Tıpta 4000 yıl

M.Ö 2000 ….                Al bu otu ye.

M.S 1000…                   Bu ot çalı. Al bu duayı et.

M.S 1850                      Bu dua boş inanç. Al bu iksiri iç.

M.S 1940….                 Bu iksir yılan yağı. Al bu hapı yut.

M.S 1985….                 Bu hap etkisiz. Al bu antibiyotiği kullan.

M.S 2000…                 Bu antibiyotik sağlığa zararlı. Al bu otu ye.


Spiral böyle bi şey fakat 4000yıl sonra gelinen “al bu otu ye”  aynı eylemi öneriyor olsa da eminim içeriğinde ve hitap ettiği alanda değişim var. Bırak insanları otlar bile değişti!

Çevrim katsayısı

YENİ’den doğanın bir haftasının, eski’nin bir yılına denk düştüğünü keşfettim.
Baştan beri zamanda bi farklılık hissediyordum fakat bir türlü iki sistemin çevrim katsayısını bulamamıştım. Dün bunu bildim.
Bu hesapla çevrim katsayısı (yaklaşık)=360/7=52
Yani eskiye oranla tüm devreler 52 kez hızlı devridaim etmekte.
Böyle olabilir mi gerçekten?
Sizlerin gözlemleri var mı bu konuda?

Bu arada önceki gün kuaförüm şaşkınlıkla; “senin yeniden orjinal saçların çıkmaya başlamış!”dedi. Yeni’den doğmanın bu kadar etkin ve hızlı görünür sonuçları olması beni pek şaşırtmadı ama sevindirdi 🙂
    • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü çok içten isteyerek yoğunlaştığım bir konu bu.bedenimi ‘tamir’ edebilmek.:)))))

      YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Olacağına şüphe yok, yetki istemeden isteyin!

      YENİ’den DOĞAnlar Kulubü yeterki olmuş yetki! Fakat sehven oluşan cümle bana daha anlamlı geldi: “yetki istemeden isteyin!”
    • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü dün bi yazı okuyordum ‘enerji bedeninizi dengeleyin’ benim okuduğumu algıladım ise :enerji bedeninizi engelleyin! aymadan önce ‘a bu nasıl olur neden engelleyelim ki? diye epey düşündüm:))))) sonra belki de dengelemeye ekstra çaba harcamak engellemeye neden olur,bu doğal süreçte gerçekleşince kendiliğinden oluşmalı.
    • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü dilin dualitik ve komik yönlerine iyice aymaya başladık 🙂

      YENİ’den DOĞAnlar Kulubü hemde nasıl:) düşüncelerin hızına dilim yetişmeye çalışınca çok komik dialoglar ortaya çıkıyor.
    • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü kendime daha çok vakit ayırıyorum..meditasyonu arada yapardım..şimdilerde gün içinde bir ana ve aralar mevcut.Rahatça düşünüp enerji bloklarım var mı yok mu,beni engelleyen ‘tortu’ları hemencecik bulup analiz etme vs.:)))))
    • SA: Kısaca bir yılda 52 yılda yaşadığın tüm devreleri yiyip bitiriyorsun!
    • Sibel A: Kozmik mi Komik mi?
      Aradaki “Z” harfinin işlevini bilen beri gelsin.
      • Gülgün Z harfi alfabenin son harfidir.Süregelen algısallıktaki komikliğin ”sonu” geldiğinde kozmikliğe geçiş yapılır:))))

        İlkay om,bir mantraydı hatırladığım kadarıyla.İçten dışa yayılmaya başlayan titreşimleri yükselten bir Hint mantrası.kOMik..kOZmik olunca..yayılan,büyüsel !!! bir uydurukçu da ben:)))

        Firdevs T Akrofonoloji ye gore arastirma ve gelistirmeyi temsil edermis: ‘muazzam guc ve enerjisi varmis.
      • Hürriyet Kalalı ‎…bi de Z raporu vardır; her işletmenin gün sonunda almak zorunda olduğu.:-)

        Sibel Atasoy A evet onu unutmuşum,oysa iyi bilirim. Zzzzzz raporu :))

        Firdevs Ari nin cikardigi ses de diyelim hatiri kalmasin:-)

        Turan Erdal Kosmos, kaos, komik…bunlar kati kurallar ile kurallsizlik arasinda oynuyor.

        Nilgün B zeronun =sıfırın baş harfi … siıfırlayınca komik mi oluyor acaba:))) ya da alfabenin son harfi…ne gelince

        Sibel Atasoy İnsan isterse ne kadar yaratıcı olabiliyor değil mi?

Gerçeklik Duygusu

Yakında cep telefonlarına ihtiyacımız kalmazsa  şaşırmayacağım; çünkü artık gerçekten aklından kim ya da ne geçerse en geç üç dk içinde önüne geliyor insanın. Mesafeler filan tamamen ortadan kalktı, sanki farklı mekan ve zamanlardaki varlıklarla aynı yerdeymişiz gibi haberleşiyoruz!
Ayrıca eskisinden daha çok hayalet olma durumumuz da var, bazı insanlar ve olaylar için tamamen saf dışı kaldık. Bazen acaba öldüm mü diye şüphelenip mevcut andan ne kadar geriye doğru gidebildiğimi test ediyorum ve bakıyorum ki kopukluk yok, herhalde yaşadığıma hükmediyorum. Akıl sağlığım gayet yerinde, eskisine oranla daha yüksek enerjim ve çalışma kapasitem var. Hafızam bile daha iyi denilebilir. Bi doktor gibi kendimi muayene ediyorum, bi arıza bulamıyorum, bu sevindirici tabi. Buna rağmen gerçeklik duygusunu geçerli tutabilmek bazı anlar eskiye oranla oldukça güç geliyor. Bunu yazarken içimden şöyle geçti; dayanacağım!

**

Üç gün önce sabah tam uykudan uyandığım anda bir erkek sesi şöyle diyordu: “Gaia depresyonda zaten!”
Ses ve kelimeler öylesine açıktı ki, ilk bikaç dakika şaşkın ördekler gibi tavana bakındım. Böyle bir düşüncem ya da bi yerden okuduğum bilgi de yoktu, bu neyin nesi diye kendim taradım bi karşılık bulamadım.

Bu arada, konuyla herhalde ilgisi yoktur ama son haftalarda tanıdığım kadınların çoğunda göze batacak denli bir sinirlilik ve depresyon gözlemliyorum. Mümkün olduğunca hışımlarına uğramamaya da çalışıyorum. Herhalde geçici bir şeydir, güneş patlamaları, bu garip bulutsuz kapalı hava ve dolayısı ile manyetik alanların dalgalanmasına bağlıyorum.

**

Zaman=Sibel.
Ben ise, yani kendiliğim; zamanın, mekanın, iyi ile kötünün dışındayım.
Zaman giderek bana yaklaşmaya başladı ve bundan ziyadesiyle memnunum.
Sunduğum bu kişisel tespit, tüm insanlar için geçerlidir, belki bazıları unutmuş olabilirler ama bir an gelecek topluca anımsayacağız.

**

Rüya kadına benzer; ilk sözü söylediği gibi son sözü de söyler.(DR.Jung’un bi dostuna yazdığı mektuptan)

Zaman çok hızlı ve berrak

Günaydınn frekanslarrr… İlginç bir sisteme dahiliz, bunları hem farketmek ve belki ucundan kıyısından çözmek ama hem de sosyal ilişki konumundan kopmadan bütünselliği birarada tutmak kolay iş değil. Farkındalık ışığıyla bir an apaçık aydınlanan bölümler, bir an sonra yalnızca hayret ve şaşkınlık dolu bir anıya dönüşüyor, hatta bir  iki gün sonra anı da kaybolup gidiyor yerinde sadece bi şey oldu ama neydi gibi belirsiz bir his kalıyor.

Dünyanın eski zaman sisteminde bunları önemsemiyorduk herhalde pek; çünkü aklımız o anıda kalmıyordu bile, hatta bunun farkında bile olamıyorduk çoğu kez.  Zaman bu denli hızlanıp berraklaştıktan sonra hala eskiden olduğu gibi yaşayabilenler var mı bilemiyorum. Ne de olsa ben köşemde bir kişiyim, sadece kendi dikkatimin dolaştığı yerleri algılayabiliyorum.

Unutulan parlaklık anlarına yeniden dönmek(dünmek!) mümkün oluyor mu?

Cevap: Oluyor ama kolay değil, ya ilki gibi bilmeden, bazen de çok arizi olarak, geriye yürüme yöntemiyle.

Fiziki ölüm nedir?

Geniş konu: Fiziki ölüm nedir, sonrasında ne olur?
Şüphesiz ki bunu deneyimleyen yoktur biz sadece tahminlerde bullunacağız 🙂
İçrek konu: zamAN ve mekAN nedir, bağıntısı var mıdır? Türkçeden gayrı böyle tuhaf şekilde birbirinin içine düşmüş müdür bu iki önemli kelime? Kökleri nereden gelir?
Ne kadar çok şeyi merak ediyorum. Ne yapayım ben daha bebeğim.

  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Kendinize olan samimiyetinize hayranım ….
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü zaman insandır.insan da algısının bulunduğu yerdedir.mekanıdır yani.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü o halde zaman ve mekan insanda eşitleniyor mu
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Zaman ve mekan algısı fiziki bedenin algısıdır.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Fizik beden öldüğünde ne zaman ne de mekan yok mu yanii?
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü olabilir. dikkat edersek biz zamandan bahsederken çoğunlukla geçmiş ya ada gelecekten bahsediyoruzdur.daha doğrusu algımız böyledir.geçmişte yaptıklarımız, gelecekte yapacaklarımız bize lineer bir zaman kavramı yaratır.hepsi bizizdir aslında.çünkü özellikle geçmişi düşünürken neredeyse tümüyle o anlardayızdır genelde. bir de şimdi ki an var tabi:)
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Yaşıyormuşuz izlenimi veren hatıra ve duyguları lineer zamana bağlanmamışmıdır zaten ?Zaman boyut algısı hissettiren bir illüzyondur…
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü hani bazen deriz ya “dalıp gittin” diye. sahiden o kişi o dalıp gitme esnasında sadece fiziksel olarak yanımızdadır.aslında bambaşka bir zamana/geçmişe ve bir anıya/mekana gitrmiştir dimi.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Fizik beden öldüğünde kayıt makinası durur.İllüzyon donar..
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü fiziki bedenimiz öldüğünde, eğer sadece olmamış da ölmüşsek sanırsam ki mama oluruz:)
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Daha kahve içememişsiniz sanırsam :)) …. bey
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü beyi hanımı yok şurda güzel güzel sohbet ediyoruz işte..valla mama oluruz diye alınmayın gücenmeyin. hepimiz uça uça cennete gideceğiz desem hoşunuza mı gidecek:)
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü hahahahahahhhaha bu çok güzeldi. Ben rüyalarımdan bi karineyle yola çıkmak (bu konu da bi yol di mi) istiyorum. Çocukluğumdan beri neredeyse tüm rüyalarımda (neredeyse kısıtı var!) bildiğim bir mekan ve zaman yoktur. Hatta ben de yokum. Kendimi rüyada hiç göremedim, ne cinsiyetim, ne yaşım başım,ne giysilerim,ne de şeklim görülemedi. Acaba ölüm sonrası da buna mı benzer diye çıkarsıyorum
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Arkadaşlar sanki burda BAK oynuyormuşuz gibi hissettim bi an!
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎”ölüm anında insanı olanaklı kılan iki bölünük parçadan anima olanı, yin’e geri döner. Yin zaten oyunun bilgisidir. Oyun bilgisi biraz daha zenginleşmiş olur. ( mama durumu ) Dünyanın animası her ölen insanla biraz daha gelişip sağlamlaşmaktadır. Dünya için bir insanın ölümü sanki insanın derisinin zamanla ölüp dökülmesi gibidir. İnsanın ölümünde diğer bölünük parça olan animus ara oyuna dahil olur. Burası TEK olanın bölünüğü yang’ların mekanıdır. Bir açıdan bakıldığında bu da yine dünyanın animusudur. Bir insan öldüğünde, ona birey bilinci kazandıran anima kendisini terk ettiğinden, animus’u dünyanın animusu arasına karışıverir.( mama olayı) ” bir kadını öldürmek kitabından alıntı-sibel atasoy

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü arkadaş yem olmaktan bu kadar korkuyorsanız siz de ölmeyin olun. bu kadar kolay dermişim:)
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎”ölmeden ölünüz” derken bunu mu kastetmişler acaba?
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ölünüz derken herhalde fiziksel anlamda değildir bu.benliğin ölmesi. benlik ölürse ne olur bu enteresan bi durum bence, öyle hissediyorum.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Farkındalığı dünyaya bırakıyoruz..
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎”ben” yoksa oyunda yok .
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ben kartalın gagasının ucunda yitiveren farkındalık ışıltısını, mama olayını anlamakta daha şiirsel buluyorum
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü oyunu sürdürmek isteyen ölür. oyundan çıkmak isteyen olur.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Benlik- Ego azaltılabilir ama ölmez..Fiziki beden kaydına bağlı yaşadıkça bu böyle biliyorum.

  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ben ölmez.ama ben benden vazgeçebiliriz. burada anlatmak istediğim kendinizden sonsuza kadar vazgeçebilmek..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü eh illa işe romantizm katıcam diyorsanız ışıltıda olur kartalda:)

  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Olmak ile ölmek arasındaki fark ?
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Meteryalist Dünya’da ölen öldü kalan sağlar bizimdir oluyor genellikle. Sonra ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar durumu da var. Bir de cenazelerde ben hep tabutu açıp kalkıp “şaka değil lan ölmüşüm” diyecek birini bekliyorum.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ya ben, ya o diyor.. hem sen hemi de ben demiyoor…
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ol ile Öl arasında iki minnacık nokta var gibi görünüyor. Mesele bu noktaları çözmekte galiba
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü
    Esîr, eski stoacıların ve günümüzde teozofların “ether” dedikleri, maddenin insanın beş duyusu ile algılayamadığı; katı, sıvı ve gaz hallerine oranla yoğunluğu daha az, vibrasyonel hızı daha yüksek, daha süptil ve daha akışkan haline verdik…
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü

    Steiner; “insanın kısımlarının mükemmellik seviyeleri karşılaştırıldığında, insan kolaylıkla şimdiki haliyle fiziksel bedeninin en mükemmel, ether bedeninin daha az mükemmel, astral bedeninin bundan daha az mükemmel olduğunu ve şimdiki haliyle de “ben”in insanın en az mükemmel kısmı olduğunu kolaylıkla keşfedecektir. Bu insanın yaşadığı gezegensel gelişim süreci içinde en çok insanın fiziksel bedeni üstünde çalışımış olduğu olgusuna dayanır. İnsanın bugün fiziksel bedenolarak taşıdığı şey, Satürn, Güneş, Ay ve Dünya’nın tüm gelişimsel aşamalarından geçerek, bugünkü Dünya safhasına ulaşkıştır. Bu gezegensel cisimlein bütün kuvvetleri art arda bu beden üstünde çalışmışlardır, öyle ki kademeli olarak günümüzün mükemmellik derecesine ulaşılabilmiştir. Dolayısıyla, fiziksel beden günümüz insanının en eski kısmıdır. Bugün insanda ortaya çıktığı haliyle ether bedeni, Satürn dönemi sırasında kesinlikle mevcut değildi. Bu ancak, Güneş gelişimi sırasında eklenmişti.” diyor.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Akaşa kayıtlarını inceleyerek kavranabilir diyor bir de… “Fiziksel ve maddi olan her şey kendi açıklamasını manevi olanın aracılığıyla bulur. Manevi olan incelendiğinde, fiziksel olanın geleceğine ışık tutulur”…………
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bilgi ararsan çok. Velakin ben birinci ya da ikinci el deneyimden kaynaklanan bilginin peşindeyim
  • Sibel Atasoy Gidip gelen yoksa o zaman tahminler/esinler kıymet kazanıyor
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Orası salt karanlık idi, başka birşey de yok idi…
  • Sibel Atasoy DJ’ın bir öğretmen olarak yaptığı en öncelikli uygulama işte tam burada büyük anlam kazanıyor: Bildiklerini bir yana toplayıp, bilmediklerinin alanını boşaltmak! Bildiğimi varsaymayacağım, bilmiyor oduğumu itiraf etmekle yola çıkabileceğim. Bildiklerimi ise, sadeleştireceğim ki orada da yer açılsın yeniye.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bunu ben de deneyimledim. Adına hakikat dememiştim. Şüphesizlik haliydi. Müthiş bi ışık parlamasına benzer bi deneyim (simgesel olarak), öyle ki içimdeki tüm kuruntuları, gölgeleri ve karanlık köşeleri bir anda aydınlattı. Fakat bu sadece anlık bir şeydi, hep o halle devam edilmedi. O aydınlıkta şimdiye kadar edinilmiş tüm bilgiler olduğumu gördüm. Bu deneyimden sonra ne oldu derseniz, en bariz fark arayışın sona ermesiydi, ama hangi arayış? Onay bulmak , inanacak ve güvenecek bişey bulma arayışı, hatta açlığı kayboldu. Benimkiler ve başkalarınki gelmiş geçmiş herkesin bir hikayesi ve özgün deneyimii vardı. Bu hikayeleri dinlemek hoşuma gitmeye başladı, bir şey bulmak amacıyla dinlemek değil, onunla beraber onun filmini seyretmenin harika keyfi için dinlemek. O deneyimi geçirdiğim yıllarda farkında olmadan üçyüzaltmış derece gördüğümü söylediğimii duyardım. Bunun nasıl olduğunu anlatabilmek için basit örnekler verirdim. Bu gerçekten de pek bi ayrıcalık gibi hissedilmiyor, hatta bana oldukça külfet getirdi. O an herşeyle bir oldum diye değişim durmadı, hiç bi şey bitmedi. Çünkü bu deneyim ve yeni görümü aklileştirmem gerekiyormuş, onu ifade edebilmek için yeni yollar bulmam gerekiyormuş. Sebep? Çünkü halen fiziken yaşıyorum, o zamanlar her sabah uyanıyordum ve yine yaşadığıma şaşırıyordum, bu durum iki sene sürdü. Demek ki işlevsiz değilim hala bu dünya için. Demek ki dünya da bir an için benim gördüğümü gördü. İkinin bir olması sonra sınırsızca açılması gibi, garip süreçler geçiriyorum.
  • Rüya Güya Deneyimlerinizin, bir bilim kadını tarafından tecrübe edilmiş halini bu video da izleye bilirsiniz. Seyrettiğinizi düşünsem de, izlemeyen olabilir.http://www.ted.com/talks/lang/tr/jill_bolte_taylor_s_powerful_stroke_of_insight.html
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ölüm sonrasına dair uzak ellerden duyduklarımızı iteleyince sanırım kendimize ait pek bir tahmin ortaya çıkmamış oldu. Bu da iyi, en azından bildiğimizi varsaymayı bırakıp, bilmediklerimizin alanını boşalttık. Yanılıyor muyum?

    Gülen D Ben rüyada gittim.Ancak yalnz değildim, beni oraya götüren varlıklar vardı.Rehber bir nevi ancak sadce seslerini duydum sanırım ben de bilinç halindeydim.Farklı yerler var , tıpkı bu dünya gibi gerçek.Kimbilir belki de bu dünya da başka dünyaların cenneti ve cehennemidir.

Not: Burada 26 kişi aynı isim altında YEN’den DOĞAnlar kimliği altında cevaplar aramaktadır.