Ali Amca ve Şoförü

Ali Amca geceleri eve dönerken vapuru kullanmaktadır. Saat 22:00 da vapurdan indiğinde makam arabası da tam o saatte iskeleye varmakta ve geriye kalan yolu da arabayla gitmektedirler. Ali Amca birgün iskeleye bir saat önce varır ve makam arabası da gelmediği için yaya olarak yol almaya başlar. Yolda makam arabası ile karşılaşınca biner ve eve geldiğinde, her günkü saatten 10 dakika erken gelmiş olduğunu farkeder. Şoför hergün çalar saatine göre evden yola çıkmaktadır. Ertesi gün Ali Amca, makam arabası gelmediği İçin 3 saat 40 dakika yürüyerek eve varır ve o anda çalar saatin alarmı başlar çalmaya..

Şoför, alarmı kaç dakika hatalı kurmuştur..?

Atom Saati

atom-saati

ABD’nin Colorado eyaletindeki Boulder şehrinde bulunan Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü 1999’da, saniyeyi tanımlamak için NIST F-1 olarak bilinen bir atom saati kullanmaya başladı.

Bir saniye, bir sezyum atomunun tam olarak 9.192.631.770 titreşimi olarak tanımlanır! NIST F-1 (Paris’teki benzer bir saatle birlikte) bugün dünyadaki en doğru saattir. Gezegenin dört bir yanındaki bir dizi atom saatiyle birlikte Eşgüdümlü Evrensel Zaman’ı belirlemek üzere kullanılır.

Ancak bu inanılmaz derecede doğru saat bile her 20 milyon yılda neredeyse tam olarak bir saniye “artacaktır”.

Hiçbir şey mükemmel değildir!

Doğada Bilim ve Zaman

Şu “Bilim” sözcüğünü ele alalım önce. Nedir bilim?

Doğada bilim var mıdır? Yok diyor Einstein. Doğada bilim gibi, zaman da yok, diyor. İnsan beyninin icadıdır bunlar. Ne vardır doğada? Madde ve enerji vardır ve ikisinin birleştiği hareket… Düzenli, sistemli bir hareket. Atom altı çekirdeklerden Galaksilere kadar, daire ya da elips düzeninde durmayan bir hareket…

Doğada bilim ve zaman yoksa bu bilim ve zaman sözcükleri nereden çıkıyor? Bunların varlığını biz biliyoruz. Nasıl olur da olmazmış doğada bilim ve zaman! Bunlar insan beyninin ürünleridir. Doğada insan olduğu için, insan beyni olduğu için bilim ve zaman var. İnsanın doğayı öğrenme çabası olduğu için var bu bilim ve zaman deyimleri. İnsan icadı olarak. Ve sadece insanlar için var. Doğada insan beyni olmasaydı bunlar da olmazdı.

Doğa bilimleri insan beyninin doğayı anlama, keşfetme merakidir. İnsanın doğanın ve doğanın bir parçası olarak kendi varlığının, ayrımına, ya da bilincine varması doğa bilimlerinin başlangıç noktasıdır. Aynı nokta, yani insanın doğanın varlığının, doğanın bir parçası olarak da kendisinin varlığının ayrımına ya da bilincine varması, doğa dinlerinin de başlangıç noktasıdır.

Korku ve merak
Devamını oku “Doğada Bilim ve Zaman” →

Kuantum Fiziği Doğuşu

Kuantum fiziği 1930′larda A Einstein ile N Bohr arasındaki bahse tutuşma sonucunda gelişip serpildi. Bahis hangisinin en saçma teoriyi ileri sürebilecekleri hakkındaydı. Dahası sadece ileri sürmeyip bir de onu yayınlayabilmeyi içeriyordu. Çoğu kimse Bohr’un kuantum fiziğini ileri sürerek bahsi kolayca kazandığını düşünüyor, ancak Einstein’ın da yüzme kıyafeti yarışmasında çok iyi olduğunu da unutmamak gerek.

Kuantum fiziğinin en önemli araştırmacılarından birisi W Heisenberg’dir. O çok şakacı bir adamdı. Hep tek satırlık cümleler söylerdi. Mesela şu duvar yazısı ona aittir:
Delta p çarpı delta x büyüktür eşittir heeee, heh, heh, heeeee!
Devamını oku “Kuantum Fiziği Doğuşu” →

Bağlantı Kuruldu!

Kitap ilerliyor. Zaten beni şok eden bir başlangıç yaptı ve ne olacak giderek meraktayım üstelik öyle eş-zamanlılıklar var ki akıl alacak gibi değil. Tam oturup bi bölüm yazıyorum, aşağı yukarı bin kelime kadar, yorulup bırakıyorum ve elime aldığım ilk şey, ilk konuşma ya da tv de herhangi bir programın ilk sahneleri nerdeyse benim yazdığım şeyler! Aman tanrım diyorum, ben bunu niye yazıyorum ki, oturup rahat rahat izleyeyim daha iyi. Nerdeyse yazmaktan vazgeçecek gibi oluyorum (duygu olarak, yoksa karar süreçlerim duygularıma bağlı değildir), sonra eşzamanlılığın doğasına yöneliyorum ve kahkaha atıyorum tabi, deli miyim neyim! Eskiden de olurdu böyle şeyler ama bunun için yıllar geçmesi gerekebilirdi… Tuhaf zamanlar bunlar…

Sen yazdığın için mi oluyor yoksa olacağını sezdiğin için mi yazdın fark etmez diyor Serge hocamız, olan şudur; bağlantı kuruldu!

Düşünmek, söylemek, yazmak, oynamak; yaratıcı imgelemin dört atlısı 🙂 ilk üçü kutuplandırır, dördüncüsü nötürler! Sen sağ ben selamet

*

Sorumlulugu % 100 almak; çok boyutlu bir işlemdir. sizin zaten sorumlulugu %100 alan bir bilinc bolümünüz var, biz onun adina hawaii’ce KANE diyoruz. Simdi sizin bu sorumlulugu almaniz demek LONOnuzun bu tarihi karari vermesidir ve fakat komiktir de bir yandan; cunku bu, şu an oldugunuz kisinin etki alanindan cikmaniz demektir, siz bi kere o rolden cikinca cevrede bi sürü eski rolunuzden insan gormeye baslarsiniz, acaip bilimkurgu bir haldir bu! Ve tabi o gördugunuz eski rollerinizi kullanmakta olan insanlara derin bir şefkat duymaniz da normaldir. 🙂

*

Hawaii bilgisinde tüm zamanlar aynı anda yaratılmıştır, sadece sonsuz bir şimdi vardır. Bu sebeple karma, reenkarnasyon gibi zamanın lineerliğini gerektiren inançlar -batıda bilindiği şekliyle- burada bulunmaz. Şimdi gücün bulunduğu yerdir, farkında olabildiğiniz her şeyi isteğinize göre düzenleyebilirsiniz. Aloha

Huna bilgisinde geçmişten gelen karma yükleri yoktur, iç rüyamızı oluşturan inançlar ve tavırlarımızdan oluşan milyonlarca minör enerji kalıbımız var ve bunlar gömülü sistemler mantığı ile sonsuza kadar çalışmak üzere (KU’muzun muhtelif bölümlerinde depolanmaktadır) programlanmış, şimdi bunlarda bir değişiklik yapılmadığında senin yani bilincinin bütün bu programcıklara onayın olduğu varsayılıyor. isterse dinozorlardan isterse marstan gelsin ve istersen sadece hayal kurmuş ol aralarında fark gözetmiyor, zaman ve özne bilmiyor, hepsi şu anda tıkır tıkır çalışıyor   Dolayısı ile bizde reenkarnasyon tam şu anda mevcuttur, hepimiz birbirimizin atıl yönlerini kullanan enkarnasyonlarıyız. Çok boyutluluğun vizyonunu yaşayanlar için izah gerekmez ancak bu olgunun yaşamayanların güncel kullanımına girmesi ancak çok keskin bir karar vermelerini ve sonra da makul bir süre bunu dikkatleriyle beslemelerini gerektirir.