Unutma Perdesi

Her birimiz bu gerçeklikte konumlandığımız (seçerek ya da belki tesadüfi fark etmez) ROLlere ölümüne bağlıydık, sanki ondan başka bi yetimiz, bilgimiz yokmuş gibi davrandık, bazıları hala öyle davranıyor. Ki bunun “unutma perdesi” ile ilişkili olduğunu biliyoruz. 3B boyutunun bir şartı; unutmak! 🙂
Örneğin ben bir hayalperest, bir kurgucu rolünü aldığımda bununla ilgili yaşayıp yaratımlarda bulunduğumda başka roldeki biri (bir başka BEN) de ahlakçı rolü almış olabiliyor, biirbirimizi kıyasıya eleştiriyoruz. Sanki ben de hiç ahlakçılık yokmuş gibi davranabiliyorum. Oyunu dışarıdan gözlemlediğinizde dramatik bi komedi gibi oluyor, belki o sebeple üstatlar, kanallık bilgileri verenler bu kadar çok kahkaha atarlar.
Kahkaha atanlar bunu sık sık ve sanki çok da gerekli gibi bi durumda değilken yapanlar hemen dikkatimi çeker. Örneğin Tobias’ı böyle bir durumdan ötürü izlemeye başlamıştım.

*

“Ruh öğrenmez, insan öğrenir.” Diyor Kryon.
Hakikaten de tavukların ruhla bi ilişkisi olabilir, çünkü (arkadaşlarım bilir) tavuklar üzerine oldukça çok düşünmüş ve gözlem yapmışımdır. Üstelik Clarissa’nın en beğendiğim (sibel yaşamının hikayesi olarak algıladığım) öyküsü Vasalisa‘da hayatın var oluşunu sağlayan ateşi veren Baba Yaga’nın evi tavuk ayaklarına sahiptir! Ve benim BAK oyunuyla sorduğum kendi işlevime dair yapılan resimde yine sol tarafımda tavuk ayaklı kaos canavarı yer almıştı. Tesadüf deyip geçebilir miyiz? evet
Ama artık geçmiyorum 1999 dan beri 🙂
Neden geçmiyorum, inançlı olduğum için mi? Hayır ve evet 🙂
Her şey hem öyle hem böyle.
Matrix’in kahini gayet güzel özetlemiştir:” Öyle ya da böyle”
Kuantum fiziğine hürmetlerimle

Ruhsal zeka ile bağlantı kurmak.

En derindeki kurtulusumuz, kendi en derin hayal gücümüze hizmette yatıyor olabilir.

Ortanin tuttuğu ve üzerinde düşündüğü o derin ve anlamli merkezden yoksun olan çoğunluk hayatin parcalanmis kenarina takılmis, nilüferin dış taç yapraklarina izole edilmiş durumda. Sonuç olarak bizler, çogunlukla anlamı materyalizm, rasgele seks, amaçsız isyan, şiddet, uyuşturucu veya Yeni çağ okültizmi gibi bozunmuş ya da dışlanmiŞ durumdayizdir.

İngilizcede sağlık ve bütünlük kelimeleri ayni kelime kökünden gelmektedir; sağlıklı olmak bütün olmaktir. Newtoncu dusunce vücudu bir gen makinasi olarak, hastaliklarin yok edilmesi, yaşlanmayi ve ölümü ise “çare bulunmasi gereken” bir şey olarak sistemin hatasi (!) Veye dusmanlari olarak gormekteydi. Halbuki bazi doktorlar ve filozoflar hayata artik baska acidan bakmaya basladilar; çektigimiz acilarin cogu hatta kronik fiziksel hastaliklar dahi “anlam hastaliklari” kapsamindadir.

Sadede gelmeye başladik. Komşunu kendin gibi sev emri der Freud, bugune dek yazilmis en imkansiz emirdir. Ona gore boyle degerler ego uzerine imkansiz bir yuk yükledi ve bizi hasta etti, bunlarip hepsine degisik nevrozlar denebilir. Çelişkilerimiz gercekten hayati.

İndirgemeci bilimsel düşünüşten dolayı sihir ve gizeme yabancılaştık. Freud ve onun takipcileri sayesinde egoyu gercegin ta kendisiymis gibi görmeye tesvik edildik, Batı hümanizmi kibir ve ümitsizligin bir karisimi haline geldi. Bizler en iyiydik, evrim agacinin en tepesindeydik. Onsekizinci yüzyil sonrasi Batı humanizminin ruhsal bakimdan sağır ve Asya hümanizminin ise ruhsal bakimdan zeki oldugunu soyleyebilirim.

Şuur nereden geliyor? Ve bunu izleyerek, anlam nereden geliyor?

D. Zohar bu kitapta sorularin cevabini ariyor. Devam ediyoruz kisa notlarimiza…

Kuantum teorisi, fiziksel davranişi belirsiz ve “bütüncü” diye tarif eder. Yani bir kuantum sistemindeki bircok tekil parca öylesine bütünüyle entegre olmuştur ki tek bir birleşik bütün gibi davranmaktadirlar.

Kuantum tünellemesi, bir parçaciğın enerji bariyerlerinin diğer tarafindan bir parçacik olarak çikmadan önce bir dalgaya dönüşerek “tünel açıp geçmesiyle” oluşan süreçtir.

Beyinde 40 hz.lik salinimlar vardir ve bunlar beyindeki tekil algisal ve bilişsel olayları daha büyük, daha anlamlı bir bütünde “bağlar”lar.

D. Zohar

 

 

D.Zohar

Entegral üzerine bi sohbet

  • Murat Uhrayoğlu Yani demek ki, herşeyi toplumlar ve marks’ın öngördüğü gibi, sınıfları dahil birleştirip parçalarına ayırmak teorik olarak mümükün anlamına gelir ki, modern anlamdaki yorumu, sosyalizm ve sosyo-ekonomi’de ve hatta mikro-iktisatta bunun uygulamaları mevdut olduğu görülür.. Daha özel anlamda psikolojik yorumu ise, tüm yaşamış olduğumuz hayatımızın (egomuz), kendi hayatımızın bu genel çözümlerden (süperego veya toplu bilinçaltı) kendi seçmiş olduğumuz özel değerlerin verilmesinin bir integrali olduğunu da düşünebiliriz..
  • Sibel Atasoy Evet şimdi anlaşılır oldu teşekkürler. Tabi bu brleştirip ayrıştırmaişi bildiğimiz dünyanın tüm oyunlarını kapsayan üst oyun olagelmiştir. Kendimizi zeki bulmak için bu işlemlere ihtiyaç duyuyorduk muhtemelen, merakımız ve bu motivasyon bizi yaşadığımıza ve değerli olduğumuza bizi ikna ediyordu. Sizce bundan sonra da bu motivasyonu derinleştirerek sürdürecek miyiz yoksa başka şeyler mi bekliyor bizi?
  • Murat Uhrayoğlu Evet yapboz şekline bir oyun teorisi aslında her şey. ama burda bir nokta var: Oyunun kurallarını kendimizin belirlkemesi bekleniyor birisi tarafından ve oyun genel anlamda izleniyor dışarıdan. Ama sebebi ne: bunu bilmek mümkün değil, çünkü oyunun dışına çıkamıyoruz..
  • Sibel Atasoy Oyunun dışına zaman zaman çıkabiliyoruz, rüyalarda vizyonlarda. Mesele oradaki değişik algıyı oyuna döndüğümüzde hatırlayabilmekte. İşte kendini disipline etmek de bu yüzden hayati. Ben bilmediğimizi söylediğiniz sebebi tahmin ediyorum fakat oyun içndeyken bundan tam emin olmak da tehlikeli

  • Murat Uhrayoğlu

    Bunu bir somut örnekle anlatayım 2002 yılında bir grafik firmasında galaksi isimli bir çocuk oyunu tasarlamıştım. Oyun uzaydaki belirli galaksileri ilerleyerek ele geçirme üzerine kurguluydu. Spiral şeklindeki kendi üzerine kapanan bir sarm…Devamını Gör
  • Murat Uhrayoğlu Peki rüyalardaki görümlerin oyunun dışı olduğunu nereden bileceğiz? Çünkü onlar günlük hayatın işlemesiyle bilinçaltımıza giriyor, oysa bence dışarısı evrenle ilgili bir yer olmamalı, yani tanımlanması mümkün olmayan bir bölge olmalı?

  • Sibel Atasoy Katılıyorum.Ben de tam bizi izleyenler kim diye sormaya hazırlanıyordum. rüyalarda tanımlı ve yarı tanımlı diyebileceğmiz farklı bölgeler var, tanımsız bölgeye ise gitsek de bişey getiremiyoruz. Yani hatırlayamıyoruz böylece onu dünyanın malı haline sokamıyoruz
  • Murat Uhrayoğlu he bende o noktayua gelmiştim işte, çünkü evrenin bizden çok daha gizemli bir üst boyuttaki şuurlu varlıkları içermesi gerekiyor ve bu da bir izlenmeyle sonuçlanmalı bence, çünkü daha bilişnçli olan az olanı kontrol eder, örneğin: hayvanlar ve biz gibi. yani bu tanımsız bölge ile hiç bağklantı kuramıyoruz o zaman somut olarak? bunu mu kastettiniz?
  • Sibel Atasoy Aynen öyle, bilinç yolculuğunun insan ömrüyle kıyas kabul etmeyecek bi yolu olmalı ve böylece söylediğiniz çıkarsamayı yapmamak için bi engel yok. Aslında her şey frekanslarla ilgili. Bunu yıllardır hissediyor ve biliyorum. Örneğin rüyada ya da alacakaranlık bölgede farklı bir frekansa kaydığınızda bir hayvanla rahatça aynı dili konuşor gibi anlaşabiliyorsunuz.
  • Murat Uhrayoğlu Mesela size bir sorayım: Hiç yeterince gerçek olduğunu düşündüğünüz bir rüya oldu mu? Bence gerçeklik te bir derece göreceli neye göre ne gerçek esas sorunda bu zaten!
  • Sibel Atasoy Tanımsız bölgeyle her an temas halindeyiz fakat bilincimize alabilmek en küçük ölçü birimi neyse onu ve ancak binlerce yıl yaşamakla mümkün oluyor
  • Murat Uhrayoğlu Peki buna göre ölüm ve sonrası nasıl bir şey sizce? Şu kutsal yazılar filan ne derece doğruyu sölüyor, mesela bunu hiç bir zaman deneyimleyemiyoruz..
  • Sibel Atasoy bütün rüyalarımı gerçek gibi yaşıyoru ben, orada çok müfredatlı dersler ve çalışmalar yapılıyor ancak -belki kişisel olarak benim tercihimle- detaylarını hatırlayamıyorum. Fakat etkilerini hayatımın her anında görmek mümkün
  • Murat Uhrayoğlu Şöyle söyleyeyim ben mesela çocukluğumdan veri kuran tevrat incil neredeyse tüm kutsal metinleri okudum, araştırdım. Fakat bir gün düşündüm ki, yaratıcı neden tüm bunlara gerek duyuyor, yani evren neden var. Oysa onun buna ihtiyacı yok görülüyor, çünkü soınsuz. O zaman insan kendi varlığından da şüphe ediyor. Yani düşünün her şey zamanla yok olup gidiyor. Bunda ne gibi bir üstün amaç olabilir ki?
  • Sibel Atasoy Murat bey, her şey onu deneyimleyene yüzdeyüz doğrudur. Fakat insanlık özellikle yazının icadıyla AN’dan koparılmıştır bu sebeple EYLEM (ki bana göre ilahi olanın bir bacağı-fact)ikinci plana düştü ve insnlar 115 inci ağızdan kulaktan kulağa oynamaya başladı. Bu uzun ve acıklı bir öyküdür. Çok yazdım ben bunları. İnsan bilinmeyenden korktuğu için, onu ister istemez şekle sokar, mümkün olduğunca kendine benzetir. Bu sebeple gerek animistik çağda gerekse onun devamı tek tanrılı dinlerde tanrı/lar insana benzerller 🙂 Onlar gibi arzuları, korkuları, merhamet ve gazapları vardır. Bunu anlamak o kadar da zor değil
  • Murat Uhrayoğlu

    yani insanlık tarihi saklanıyormu bizden. Ben özellikle çok aydın bir bilim insanı olarak gördüğüm newton üzerinde çok araştırma yaptım. Newton sürekli fizikten çok eskli antik bilgeliklere başvurmamızı söylüyor hakikati anlamamız için, pla…Devamını Gör

    Sibel Atasoy bu soruları ben de gençken çok sordum 🙂 Şimdi cevabı biliyorum ama söylesem de faydası olmaz çünkü çok basit! İnsanoğlu karmaşık şeyler istiyor ki onu çözebildiğinde kendini değerli hissedebilsin. Gerçekten de oldukça sakatlanmış bi özle karşı karşıyayız ve bunun için yapılabilecek bişey yok

  • Murat Uhrayoğlu ve acaba bu sır insanın kendi içindeki saklı olan bir enerji formunda mı? Bunu bir ara ciddi olarak düşündüm ama insandaki enerji bölgelerinm yani şu uzak doğunun çok eski metinlerindeki çakraları bilmekten geçtiğini düşünüyorum bence insan evrendeki en müthiş makine ve o sırrı açabildiğinde sonsuz enerjili bir elektrik trafosu gibi çalışan bir makine bence.. basitlik diyorsunuz siz? Çok ilginç, ben hep tersini düşünmüştüm.. zamanınızı almıyorum değil mi sibel hanım? aslında bunlar hep bir uzmana sormak istediğim konular ama pek muhatap bulamamıştım, sizin fikirleriniz bu konuda değişik geldi bana…
  • Murat Uhrayoğlu Teşekkür ederim, bu kısa sohbete katıldığınız için çok memnun oldum, tekrar görüşmek üzere, fikirlerinizden istifade edeceğim..

  • Sibel Atasoy bi telefon girdi araya pardon
  • Murat Uhrayoğlu tamam devam edebiliriz, basitlikte kalmıştık sizce neden basitlik bu kadar önemli?
  • Sibel Atasoy Cevap çok basit demiştim.
  • Murat Uhrayoğlu evet ama açmadınız orasını ve sizce evren de basit mi, yani matematikle anlaşılabilir mi? çünkü ben buna yönelik bulgular elde etmiştim, newton da bu yönde düşünüyor?
  • Sibel Atasoy ben bi soru geldiğinde o an cevabı görürüm şu an hatırlamıyorum yeniden sorulması lazım. newton şükphesiz çağına göre çok ilerdeydi ama kuantumdan sonra artık daha farklı düşünmeye başladık
  • Murat Uhrayoğlu basitlik demiştim neden önemli ve evren gerçete basit mi, yani 5 duyuyla anlaşılabilir mi? Çünkü çok zaman bunu gözden kaşırıyoruz, özellikle ben
  • Sibel Atasoy Bi ara şu yazı aklıma gelmişti tlf araya girmeden belki göz atarsınız https://blog.sonsuz.us/?p=5403 benim yazdığımı unuttuğum binlercesi var böyle )

  • Murat Uhrayoğlu Kuantumla birlikte maddenin enerji formunu anladıkm, ama onun da anlaşılamayan yönleri yok mu sizce, yani herşeyi tam açıklayabildi mi?
  • Sibel Atasoy beş duyu yetersiz.ben tatmin oldum
  • Murat Uhrayoğlu kesinlikle bunu bekliyordum vevap olarak fakat newtona ka
  • Sibel Atasoy asllında cevabı sizde buldunuz ama bu kadar basit olmamalı diyorsunuz
  • Murat Uhrayoğlu kadar bilim dünyasını n 5 duyuda takılı kalması belki de antik felsefeden bize miras kalan bilgeliklerin anlaşılmasını engelledsi, veya birileri engelledi düye düşünüyorum, çünkü dünyada hep birilerinin çıkar amacı güdülmüş tarihte onu gmörüyorum,,
  • Sibel Atasoy Zihinin, insana sonradan ilave edilen bi aksam olduğunu düşünüyorum. Eğer onu bi makine olarak görüyorsak ki öyledir. Zihin ya önceleri yoktu ya da aktif hale gelmemişti. Ki ayna nöronları da daha sonra aktiflendi
  • Murat Uhrayoğlu

    Okudum, yazınınz çok güzel anlatıyor aslında meseletyi. şu giden ve dönen için yorumunuz newton’un dünya felsefesindeki şu ifadesine benziyor diyor ki: “Her ne kadar madde ve ruh içi içe görünse de evden dışarı çıktığınızda, hep o beklediği…Devamını Gör

    şu akıl yürütmeniz de ilginç: Ve şu soruyu yöneltiyorum: “Ne olduğuna bi türlü karar verilemeyen büyük montanlı bilgiler, dönenlerden gidenlere aktarılıyor olabilir mi?”

  • Sibel Atasoy o katı çarklar var ancak onu o hale getiiren milyarlarca insanın iradesidir ve bunu da anneler yapar! Artık maalesef mi yoksa Allahtan ki mi dersiniz bilemem. evet aniden inen bilgiler, bunlar moral-ahlak anlamında da olabilir bilimsel de teknolojik de ya da sanatsal da olabilirler, tarih ve şu an bu gibi montanlı inişlerle dolu
  • Murat Uhrayoğlu ama bazı aydınlar onları kırmış tyarih içinde ve genelde evren üzerinde felsefeyle düşünülerek yapılıyor bu zannedersem, zaten bu yüzden birleşik bir alan teorisinin peşine düşmüştüm ki, gerçekten 11 yıllık bir çabadan sonra evren hakkında kuramlar oluşturmaya başladım, ama dediğiniz tüm o çarkları kırdıktan, hatta anne baba ve dini olanları da sonra başladı herşety gelmeye..
  • Sibel Atasoy kuntumun ana felsefesini iyi anlamak lazım
  • Murat Uhrayoğlu bence çarklar toplumları katı bağnaz kuralları ve önyargılar ile yasakçı zihniyetler olsa gerek, çünkü etrafımızda öylesine çok ki ama hiç kimse de bunları yadrgamayı düşünmemiş, o yüzden derine inilemiyor bence, çünkü düşünmek öğretilmiyor. Dolayısıyula, düşünmeden de bilim ve felsefe yapmak kolay olmuyor.. sadece eski sabit kurallar okullarda ezberletiliyor, örneğin kuantum kuramını kaç öğrenci tamö anlayabiliyor, veya anlamak için ne lazım onuyda bilmiyor
  • Sibel Atasoy kuvvetleri yalnızca fizik kanunları olarak görürseniz birleşik alan teorisini bulsanız da işine yaramaz bence. Mesele onu kendinize, insani bütünlüğünüze tercüme edebilmekte…siz yapın 🙂 bırakın başkalarını. Çünkü bunu yapabilmek için gereken herşeye sahipsiniz
  • Murat Uhrayoğlu Evet tabi aslında toplumu yargılamak easas iş olmamalı. Esası töze ulaşmak esas sonsuz öze yani. Tabi bence kuantum kuramının en dip noktası artın evrenin bittği nokta ve sonrasında paralel evrenler başlıyor, fizik bilgimiz bu 5. boyutun sınırına kadar matematik olarak, sonrası metaya girdiği için bilim felsefesi hep bu konuda belirsiz kalmış, tanrıyla sonlandırmak zorunda kalmıştır bu konuyu..
  • Murat Uhrayoğlu Ben zaten onu bulduğuma inanıyorum, ama anlatacak kimse olmayınca anlaşılmaz bir kağıt yığınına dönüşüveriyor, mesele burada işte ve bu nokltada yine toplumu yargılamaya geri döndük, yani başa..
  • Sibel Atasoy Yol hem yok hem de sonsuz
  • Murat Uhrayoğlu ikisi nasıl birlikte olabiliyor ki?
  • Sibel Atasoy sizi anladığımı sanıyorum 🙂 Ben her daim sizi dinlerim. Aramayı bırakırsanız sadece şu an ve burası var yani nokta, yol filan yok. Aramaya başlarsanız sonsuzca yolunuz var. Her bulduğunuz yalnızca sizin için olacak ve nihai olmayacak
  • Murat Uhrayoğlu Ben de öyle çünkü şu an aynı lisanı konuşabiliyoruz, seviyemiz< öyle, zaten önemli olan da bunu yakalayabilmek, inanın çok kişi bu seviyenin çok altında. Zaten sonsuzu düşündüğünüzde sorun başlıyor, yani yol hem bitmiyor ama sürekli gün içinde tekrar ediyor, veya farkında olmadfan daha mükemmele mi gidiyoruz. O da belli değil, mesela ben her geçen gün bilgeleştiğimi hissediyorum, ama ifade edemiyorum bunu..
  • Sibel Atasoy evrilmek zorunlu mu diye bi yazım vardı, geçenlerde bi yerde rastladım 🙂 benim sitede aratırsanız bulursunuz. hiç zaman yitirmeden kuantum çalışmanızı öneririm. Dinler ve tarih ve fizik çalıştığınıza göre orada tamamlanmanız olasıdır, kimbilir
  • Murat Uhrayoğlu evet çok güzel bir başlık, evrilmek zorunlu mu? Doğru gibi sanki. Çünkü bir düşünün hep en iyisini istiyoruz ama çoğu zaman hayal kırıklığı olsa da bir müddet sonra, hediyeler devam ediyor, daha iyisi geliyor. Ben mesela hayatım boyunca bu hediyeleri hissettim mesela yazdığım kitapları bir hediye olarak gördüm, bilgelik hediyeleri.

  • Murat Uhrayoğlu Ama bir nokta var ki, oraya ulaşamadım, o kayıp halka işte o tarihi an onu yakalamak zor, newton ve einstyein yakalamış, burada ise çok büyük bir sıırra ulaşmak gerektiğine kanaat getirdim sonunda
  • Sibel Atasoy son zamanın entegal düşünür/bilginleri artık bilincin ve bilgeliğin evrim olduğu konusunda birleşiyorlar. ‎”çok büyük bir sır” demeyin, çünkü bu sizi geriletir. Yani bilinçaltınız yorgun düşmüşse ve dinlenmek istiyorsa mania’yı büyütür ki, hepten göze alamayıp geri çekilesiniz diye)
  • Murat Uhrayoğlu kesinlikle, artık materyalist evrim bitti yeni bir çağa yani bilinç çağına giriyoruz, bilinçlerimiz yükseltilecek. Tabi burada eğitim temel olsa da her insanın kendinin yolu bulması bekleniyor, dış izleyiciler bunu bekliyor bu çağda. YUani bizim imtihanımız kendi evrilmemeizde. Tabi belki de büyük dseğilk ve çözdük aslında, bunu da bilmiyorum şu an ama geri çekilmemem gerek çünkü basamaklar yükseldikçe arkanıza bakamıyorsunuz. Bu sizi gerileti, hep ileri gitmeniz lazım,
  • Sibel Atasoy hayat kendine karşı bi meydan okumadan ibaret, şimdi izin rica edeceği bugün onaltı saattir ekrana bakıyoru, gözlerim diinlensin, sohbet için teşekkürler
  • Murat Uhrayoğlu Tabi bu durumda sır piramitin en üstündeki son taş ama oraya ulaşmak kolay değil, bsamaklarda dinlenebiliyorsunuz ama yol devam ediyor, tabi kendi içinizde..Yani belki de sır kendi içimizde, mevlana buna işaret ediyoor hep..
  • Sibel Atasoy şüphesiz. iç ve dış basit bi manevrayla oluşturuldu
  • Murat Uhrayoğlu Peki ne demek efendim, ben çok teşekkür ederim bu güzel söyleşi için, inşallah daha sonra devam ederim, sağlıcakla kalın iyi geceler..
  • Sibel Atasoy klein şişesi bile bu manevra yanında çok komplike kalır

  • Murat Uhrayoğlu Çok güzel yorumladınız, harika..Sibel Atasoy ama nedir diye sormuyorsunuz
  • Murat Uhrayoğlu peki nedir:)
  • Sibel Atasoy iyi geceler
  • Murat Uhrayoğlu kesinlikle mükemmel efendim, iyi gecele tekrar görüşmek ümüdiyle..

Rüya ve her an yenilenen Gerçek

Piyangodan ne çıkarsa onun rüyası

sonsuz.us/blog

“Gerçekliğin ruhumuz bile duymadan belki de sürekli değiştiriliyor, yineleniyor olduğunu-ama bizim bunu bilmediğimizi, bu bilgiye yalnızca rüyayı görenin ve rüyadan haberdar olanların vakıf olduğunu düşündünüz mü hiç?”

Gerçekliğin ruhumuz değil belki ama minicik bilinç adamız duymadan sürekli değişiyor olduğunu ve kimsenin bunu bilmediğini-önceden ben de bilmiyordum- hiç düşündünüz mü?
Ya da şahit oldunuz mu?
Bu sizde nasıl bir reaksiyona sebep oldu?
Bu konu ve gerçek sorularım, insanın kıyameti olabilecek denli öncelikli, en azından ben öyle hissediyorum.
Cevaplarınız ve yorumlarınız ve paylaşıınız beni sevindirir.

S. Dlgç Blg ben bunu küçüklüğümden beri düşünürüm ve çok ironik gelir bana. bazen başımı yukarı kaldırıp oyunun bazı noktalarının değişmesini isterim oyun kurucudan.
  • Sibel Atasoy Doğru bunu herkes kendine göre bi sıklıkla yapmıştır, “tanrım beni baştan yarat” sendromu diyebiliriz. Benim burada parmak bastığım durum ise tam tersine, gerçekliğin her an değiştiğine şahit olma durumudur, bunu hemen hemen kimse fark etmez-kendileriyle ilgili bi olsa-! Çok tuhafftır buna şahit olmak. Adeta Dövüş Kulübünün beyaz odasında yekpare camın önünde dikilip dışarıya bakmak ve orada her şeyin çöktüğünü ve yeniden yapıldığını seyretmek gibidir.
  • Elvan Emekli Bunu izlerken zamanın genişleyip yayıldığını bazende donduğunu gözledinizmi?
    Sibel Atasoy Eveet ama bundan daha dehşet verici hissettiğim de çok oldu
    S. Dlgç Blg benim kastettiğim de o zaten. beni baştan yaratla ilgisi yok. önümüze konan gerçekliğin sürekli değişmesi. tıpkı bir oyun gibi
    Elvan Emekli Var olduğunuzdan şüphe duyduğunuz da olmuştur o halde?:)
    Sibel Atasoy Korkunç. Yani, varlığından şüphe duymak insanın kendine korkunç geliyor, çünkü muhtemelen hücrelerim dehşete düşüyorlar o anlarda.
  • S Dlgç Blg tüm bu kanallıklar, dinler, enerjiler, herşey ama herşey dışardan geliyor hiç düşündünüz mü? insan olarak farkındalığımız da gücümüz de etkimiz de ancak izin verildiği kadar. bir tanrı değil de bir sistem tarafından yönetilen bir oyun alanı gibi. önümüze konan yemler, herşey büyük bir s,mulasyonun, bir oyunun parçası gibi.

    açlık oyunlarını izlediniz mi

  • Elvan Emekli Korkutucu olabilmekle birlikte çok mühim bir farkındalık
    Sibel Atasoy bilmiyorum nedir onlar (açlık oyunu)?
  • S. Dlgç Blg fantastik bir film. kitabı da var.
    Sibel Atasoy Hayır okumadım, oynamadım ancak ben oyunun içine girdim! Bu durumu yaşayanların hislerini merak ediyorum
    S. Dlgç Blg oyunun zaten içindesin tatlım. sadece oyun olduğunu farkettin? yoksa kitabındaki kadın gibi oyundan çıkmak mı istiyorsun
  • Sibel Atasoy İnan öyle bişey değil, senin söylediklerin bu şeyleri çok iyi anlıyorum çünkü yirmi sene önce böyle söylüyordum, on sene önce dediğin gibi yazıyordum. Şimdi yaşıyorum. Oyundan çıkmak hiç sorun değil (kitaptaki öykü yıllar önce yazılmıştı)
    S. Dlgç Blg peki ne o zaman? farkı ne
    Sibel Atasoy Sessizce paylaştığım yazıyı bir daha oku ve sorularımı da oku. Başka bi şey diyemem şu an. Ursulanın bu kitabını okumuştun herhalde, Oradaki Orr (kitabın üç kahramanından biri) bu durumu yaşıyor, ancak böyle bi benzetme yapabilirim.
  • S. Dlgç Blg okudum ama onu bir kitap gibi algılamamışım nedense
    Sibel Atasoy Önce kurgusu sonra OLgusu geliyor.
    S Dlgç Blg bu yazdıklarının hiçbirisi bana yabancı gibi gelmiyor hala. farkındalık bu değil mi zaten? ben bütün hayatımı bu rüyayı dışarıdan izleyerek geçirdim zaten. hala da öyle. dışarıdan kurgulanan ve anlık oynanan bir oyun. kırmızı çemberle bu kurguya benim de dahil olduğumu hissettim. önce kurgu, sonra oyun, sonra da kurgunun da oyunun da farkında olduğum haa durumu
    Sibel Atasoy Tamam o halde, ne hissediyorsun?
  • Dlgç Blg ne mi hissediyorum? öncelikle bütün insanlara uzak hissediyorum. hala niye uyanmadılar diye kızıyorum. engebelerle dolu bir arazide boşu boşuna önüme gelen engelleri aşıyormuşum gibi hissediyorum. başarı, ün, para gibi insanca şeylerin hiöbirinin peşinde koşamayacak kadar uyanık hissediyorum . bunlar bana hiçbirşey ifade etmiyor, beni heyecanlandırmıyor. çook uzun süredir bir hedefin peşinden koşmak da anlamsız geliyor. bütün bu dinler, herşey, insanların sevgiyi tanımalarına vesile olmak için sisteme sokulmuş gibi geliyor ve insanların bunu nasıl göremiyor olduklarına şaşıyorum. bütün bu manipülasyonlar, bu oyunlar, en ufak bir yapay rüzgarda ellerinden uçup gidecek bu maddi şeyler için bunca çaba gözterilmesini hiç ama hiç anlamıyorumç ve de çoook ama çook yalnız hissediyorum. sanki tek başına uyanmışım gibi. etrafımda uyum yarattığımı düşündüğüm insanların bile aslında bir illüzyon olduğunu anladığımda hayal kırıklığı yaşıyorum. nasıl bitecek bilmiyorum ama artık çok sıkıldım.
    Sibel Atasoy Güzel. Sıkılmak YENİ’ye gebeliktir.
  • Dlgç Blg aaah sibel. tek istediğim sevgi. bu dünyada var mı, artık çok emin değilim.yoksa oyun da sıktı beni. esasen belki de o bile illüzyondur belki. benim illüzyonum. diğer herşey o kadar elde edilebilir ki… kendi başına yapılabiliyor. oysa sevgi… başka bir insanla güzel..
  • Sibel Atasoy İşin felsfesine geçeceksek, sevgi bu dünyada bolca var. Saygı biraz daha az sanırım.
  • Dlgç Blg benim sevgi dediğim şey farklı birşey. bu dünyadaki herşeyimsin, canımsın vs dedikten sonra nefrete dönüşebilen şey değil. saf , öz sevgi. ben bu dünyada annenin bile bebeğini sevemediğini gördüm, duruma göre sevgiyi gördüm, çok sevince karşı tarafın götünün kalktığını gördüm. sevginin derinliklerinden bahsediyorum, korkmadan sevmekten, korkmadan seven iki tarafın varlığından. sevginin dehlizlerinde birlikte kaybolup nirvanaya ulaşmaktan…
    Sibel Atasoy Tabi bu kelimenin muhtemelen yedi milyar çeşit açılımı var.
  • Dlgç Blg kelime önemli değil tatlım, bu dünyada böyle bir sevgi var mı?
    Sibel Atasoy Senin tarifine uyan durum var bana göre, hem de artan oranlarda ama onun ne olduğunu söylemek istemiyorum.
  • Dlgç Blg gizli bir bilgi mi nedir? ben dünyaya bunu için geldim sanırım, bunun peşindeyim ama bulamadım
  • Sibel Atasoy Gizli olduğu için değil, eğer yanılıyorsam başkalarını da -bir kişi bile olsa- yanıltmak istemediğimden söylemiyorum. Ancak aslında bu kavramı bir çok yazım içinde ve örneklerde ele aldım, almaya devam ediyorum. Yani örtük olarak görüşümü paylaşıyorum. Görüşlerimizin farklılığı hep evrelerle ve biricikliğimizle ilgili. Yani yaratımda her şey yolunda.

Bozon Fermiyon aşkına!

Fermiyonlarla beraber olan-tek başına bulunamayan- kütlesiz -elektriksel yükten yoksun bozonlar acaba eter mi sizce??
  • Murat Uhrayoğlu Eter aslında kütlesiz ve yüksüz maddenin üzerinde titreştiği birleşik bir bozon dalgasıdır ve tüm evreni hiperbolik zaman dalgalarının üzerine binmiş şekilde kaplar..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü zaman dalgaları nedir?

    Turan Erdal Soru: bozonlar=eter mi? Türkcesi: bozonlar=hayali parcaciklar mi?

    Murat Uhrayoğlu Zaman 5-boyutlu relativiteye göre tek boyutlu sabit bir nicelik değildir, aksine t=t’+t” şeklinde iki parametrik değişkenle hiperbolik bir evren hattı tarayan bir elektromanyetik dalgadır ve fizik yasaları gereği bozonlar da dalga olduğu için bu sayede dalga+dalga birleşeilmekte ve böylece uzay+zamanı oluşturmaktadır..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bi zamanlar bilim tayfası bu eter ismini kullanmaya başlamışlardı fakat sonra dalga dalga vaz geçildi, yanılıyomuyum?

    Murat Uhrayoğlu

    Evet, 100 sene önce einstein ve hatta 200 yıl önce newton eter tanımını kullanıyordu bu boşluk için. Ama kuantum mekaniği ve partikül fiziği geliştikçe ve özellilkle de 1984 yılında süpersicim kuramının temelleri atılmasıyla bu boş maddenin…Devamını Gör
    Murat Uhrayoğlu Turan bey bozonlar madde değil partikülleri taşıyan alan ağları yani kütleçekim alanı, elektromanyetik alan veya higgs alanı gibi partikülün içinde yüzdüğü bir deniz veya okyanus gibidir. Partikülleri teşkil eden fermionlar ise bu denizdeki yolo alan gemiler gibi de düşünülebilir ve dikkat edilirse deniz statik değildir, yani gemiyi sürekli dalgalar halinde titreştirir. Sanırım çok iyi bir benzetim oldu..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü acaba bozonlar-fotonda bozonsa- fermiyonlarla karşılaşıp mı bildiğimiz madde olarak görünüyor??* yani-bozon-foton- fermiyonlarla karşılaşmazsa madde olarak görünmez mi?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü meditasyon hallerinde fermiyon halinden farklı iken -beden olarak- farklı gerçekliği mi algılarız??

    Murat Uhrayoğlu

    Evet aynen dediğiniz gibi, mesela şimdi fizikçilerin maddenin oluşumunu açıklkamak için harıl harıl aradıkları higss bozonu da var olan ve teorik olarak isbatı olan higgs alanı sayesinde açığa çıkmaktadır. Yani ana dediğimiz olay, fermionla…Devamını Gör
    Murat Uhrayoğlu Bu yüzden yakın bir gelecekte fizik ile dini kavramların öngörüleri birleşmesi gerekebilir diye düşünüyorum, yani bu noktada einstein’ın öngörüleri yine doğru çıkıyor, yani o da bilimi tam anlamak için dinin öngörülerini kullanmanın kaçınılmaz olduğunu, yani bu sonsuz güce atıf yapmıştı..Çünkü, ben de gerçekten isbatladım, maddenin açığa çıkması için uygulanan kuvvet alanının sonsuza gitmesi gerekiyor..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü bilmediğini kabul ediyor yani, bu da güzel bi başlangıç

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü yani sen de mi (brütüs!) tanrı zar atmaz diiyorsun?

    Murat Uhrayoğlu

    Bence zarları eğer tanrı atıyorsa bile, muazzam bir bilinç ile atılıyor demektir. Çünkü hangi partikülün nerede ortyaya çıkacağını belirsizlik ilkesinde kestirebilecek bir zekayı evrende göremiyoruz, yani madde kendini şekillendiremeyecekse, mutlaka ona bir form veren mekanizma olmalıdır diye düşünüyorum, aksi bir düşünce zaten deli saçması olur..Yani, paralel bir evrendeki otomatik çalışan bir alan dalga formu maddeyi bu bilincin tezahüründe ve tabi onayııyla biçimlendirip, can vererek atomik partikülleri evren boyutuna oluşturarak fırlatıyor (tabi benim düşünceme göre..)

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü yani bozon burada tek beşına görülemese de-taşıyıcı kuvvet olarak birlikte var etmeye hazır bir bilinmeyen-görülmeyen se-de karşısında fermiyon bulamadığında ne olacak??

    Murat Uhrayoğlu O azaman bildiğimiz anlamdaki boşluk yani eter oluşmuş olur kanımca, yani o oluşan şey madde olmaz boşluk halinde boş uzayda salınnan bir iplikçik olarak kalır ve üzerine ne zaman bir fermion binse o zaman onu oluşturarark evrene transfer eder..

    Murat Uhrayoğlu Çünkü ağın kenarları boşluk oluşturkenm düğüm nokyalarını bir file gibi hayal edin, düğümlerde madde poartikülleri topaklanmış olacaktır..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü bence fermiyon bulamayana kadar evrim

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Işıık-foton-bozon anlamımda fermiyonların çağrısına cevap veiriyor birebir…..çağrılıyor ve geliyor…..

    Murat Uhrayoğlu İyi de madde içeriği olmayan boşluk nasıl evrimleşebilir ki? Örneğin hiç bilgi olmayan boş bir zihin herhangi bir fikri evrimleştirme şansına sahip olabilir mi?

    Murat Uhrayoğlu Dediğiniz mekanizma aynen öyle çalışıyor sibel hanım, önce partikül bozona çağrılıyor, sonsuz bir enerjinin transforme etmesi ile partikül yaratılarak tanecik şeklinde evrene fırlatılıyor..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü o zaten o hailiyle evrimleşmiştir….o zamana kadar olan süreci kastettimm..koşullanmış fermiyonların bozon tahriki aynı şeyi yaratıyor diye bir çıkarsama yaptım:)))

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü bu arada ortalığı karıştıran yeni doğan sibel hanım değil:)) o da bir yerden gelir şimdi ama :))))

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü o boşluğun evrimleşmesi söz konusu değil demek istedim..onu çağıran fermiyonlarnı işi bu:))

    Murat Uhrayoğlu Valla kimin kimi 🙂 çağırdığını pek anlamadım ama öncelik sırasını bozona veriyorum 🙂

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü beraber araştırıyoruz ben anlamam ama

    Murat Uhrayoğlu

    olsun benim favorim bozon olsun 🙂 sizinki de fermion 🙂 bakalım kim kimi meydana çıkaracak!! Evrim dediniz de, partikülün aniden ortaya çıkması gibi bir durum olamaz mı? Yani istenç olduğu anda çpk küçük bir nanosaniye veya daha fazla kısa süren bir ömür aralığında da partikül yaratılabilir. Mesela partiküllerin yaşam ömürlerinmi veren fizik tablolarına bakarsanız bazıları inanılmaz bir kısa süre yaşarlar. Ben bunun yaratılma aşamasında da benzer bir evrim geçirdiğini düşünüyorum..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü yokk benim ki de bozon da iş fermiyona düşüyor:)))

    Sibel Atasoy zar konusu hariç daha pek bi şey yazmadım 🙂 Rastgeleliğe razı olmak özellikle analitik zihni kullananlara hep zor geliyor. Belki biraz da eril özelliktir bilemiyorum. Yani her şey mutlaka planlanmış ve amaçlı olmak zorunluluğu, bir baş ve son olmak zorundalığı varmış gibi düşünmek gerçekten de aristonun izi silin-e-meyen hediyesi galiba. Kuantumun belirsizlik ilkesi Einsteini yıktı örneğin. Buna şaşırmıyorum kilise eğitimi almış birinin bu sınırı yıkabilmesi için önce kendisini öldürmesi lazım 🙂
  • Murat Çağlıyan
    Murat bey ; birleşik alanlar kuramı konusunda çalışıyormuşsunuz anladığım kadarıyla, bende uzun zamandır bu konuda araştırma yapıyorum. Ether konusunu açtığım pek çok fizikçi direkt olarak reddediyor.
    Bence ether var, ama biraz farklı bir şekilde, sizin teorinizi yukarıdaki yorumlarınızdan bir miktar öğrendim ama sizde aynı yaklaşımdasınız bu çıkmaz yol… Bunu bende daha önce denedim.
    Sorgulamanız gereken şey var olan fizik yasaları, kuantum fiziği özellikle, kuantum fiziği bir yanılsama, ama yanlış değil, sadece iki cevaptan zor olanı daha kolay bir cevap var ve onu anlamak için paradigma değişimi şart…
    Kuantum fiziğinin bu şekilde gelişmsinin sebebi MM deneyindeki bir yanlış yorumlama…
    Ether’i ispat için yapılan bu deney ,sonucu ether ‘in olmadığı gösterilmiş ama sonuçlar doğru değerlendirilmediği için cevap zor yoldan bulunmuş …
    Her sorunun 2 cevabı olduğu için kolay cevap bulunmayı bekliyordu…
    Ve ben o cevabı bulduğumu düşünüyorum. 4 kuvveti ve parçacıkları birleştirdim kendi TOE kuramımda,
    bu arada evrensel sabitleri de açıklayabiliyorum ve sicimleride…
    Madde nedir ? in cevabı da bu açıklamanın içerisinde…
    Alcubierre Driver yapabilmek için gerekli teorik alt yapı var ,tek sorun bunu gerçekleştirecek teknolojiye uygulanması…