararını kökten değiştirmedikçe sürekliliği sağlamak iyileştiricinin elinde değil. Ve bu tamamen adil bir durumdur ve özgür irade kanununun korunumu gereğincedir.

  • Turan Erdal Kararin pismesi icin zamana gereksinim var, terapiste pek gereksinim yok galiba. Terapist sadece bir baston olarak kullaniliyor.
    Rüya Kampı-Dünya yılı 2012 Terapist ya da daha geniş anlamıyla tüm iyileştiriciler diyelim, kesinlikle gerekli çünkü o olmadan sorunun kaynağını kişi kendi başına göremez! Tüm iyileşmeler ilişki temeline dayanır.

Rüya günlüğü tutunuz

Rüyalar, bilemediğimiz bir bölgede yer alsa da onlarla ilgilenip gönderdiği mesajları aydınlatmak size şu an ve burada algı genişlemesi yaratır, ilişkilerinizi kolaylaştırır, varsa düğümleri çözer, hayatınızın toplam kalitesini yükseltir.
Rüyalar üzerinde çalışmanın yaratacağı değişimi başka hiç bir yol ile elde etmeniz mümkün değil, bazı çok tehlikeli yollar olsa bile hiç biri kalıcı etki sağlamıyor, oysa rüya size her gece verilmiş bir hediye, bunun kıymetini biliyor musunuz?

Bireysel rüya seansaları için randevu alınız.

*

Acı, kurban edilmek için halen çok taze olanın ürettiği dumandır.
Pannikar
Yaş bir odunu yakmaya çalıştığınızda öyle bir isli duman çıkar ki, o yanmaya çalışırken seyrederseniz adeta acı çektiğini görürsünüz, oysa kuru bir odun minicik bir dumanla çıtır çıtır kolayca yanar ve kendini yeni formuna bırakıverir.

Esriklik

Kendini kaptırdığın herhangi bir dans, sanrılandırıcı bir madde kullanmaktan çok daha tehlikesizce farklı bir dikkat seviyesine çıkarıyor, üstelik devasa bir enerjinin psişeye akmasını sağlıyor.Bu yolla sağlanan esriklik, kişinin tüm bedenlerindeki (fiziksel,duygusal,mental) sağllık sorunlarını ve atalet illetini bi çırpıda iyileştiriyor. Bence bu bir mucize.

**

Ho’oponopono Yöntemi gerçek midir? Dr.Ihaleakala Hew Len diye biri var mıdır bilemiyorum; ancak yöntemin ilginçliğini ve uygulanabilirliğini kendimden biliyorum. Aslında orada anlatılan konuyu test etmek için işe kalkışmak belki çoğu kez yapmacık kaçabilir. Bu yöntemi kendi içimizden doğal yollarla uyguluyor olabilmek lazım. Belki konuyu tartışmak isteyen olursa daha iyi irdeleyebiliriz.

Bana salınımcı olmakla ilgili gibi geliyor 🙂

EA: tam anlamıyla bir Anlayış görmek insanı bu kadar güzel etkiliyor demek ki. bana bir arkadaşımı hatırlattı bu durum. o kendisine bir şeyler anlatanı tüm bedeniyle her şeyiyle dinler adeta o olur. kim olursa olsun ne anlatırsa anlatsın. hemen… kendini iyi hissetmeye başlar ona anlatan kişi. empati ya da sempati bildiren sözel bir dönüt bile vermemesine rağmen. yargılamadan olduğu gibi dinliyor ve doğal bir şekilde yapıyor bunu çabasızca. hayranım bu konuda ona.

TE: Bu yöntemi bilmiyorum ama dinlemek denilince karsi tarafi etkilemeden dinlemek anlasiliyor. Gercekten karsi taraf zannedildigi gibi etkilenmiyor mu? Dinleyenin sadece orda olmasi karsi tarafi etilemeye yetmiyor mu?

sa: Esra, çok güzel gözlemlemişsin, tamamen katılıyorum. Turan dinleyiici yargısızca kendini dinlemeye bıraktığı halde, anlatan herhangi bi dış-iç imgeden etkilenebilir fakat bu dinleyenin durumunda (gerçek dinleyense) karmaşa yaratmaz. Onun çalkantılı bi deniz gibi sallandığını, yön değiştirdiğini velakin süper içdoğasının güzelliğini seyretmeye devam edersin 🙂 Anlatan her kim olursa olsun, dinleyen için  o her bir kişinin kendine has “biricik” yöntemi ve serüveni gerçekten büyüleyicidir.

EA: hatta dinleyen kişi bu kadar berrak ve net olunca, anlatıcı dinleyicinin aynasında kendisini görebilir. ve yargılanmadığını da bildiği için (koşulsuz olarak her şeyiyle kabullenilmiş hissettiğinden) herhangi bir şekilde savunma yapma gereği de duymaz. dinleyicinin aynasında kendisini daha net olarak görebilince de değiştirmek istediği yönleri farkeder ve belki de değişim başlar

TE: Anlatan dinleyen kadar dinleyenin de ne tür hareket ettigini algiliyor. Anlattigi seyin heyecanli olup olmadigini, karsi tarafin onu anlayip anlamadigini o da hissediyor ve dolayisi ile fark ettigi zaman kendi yönetmini de degistiriyor. Bunu tabii ki bilincli yapmiyor. Anlatan anlattiklari seylerin tastik edilip edilmedigini karsi tarafi izleyerek anlamak istiyor. Eger gercekten anlasildigini anladigi zaman anlatmasina ivme kazandiriyor.

sa: Çok doğru. Fakat bu söylediğin anlatanın farkındalık derecesine de bağlıdır. Öyle çok anlatıcı gördüm ki, dinleyenin farkında bile değil, sadece ve sadece sonsuzca konuşmak istiyor. Geri bildirim ya da onaylanma filan beklemiyor. Bu anlatıcıların her zaman gündeme getirdiğim “hipnoz altında” olmaları ihtimali olabilir sanki.

TE: Onlar galiba kendi kendileri ile yanliz olmamak icin anlatiyorlar. Mesela cocukken mezarliklarin yanindan gecerken sarki söylüyorduk. Bunun korkmamak icin cok iyi bir yöntem oldugunu büyüyünce kitabin birisinde okumustum.

sa: Çok güzel bir benzetme olmuş, teşekkür ederim. Bu duruma CC’de güzelce değinilmiş. Sonsuzlukla karşılaşmak için yeterli enerji birikimi olmayanların, patlayıp dağılmamaları için bu tekrarlardan ibaret sonsuz iç ve dış konuşmalar bir KALKANmış, ciddi bir koruyucu görev üstleniyormuş.

**

Takyonlara taktım, bi onları görüp seyretme hevesimm var.

EA: hayırlısı deneyimlerinizi okumayı bekliyorum

sa: Hayırlısı tabi ama bekleme gel beraber gidelim, birlikten kuvvet doğar. (Atasözlerine bayılıyoruuummm)

EA: nasıl gideceğiz?

sa: Sen niyetine bak canım! Nasıl kısmı ile işimiz yok artık (o eskidendi) :)))

EA: tamam o halde varım 🙂

sa: Heyoooo… Süperrr

**