Yanlış Bilgiyi Silmek Neden Yeni Bir Şey Öğrenmekten Daha Zordur?

Yanlış Bilgiyi Silmek Neden Yeni Bir Şey Öğrenmekten Daha Zordur?

Bir çocuğa Dünya’nın Güneş’in çevresinde döndüğünü ilk kez anlatmak görece kolaydır. Ama yıllarca Güneş’in Dünya’nın etrafında dolaştığını düşünmüş birine bunu öğretmek, yalnızca yeni bir cümle vermek değildir; zihnin içindeki küçük bir evreni yeniden düzenlemektir. Çünkü yanlış öğrenilmiş bilgi, boş bir defterdeki eksik satır değildir. O, diğer inançlarla, gündelik deneyimlerle, duygularla ve alışkanlıklarla bağ kurmuş yaşayan bir ağdır.

Eğitimde buna kavramsal değişim denir: Öğrencinin yalnızca bir cevabı değiştirmesi değil, o cevabı doğuran düşünme çerçevesini dönüştürmesi. “Mevsimler Dünya’nın Güneş’e yaklaşıp uzaklaşmasıyla oluşur” diyen bir öğrenci, basitçe bilgisiz değildir. Gözlemlerinden makul görünen bir açıklama üretmiştir: Yazın sıcaksa, Güneş daha yakın olmalıdır. Sorun şudur ki bu açıklama sezgisel olarak tatmin edicidir. Doğru bilgi, ancak bu sezgisel modelin sınırlarını görünür kıldığında yer açabilir.

Zihindeki Çürük Temel: Öğrenme Neden Bazen Kendi Ağırlığıyla Yıkılır?

Bir binayı düşünün: dışarıdan görkemli, camları parlak, çatısı iddialı. İçeride merdivenler, odalar, tabelalar, hatta akıllı ışıklandırma var. Fakat temel yanlış zemine atılmışsa, bütün bu ihtişam aslında gecikmiş bir çöküş törenidir. Eğitimde kavram yanılgısı da tam olarak budur: Öğrenci bilmediği için değil, yanlış bildiği için zorlanır. Boş bir zihinle değil, içine çoktan kötü çizilmiş bir haritayla sınıfa gelir.

Kavram yanılgıları tehlikelidir çünkü çoğu zaman kendini cehalet gibi göstermez; aksine özgüvenli bir bilgi kılığına girer. Öğrenci, kuvvetin hareketi sürdürdüğünü sanır; kesirlerde pay büyüyünce sayının mutlaka büyüyeceğini düşünür; tarihsel olayları tek bir kahramanın kararıyla açıklamaya kalkar; dilbilgisinde ezberlediği kuralı her cümleye zorla giydirir. Öğretmen yeni bilgiyi anlatır, öğrenci başını sallar, defterine yazar, sınavda da belki doğru cevabı verir. Ama zihnin bodrum katında eski teori hâlâ sigarasını tüttürmektedir.

Beyniniz Bir Algoritma Olsaydı Hangi Hatayı Verirdi?

İnsan zihni kendini genellikle hakikatin tahtında oturan bir kral sanır. Oysa çoğu zaman karanlık bir odada el yordamıyla yürüyen, duvarlara çarpınca da buna kader diyen bir canlıyız. Bilişsel çarpıtmalar dediğimiz şeyler, beynin gerçekliği kısayoldan yorumlama alışkanlıklarıdır. Hızlı karar vermek için geliştirdiğimiz bu kestirmeler, bazen bizi kurtarır; bazen de zihinsel bir bataklığa çeker. İlginç olan şu: Makineler de sandığımız kadar masum değildir. Onlar da hata yapar, ama bunu kaşlarını çatıp dramatik bir iç sesle değil, veri setinin içinde usulca tekrar ederek yapar.

Bir insanın felaketleştirme eğilimini düşünelim. Küçük bir başarısızlık yaşar ve zihni hemen kıyamet senaryosu yazar: ‘Bu sınav kötü geçti, hayatım bitti.’ Makinedeki karşılığı nedir? Aşırı genelleme yapan bir model. Eğitim verisinde birkaç örnek görür, sonra bütün dünyayı o örneklere benzetir. İnsan ‘bir kere terk edildim, demek ki sevilmeye layık değilim’ der; algoritma ‘bu profil daha önce riskli görünmüş, demek ki benzerleri de risklidir’ sonucuna varır. İkisinde de sorun aynıdır: Sınırlı veriden evrensel yasa üretmek.

İlk Kodunu Yazdın ve Kendini Dahi Sandın mı? Zihnin Sana Küçük Bir Oyun Oynuyor

Programlamaya ilk başladığın günü düşün: Ekrana birkaç satır yazarsın, çalıştırırsın ve mucize gerçekleşir. Bilgisayar sana itaat etmiştir. Belki bir değişken tanımladın, belki ekrana merhaba dünya yazdırdın, belki de iki sayıyı toplayan küçük bir program yaptın. O an, evrenin kapısına gizli bir şifre girmiş gibi hissedersin. İçinden bir ses yükselir: Ben bunu çözdüm. Hatta belki biraz daha ileri gider: Silikon Vadisi, geliyorum.

İşte bu an, Dunning-Kruger Etkisi’nin programlama kostümü giymiş halidir. Kişi bir alanda çok az şey öğrendiğinde, henüz bilmediği şeylerin büyüklüğünü de bilmez. Bilgi ufku dar olduğu için dünya da küçük görünür. Bir çocuk nasıl mahalle parkını tüm evren sanabilirse, yeni başlayan programcı da döngüleri öğrenince yazılım mühendisliğini avucuna aldığını düşünebilir.